Hakkımda
- Thesephiroth Hakkinda
- Şehir
- Matatsuha/Angola
- İlgi Alanları
- Nihayeti olmayan bir yürüyüşe başlamak
- Cinsiyet
- Erkek
- Meslek
- Delilek üstüne ihtisas yapıyorum.
- Medeni Durum
- Bekar
- Kan Grubu
- A Rh(+)
- Yemek Zevki
- Hafif Nar ekşili Dayak
-
İmza
- Varlikla yokluk arası bir dengede seyyâl olur hikâyet-i ömrümüz, kâh meşgâlemiz bir kuru kavga kâh bir hikmete râmî olur gönül, an gelir zümrüd-ü anka ile söyleşir, devrân değişir bir bûm ile hem-hâl olur gönül, ne şekvâ berkarâr eyler bizi ne iltifâta tabîyiz, bir meygedenin azm-i râhına revân olmuş hayrân-ı didebâniyiz, eyyâm keder-ü mihnetle zâyi olsa ne çıkar, tek bir itâb-ı müjgân-ı yâr ile sâcid-i bî-ihtiyariyiz, kâniyiz naçâr derde düşmüşüz, bâdî bâde elde bende-yi bermurâdiyiz, ârâyiş-i rûzigâra aldanmadık, aşk ile meşhûd-i hüsn-i yâra derkenâriyiz, ne bir söyleyen olur râz-ı derûnumuzdan, ne dinleyen olur zahirâ malayâniyiz, boş geçme müslüman bir nazar et, gûya ki gülistân-ı zamânenin mehtâb-ı gerher-feşâniyiz, yârdan geçtik, serden geçtik, cândan geçtik, terk-i terk ile olduk âgâh, meskun-u makâm-ı fenâfillâh-ı âlîyiz...
...Nahçıvan, hasretinle alevlenen bir çerâğ
Seninle firarını unutuyor Karabağ.
Göğsünde kıskandığım bir rüyadır kırmızı
Nerdesin ey masallar ülkesinin son kızı...
- Varlikla yokluk arası bir dengede seyyâl olur hikâyet-i ömrümüz, kâh meşgâlemiz bir kuru kavga kâh bir hikmete râmî olur gönül, an gelir zümrüd-ü anka ile söyleşir, devrân değişir bir bûm ile hem-hâl olur gönül, ne şekvâ berkarâr eyler bizi ne iltifâta tabîyiz, bir meygedenin azm-i râhına revân olmuş hayrân-ı didebâniyiz, eyyâm keder-ü mihnetle zâyi olsa ne çıkar, tek bir itâb-ı müjgân-ı yâr ile sâcid-i bî-ihtiyariyiz, kâniyiz naçâr derde düşmüşüz, bâdî bâde elde bende-yi bermurâdiyiz, ârâyiş-i rûzigâra aldanmadık, aşk ile meşhûd-i hüsn-i yâra derkenâriyiz, ne bir söyleyen olur râz-ı derûnumuzdan, ne dinleyen olur zahirâ malayâniyiz, boş geçme müslüman bir nazar et, gûya ki gülistân-ı zamânenin mehtâb-ı gerher-feşâniyiz, yârdan geçtik, serden geçtik, cândan geçtik, terk-i terk ile olduk âgâh, meskun-u makâm-ı fenâfillâh-ı âlîyiz...
Blog
Thesephiroth: Bloğu´na gitYeni Başlıklar
Latest Blog Entry
Ekleme: Kategorisiz
H.Nihal Atsız'ın harika bir şiiridir. M.Yıldızdoğan dahi pek latif yorumlamış eseri.
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğü mü?
Sordum Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin
Kralların taçları
Beni bağlar büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü..
Dinlemek için
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğü mü?
Sordum Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin
Kralların taçları
Beni bağlar büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü..
Dinlemek için
Ekleme: Kategorisiz
Rezonans
Periyodik bir kuvvetin dürtüsü altındaki bir sistem, salınımlar sergiler ve eğer dürtü frekansı sistemin doğal frekansına eşit ise, bu salınımların genliği sınırsız artma eğilimine girer. Sonuç olarak sistem, belli bir genlikten sonra bütünlüğünü veya bulunduğu durumu koruyamaz ve dağılır veya bozunur. Buna rezonans denir.
Doğrusal sistemlerde rezonansa girme şartı, salınım genliğinin, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olmasında yatar. Eğer uygulanan kuvvetin frekansı sistemin doğal frekansına eşitse rezonans gerçekleşir. Doğal frekansa bir örnek olarak yayı ele alalım. Bildiğiniz gibi bir yayın, uzama veya kısalmaya karşı uyguladığı kuvvet, denge konumundan uzaklaşma mesafesine bağlı olup bu uzaklaşmaya ters yöndedir: m(d2x/d2t)=-kx veya d2x/d2t=-(k/m)x. Burada (k/m) doğal frekansın karesidir. Yani doğal frekans yayın kütlesi ve esneklik katsayısı tarafından belirlenir. Doğal frekans genel olarak sistemin fiziksel özelliklerine bağlıdır.
Kum da rezonansa...
Periyodik bir kuvvetin dürtüsü altındaki bir sistem, salınımlar sergiler ve eğer dürtü frekansı sistemin doğal frekansına eşit ise, bu salınımların genliği sınırsız artma eğilimine girer. Sonuç olarak sistem, belli bir genlikten sonra bütünlüğünü veya bulunduğu durumu koruyamaz ve dağılır veya bozunur. Buna rezonans denir.
Doğrusal sistemlerde rezonansa girme şartı, salınım genliğinin, uygulanan kuvvetle doğru orantılı olmasında yatar. Eğer uygulanan kuvvetin frekansı sistemin doğal frekansına eşitse rezonans gerçekleşir. Doğal frekansa bir örnek olarak yayı ele alalım. Bildiğiniz gibi bir yayın, uzama veya kısalmaya karşı uyguladığı kuvvet, denge konumundan uzaklaşma mesafesine bağlı olup bu uzaklaşmaya ters yöndedir: m(d2x/d2t)=-kx veya d2x/d2t=-(k/m)x. Burada (k/m) doğal frekansın karesidir. Yani doğal frekans yayın kütlesi ve esneklik katsayısı tarafından belirlenir. Doğal frekans genel olarak sistemin fiziksel özelliklerine bağlıdır.
Kum da rezonansa...
Ekleme: Kategorisiz
Damat Mahmut Paşa'nın Avrupa'ya kaçmadan önce yazdığı mektuplar yüzünden bir yıl hapse mahkum edilmiş, cezasını çektikten sonra mısır'a kaçmış. Burada bastırdığı "Deccal" adlı kitaptan ötürü malvarlığının gıyabında haczedilerek cezalandırılmasına karar verilince, mahkeme başkanına aşağıdaki dörtlüğü göndermiş:
"koçan şeklinde hıfz ettim getirdim Mısır'a birlikte
giyaben hacz edin kim müşterisi kum kadar çoktur
hicap etmekteyim efendi amma doğrusu lafın
sikimden başka bende hacze layık memalik yoktur"
Buradan araklanmıştır.
"koçan şeklinde hıfz ettim getirdim Mısır'a birlikte
giyaben hacz edin kim müşterisi kum kadar çoktur
hicap etmekteyim efendi amma doğrusu lafın
sikimden başka bende hacze layık memalik yoktur"
Buradan araklanmıştır.
Ekleme: Kategorisiz
RESSAM HAKLI!
Bir zaman vardı yâ tarîh-i mukaddes modası...
Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası,
Mutlakaa eski tesavîr ile ziynetlensin,
Diye, ressam aratır hayli zaman bir zengin.
Biri peyda olarak, ben yaparım, der, kolunu
Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşın salonu
Sıvar amma ne sıvar! Sahibi der:
– Usta bu ne?
Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine!
– Bu resim, askeri basmakta iken Fir'avn'ın,
Bahr-i Ahmer yarılıp geçmesidir Musa'nın.
Hani Musa be adam?
– Çıkmış efendim karaya.
– Fir'avun nerde?
– Boğulmuş
– Ya bu kan rengi boya?
– Bahr-i Ahmer a efendim, yeşil olmaz ya bu da!
– Çok güzel levha imiş! Doğrusu şenlendi oda!
Bir zaman vardı yâ tarîh-i mukaddes modası...
Yeni yaptırdığı köşkün büyücek bir odası,
Mutlakaa eski tesavîr ile ziynetlensin,
Diye, ressam aratır hayli zaman bir zengin.
Biri peyda olarak, ben yaparım, der, kolunu
Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşın salonu
Sıvar amma ne sıvar! Sahibi der:
– Usta bu ne?
Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine!
– Bu resim, askeri basmakta iken Fir'avn'ın,
Bahr-i Ahmer yarılıp geçmesidir Musa'nın.
Hani Musa be adam?
– Çıkmış efendim karaya.
– Fir'avun nerde?
– Boğulmuş
– Ya bu kan rengi boya?
– Bahr-i Ahmer a efendim, yeşil olmaz ya bu da!
– Çok güzel levha imiş! Doğrusu şenlendi oda!
Ekleme: Kategorisiz
[Image]
ZEKÂİ DEDE (1825-1897)
(Eyyûbi Hoca Hâfız Mehmed)
Klâsik Türk Mûsıkîsi'nin son büyük bestekârıdır. İstanbul Eyüb'de Cedîd Ali Paşa mahallesinde Cedîd Ali Paşa Mescidi'nin yanındaki evde doğdu. Bu mescidin imâmı babası idi ki sonradan Zekâi Dede ile oğlu Ahmed Irsoy da Kânûnî'nin vezîr-i âzamı Semiz Ali Paşa'nın bu mescidinde aynı görevi ifa etmişlerdir. Babası Hâfız Süleyman Efendi aynı zamanda hat hocası ve tanınmış bir hattattır. 1863'e doğru Zekâi Dede 38 yaşlarında iken ölmüştür. Zekâi Dede'nin annesiHanım ise 1859'da ölmüştür ve Hacı Hasan Efendi'nin kızıdır. Zekâi Dede ailenin tek çocuğudur. 1865'den evvel Fatma Hanım ile evlenmiştir. Ziynetî
Zekâi Dede, amcasının hoca, babasının hat hocası olduğu Lâ'lî-zâde
...
ZEKÂİ DEDE (1825-1897)
(Eyyûbi Hoca Hâfız Mehmed)
Klâsik Türk Mûsıkîsi'nin son büyük bestekârıdır. İstanbul Eyüb'de Cedîd Ali Paşa mahallesinde Cedîd Ali Paşa Mescidi'nin yanındaki evde doğdu. Bu mescidin imâmı babası idi ki sonradan Zekâi Dede ile oğlu Ahmed Irsoy da Kânûnî'nin vezîr-i âzamı Semiz Ali Paşa'nın bu mescidinde aynı görevi ifa etmişlerdir. Babası Hâfız Süleyman Efendi aynı zamanda hat hocası ve tanınmış bir hattattır. 1863'e doğru Zekâi Dede 38 yaşlarında iken ölmüştür. Zekâi Dede'nin annesiHanım ise 1859'da ölmüştür ve Hacı Hasan Efendi'nin kızıdır. Zekâi Dede ailenin tek çocuğudur. 1865'den evvel Fatma Hanım ile evlenmiştir. Ziynetî
Zekâi Dede, amcasının hoca, babasının hat hocası olduğu Lâ'lî-zâde
Yeni Yorumlar
Âkif in müthiş şiirlerinden...
Belki de öyle olmaz,...Yok Ben recai olaraktan...










