Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Eğitim, Öğretim & İş Dünyası > Lise ve Ortaöğretim > Yıllık Ödevler
Duyuru

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (Daim)  
Eski 12.04.08, 11:50
alkatel - ait Avatar
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 27.02.08
Mesajlar: 1
Karizma Puanı: 0
alkatel is on a distinguished road
Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

Konum şu arkadaslar;
"Milli Edebiyat Dönemi'nde dil üzerinde yapılan çalışmalar ve bunların dil devrimini olan ekileri."

Yardımcı olursanız gerçekden cok makbule gecer,dönem ödevi konum ve cidden caresız durumda kaldım.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Eski 13.04.08, 23:57
*QarizmatiX* - ait Avatar
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 14.04.07
Şehir: <ZoNgUlDaK>
Yaş: 18
Mesajlar: 1,604
Blog Başlıkları: 3
Karizma Puanı: 226
*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute
*QarizmatiX* - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ (1911-1923)1911 yılında Selanik’te çıkan “Genç Kalemler” dergisinde [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]’in “Yeni Lisan” adlı [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]sinin yayımlanmasıyla başlar. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] hareketi öncelikle bir dil hareketidir. Sade Türkçe’nin bir dava olarak ele alınması ilk kez bu dergide ortaya konulmuştur. “Milli Edebiyat” terimi de ilk defa bu dergide kullanılmıştır.
Bu dönem sanatçılarının şiir anlayışıyla, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]nun şiir anlayışı birbirinden pek farklı değildir. “Şiir vicdani bir keyfiyettir” düşüncesinde olan şairleri bireysel konuları işlerler. Daha sonra 1917 yılında yaptıkları bir toplantıda, hece ölçüsünü kullanma, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] konuşma diliyle yazma noktasında birleşen şairlerin, içerik konusunda her birinin ayrı bir yaklaşımda olduğu gözlenir. Bu dönem sanatçıları [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]nı, Doğu edebiyatının, sonrasını ise [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]nın taklitçisi olmakla suçlarlar.
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]de daha çok bireysel konulara yönelen bu dönem sanatçıları, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ve [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]de sosyal meselelere eğilmişler; milliyetçilik düşüncesi, Kurtuluş savaşı gibi konuları ele almışlardır. Konuların İstanbul dışına çıkarılması da bu dönemin belirgin özelliklerindendir. Ayrıca “[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]” bu dönem roman ve hikayesinin en önemli temasi olarak dikkat çeker. Bu eserlerde dil günlük konuşma dilidir.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİNİN DİL ANLAYIŞI
1) [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]cı dilbilgisi kuralları, Arapça, Farsça ad ve [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ı bırakılmalıdır.
2) Yabancı sözcükler, kendi dillerinde dilbilgisi bakımından hangi türden olursa olsun, Türkçede ne olarak kullanılıyorsa, dilbilgisi yönünden o türden sayılmalıdır.
3) Arapça ve Farsça’dan gelen sözcüklerden, konuşma diline kadar girip yaygınlaşmış olanlar Türkçeleşmiş sayılmalı ve kullanılmalıdır.
4) İstanbul [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ının [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] konuşma dili esas alınmalıdır.
5) Terimler bilimle ilgili oldukları için aynen kullanılmalıdır.
6) Türkiye Türkçesine diğer Türk lehçelerinden sözcük alınmamalıdır.
MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ SANATÇILARI:
ÖMER SEYFETTİN (1884-1920): Milli Edebiyat hareketinin önderlerinden olan sanatçı daha çok hikayeleriyle tanınmıştır. “Yeni Lisan” makalesinde ortaya koyduğu görüşlerini, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]inde uygulamaya çalışmış ve başarılı olmuştur. Dilimizin sadeleşmesinde önemli yeri olan [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]larından, tarihteki kahramanlıklardan ve günlük yaşayışlardan yararlanarak, gücünü çekici anlatımından, olaylardan alan, çoğunlukla beklenmedik sonuçlarla biten hikayeleriyle edebiyatımızda önemli bir yer tutar.
Hikayeleri: İlk Düşen Ak, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Gizli Mabet, Asılzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale....adı verilen kitaplarda toplanmıştır.
ZİYA GÖKALP (1876-1924): Şiiri, düşüncelerini halka yaymak için bir araç olarak kabul eden sanatçı, bu türde sanatsal yönden güçlü ürünler vermemiştir. Daha çok Türkçülük düşüncesini sistemleştiren bir düşünür ve sosyolog olarak tanınmıştır. Önceleri, bütün dünya Türklerini bir bayrak altında toplamayı amaçlayan “Turancılık ”görüşüne bağlıyken, sonraları “Türkiye Türkçülüğü” düşüncesine yönelir. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] konuşma diliyle yazı dilinin birleştirilmesi gerektiğine inanan sanatçı eserlerinde bunu başarıyla uygular. Şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] (Turan adlı şiiri hariç), konu olarak daha çok eski Türk tarihine, İslameyiet önçesi dönemlere yönelir. Ayyrıca yurt, millet, ahlak, din ve uygarlık gibi konuları da eğitici bir yaklaşımla ele alır.
Eserleri:
Şiir: Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat
Nesir: “Türkçülüğün Esasları”, “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak”; “Türk Medeniyeti Tarihi”, “Malta Mektupları”.
REFİK HALİT KARAY (1888-1965): Milli Edebiyat ve Cumhuriyet döneminin en ünlü öykü ve roman yazarlarındandır. Önce Fecr-i Ati edebiyatına 1917’den sonra ise Milli Edebiyata katılır. Kurtuluş Savaşı’na karşı yazılarından dolayı tutklanacağı zaman Halep’e kaçar. Çıkarılan bir af üzerine 1938’de Türkiye’ye döner. Anadolu gerçeğinin ilk olarak [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] 'ın “Memleket Hikayeleri” adlı yapıtıyla edebiyata girdiği kabul ediler. Güçlü bir gözlemci olan yazar, betimlemelerinde de nesneldir. Realist bir anlayışa sahip olan yazarın sade bir dili ve yalın bir anlatımı vardır. Mizah ve eleştiri onun yapıtlarının ayrılmaz unsurlarıdır. Öykü ve romandan başka, anı, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], fıkra ve [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] türlerinde de eserler vermiştir.
Eserleri:
Öykü: Memleket Hikayeleri , Gurbet Hikayeleri
Roman: Sürgün , Hilgün, Bugünün Saraylısı, İstanbul’un bir Yüzü......
Kirpinin dedikleri (Mizah yazıları).
HALİDE EDİP ADIVAR (1884-1964): Daha çok İngilizi edebiyatındaki [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]dın etkilenen sanatçının eserlerini üç grupta inceleyebiliriz. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]sine eğildi [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ı (Seviye Talip, Raik’in Annesi, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]), Kurtuluş Savaşı’nı anlattığı romanları ([Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]), toplumsal konuları ele aldığı töre romanları ([Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Tatarcık, Sonsuz Panayır....)
Dilbilgisi kurallarına ve anlatıma pek özen göstermeyen sanatçinin diğer önemli eserleri şunlardır:
Yeni Turan, Kalp Ağrısı, Zeyno’nun Oğlu (Roman)
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ([Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ])
Harap mabetler, Dağü Çıkan Kurt, Kubbede Kalan Hoş Sada (Hikaye)
Ayrıca santçının birçok araştırma yazısı ve çevirisi vardır.
REŞAT NURİ GÜNTEKİN (1889-1956): Realist bir analyışa sahip olan yazar Milli [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] müfettişliği görevi ile Anadolu’yu dolaşmış, buradaki yaşamı gözlemlemiş, bu gözlemlerini yalın bir dil ve anlatımla eserlerinde dile getirmiştir.
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] , romanlarında yoğun bir Anadolu atmosferi vardır. Bu atmosfer içinde yurt ve toplam gerçeklerini, töreden kaynaklanan doğru ya da yanlış inanışları ele alır. Bu konular, öykülerinde, mizah unsuruyla da berleştirilerek verilir. Yazar, ilk ününü, duygulsal bir aşkı dile getirdiği ve birçok yönleriyle Anodul’yu anlattığı “[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]” romanıyla sağlamıştır. Sanatçının önemli eserleri şunlardır:
Roman: Çalıkuşu, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Kan Davası...
Öyküler: Tanrı Misafiri, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Olağan İşler...
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ı: Hançer, Hülleci, Tanrı Dağı Ziyafeti...
MEHMET FUAT KÖPRÜLÜ (1890-1966): Türk Edebiyatı araştırmalarını sistemleştiren ve edebiyat tarihçişi olarak ün kazanan sanatçının eserleri de bu yoldadır. Bugün bilinen birçok şair [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] 'nün arıştırmaları sonucunda ortaya çıkarılmıştır.
Eserleri:
Türk [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ı Tarihi, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] Antolojisi, Türk Saz Şairleri Antolojisi.
YAKUP KARDİ KARAOSMANOGLU (1889-1974): [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], romanlarında kusursuz bir anlatım ve sağlam tekniği ile dikkat çeken sanatçı, tarihi ve sosyal olaylardan her birini bir romanına konu edinerek, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]yle [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişiklik ve bunalımları yaşayış ve görüş ayrılıklarını işlemiş: düşünce ve teze dayalı özlü yapıtlar vermiştir. Eserlerini ve içereklerini şöyle inceleyebiliriz:
“Hep o [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ” da Abdülaziz döneminin yaşamı,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ”de II. Abdülhamit’in baskılı yönetimiyle savaşmak için Fransa’ya kaçan Jön Türkler,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]”ta Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar yetişen üç kaşaktaki görüş ayrılığı,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]” nde Meşrutiyet devrinindeki Bektaşi tekkelerinin durumu,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]” de mütareke döneminde, işgal altındaki İstanbul’da ortaya çıkan ahlaki çöküntü,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]”da Kurtuluş Savaşı yıllanrındaki bir Anadolu köyü,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]” da yeni başkentin üç dönemi,
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] I, II” de Cumhuriyet döneminin 1952’ye kadarki durumunu bir bir ele almıştır.
Diğer eserleri:
Anı: Zoraki Diplomat, Politikada 45 yıl,Vatan Yolunda, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları....
Monografi: [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Atatürk
Mensur şiirleri: Erenlerin Bağından, Okun Ucundan
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]i: Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] eserleri: Nirvana, Veda, Sağanak, Mağara
Önemli [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]i: İzmir’den Bursa’ya, Ergenekon, Kadınlık ve Kadınlarımız....

[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] (1884-1958): Milli Edebiyat hareketini [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]i ve konferanslarıyla destekleyen [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] in, esasen , kendine özgü Milli Edebiyat’ınkinden farklı bir anlayışı vardır. İstanbul şairi olarak tanınır. Omanlı İmparatorluğunun geçmişteki parlak günlerine büyük bir özlem duyar. Başlıca konuları: İstanbul, tarih, yurt[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]si, aşk, ölüm ve sonsuzluktur. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]nin özünü kakalama çabası içinde olan sanatçı, eski şiirin ölçü, uyak ve ahenk unsurunu ön planda tutmuştur. Onun eserlerinde malzeme eski, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ise yenidir. Örneğin, Divan Edebiyatında [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ı terrennüm eden[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] biçimiyle kahramanlık [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]i ve Istanbul’a duyduğu sevgiyi dile getiren şiirler yazmıştır.
Şiir kitapları: kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgarıyla, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ],
Nesir Kitapları: Aziz İstanbul, Eğil Dağlar, Siyasi ve Edebi Portreler, Siyasi [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], Edebiyat Dair.

HECENİN BEŞ ŞAİRİ (BEŞ HECECİLER)

Bu [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] 19117de Selanik’te “Genç Kalemler”le başlayan [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]nın ilklerine bağlı olarak, [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]mizin özelliklerinden, yerli kaynaklarımızdan yararlanarak, şiirimizin [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]dan heceye geçişinde önemli rol aynamışlardır. Şiirlerinde Anadolu manzaralarını ve Anadolu yaşayışını coşkulu bir dille işlemişlerdir. Hece ölçüsünün genellikle 11’li ve 14’lü kalıbını kullanmışlardır. Daha sonraları, yeni biçimler arayarak oldukça uzun şiirler de yazmışlardır. Eserlerindeki dil ise konuşma dilidir. Bu şarirlerimiz şunlardır:
__________________
__________________
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯

۞Hadis-i Şeri
Üç Dua Vardır ki , Bunlar Şüphesiz Kabul Edilir.
Mazlumun Duası , Misafirin Duası Ve
Anne ,Babanın Evladına Duası.
Ibn Mâce, Dua, 11.
---------------------------------------------------
« 3 Kuruşluk İnsana 5 kuruşluk Değer Verirsen, Yarın Seni Kalan 2 Kuruşa Satabilir… »

(Herkesi Gruba Bekleriz)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (Daim)  
Eski 13.04.08, 23:58
*QarizmatiX* - ait Avatar
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 14.04.07
Şehir: <ZoNgUlDaK>
Yaş: 18
Mesajlar: 1,604
Blog Başlıkları: 3
Karizma Puanı: 226
*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute
*QarizmatiX* - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

bir tane daha bundan bakarsın istediklerine


Milli Edebiyat Dönemi

Meşrutiyet (1908) 'den sonra memlekette başlayan ve o devirde “Türkçülük” adı verilen milliyet hareketi, “edebiyatta millî kaynaklara dönme” düşüncesinin doğmasına yol açmıştır. “Millî kaynaklara dönme” sözüyle ; dilde sadeleşme, aruz vezni yerine hece veznini kullanma, yerli hayatı yansıtma kastedilmiştir. Bunları gerçekleştirmeyi ülkü edinen edebiyat akımına “Millî Edebiyat” adı verilmiştir.
a. Dilde sadeleşme hareketi 1911 nisanında Selanik'te Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp tarafından çıkarılan Genç Kalemler dergisinde “Yeni Lisan” adıyla ileriye sürülmüştür. Bunlar, konuşma dilini yazı dili haline getirme davasını benimsemişler, “Millî edebiyat'ın millî lisan'dan doğacağı”nı (Ömer Seyfettin) söylemişlerdir. Bu hareket kısa zamanda tutunmuş ve XX. yüzyıl edebiyatının ayırıcı niteliği olmuştur.
b. Aruz vezni yerine hece veznini kullanma davası ilkin Mehmet Emin'in 1897 Yunan savaşı dolayısıyla yayınladığı Türkçe Şiirler adlı kitabı vesilesiyle ortaya sürülmüş, Rıza Tevfik'in halk şiirleri yolundaki koşma ve nefesleriyle desteklenmiş ise de, uzun zaman gerçekleşememiş; ancak Birinci Dünya Savaşı içinde, özellikle 1917'de Servet-i Fünun dergisi tarafından “Şairler Derneği” adıyla toplanan gençler (Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, v.b.) tarafından benimsenmiştir.Bu dönemde aruz vezni de bir yandan sürüp gitmiş ve Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal gibi üç kuvvetli sanatçının elinde varabileceği gelişmenin en yüksek noktasına erişmiştir.
c. Yerli hayatı yansıtma davası ise, yalnız birkaç şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif, kimi şiirleriyle Yahya Kemal, Cumhuriyet devrindeki bazı şiirleriyle Faruk Nafiz, v.b.) ve daha çok hikâye ve roman yazarları tarafından benimsenmiştir.
ç. Şiir alanında, hece vezninin ilk ürünlerini veren şairlerin (Mehmet Emin'den başka) hemen hepsi bir yandan aruzla yazmışlar; bir yandan da, Türkçülük hareketinin ve Ziya Gökalp'in etkisiyle, hece veznine yönelmişlerdir. Ne var ki, bunların hece vezniyle ortaya koydukları ürünler, yalnız biçim (dil, vezin, nazım biçimi) kaygısıyla yetinilen, derinliği olmayan, yalınkat manzumelerdir.
Gerçek değer taşıyan şiirler, aruzun son üç ustasının “Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal” kaleminden çıkmıştır. Bunlardan Mehmet Akif, önce Tev­fik Fikret'in uyguladığı “nazmı nesre yaklaştırma” hareketini sürdürüp geliştirmiş; Ahmet Haşim ile Yahya Kemal ise, bunun tam tersi bir tutumla, “şiir nesre çevrilme olanağı bulunmayan nazımdır; (...) musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın, ortalama bir dildir” (A.Haşim), ve “Şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir; musikiden başka türlü bir musikidir” (Y. Kemal) görüşünü savun­muş ve uygulamışlardır. Bu üç şair, bir yandan da, Türk şiirinde üç ayrı akımın temsilcisi olmuşlardır : Mehmet Akif, şiirde Tevfik Fikret'ten devir aldığı “Realizm” akımını geliştirmiş, “hayal ile alışverişi olmadığını, her ne demişse görüp de söylediğini, en beğendiği mesleğin hakikat olduğunu” bildirmiş, Fecr-i Âti topluluğundan gelen Ahmet Haşim, Batıdan gördüğü “Sembolizm” akımını benimsemiş, “dünyanın şekillerini hayal havuzunun sularında seyrettiğini; onun için, dünyanın taşlarını ve bitkilerini renkli bir akis gibi gördüğünü” belirtmiş; Yahya Kemal de, yine Batıda gördüğü “Romantizm” akımını benimsemiş ve bu anlayışla, Divan şiiri yolunda klasik şiir denemelerine girişmiş; sade dille ve yeni nazım biçimleriyle yazdığı şiirlerinde de yine biçim kusursuzluğuna, yapmacıksız ve sağlam anlatıma önem vermiştir.
Meşrutiyetten Mütareke sonuna kadar süren ve Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşı (1912-1913), İkinci Dünya Savaşı (1914-1918), Mütareke yılları (1919-1922) gibi büyük olayları içine alan ve Osmanlı İmparatorluğunun parçalanıp yıkılmasıyla sonuçlanan bu dönemde, önemli sayılan yalnız iki şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif) toplumsal konulara yönelmiş; ötekiler, ortalıkta sanki hiçbir şey yokmuşçasına, sadece aşk, özlem v.b. gibi, bireysel ve duygusal konular ve temalar üzerinde durmuşlardır.
Hikâye ve roman alanında, bir bölüğü “Fecr-i Âti” topluluğundan gelen “Yakup Kadri, Refik Halit), bir bölüğü bu topluluk dışında kalan (Ebubekir Hâ­zım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, v.b.) sanatçılar, aralarındaki sanat anlayışı ve dünya görüşü ayrılıklarına rağmen, yerli, hayatı yansıtma konusunda birleşmiş görünüyorlar. Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedide hikâye ve romanlarında vakaların İstanbul sınırları içinde kapalı durmasına karşılık, bu devirde, hikâye ve roman yurdun her köşesine açık tutulmuş, her tabakadan halkın yaşayışı konu olarak ele alınmıştır. Özellikle köy ve taşra hayatını anlatan başarılı ilk örnekler (Ebubekir Hâzım: Küçük Paşa; Refik Halit: Memleket Hikâyeleri; Reşat Nuri: Çalıkuşu, v.b.) bu devirde verilmiştir. Kimi kitapların adları dahi (Refik Halit: Memleket Hikâyeleri: Ömer Seyfettin: Yalnız Efe - Anadolu romanı; Yakup Kadri: yarım kalan Ateşten Gömlek - Anadolu romanı) sonradan “memleket edebiyatı” diye adlandırılan bu çığırı açıkça belirtir. İlkin edebiyatdışı bir amaçla, “taşraların ne halde olduklarını, köylülerin ne yaptığını, ne istediğini, memleketin neye muh­taç olduğunu yerinde görüp incelemek” için Tanin gazetesinin Anadolu'ya gönderdiği bir yazarının Anadolu'daki şehir, kasaba ve köyleri dokuz ay (1909-1910) adım adım dolaşarak hazırladığı röportaj niteliğindeki gezi notları (Ahmet Şerif: Ana­dolu'da Tanin) ve aynı yıl içinde “Anadolu fatihaları” nı dile getirmek amacıyla yazılan, fakat yayınlandığı zaman hiç de ilgi uyandırmadığı halde, Cumhuriyet devrinde dikkati çeken bir roman (Ebubekir Hâzım: Küçük Paşa) ile açılan bu çığır; Refik Halit'in Anadolu sürgününden getirdiği hikâyeler “Memleket Hikâyeleri” ile geniş bir ilgi görmüş; Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Anadolu insanının çetin alınyazısı üzerine eğilme hareketi (Halide Edip: Dağa Çıkan Kurt, Ateşten Gömlek / Yaban, Millî Savaş Hikâyeleri) artık zorunlu ve yaygın bir hal almıştır.
Gözleme dayanan bu yerli hayatı yansıtma isteğinin sonucu olarak, çoğu yazalar Realizm (Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Memduh Şevket, v.b), hatta kimileri Natüralizm (Bekir Fahri, Selâhattin Enis, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin, kimi romanlarıyla Osman Cemal, v.b.) ilkelerini benimsemişlerdir
Çoğu Fransız (Yakup Kadri, Refik Halit Reşat Nuri, Peyami Sata, Abdülhak Şinasi), kimisi İngiliz (Hailde Edip), kimisi Rus (Memduh Şevke) edebiyatlarının etkisi altında kalan bu devir sanatçılarının bir bölüğü de Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim yolunu sürdürmüşlerdir (Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin).
Parti kavgalarının kızıştığı Meşrutiyet ve Mütareke devirlerinde okuyucunun mizaha ve toplumsal yergiye düşkünlük göstermesi, bir çok yazarın (Ömer Seyfettin, Refik Halit, Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, Reşat Nuri, F. Celalettin v.b) mizaha eğilim göstermesine yol açmıştır.
Tiyatro alanındaki verim, hikâye ve roman kadar başarılı sayılamaz. Ger­çi, Meşrutiyetin ilânıyla birlikte birçok tiyatro topluluğu ortaya çıkmış; hattâ bir de tiyatro okulu açılıp ilk resmî tiyatro (Dârülbedayi-i Osmanî) kurulmuş; bunlar eser yetiştirmek için pek çok yazar o alanda birtakım denemelere girişmiş ise de, bunların çoğu başarı çizgisinin çok altındadır. çeviri ve uyarlama arasında bir tek çevirmenin (İbnürrefik Ahmet Nuri) uyarlamaları belli bir değer çizgisinin üstüne çıkmıştır.
Bu devrin başlıca yazar ve sanatçıları şunlardır:
  • Bilim yolunda
Ziya Gökalp. Fuat Köprülü. v.b.
  • Şiir alanında
(Aruz vezniyle) Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, v.s.
(Hece vezniyle) Mehmet Emin Yurdakul, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, v.b. (Bunlardan Ahmet Haşim fıkra ve gezi notları; Yahya Kemal makale; Halit Fahri, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz man­zum oyun da yazmışlardır.)
  • Hikaye ve roman alanında
Ebubekir Hâzım Tepeyran, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ercüment Ekrem Talu, Selâhattin Enis, F. Cemâlettin, Osman Cemal Kaygılı, Reşat Nuri Güntekin, Peya­mi Safa, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı, Sermet Muhtar Alus, Abdülhak Şinasi Hisar, Mahmut Yesari. v.b.
(Bunlardan Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Sermet Muhtar, Mahmut Yesari oyun da yazmışlardır. İçlerinde anı yazanlar da vardır: Ebubekir Hâzım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halit, Memduh Şevket, Halikarnas Balıkçısı. Bir çoğu fıkra ve makale de yazılmıştır.)
  • Tiyatro alanında
Musahip-zâde Celâl, İbnürrefik Ahmet Nuri, v.b.
  • Gezi ve röportaj alanında
Ahmet Şerif
  • Röportaj - Mülâkat alanında
Ruşen Eşref Ünaydın
  • Gezi, anı, deneme, fıkra, makale alanlarında
Falih Rıfkı Atay, vb.
__________________
__________________
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯

۞Hadis-i Şeri
Üç Dua Vardır ki , Bunlar Şüphesiz Kabul Edilir.
Mazlumun Duası , Misafirin Duası Ve
Anne ,Babanın Evladına Duası.
Ibn Mâce, Dua, 11.
---------------------------------------------------
« 3 Kuruşluk İnsana 5 kuruşluk Değer Verirsen, Yarın Seni Kalan 2 Kuruşa Satabilir… »

(Herkesi Gruba Bekleriz)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Daim)  
Eski 13.04.08, 23:59
*QarizmatiX* - ait Avatar
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 14.04.07
Şehir: <ZoNgUlDaK>
Yaş: 18
Mesajlar: 1,604
Blog Başlıkları: 3
Karizma Puanı: 226
*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute
*QarizmatiX* - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

MİLLİ EDEBİYAT DÖNEMİ

Meşrutiyet (1908) 'den sonra memlekette başlayan ve o devirde “Türkçülük” adı verilen milliyet hareketi, “edebiyatta millî kaynaklara dönme” düşüncesinin doğmasına yol açmıştır. “Millî kaynaklara dönme” sözüyle ; dilde sadeleşme, aruz vezni yerine hece veznini kullanma, yerli hayatı yansıtma kastedilmiştir. Bunları gerçekleştirmeyi ülkü edinen edebiyat akımına “Millî Edebiyat” adı verilmiştir.

a. Dilde sadeleşme hareketi 1911 nisanında Selanik'te Ömer Seyfettin, Ali Canip ve Ziya Gökalp tarafından çıkarılan Genç Kalemler dergisinde “Yeni Lisan” adıyla ileriye sürülmüştür. Bunlar, konuşma dilini yazı dili haline getirme davasını benimsemişler, “Millî edebiyat'ın millî lisan'dan doğacağı”nı (Ömer Seyfettin) söylemişlerdir. Bu hareket kısa zamanda tutunmuş ve XX. yüzyıl edebiyatının ayırıcı niteliği olmuştur.

b. Aruz vezni yerine hece veznini kullanma davası ilkin Mehmet Emin'in 1897 Yunan savaşı dolayısıyla yayınladığı Türkçe Şiirler adlı kitabı vesilesiyle ortaya sürülmüş, Rıza Tevfik'in halk şiirleri yolundaki koşma ve nefesleriyle desteklenmiş ise de, uzun zaman gerçekleşememiş; ancak Birinci Dünya Savaşı içinde, özellikle 1917'de Servet-i Fünun dergisi tarafından “Şairler Derneği” adıyla toplanan gençler (Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, v.b.) tarafından benimsenmiştir.Bu dönemde aruz vezni de bir yandan sürüp gitmiş ve Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal gibi üç kuvvetli sanatçının elinde varabileceği gelişmenin en yüksek noktasına erişmiştir.

c. Yerli hayatı yansıtma davası ise, yalnız birkaç şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif, kimi şiirleriyle Yahya Kemal, Cumhuriyet devrindeki bazı şiirleriyle Faruk Nafiz, v.b.) ve daha çok hikâye ve roman yazarları tarafından benimsenmiştir.

ç. Şiir alanında, hece vezninin ilk ürünlerini veren şairlerin (Mehmet Emin'den başka) hemen hepsi bir yandan aruzla yazmışlar; bir yandan da, Türkçülük hareketinin ve Ziya Gökalp'in etkisiyle, hece veznine yönelmişlerdir. Ne var ki, bunların hece vezniyle ortaya koydukları ürünler, yalnız biçim (dil, vezin, nazım biçimi) kaygısıyla yetinilen, derinliği olmayan, yalınkat manzumelerdir.

Gerçek değer taşıyan şiirler, aruzun son üç ustasının “Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal” kaleminden çıkmıştır. Bunlardan Mehmet Akif, önce Tev­fik Fikret'in uyguladığı “nazmı nesre yaklaştırma” hareketini sürdürüp geliştirmiş; Ahmet Haşim ile Yahya Kemal ise, bunun tam tersi bir tutumla, “şiir nesre çevrilme olanağı bulunmayan nazımdır; (...) musiki ile söz arasında, sözden çok musikiye yakın, ortalama bir dildir” (A.Haşim), ve “şiir, nesirden bambaşka bir hüviyettedir : musikiden başka türlü bir musikidir” (Y. Kemal) görüşünü savun­muş ve uygulamışlardır. Bu üç şair, bir yandan da, Türk şiirinde üç ayrı akımın temsilcisi olmuşlardır : Mehmet Akif, şiirde Tevfik Fikret'ten devir aldığı “Realizm” akımını geliştirmiş, “hayal ile alışverişi olmadığını, her ne demişse görüp de söylediğini, en beğendiği mesleğin hakikat olduğunu” bildirmiş, Fecr-i Âti topluluğundan gelen Ahmet Haşim, Batıdan gördüğü “Sembolizm” akımını benimsemiş, “dünyanın şekillerini hayal havuzunun sularında seyrettiğini; onun için, dünyanın taşlarını ve bitkilerini renkli bir akis gibi gördüğünü” belirtmiş; Yahya Kemal de, yine Batıda gördüğü “Romantizm” akımını benimsemiş ve bu anlayışla, Divan şiiri yolunda klasik şiir denemelerine girişmiş; sade dille ve yeni nazım biçimleriyle yazdığı şiirlerinde de yine biçim kusursuzluğuna, yapmacıksız ve sağlam anlatıma önem vermiştir.

Meşrutiyetten Mütareke sonuna kadar süren ve Trablusgarp Savaşı (1911), Balkan Savaşı (1912-1913), İkinci Dünya Savaşı (1914-1918), Mütareke yılları (1919-1922) gibi büyük olayları içine alan ve Osmanlı İmparatorluğunun parçalanıp yıkılmasıyla sonuçlanan bu dönemde, önemli sayılan yalnız iki şair (Mehmet Emin, Mehmet Akif) toplumsal konulara yönelmiş; ötekiler, ortalıkta sanki hiçbir şey yokmuşçasına, sadece aşk, özlem v.b. gibi, bireysel ve duygusal konular ve temalar üzerinde durmuşlardır.

Hikâye ve roman alanında, bir bölüğü “Fecr-i Âti” topluluğundan gelen “Yakup Kadri, Refik Halit), bir bölüğü bu topluluk dışında kalan (Ebubekir Hâ­zım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, v.b.) sanatçılar, aralarındaki sanat anlayışı ve dünya görüşü ayrılıklarına rağmen, yerli, hayatı yansıtma konusunda birleşmiş görünüyorlar. Tanzimat ve Edebiyat-ı Cedide hikâye ve romanlarında vakaların İstanbul sınırları içinde kapalı durmasına karşılık, bu devirde, hikâye ve roman yurdun her köşesine açık tutulmuş, her tabakadan halkın yaşayışı konu olarak ele alınmıştır. Özellikle köy ve taşra hayatını anlatan başarılı ilk örnekler (Ebubekir Hâzım: Küçük Paşa; Refik Halit: Memleket Hikâyeleri; Reşat Nuri: Çalıkuşu, v.b.) bu devirde verilmiştir. Kimi kitapların adları dahi (Refik Halit: Memleket Hikâyeleri: Ömer Seyfettin: Yalnız Efe - Anadolu romanı; Yakup Kadri: yarım kalan Ateşten Gömlek - Anadolu romanı) sonradan “memleket edebiyatı” diye adlandırılan bu çığırı açıkça belirtir. İlkin edebiyatdışı bir amaçla, “taşraların ne halde olduklarını, köylülerin ne yaptığını, ne istediğini, memleketin neye muh­taç olduğunu yerinde görüp incelemek” için Tanin gazetesinin Anadolu'ya gönderdiği bir yazarının Anadolu'daki şehir, kasaba ve köyleri dokuz ay (1909-1910) adım adım dolaşarak hazırladığı röportaj niteliğindeki gezi notları (Ahmet Şerif: Ana­dolu'da Tanin) ve aynı yıl içinde “Anadolu fatihaları” nı dile getirmek amacıyla yazılan, fakat yayınlandığı zaman hiç de ilgi uyandırmadığı halde, Cumhuriyet devrinde dikkati çeken bir roman (Ebubekir Hâzım: Küçük Paşa) ile açılan bu çığır; Refik Halit'in Anadolu sürgününden getirdiği hikâyeler “Memleket Hikâyeleri” ile geniş bir ilgi görmüş; Kurtuluş Savaşı yıllarında ise Anadolu insanının çetin alınyazısı üzerine eğilme hareketi (Halide Edip: Dağa Çıkan Kurt, Ateşten Gömlek / Yaban, Millî Savaş Hikâyeleri) artık zorunlu ve yaygın bir hal almıştır.

Gözleme dayanan bu yerli hayatı yansıtma isteğinin sonucu olarak, çoğu yazalar Realizm (Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Memduh Şevket, v.b), hatta kimileri Natüralizm (Bekir Fahri, Selâhattin Enis, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin, kimi romanlarıyla Osman Cemal, v.b.) ilkelerini benimsemişlerdir

Çoğu Fransız (Yakup Kadri, Refik Halit Reşat Nuri, Peyami Sata, Abdülhak Şinasi), kimisi İngiliz (Hailde Edip), kimisi Rus (Memduh Şevke) edebiyatlarının etkisi altında kalan bu devir sanatçılarının bir bölüğü de Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim yolunu sürdürmüşlerdir (Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, kimi hikâyeleriyle F. Celâlettin).

Parti kavgalarının kızıştığı Meşrutiyet ve Mütareke devirlerinde okuyucunun mizaha ve toplumsal yergiye düşkünlük göstermesi, bir çok yazarın (Ömer Seyfettin, Refik Halit, Ercüment Ekrem, Sermet Muhtar, Osman Cemal, Reşat Nuri, F. Celalettin v.b) mizaha eğilim göstermesine yol açmıştır.

Tiyatro alanındaki verim, hikâye ve roman kadar başarılı sayılamaz. Ger­çi, Meşrutiyetin ilânıyla birlikte birçok tiyatro topluluğu ortaya çıkmış; hattâ bir de tiyatro okulu açılıp ilk resmî tiyatro (Dârülbedayi-i Osmanî) kurulmuş; bunlar eser yetiştirmek için pek çok yazar o alanda birtakım denemelere girişmiş ise de, bunların çoğu başarı çizgisinin çok altındadır. çeviri ve uyarlama arasında bir tek çevirmenin (İbnürrefik Ahmet Nuri) uyarlamaları belli bir değer çizgisinin üstüne çıkmıştır.

Bu devrin başlıca yazar ve sanatçıları şunlardır:

Bilim yolunda: Ziya Gökalp. Fuat Köprülü. v.b.

Şiir alanında : (Aruz vezniyle) Mehmet Akif, Ahmet Haşim, Yahya Kemal Beyatlı, v.s.

(Hece vezniyle) Mehmet Emin Yurdakul, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Faruk Nafiz Çamlıbel, v.b.(Bunlardan Ahmet Haşim fıkra ve gezi notları; Yahya Kemal makale; Halit Fahri, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz man­zum oyun da yazmışlardır.)

Hikaye ve roman alanında: Ebubekir Hâzım Tepeyran, Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Ercüment Ekrem Talu, Selâhattin Enis, F. Cemâlettin, Osman Cemal Kaygılı, Reşat Nuri Güntekin, Peya­mi Safa, Memduh Şevket Esendal, Halikarnas Balıkçısı, Sermet Muhtar Alus, Abdülhak Şinasi Hisar, Mahmut Yesari. v.b.

(Bunlardan Ömer Seyfettin, Yakup Kadri, Refik Halit, Reşat Nuri, Sermet Muhtar, Mahmut Yesari oyun da yazmışlardır. İçlerinde anı yazanlar da vardır: Ebubekir Hâzım, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Yakup Kadri, Refik Halit, Memduh Şevket, Halikarnas Balıkçısı. Bir çoğu fıkra ve makale de yazılmıştır.)

Tiyatro alanında: Musahip-zâde Celâl, İbnürrefik Ahmet Nuri, v.b.

Gezi ve röportaj alanında: Ahmet Şerif.

Röportaj - Mülâkat alanında: Ruşen Eşref Ünaydın.

Gezi, anı, deneme, fıkra, makale alanlarında: Falih Rıfkı Atay, vb.
__________________
__________________
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯

۞Hadis-i Şeri
Üç Dua Vardır ki , Bunlar Şüphesiz Kabul Edilir.
Mazlumun Duası , Misafirin Duası Ve
Anne ,Babanın Evladına Duası.
Ibn Mâce, Dua, 11.
---------------------------------------------------
« 3 Kuruşluk İnsana 5 kuruşluk Değer Verirsen, Yarın Seni Kalan 2 Kuruşa Satabilir… »

(Herkesi Gruba Bekleriz)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (Daim)  
Eski 13.04.08, 23:59
*QarizmatiX* - ait Avatar
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 14.04.07
Şehir: <ZoNgUlDaK>
Yaş: 18
Mesajlar: 1,604
Blog Başlıkları: 3
Karizma Puanı: 226
*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute
*QarizmatiX* - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

Milli Edebiyat
Milli Edebiyat (1911-1923)İkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra, müslüman toplumları birleştirmek, kalkındırmak, hıristiyan dünyası karşısında denge kurmak amacını güden "islamcılık" ideolojisinin yanı sıra. Önce edebiyat ve düşünce adamları tarafından ortaya atılan, sonradan siyasal bir nitelik kazanan "ulusçuluk" (milliyetçilik) akımı yaygınlaşmaya başladı. Ulusçuluk akımı bir süre sonra, "Türkçülük" adı altında, dernekler ve yayın organları ("Türk Derneği, Türk Yurdu dernekleri ve bu derneklerin çıkardığı aynı adlı dergiler) kurarak, siyasal örgütlenme yoluna gitti. Türk Yurdu derneğinin yerine, bir yıl sonra Türk Ocağı kuruldu, 1913'te yayın hayatına başlayan Halka Doğru dergisi, halkın düzeyine inmeyi hem ilke edindi; hem de savundu. Ulusçuluk akımı, iktidar partisi İttihat ve Terakki tarafından da desteklendiği için kısa sürede yaygınlaştı. Selanik'te Ömer Seyfettin, Akil Koyuncu, Rasim Haşmet ve fecriaticilerden bazılarının çıkardıkları Genç Kalemler (1911) dergisiyle, ulusçuluk akımı, edebiyat alanına da girmiş oldu. Genç Kalemler dergisi, ilk olarak "milli edebiyat" deyimini ortaya attı ve böyle bir edebiyatın oluşturulması görevini üstlendi. Dergi çevresindeki yazarlar, dilin ulusallaştırılmasıyla işe başladılar: Dilin özleştirilmesi konusunda bazı ilkeler belirlediler (karşılığı olan yabancı sözcükler atılacak; Arapça, Farsça tamlamalar çözülecek; vb. Roman, uyku, tiyatro yapıtlarının, konularını ve kişilerini Türk toplumunun yaşamından alması gerektiğini ilkeleştirdiler.. Genç Kalemler dergisi kapandıktan (Eylül 1912) sonra, yazarlarının çoğu İstanbul'a gelerek,Türk Yurdu gibi ulusçu dergilerde yazmava başladılar. Milli edebiyat dönemi şairleri, başlangıçta fecriaticilerin şiir anlayışlarını sürdürdüler. Ziya Gökalp'in çağrısı ve desteğiyle, yalın dil ve hece ölçüsüyle şiir yazmaya başlayan "Beş Hececiler" (Orhan Seyfi, Halit Fahri, Enis Behiç, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz), romantik bir ülke edebiyatı oluşturmaya koyuldular. Kişisel gözlem ve izlenimlere dayanarak yurt sorunlarını, yurt güzelliklerini, yurt sevgisini dile getirdiler; kahramanlık duygularını konu edindiler masal motiflerinden yararlandılar. O sırada servetifünunculardan Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin hâlâ "usta" kabul ediliyor, Fecriati sairleri (Ahmet Haşim) de ünlerini sürdürüyorlardı, Hiç bir akıma katılmayan Mehmet Akif (Ersoy) de, dil bakımından oldukça eski, aruz ölçüsüyle yazılmış toplumcu çizgide şiirleriyle büyük ün yapmıştı. Rübap dergisindeki bazı genç şairler (Halit Fahri, Selahattin Enis, Hakkı Tahsin, Orhan Seyfi, vb.) "Neviler" adlı altında toplanıp, eski şairlerin şiirlerindeki içten, lirik ve gizemci atmosferi şiirlerinde yeniden yaşatmak istediler; ulusal geçmişe bağlanarak edebiyatın ulusal olabileceğini savundular. Yahya Kemal (Beyatlı) ile Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) de, "Nev-Yunanilik" adını verdikleri akımda, eski Yunan edebiyatını örnek alma yoluna giltiler. Bu girişimlerden, beklenen sonuçlar alınamadı. Milli edebiyat döneminin roman ve Öykülerinde, konular çoğunlukla toplum sorunlarından alınmış, konuşma dil ve üslubunu yaygınlaştırma amaç edinilmişti. Bazı romanlarda ve öykülerde, İstanbul dışındaki çevrelerde söz konusu olan toplumsal sorunlar işlendi. Ulusçuluk siyasal bir ideoloji olarak yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Kurtuluş Savaşı'nın çeşitli görünümleri, ilgi çekici gözlem ve yorumlarla yansıtıldı.
__________________
__________________
¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯¯

۞Hadis-i Şeri
Üç Dua Vardır ki , Bunlar Şüphesiz Kabul Edilir.
Mazlumun Duası , Misafirin Duası Ve
Anne ,Babanın Evladına Duası.
Ibn Mâce, Dua, 11.
---------------------------------------------------
« 3 Kuruşluk İnsana 5 kuruşluk Değer Verirsen, Yarın Seni Kalan 2 Kuruşa Satabilir… »

(Herkesi Gruba Bekleriz)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (Daim)  
Eski 14.04.08, 00:00
*QarizmatiX* - ait Avatar
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 14.04.07
Şehir: <ZoNgUlDaK>
Yaş: 18
Mesajlar: 1,604
Blog Başlıkları: 3
Karizma Puanı: 226
*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute*QarizmatiX* has a reputation beyond repute
*QarizmatiX* - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: Milli Edebiyat Dönemi Ödevi

MİLLİ EDEBİYAT
(1911-1923)
Milli edebiyatı 1911 de Selanik’te çıkarılamaya başlanan genç kalemler dergisi etrafında toplanan genç sanatçılar oluşturur. Bu yıllarda devlet siyasi yönden çöküntü içindedir.Bu dönemde memleketi kurtarmak için ortaya çıkmış olan Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük ideolojilerinden Türkçülük fikrini seçerek bunun savunuculuğunu yapar.Bundan sonra İstanbul da birbirini izleyen milliyetçi derneklerle Türk derneği, Türk yurdu ,Türk ocağı adını taşıyan dergiler bu akımın kültür ve edebiyat alanlarında birer yayın organı oldular.


MİLLİ EDEBİYATIN ÖZELLİKLERİ
*Dilde sadeleşme fikrini savunmuşlardır ve bunu eserlerinde uygulamışlardır.
*Dil konusunda şu görüşleri savunmuşlardır:
Türkçe karşılıkları olan Arapça , Farsça kelime ve tamlamaların kullanılmasına karşı çıkmışlardır.
Yazı dilinde İstanbul Türkçe’sinin esas alınmasını ileri sürmüşlerdir.
*Milli konulara yönelmişlerdir.Eserlerinde savaşların insanlarımız üzerindeki etkisi ve çöküntüsünü işlemişlerdir.Yerli ve milli konularda yer vererek Anadolu insanının hayatını yansıtmışlardır.
*Halk şiirinin nazım şekillerini kullanarak ,gerçek şiirimizin halk şiiri ,milli veznimizin hece vezni olduğunu ileri sürmüşlerdir.
*Milli edebiyata yer yer şahsi konular işlense de hamaset yüklü bir edebiyattır.
*Romanda ve öyküde teknik gelişmiştir.
*Milli edebiyatın hikaye ne nesir alanındaki ilk yazarı Ömer Seyfettin’dir.
*Mili edebiyata manzumelerini ve düşünceleriyle yön veren Ziya Gökalptir.
*Tarih ve edebiyat tarihi alanındaki temsilcisidir.Fuat Köprülüdür.
*Bu okulun başlıca temsilcileri Ömer Seyfettin,Emin Yurdakul,Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Falih Rıfkı Atay, Refik Halit Karay, Halide Edip Adıvar, Kemalettin Kamu


MİLLİ EDEBİYATIN SANATÇILARI

ZİYA GÖKALP
(1876-1924)
*Türkçülük akımını sistemleştiren ve eserlerinde işleyen bir sanatçıdır
*Türk milliyetçiliğini sınırlarını belirleyerek milli edebiyatın fikri temellerini oluşturmuştur.
*Türkçülüğü dil,edebiyat,din,iktisat,siyaset ve güzel sanatlar alanındadır.
*Edebiyatı görüşlerini yaymak için bir araç olarak gördü
*Dili sadedir,süsten uzaktır.
*Türk dilinin milli temeller üzerinde geliştirilmesi konusunda büyük çaba sarf etmiştir.Türkçe karşılıkları olan Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaları atılmasını,halk diline yerleşmiş olanlarında Türkçeleşmiş Türkçe kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
*Milli veznimizin hece vezne olduğunu söyler.
Eserleri:Şiir kitabları:Kızıl Elma,Yeni Hayat,
Altın Işık
Nesirleri:Türk Töresi,Türkçülüğün Esasları,Türkleşmek Muasırlaşmak İslamlaşmak, Malta Mektupları, Türk Medeniyeti Tarihi

ÖMER SEYFETTİN
(1884-1920)
*Son devir Türk hikayeciliğinin en büyük yazarlarından biri ve yeni lisan hareketinin savunucularındandır.
*Selanik’te çıkan genç kalemler dergisinde yeni lisan makalesinde Servet –i Fünün edebiyatının ağdalı, katışık diline karşı arı,sade halk dilini savundu.
*Klasik öykünün edebiyatımızdaki ilk temsilcisi oldu.
*Hikayelerinin konularını gündelik yaşamdan , çocukluk ve askerlik anılarından ,tarihten ,halk fıkralarından ,menkıbe ve efsanelerden alır.
*Hikayelerinin bazılarında sosyal hayattaki gülünçlükleri karikatürize eder.
*Hikayeleri realisttir.
*Bazı hikayelerinde Balkanlarda çekilen sıkıntıları ve acıları işlemiştir.
*Dili sade ve süsten uzaktır.
ESERLERİ:
İlk Düşen Ak,Yüksek Ökçeler, Bomba, Diyet, Gizli Mabet, Asilzadeler, Bahar ve Kelebekler, Beyaz Lale, Kaşağı, Yalnız Efe, Nadan, Harem, Falaka
*NOT:Efruz Bey adlı bir romanı da vardır.

MEHMET EMİN YURDAKUL
(1869-1944)
*Şiir yazmaya Servet-i Fünun döneminde başlamıştır.
*İlk şiiri cenge giderken büyük ilgi toplamış ve bu şiirle Mili edebiyatın öncüsü olmuştur.
*Şiirlerinde konularını ,toplum dertlerinden , sosyal epik hayat sahnelerinden almış,uyarıcı ve öğretici şiirler yazmıştır.
*Şiirlerinde sade bir dil ve hece ölçüsü kullanmıştır.
*Şiirlerinde hece sayısı çok olan ölçüler kullanmış böylece söyleyişte şiiri nesre yaklaştırmıştır.
Eserleri:Türkçe Şiirler, Türk Sazı, Ey Türk Uyan, Turana Doğru, Ordunun Destanı, Tan Sesleri


REŞAT NURİ GÜNTEKİN
(1892-1996)