![]() |
| |||||||
| Kayýt ol | Forum Kurallarý | Yardým | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Mesajlarý | Forumlarý Okundu Kabul Et |
| Türkiye'nin Sorunlarý Ülke sorunlarýný ve fikriniz doðrultusundaki çözüm önerilerinizi paylaþýp, yoruma açabileceðiniz bir bölüm. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| ||||
| Temel meselelere bir de sýnýf penceresinden bakalým! Türkiye, tarihinde ilk defa köylü bir toplum olmaktan çýkmakta ve reformcularýn temenni ettiði mânâda “muasýrlaþmakta”dýr. Türkiye’yi yöneten kadro da son elli yýl içinde köyden þehre göçmüþ ve göçmekte olanlarýn arasýndan çýkmýþtýr. Ýþ dünyasýnda artýk dikey hareketlilik yeterliðine gelen bu nüfus, modernliðin bütün nimetlerine taliptir. Türkiye, tarihinde ilk defa köylü bir toplum olmaktan çýkmakta ve reformcularýn temenni ettiði mânâda “muasýrlaþmakta”dýr. Türkiye’yi yöneten kadro da son elli yýl içinde köyden þehre göçmüþ ve göçmekte olanlarýn arasýndan çýkmýþtýr. Ýþ dünyasýnda artýk dikey hareketlilik yeterliðine gelen bu nüfus, modernliðin bütün nimetlerine taliptir. ‘Sýnýf’ kelimesi, vaktiyle Türkiye’de turnusol kâðýdýnýn görevini yerine getirircesine insanlarýn siyasi eðilimlerini deþifre eden bir tesir yapardý; Marksist teoriyi bilim yerine koyanlar, olup bitenleri “sýnýfsal analiz”den geçirerek anlamayý tercih eder ve Türkiye’de sýnýf kavgasý yaþandýðýný ileri sürerlerdi; buna mukabil zihnî plânda “sað”da yer tutanlar ise sýnýf kavramýndan ürker, Türkiye’nin sýnýfsýz bir toplum, “bir millet” olduðunu savunarak Türk tarihinin ve toplumunun sýnýf penceresinden anlaþýlamayacaðýný söylerlerdi. Bu satýrlarýn yazarý ikinci gruba dahildi: Bizim ne asillerimiz vardý, ne de ruhbânýmýz; burjuvazimiz yoktu, iþçi sýnýfýmýz da yoktu; öyleyse bu verilerden hareket eden Marksist teoriyi araç gibi kullanarak Türkiye’de olup bitenleri kavramak yanlýþ, en azýndan hatâlýydý. BURJUVAZÝMÝZÝN AHVALÝ Aradan þöyle böyle yarým asýr geçti; Türkiye çok hýzlý bir deðiþim sürecine girdi; hâlâ bir asiller sýnýfýmýz yok; fakat küçük burjuvazi arasýndan sýyrýlan ve toplam nüfusa oranlandýðýnda sayý itibariyle büyük bir mânâ ifade etmeyen bir yüksek burjuva kesimi oluþmaya baþladý; bunlar daha ziyade serbest meslek erbâbý arasýndan yükselen dinamik, parayý yöneten ve siyaset mekanizmasý üzerinde giderek daha fazla etkili olmaya baþlayan bir topluluk olarak dikkat çekiyor. Dolayýsýyla yüksek burjuvazinin siyasi kanaatleri (ideolojisi) giderek daha belirgin ve belirleyici nitelik kazanýyor. Orta halli þehir sâkinlerinden teþekkül eden küçük burjuvazi ise Türkiye’de âdeta kalkýnmanýn ve modernleþmenin itici gücü duruma gelmekte; bu sýnýfýn geliri giderek yükselmekle beraber tüketim alýþkanlýklarý itibariyle gelirlerinden daha iyi yaþama arzusu gösteriyorlar. Burjuvazi’nin siyasi yaklaþýmý “istikrar” kavramý üzerine kurulu. Ekonomi yönetiminin müdahaleci arzularýný hoþ karþýlamýyor, Türkiye’de liberal politikalarýn taviz verilmeksizin uygulanmasýný savunuyorlar. Denilebilir ki ülkemizde AB yanlýsý politikalarý samimiyetle isteyen ve destekleyen tek grup burjuvazidir. YÜKSEK BÜROKRASÝ; SINIFSIZ SINIF! Aslýnda burjuva sýnýfý içinde yer almasý gereken yüksek bürokrasi ise sýnýf yapýsýna ters bir yaklaþým göstererek, 30’lu yýllarýn sert karakterli, demokrasiden çok cumhuriyete ve tek partici toplumculuða vurgu yapan bir ideolojiyi savunuyor. Kendi içindeki dayanýþma ile varlýðýný sürdüren bu sýnýfýn Türkiye’nin geleceðinde yer almasý pek tahmin edilmiyor; zira bu görüþün temsilcileri girdikleri her seçimde biraz daha küçüldüklerini görüyorlar. PEKÝ YA ÝÞÇÝ SINIFI? Türkiye’de bir iþçi sýnýfýnýn varlýðýndan þüphe edilebilir mi? Elbette edilemez; fakat iþçi sýnýfý Türkiye’de, sivil sermayenin darlýðý ve azlýðý sebebiyle kamu sektöründe yer tutan iþçilerin sendikal hareketi olarak boy gösterdi ve karþýsýnda iþveren olarak sadece siyasetçileri gördüðü için sendikal mücadelede hiçbir zaman sahici bir tutum (çeliþki) takýnamadý. 12 Eylül Anayasasý ile sendikal hareketin alaný daraltýldý ve Türkiye yüksek enflasyondan kaynaklanan bir dizi ÝMF operasyonu geçirmek zorunda kalýnca KÝT’ler büyük ölçüde tasfiyeye uðradý ve eski toplu pazarlýk þenlikleri tarihe karýþtý. Türkiye bugün yüksek iþsizlik oranlarý ile mücadele etmek zorunda; kamu istihdamý eskiye göre yok derecesinde azaldý. Özel sektörcü ve istihdam artýrýlmasýný öngören politikalar sendikacýlýk hareketlerini zayýflattý. Asgari ücretle iþ bulmak nimet haline geldi. Bu yüzden Türkiye’de iþçi sýnýfýnýn ancak 21. asýrdan sonra yeni bir devreye girdiðini söylemek mümkündür. Henüz oluþum halinde bulunan bu sýnýfýn, 20. yüzyýl ortalarýndaki þaþaalý günlerine dönmesi de beklenemez; fakat Türkiye’nin giderek nitelik kazanan iþsiz iþgücü, ülkenin yarýnýný belirleyecek yeni bir potansiyel olarak bekliyor. KÖYLÜLER: TASFÝYE HALÝNDEKÝ SINIF Köylü sýnýfýna gelince; Marksist teorinin pek hesaba katmadýðý, ancak 20. yüzyýlýn ortasýnda Mao tarafýndan Marksist ihtilâlin unsurlarýndan biri olarak teoriye ilave edilen köylüler, Türkiye’de son elli senede en çok yatay ve dikey hareketlilik gösteren sosyal sýnýf olarak bütün dikkatlerin odaðýnda yer alýyor. On bin senelik Anadolu tarihinde köylüler ilk defa topraðý terk ederek þehirlere yerleþiyor ve üretim modeli deðiþtiriyorlar. Bu deðiþimin etkilerini Türkiye çok yakýndan yaþýyor ve hissediyor; ama ideolojik tartýþmalarýn saçmalýðý esnasýnda bu olguyu yeterince deðerlendirmekten uzakta bulunuyoruz. Konuyu biraz daha açýk tarzda izah etmeyi denersek: 1-Köyün þehre akýný, Türkiye’de þehir kültürünün, yani küçük burjuva ideolojisinin yeniden biçimlendirilmesi gereðini vurguluyor. Büyük ve eski þehirlerin çok sýð bir tabakasýnda tutunabilen eski “þehirli” birikimi artýk geçersizdir. 2-Türkiye gecekondu meselesini çözmüþtür; çünkü þehirlerin yeni nüfusu, siyasi mekanizmayý doðrudan veya dolaylý olarak etkileyerek önce gecekondu yerleþimlerini imar kapsamýna sokarak meþruluk kazandýrmýþ; ardýndan rantiye sektörü aracýlýðý ile büyük þehirlerdeki ikamet problemini toplu konut yoluyla halletmiþtir. 3-Þehirlerin yeni sakinleri köyden þehre göçerken yatay, iþ dünyasý ve siyasette hýzla yükseliþe geçerek dikey bir hareketlilik sergiliyor; bu sýnýfýn iç dinamizmi çok yüksektir ve bu sýnýf siyasi platformda merkez sað partilerde kendini rahatça ifade edebilmektedir. Cumhurbaþkaný’nýn geçen hafta, kendisinin de bir iþçi çocuðunu olduðunu hatýrlatarak, “Türkiye’de sýnýflar kýrýldý” sözü bu çerçevede daha iyi mânâsýný buluyor. 4-Türkiye’nin Kürt meselesi, bu açýdan bakýlýnca farklý bir mahiyet sergiliyor: Türkiye’de Kürtlerin mühim ve tayin edici miktarý, ülkenin batýsýndaki büyük þehirlerde yaþýyor; Kürt nüfusunun þehirleþmiþ kýsmý olmak itibariyle bunlar, siyasi ve ekonomik sisteme entegre olmuþ durumdadýr ve ayrýlýkçý teröre hiç de sempatiyle baktýklarý söylenemez. 5- Baþörtüsü meselesine ayný açýdan baktýðýmýzda daha farklý bir þeyle karþýlaþýyoruz: Baþörtüsünü ideolojik bir sembol gibi görenler veya görmek isteyenler, baþörtüsünün þehirleþme ile iliþkisini fark etmezden geliyorlar; halbuki bu faktörün de hesaba katýlmasý gerekirdi. Köyden þehre göçenlerin ideolojik yaklaþýmý genel hatlarý itibariyle Ýslami ve muhafazakârdýr; bu nüfusun kadýnlarý ise -eðitimli olsunlar veya olmasýnlar- þehirde toplumsal hayata iþtirak için baþlarýný örtmeyi (baþörtüsü ve uzun bol pardesü niçin en yaygýn kýyafettir?) en tabii çözüm kabul ediyorlar. HAYDÝ SEVÝNÝN: BAL GÝBÝ MUASIRLAÞMAKTAYIZ! Bu tahlili zenginleþtirmek ve derinleþtirmek mümkündür çünkü bu bakýþ açýsý, meseleyi sadece ideolojik pencereden görüp, “bunlar rejimi deðiþtirmek istiyorlar” diye algýlayan görüþ sahiplerinden daha renkli ve anlaþýlýr bir tablo sunuyor. Bu gibilerin içini ferahlatmak için birkaç tesbitte bulunarak meseleyi noktalýyorum; gerekirse yine tartýþýrýz: 1- Türkiye’yi yöneten kadro, son elli yýl içinde köyden þehre göçmüþ ve göçmekte olanlarýn arasýndan çýkmýþtýr. 2- Bu nüfus, iþ dünyasýnda artýk dikey hareketlilik yeterliðine gelmiþtir; sermaye tutmakta, üretkenleþmekte ve akýlcý yatýrýmlar yapmaktadýr. 3- Bu nüfus modernliðin bütün nimetlerine taliptir; daha iyi yaþamak, hýzla toplumsallaþmak ve Batýlý tüketim modellerini (ve elbette Batýlý siyaset standartlarýný) hýzla kazanmak arzusundadýr. 4- Þu an itibariyle bir geçiþ devri yaþadýðýmýz için bu sýnýfýn ilelebed muhafazakar ve dindar kalacaðý varsayýmý doðru olmayabilir. Zira dünyevileþme, dünyanýn her yerinde seküler temayülleri de ardýnda sürükler. 5- Türkiye, tarihinde ilk defa köylü bir toplum olmaktan çýkmakta ve reformcularýn temenni ettiði mânâda “muasýrlaþmakta”dýr; buna üzülmek mi sevinmek mi lazým geldiði ise hayli su götürür bir mevzudur.
__________________ Türkiye Ýmparatorluðu - |
![]() |
|
| Etiketler |
| akp, burjuvazimizin, karl marx, sosyal bilgiler, türkiye, yenilik |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayýtlý üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|
| | ||||
| Konu | Yazar | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 8.sýnýf nasýl | burak374 | Lise ve Ortaöðretim | 31 | 23.06.08 15:26 |
| Sýnýf baþkaný... | -LeyL'im- | Resimlerin Dili | 8 | 04.11.07 00:42 |
| Matematik Penceresinden Ýnkarýn Zorluðu | عاكف ار | Matematik | 0 | 23.10.07 16:47 |
| Sadece Konusma Penceresinden Biþey Yap Adamý Deli Et!! | irc_PoLice | Msn Messenger | 16 | 09.10.07 13:54 |
| SüPeR SýNýF ÞaKaSý_!! | donanimsal | Geyik Multimedia | 2 | 01.03.07 23:02 |