Türkiye GündemiÜlke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.
Baykal önceki gece Uğur Dündar’ın konuğuydu ve dünya siyasetini anlatırken “Ben Sosyalist Enternasyonalin Başkan Yardımcısıyım “ dedi. Ama kendisine açı bir haber var. 30 Mayıs 2007 15:20
Şeref Özata Haber7.com için yazdı
22 Temmuz’ için geri sayım başladı ya… Millet sandıkta kimi seçeceğine karar verecek… Bir korkudur aldı başını gidiyor… “sandığa hayır, şeriat geliyor. Ordu nerede. “ diye davetiye çıkaran acayip komplo teorileri üretiyor… Hatta sandığa gitmemek için “ Kuzey ırak’a operasyon yaptırılacak. Seçim yaptırılmayacak “ spekülasyonları başlatıldı bile..
“Sandığa hayır” diyenlerle, Türk askerini “darbe yapmaya çağıranlar”, “Orduyu K. Irak’da savaşa sokmak “isteyenler arasında ne fark var?
Peki ya” Türk ordusuna “Kıbrıs’da işgalci “diye bağıranlara ne demeli? Onlar hangi safta… Hangi grubun içinde…, Savcılara “ Ak Parti’nin kapatılması için akla hayale gelmeyen komplo teorileri “ sunanlar hangi saflarda….Hepsi aynı yolun yolcusu değil mi ?
Bir defa hukuk siyasallaştıysa bu böyle gidecek diyenler hangi safta… Bunarın hepsi “Abuş Ağa”lığa soyunmamışlar mı ?
Anayasa Mahkemesi’nin üyelerine bir bakalım. Hangi Cumhurbaşkanı tarafından ne zaman kaç yıllığına atanmış… Sanırım yanlış değil. İki üye Turgut Özal tarafından, iki üye Süleyman Demirel tarafından 7 üyede bugünkü Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer tarafından özel olarak yüzlerce hukukçu arasından özenle seçilmiş!… Demirel’in atağı hukukçuların 65 yaş durumu dolaysıyla görev sürelerinin bitimine birkaç gün kaldı. Şimdi Ahmet Necdet Sezer’in de görev süresi 16 Mayıs da dolduğuna göre, yeni cumhurbaşkanı seçilmediğine göre ,yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar görevde kalacak.. Anayasa mahkemesi’nin yeni üyelerini seçilecek olan yeni Cumhurbaşkanını ataması gerekmez mi?
Peki, şimdi Anayasa Mahkemesi’nin emekliye ayrılacak üyelerin yerine yeni üyelerin atamasını; görevi uzatmalı Cumhurbaşkanı yaparsa ne olacak?
Bunun adına özellikle CHP’nin söylemiyle “ Kadrolaşma mı ?” diyeceğiz.
Yoksa ne….
Mesela bu güzide seçilmiş hukukçularımız geriye dönük işlem yapabilir mi?
Yani daha önce seçilen üç cumhurbaşkanını 367 şartı aranmadan nasıl seçildiğine dair yorum yaparlarsa ne olur? …
Peki ya medyamızın anlı şanlı yazarlarının darbe çığırtkanlığı yapan yazılarına ne demeli? Bugün Hasan Cemal’in yazısını okuyunca dehşete düştüm.
Başlık “ tank sesi,postal sesi” buna ne demeli….
Peki , Cumhuriyet mitinglerinde açılan “Sandığa hayır “ AB ye Hayır “yada Türk askerini Kıbrıs’da işgalci gösterenler, şimdi hangi komplo teorilerinin peşinde… Türk askerine Kıbrıs da işgalci de, Türkiye de memleket elden gidiyor …Neredesin darbe yap diye slogan at…Böyle mi olmalı.? Kim bunlar… Evet bu milletin ensesine binenler kim?
Mehmet Ali Birand Cumhuriyet mitinglerine katılanların bir kısmını şöyle sınıflandırıyor :
Ulusalcı ve aşırı milliyetçiydi. İşte beni bu kesim korkuttu. Yaptıkları konuşmalar tüylerimi diken diken etti. Türkiye'yi kamplara ayıracak ve tahrik dolu cümleler... Avrupa Birliği'ni ve Amerika'yı gerçek birer düşman olarak gören ve hakarete varan açıklamalar. Askeri darbeyi çağıran çığlıklar...
Milleti sığır yerine koyup ensesine binmiş, ülkenin 4,5 yıldır istikrar içinde durumundan rahatsız olmuş, insanlarımızın milli gelirlerinin 1.700 dolardan 5.900 dolara yükselmesine sevinmek yerine üzülen, ekonominin her yıl ortalama yüzde 6–7 büyümesinden rahatsız olan, memleketin gelişmesine dış dünyada itibar sahibi olmasına sevinmek yerine üzülen ve her fırsatta ortaya çıkıp darbe söylentileriyle ülkeyi gerenlerden bu ülke nasıl kurtulur?
Hazinenin 60 milyar dolarlık rezervine göz diken ve bu milleti amele-işçi, kendilerini ise “Ağa” yerinde görenleri nasıl tarif edebiliriz. Bunlar demokrasiden nasibini almamış, statükocu, sabit fikirli, ikna olmayan faşist şada sosyalist diktatörler mi ?
Türkiye’yi AB’den izole ederek Enver Hoca’nın 40 yıl önceki Arnavutluğuna döndürmek isteyen ve her fırsatta “Darbe” çağrısı yapanlar neye güveniyor? Onlar bu tankların ve Mehmetçiğin süngüsünden kurtulabilecek mi?
Hele hele ordu üzerinden siyaset yapanlara Genel Kurmay Başkanlığı “ Siz neden ülkeyi geren yazıları yazarken orduyu arkanıza alıp dayanak arıyorsunuz? Burası sizin babanızın çiftliği mi?“ diye ne zaman soracak? Artık yeter…
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 1980 sonrası Zincirbozan’dan yazdığı yazıları hatırlayalım.
Bence o günlere artık geri dönmeyelim. Bu ülke daha fazla kaybetmesin… Bu ülkede huzur, refah ve barış için adımlar atılsın… Bölünme ve parçalanma için değil… Hepimiz halkımızın huzuru ve ekonomik olarak güçlenmesi için projeleri konuşalım ve Uygulayalım… Komplo teorilerini değil … Bu ülkede “ağalık” ve “ marabalık” dönemi 84 yıl önce Cumhuriyetin ilanı ile bitmiştir… Kalıntılarını da 22 Temmuz da bu millet temizleyecektir..
Ankara’da millet kopmuş, holding binalarından daha muhteşem” Oval ofisli” binalarda oturan politikacılar da 22 Temmuz da “Kırmızı kart “ yiyecek ve siyaset meydanından atılacaklardır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın…
Parti genel başkanlık koltuğu hiç kimsenin “Babasının malı” değildir.
Ya Türk basınının anlı şanlı ve de salyangoz yarıştıran, cam kaplamalı konaklarda oturan, belediye otobüsüne, dolmuş taksiye, minibüse binmeyen diğer yazarlar… Hepsi söz birliği etmiş… Yeter ki Ak Parti gitsin, yerine askeri darbe gelsin… diyor ama satır aralarında askeri darbeye karşı olduklarını da demokrasi gereği ifade mecburiyeti olarak görüyor. Yani istemem ama yan cebime koy? Misali…
Bu arada Türkiye’yi her fırsatta geren, sert muhalefet yapan, Parti içinde sesini yükseltenleri ihraç eden, ancak 22 Temmuz’a yanına aldığı sağ kesimin temsilcileri İlhan Kesici ve Yaşar Okuyan’ı alarak hazırlanan CHP Genel başkanı Deniz Baykal’a kötü haber…
Deniz Baykal Önceki gece usta Gazeteci Uğur Dündar’ın programına konuk olmuş ve dünya siyasetini anlatırken “Ben Sosyalist Enternasyonalin Başkan Yardımcısıyım “ demişti.
27 Nisan’da başlayan Türkiye’nin “Cumhurbaşkanlığı seçimi krizi”‘nin baş aktörü Deniz Baykal‘ın Genel Başkanlığını yaptığı “CHP’nin Sosyalist Enternasyonalden çıkarılması isteği” Avrupa’nın gündemine bomba gibi düştü..
Statükocu yaklaşımları dolayısıyla Alman Sosyalist Parti’den birkaç kez uyarı alan ve üç ay önce CHP’nin durumunu ciddi ciddi masaya yatıran Sosyalist Enternasyonal üyeleri bundan sonraki ilk Genel Kurul’da CHP’nin “ Sosyalist Enternasyonal’den Çıkarılması “ için hazırlanan karar tasarısını konuşacak, ardından oylamaya sunacaklar.
Bu arada Avrupa Parlamentosu oturumunda, Alman, Fransız ve İsveçli parlamenterlerin yanı sıra Türk kökenli Cem Özdemir ‘de CHP’nin tutumunu AB Parlamentosu gündemine taşımasının ardından. İsveç Sosyal Demokrat Parti’nin milletvekili ve Türkiye’de İnsan Hakları Destekleme Komitesi Başkanı Anne Ludvigsson “ CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’den atılmasını isteyeceklerini açıkladı.
Bu açıklama Avrupa’nın gündemine bomba gibi düştü. Hemen ardından alman Sosyalist Partisi’nin üç ay önce hazırladığı gündem maddeleri AB kulislerinde parlamenterler arasında elden ele dolaşmaya başladı. Şimdi hem Fransa’nın Strasbourg hem de Belçika’nın Brüksel‘deki AB Parlamentolarında k CHP’nin sosyalist Enternasyonal ilkelerine uymayan tutum ve davranışları elden ele dolaşıyor
Sosyalist Enternasyonal’in genel kuruluna da çok fazla bir zaman kalmadı…
Ne demeli? Eden bulur mu acaba?
[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
(Haber7)
__________________ O ŞİMDİ DİYARBAKIR da
epox 9npa+ultra s_939
amd +3500 2200mhz
ati x550 128bit 256mb e.kartı
samsung 17'' df monitör
ss2 2,6d
samsung dvd +/- 16X16 RW 162c
1024 kingston dual ram
120gb seagate sata2 ncq
Konu yd33 tarafından (30.05.07 Saat 16:40 ) değiştirilmiştir..