Türkiye GündemiÜlke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.
Milletin oylarıyla işbaşına gelen ve yine milletin oylarıyla işten el çektirilebilecek olan Başvekil Adnan Menderes ve arkadaşlarını silah marifetiyle hükümetten alaşağı edip zindana attılar. Zindanda onları aylar boyunca mütemadiyen tahkir ve tezyif ettiler, dövmekten ve vücutlarında sigara söndürmekten bile geri durmadılar. Yassıada Mahkemeleri'nde onlara akıl almaz suçlamalar yönelttiler ve verilen idam kararlarını pişkin pişkin “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” diye gerekçelendirerek hukukun haysiyetine ve şerefine tükürdüler.
Yetmedi; türlü çeşit işkencelerle harap ve bîtap düşürdükleri Adnan Menderes'i binlerce yıllık geleneğe ve edebe aykırı olarak GÜPEGÜNDÜZ asmak üzere idam sehpasına götürmeye hazırlanırken bir de “prostat kontrolü” çıkararak sabık başvekili 'giderayak' son bir kez doya doya aşağılama zevkini (!) yaşadılar. Neymiş? Tam bir sağlık kontrolü yapılmadan ve suçlunun sağlıklı olduğundan emin olunmadan infaz gerçekleşemezmiş! Her konuda hukuka ve teamüllere harfiyyen uymuşlardı da bir bu kalmıştı! “Bu” dediğimiz şu: İnce bir eldiven giyen doktor, kayganlaştırıcı krem sürdüğü parmağını makattan içeri sokar…
Darbecilerin utanmadan banda kaydettikleri 'işkence eğlencesi' şöyle gerçekleşti:
PROF. DR. SEDAT TAVAT- Şöyle bir umumi muayene edelim.
KOMUTAN- Utanmayın, utanmayın.
TAVAT- Efendim bir şey unutmuşuz. Prostat muayenesi yapalım da...
MENDERES- Efendim?
TAVAT- Prostat muayenesi yapılacak.
MENDERES- Yok bir şey...
TAVAT- Ama bu lâzım...
MENDERES- Nasıl olacak bu?
TAVAT- Şey ile, eldivenle. Prostatta bir şişlik filan var mı?
MENDERES- Yapamıyorum yani...
TAVAT- Bir defa müsaade edin de efendim, çünkü sonda ile almışlar idrarınızı. Pantolonunuzu çıkartın... Yatağın üzerine bu şekilde durun, çok rica ederim, çok rica ederim.
MENDERES- İstirham ediyorum, utanıyorum.
DR. ZEKİ- Eğilin efendim, eğilin, eğilin ellerinizi yatağa koyun...
Kontrol bitti, Menderes idam sehpasına sürüklendi ve ipe çekildi. Kin ve nefretten kuduran darbeciler bununla yetinmediler; 'Bir daha!' dediler; Menderes'in ölüsünü de astılar!
Bunları şimdi niye anlatıyorum? İçinizi burkmak için mi? Hayır. Üzerinden tam 47 yıl geçmiş olmasına rağmen 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle gelen yönetimin ve elbette 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 askeri darbeleriyle gelen yönetimlerin sınırsız barbarlıkları toplumsal hafızada canlılığın korurken, mevcut demokratik hukuk düzeninin askeri darbe marifetiyle yıkılıp yerine askeri bir yönetimin kurulmasını açıkça savunmaya yahut bu yöndeki temayülünü hissettirmeye cüret edenlerin yüzlerine tükürün diye anlatıyorum bunları.
Arsız, hayasız, utanmaz adamlar! Askeri rejim altında yaşamanın bugünkü düzende yaşamaktan daha iyi, daha güzel, dahal makul, daha haysiyetli bir şey olduğuna inandırmaya çalışıyorlar bizi; hem de, yüzleri hiç kızarmadan!
Halkın sevgilisi olan bir başbakanın vücudunda sigara söndürülmesini, uyduruk suçlamalarla idam cezasına çarptırılmasını, idamdan önce “prostat kontrolü” bahanesiyle aşağılanmasını ve idam sehpasında iki kere sallandırılmasını mı savunuyor bunlar? Ziverbey Köşkü'ndeki işkenceleri, tek bir cana kıymamış gençlerin mümkün olduğu kadar çok acı çekerek ölsünler diye çift ilmekle asılmalarını mı savunuyorlar? İşkence merkezi Mamak Askeri Cezaevi'nde İstiklal Marşı'nın bile, tutukluları gece vakti zırt pırt uykularından uyandırıp esas duruşta söyletmek suretiyle, işkence aracı olarak kullanılmasını mı savunuyorlar? “Cehennem” namıyla maruf Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde tutuklulara yüzbaşının köpeğine tekmil verdirilmesini mi savunuyorlar? Hüseyin Kurumahmutoğlu'ların başları dipçikle parçalanarak öldürülmesini mi savunuyorlar? Sansürü mü savunuyorlar? Gazete haberlerinin genç subaylara yazdırılmasını mı savunuyorlar? Koca milletin çocuk muamelesi görüp höt-hüt'lerle hizaya getirilmesini mi savunuyorlar? Milli iradenin, hukukun, medeniyetin, insaniyetin, aklın ve mantığın kurşuna dizilmesini mi savunuyorlar? Bunları savunmuyorlarsa neyi savunuyorlar? Askeri darbe / askeri yönetim denince milletin aklına böyle zulümler geliyor. Onların aklına ne geliyor? Askeri balolardaki zarafet tablosu mu?
“Atatürkçülüğün ihyası için her yol meşrudur” dediklerini duyar gibi oluyorum. Askeri yönetimlerde Atatürkçülüğün nasıl ihya edildiğini de yarın anlatalım...
O dönemde Adnan Menderes'in avukatlığını yapan Hüsamettin Cindoruk da prostat kontrolü ile ilgili olarak, "Kasten ve aşağılamak üzere yapılmış bir şey. Prostatında sıkıntı olsaydı infazdan önce ameliyat mı edilecekti" dedi. İnfazdan önceki kontrolünde şuurunun yerinde olup olmadığına bakılması gerektiğini söyleyen Cindoruk, Saddam ile Menderes'in idamının kıyaslanamayacağını da vurguladı. Cindoruk, binlerce kişiyi öldürmekle suçlanan Saddam'a bile böyle bir muamelenin yapılmadığını belirterek şöyle dedi: "Saddam diktatördü. Menderes ise seçimle gelmiş bir genel başkan, başbakan... İdamı hukuk dışıydı. Adnan Bey'le ilgili iddiaların hepsi anayasaya aykırıydı. Ona rağmen yargılanıp mahkûm edildi. Suç bulunmamasına rağmen asıldı. Saddam Hüseyin içinse binlerce kişiyi öldürdüğü söyleniyor. Ona bile bu muayenenin yapılmadığı anlaşılıyor. Istırap vermek, küçük düşürmek, ikinci bir ceza vermek için yapılmış bir hareket."
Bunu savunanların yapanlardan hiç bir farkı yok.Ne yazıkki tarihimize geçen kara lekelerden biri.
Kesinlikle, katılıyorum.
Adam yanlış zamanda doğmanın sıkıntısını çekmiş.
Şimdi baksanıza ne kadar suçlu, yolsuz varsa hepsi lider, yönetici.
Düşünün ki, Türkiye nereden nerelere gelmiş.
Zamanında başbakan asılan ülkeymişiz, şimdi apoyu bile besleyen ülkeyiz.
Yani insan hakları konusunda baya bir yol katetmişiz.
Şu idam cezaları sadece adi suçlar için kalksaydı iyi olacaktı.
Devlete karşı işlenen suçlara da kaldırdılar, bu pisliğin idamı hayal oldu.