Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi

Duyurular

Türkiye Gündemi Ülke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 13.06.07, 08:33
Ak-Çağ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Süper Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 24.05.07
Yaş: 28
Mesajlar: 401
Karizma Puanı: 101
Ak-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond reputeAk-Çağ has a reputation beyond repute
MİT, Öcalan'ı polisten kurtarmasa...

MİT, Öcalan'ı polisten kurtarmasa...

Tamer Korkmaz, lanetli terör örgütü lideri Öcalan'ın 12 Mart döneminde esaslı bir hapis cezası almak üzere iken MİT tarafından kurtarılmasının aydınlatılmasını istedi.


Tamer Korkmaz'ın köşe yazısı

Genelkurmay'ın son gece yarısı bildirisi "halkı teröre karşı toplumsal refleks göstermeye" davet ediyordu. Hemen ardından "refleks" paragrafına açıklık getirilerek "kastedilen toplumsal tepkinin kesinlikle şiddet içermeyen demokratik kurallar içinde bir refleks olduğu" işaretlendi...
Sanal bildirideki ifadeleri "Ulusalcı Tercüme Bürosu" anında kendi lisanına çevirdi ve 24 Haziran'da "üç büyük ildeki cumhuriyet mitinglerinin devamı" anlamında bir buluşma organize ediliverdi...

Tam bu noktada sormak gerekiyor: Sokağı kullanarak, mitingler düzenleyerek terörle mücadele edilebilir mi? Teröre karşı sonuç alınabilir mi? PKK belası, mitinglerdeki devasa kitleyi/yoğun protestoları görünce eylemlerini durduracak mı?

Bu sorulara olumlu cevap verebilmek maalesef mümkün değil...

Geniş kitlelerce PKK terörüne olgun/demokratik tepkiler gösterilmesinin elbette manidar bir temeli var. Ne ki, böyle bir yoldan giderek terörle gerçek anlamda mücadele etmek söz konusu dahi olamaz.

Ya? PKK'yı 1984'ten itibaren kurgulayıp başımıza bela eden Güç Odağı ile birebir bağlantılı olan sorunun çözümü de yine o kulvardaki "mücadele"den geçiyor...

Ankara'nın son bir yıldır terörle mücadele yöntemini değiştirdiğinden dün bahsetmiştim...

Türkiye'nin geçen yılın Mayıs ayından itibaren ABD'nin kontrolünden çıkmış olması sözünü ettiğim metot değişikliğini de beraberinde getirdi...

Jandarma Genel Komutanı Org. Işık Koşaner'in 2006 sonbaharında gazete manşetlerine yansıyan "Dağdaki teröristlerin aşağıya inmesi için ailelerine telkinde bulunuyoruz" şeklindeki demeci, Ankara'nın terör sorununa yaklaşımındaki makas değişikliğini haber veren çok kıymetli bir açıklamaydı...

PKK terörünü içeride bir manivela gibi kullanan ABD ile onun iç uzantılarını göz ardı ettiğimiz müddetçe terörle mücadele bağlamında ortaya konulacak bütün "çözüm adımları" etkisiz kalmaya mahkumdur...

Temelde yatan soru şudur: Terörün perde arkasının aydınlatılmasına, bir başka deyişle "arzın merkezine seyahat"e cesaret edebilecek miyiz? Bu ülkede 23 yıldır terör belasından ciddi manada nemalanan, "terör bitecek" diye korkan birtakım "kalıntılar" var. O "kalıntılar" bu topraklardaki "ana mücadele"yi kaybettiklerinin farkındalar!

Devletin terörle mücadele yaklaşımının değiştiğini de görüyorlar. Son bir çırpınışla -provokatif eylemlere imza atarak PKK belasını yeniden imal etmeye, "Türk-Kürt kutuplaşması"nı tekrardan üretmeye çalışmaları, bu yüzden... "İşbirlikçi Kalıntılar" son seri kahpeliklerini sergiliyorlar. Ama artık Ankara "Eski Ankara" değil: Kâbus senaryolarının dışarıdaki ve içerideki gulyabanileri, arzu ettikleri sonucu alamayacaklar...

Arzın merkezine seyahat ettiğimizde, Öcalan'ın filmin başında "Gizli Egemenler" tarafından saksıda yetiştirildiği gerçeğini görürüz! Öcalan, 12 Mart döneminde esaslı bir hapis cezası almak üzere iken "kurtarılmış" bir simadır... O dönemde sıkıyönetim makamlarının "yanlışlıkla" tutukladığı elemanları olduğunda -MİT devreye giriyor ve "Mensubumuzdur" yazısı ile adamlarını kurtarıyordu. Apo da bu şekilde "kurtarılanlar" arasındaydı. Öcalan'ın Türkiye'nin başına bela edilme süreci işte böyle başlamıştı... Önceki günkü Hürriyet'te -24 Mayıs 1993'te Bingöl'de PKK tarafından şehit edilen 33 askerimizin saldırıya uğradığı yere 33 metre bayrak dikileceğinden bahseden bir haber vardı...

Bakınız, sadece bu hadise dahi aydınlatılmış olsa Türkiye arzın merkezine seyahati başarabilir. Silahsız olarak otobüse bindirilen tezkeresini almış/dönüş yolundaki bu vatan evlatlarına taammüden koruma verilmemişti! Yani? O fidanlar resmen ölüme yollanmıştı! Şehitlerimiz için bir yandan 33 metre bayrak dikelim; bir yandansa, 33 metreyi geçtim ta "arzın merkezi"ne inelim ve orada dramatik gerçeği görelim!
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
(Zaman)
__________________
"Konuşsam tesiri yok, sussam gönül razı değil..." Fuzulî
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 13.06.07, 10:32
HasTurk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 07.06.07
Mesajlar: 216
Karizma Puanı: 77
HasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud ofHasTurk has much to be proud of
Ce: MİT, Öcalan'ı polisten kurtarmasa...

evet o iti hapisten çıkartanlardan bunun hesabı sorulmalı...

inal batunun şu açıklamasıda çok manidar...
Terörist Başı Apo'yla İlgili 8,5 Yıllık Sır


11 Haziran 2007 19:37

Öcalan krizi zamanında İtalya Başbakanı olan Massimo D'alema'nın Türkiye'ye gelişine 24 saat kala, 8.5 yıldır bilinmeyen bir sır açığa çıktı.
Türkiye'nin, o dönem Roma Büyükelçisi olan İnal Batu ile İtalyan hükümetine, Öcalan'ın Pakistan'a gönderilmesini teklif ettiği ancak Öcalan'ın reddetmesi üzerine İtalya'nın Ankara'ya olumsuz yanıt verdiği öğrenildi. Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın İtalya'ya sığındığı dönemin Başbakanı Massimo D'alema'nın, 12-13 Haziran'da Türkiye'ye gelecek olması, gündeme tekrar 1998 yılında yaşanan gelişmeleri getirdi. O dönem Türkiye'nin Roma Büyükelçisi olan İnal Batu, Türkiye ile İtalya arasında ilişkilerin bir anda gerildiği o dönemde yaşanan ilginç detayları ANKA'ya anlattı.

“D'ALEMA ÇOK TECRÜBESİZDİ”

Batu, D'alema'nın o zamanlar çok tecrübesiz bir devlet adamı olduğunu ve büyük hatalar yaparak Türk İtalyan ilişkilerini büyük bir krize soktuğunu söyledi. D'alema'nın Öcalan'ı bir ulusal kurtuluş hareketi kahramanı gibi gördüğünü belirten Batu, “İtalya, İngilizler, Fransızlar gibi büyük devletleri kıskanır. D'alema da kendi tabiriyle Kürt sorununu çözmeye soyundu, bir mahkeme kurup Öcalan'ı yargılama bahanesiyle Türkiye'yi yargılama gibi heveslere kapıldı” dedi.

D'alema'nın Öcalan'a hatırlı misafir muamelesi yaptığını ve arkadaşlarıyla beraber villada ağırladığını kaydeden Batu, o dönem İtalya Başbakanı olan D'alema'nın Türk-İtalyan ilişkilerini tarihte görülmemiş bir krize soktuğunu ifade etti. Batu, o dönem iki ülke arasındaki ilişkilerin sıfıra indiğini, hatta yolcu olmadığı için uçak seferlerinin dahi yapılamadığını vurguladı. İnal Batu, “Sonunda gerek Türk yetkililerin, Türk kamuoyunun, sanayicilerinin, Dışişlerinin, bizim, gerekse İtalyan muhalefetinin Berlusconi liderliğinde uyarıları sonucu aylar sonra Öcalan'ı İtalya dışına çıkarmaya razı oldu ama bunu yaparken dahi Türkiye'nin hiç görüşünü almadı" dedi.

“ÖCALAN'IN İADE EDİLMEYECEĞİNİ BİLİYORDUK”

Türkiye'nin İtalya'ya “Öcalan'ı iade edin” talebi yaparken, terör örgütü liderinin iade edilmeyeceğini zaten bildiğini ifade eden İnal Batu, “Biz zaten iade talebini sırf kayıtlara geçsin diye, tarihe iz düşsün diye yaptık. İade olmayacağını biliyorduk. O günlerde adalet bakanımız idam cezasının kaldırılması için bir öneri verdi, onu da sayın Demirel önlemişti. Biliyorduk, biz de cahil değildik. Avrupa hukukunda idam cezası yok, o zaman da yoktu” dedi.

Batu, “D'alema'nın bizi kızdıran tavrı Öcalan'ı Türkiye'ye vermemesi değil ona bir VIP (Çok Önemli Kişi) muamelesi, bir ulusal kurtuluş hareketi lideri muamelesi yapması ve İtalya dışına çıkarmamasıydı. Türkiye'ye iade etmeyeceğini biz de biliyorduk” diye konuştu. O dönemde İtalya'nın önünde Öcalan'ı Türkiye'ye iade etmek dışında başka seçenekler de olduğuna dikkat çeken Batu, D'alema'nın sonunda terör örgütü liderini İtalya dışına çıkardığını söyledi. Batu, D'alema bunu aylar önce Türkiye istediğinde yapsa sonunda çıkarsaydı Türk-İtalyan ilişkilerinin o büyük krizin içine yuvarlanmayacağını vurguladı.

“ÖCALAN KABUL ETSEYDİ ŞİMDİ PAKİSTAN'DA YAŞIYOR OLACAKTI”

Batu, “Şekil itibariyle ilkeli bir duruş sergilemek için (Öcalan'ın) iadesini istedik ama iade edilmeyeceğini biliyorduk. Benim kapalı kapılar ardında D'alema'yı her ziyaretimde kendisinden istediğim onu İtalya dışına çıkarmasıydı. Zararlı olamayacağı, politika yapamayacağı, Türkiye aleyhine faaliyetlerde bulunamayacağı bir ülkeye örneğin Pakistan'a gönderilmesiydi” dedi.

İnal Batu, Pakistan adının açıkça telaffuz edilip edilmediği sorusuna ise, “Ettim. Ben ettim bir-iki defa ve danıştılar o (Öcalan) da reddetti. O zaman kabul etseydi Öcalan, şimdi Pakistan'da bir villada bir misafir olarak yaşıyor olacaktı oysa şimdi bir hapishanede ömür boyu hapse mahkum” dedi. İtalyan yetkililerin Öcalan'a bu teklifi ilettiğini belirten ancak Öcalan'ın bunu reddettiğini belirten Batu, “Dışişleri müsteşarıyla gece vakti biz konuştuk, sabaha karşı da bana Pakistan'a gitmek istemiyor diye haber geldi” diye konuştu.

D'ALEMA'NIN BUGÜNKÜ TAVRINDAN MUTLUYUM

Şu anda İtalya Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan D'alema‘nın şimdi daha bir devlet adamı duruşu sergilediğini belirten Batu, “D'alema şimdi daha bir tecrübe sahibi olmuş ve Türkiye'nin AB üyeliği konusunda da olumlu görüşlere sahip. Zaten politikada devamlı düşmanlıklar dostluklar yoktur. Biz artık D'alema'nın geçmişine değil bugünkü haline ve geleceğine bakmalıyız” diye konuştu.

D'alema'nın bugünkü tutumundan mutlu olduğunu da dile getiren Batu, “Geçmişte yaşayamayız ileriye bakmalıyız. D'alema önemli bir ülkenin dışişleri bakanı ve Türkiye'ye karşı olumlu davranıyor onun için geçmişi kurcalamak yerine kendisiyle işbirliği yapmalıyız” dedi.

ANKA

gerçekten at izi it izine karışmış...
__________________
Bundan böyle dergâhta, mecliste, sokakta Türkçe konuşulacak, Türkçe yazılacak...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Polisten, PKK’nın eylem yıldönümü alarmı serzeniş Türkiye Gündemi 0 16.08.06 12:27
Polisten bile maganda çıktı KADIRGALI Türkiye Gündemi 1 15.08.06 09:48


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 10:28.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0