Dört yıl geçti, hâlâ tezkere tartışılıyor
Irak'a asker gönderme tezkeresinin 1 Mart 2003'te TBMM'de reddedilmesinin ve ABD ile müttefiklerinin Irak'ı işgal hareketinin başlamasının üzerinden tam dört yıl geçti. Aradan geçen dört yıllık sürenin uzunluğuna ve ABD'nin Irak işgalinin öngörülen hedeflerine ulaşamamasına rağmen tezkerenin reddedilmesi doğru muydu, yanlış mıydı tartışmasının halen bitmediği görülüyor.
Tezkere nasıl reddedilmişti?
Hatırlanacağı üzere; Hükümet tarafından 25 Şubat 2003’te TBMM'ye sunulan 1 Mart tezkeresinin tam adı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümete yetki verilmesine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi’ydi . Tezkerede, Irak işgalinde görev yapacak en fazla 62 bin Amerikalı askeri personelinin 6 ay süreyle Türkiye'de bulunması da öngörülüyordu. Mecliste yapılan oylamaya 533 milletvekili katıldı, 250 ret, 264 kabul, 19 çekimser oyu kullanıldı. Ancak, Anayasa'nın 96. maddesinde öngörülen salt çoğunluğa ulaşılamadı. Bu durumda, tezkere kabul edilmemiş sayıldı. TBMM'deki oylamada TBMM Başkanı Bülent Arınç anayasa gereği oy kullanamadı. AKP'nin 361 milletvekilinin 97’si tezkereye hayır dedi. Böylelikle, ABD’nin Türkiye'den silahlı kuvvetlerinin konuşlanması ve Kuzey Irak'a geçişi için yaptığı talep 1 Mart tezkeresi ile reddedilmişti. Kuşkusuz Meclisin bu kararının oluşmasında, Türkiye’nin dört bir tarafından Ankara’ya gelen onbinlerce savaş karşıtının yarattığı basıncın da büyük etkisi bulunmaktaydı.
Özellikle ABD’de büyük hayal kırıklığına neden olan bu red kararının sonrasında, Türkiye’nin egemenleri ABD ile ilişkilerin düzeltilmesi yönünde seferber oldular. Seferberliğin ilk sonucu ise tezkerenin red kararı üzerinden bir ay bile geçmeden, 20 Mart 2003’te Kuzey Irak’a asker gönderme tezkeresinin kabul edilmesiydi. ABD uçaklarına Irak’ı bombalamak için uçuş izni de veren Türkiye, tezkerenin reddine rağmen işgale aktif destek vermekten geri durmadı. İki yıl içerisinde İncirlik’ten Irak’a 4.300 uçuş gerçekleştirildi. Ancak savaşa bilfiil girilmemiş olması, hem ABD’yi Irak’ta zor durumda bıraktı, hem de Türkiye’yi bu gayrimeşru savaşın bileşeni olmaktan kurtardı. Bu açık gerçeğe rağmen tezkerenin red kararı halen tartışılmaya devam ediyor.
Tezkere tartışması sürüyor
Son günlerde önce Hurşit Tolon'un sonra da Tayyip Erdoğan'ın konuyla ilgili açıklamalarında tezkerenin reddedilmesinin yanlışlığı vurgusu öne çıktı. Birinci Ordu Komutanlığı'ndan 2005 yılında emekli olan Orgeneral Hurşit Tolon, Aktüel dergisinden Semih Gümüşel'e verdiği röportajda, "Türkiye 1 Mart tezkeresinde elindeki büyük bir olanağı heba etmiştir. Bence Kuzey Irak'ta bulunmamız gerekiyordu" dedi . CNN Türk'te Taha Akyol’un sunduğu "Eğrisi Doğrusu" programında konuşan Tayyip Erdoğan ise "O zamanki düşüncemde haklı olduğumu görüyorum. Türkiye koalisyon güçlerinin içinde olsaydı -ki komutanlarımız da aynı şeyleri söylüyor- çok farklı olurdu. Keşke onlar da o zaman bunları dillendirebilseydi. 10 bin üzerinde Türk askeri olsaydı, ne terör örgütü orada zemin bulabilirdi, ne duymak istemediğimiz şeyler olurdu, ne Türkiye’nin düşünceleri dışta bırakılabilirdi. Niye, çünkü taşın altında elimiz olacaktı. Biz şöyle olmalı dediğimizde bu yerini bulurdu" diyerek görüşlerini dile getirdi.
Yani gerek Tolon, gerekse Erdoğan 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin büyük bir hata olduğu görüşünü savunsalar da, tezkere Meclis'e geldiğinde görüş beyan etmeyen TSK'nın mensuplarından olan Tolon'un saptaması bir özeleştiri, işgali alenen savunan Erdoğan'ınki ise Genelkurmay'a dönük bir eleştiri niteliği taşıyor. Tezkerenin geçmemesinin ne denli ülkenin yararına bir karar olduğununun üzerinde duran CHP yetkilileri ise, aynı zamanda Kerkük'e Türk ordusunun girmesi fikrininin en ateşli savunucusu olmakta çekince duymuyorlar.
Bu farklı tutumlar bir yerde buluşuyor aslında. Ama buluştukları nokta, ne Irak'taki Amerikan işgalinin gayrimeşruluğu, ne bölgede yaşanan sivil ölümleri, ne Irak'ın bir iç savaşa sürükleniyor oluşu, ne de Türkiye'nin Irak'a veya Kerkük'e girmesi durumunda yaşamını kaybedecek Türkiyeli askerler. Genelkurmay'ın, AKP'nin ve CHP'nin üzerinde buluştukları yegane konu, yıllarca zulüm altında yaşayan Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etme olanaklarının ortaya çıkmasından duydukları rahatsızlık. Görünen o ki, Türkiye Kürt sorununu diyalogla çözme yoluna girmedikçe her meseleye bu sorunun yarattığı gerilim ve sıkışmışlık üzerinden bakmaya devam edecek.
Tezkere geçseydi PKK bitmişti
1 Mart tezkeresinin mimarlarından Deniz Bölükbaşı o süreci anlattı.
.
Deniz Bölükbaşı’nı hatırlarsınız, Türkiye’nin gelmiş geçmiş siyasetçileri arasında en iyi hatip kabul edilen, efsanevi politikacı Osman Bölükbaşı’nın oğlu. 1 Mart tezkeresi müzakerelerinde ABD ile kıran kırana pazarlık eden müsteşar.
TARİHİ HATA YAPILDI
Deniz Bölükbaşı, AKP’nin 5 yılı çok kötü yönettiği görüşünde, MHP’nin birinci parti olarak seçimlerden çıkacağını düşünüyor. Bölükbaşı ‘Tezkere geçse, Barzani pervasızlık yapamazdı, PKK Kerkük’te yuvalanamazdı. Kimin ne oy verdiği ortaya çıkacak’ diyor
Sizce 1 mart hayır diye haykıranlar neden şimdi ABD nin kaçmaya çalıştığı Irak batağına Türkiyeyi sokmak istiyorlar....