Çankaya'da ideolojik ve siyasi bir kadrolaşma mı var?
Bugün, 10:57

Sezer Anayasa Mahkemesi başkanı iken, cumhurbaşkanının yetkilerinin aşırı olduğunu defalarca söylemiş, düzeltilmesini istemiş ama Çankaya'ya kendisi çıkınca bunları tamamen unutmuştur! Aksine, dün eleştirdiği aşırı yetkilere dört elle sarılmış, bunları kullanarak ideolojik ve siyasi bir kadrolaşma yapmıştır. Yüksek mahkemeye bile partili üye atamaktan çekinmemiştir!
Taha AKYOL -MİLLİYET Bir demagoji örneği
CUMHURBAŞKANI Sayın Sezer cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini öngören Anayasa değişikliği paketini veto etti. Başkanlık veya yarı başkanlık gibi bir sistem değişikliği olmadan, zaten aşırı yetkileri olan cumhurbaşkanını bir de halk seçerse, aşırı derecede güçlenmiş olur, iki başlılık çıkar, denge bozulur... Gerekçesinin özeti bu.
Sezer şöyle diyor:
"Anayasa'nın parlamenter sistemi öngören hiçbir kuralına dokunmadan yalnızca cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin öngörülmesi, örneği ve uygulaması duyulmayan yeni bir sistem getirilmesi anlamına gelmektedir..."
İyi ama bilinen bir sisteme benzememiz şart mı?! "Biz bize benzeriz" diye düşünmek daha iyi değil mi? Bize göre bir sistem niye olmasın?!
Biz bize benzeriz!
Tarih 1 Aralık 1921; Meclis'te rejim, sistem tartışmaları yapılıyor. Meclis'in sol ve sağ kanadından eleştiriler geliyor; Mustafa Kemal'in uyguladığı sistemin dünyada 'örneği ve uygulaması duyulmayan' bir sistem olduğunu söylüyorlar.
Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkıyor:
"Ne yapalım ki demokrasiye benzemiyormuş, sosyalizme benzemiyormuş, hiçbir şeye benzemiyormuş. Efendiler! Biz benzememekle ve benzetmemekle iftihar etmeliyiz. Çünkü biz bize benziyoruz!"
Peki, bugün niye başkalarına benzeyelim?! Dünyada 'örneği uygulaması olmayan', 'bize benzeyen' bir cumhurbaşkanlığı sistemini niye getirmeyelim?!.
Hayır, bu yazdıklarım tam demagoji örneğidir! Sırf dogmatizmin ne kadar yanıltıcı olabileceğini göstermek için yazdım. Tarihte bambaşka şartların ürünü olan sözleri, vecizeleri, kuralları aktararak günümüzün problemlerini çözemeyiz!
Zaten, Atatürk bu sözlerinin devamında 1921'deki sistemin "değişmeyeceğini, değişmeden devam edeceğini" söylemiş ama ondan sonra, hem kendi hayatında hem izleyen dönemlerde sistem defalarca değişmiş, 1930'lardaki "Parti Devleti" sisteminden 1946'da Batılı demokrasiye karar verilmiştir.
Bu sütunda ısrarla yazdığım gibi, bugünün sorunları bugünün verileriyle düşünülmelidir. Tarih değişim süreçlerini, dinamiklerini görmek için gereklidir.
Sistem ve Çankaya
Seçilmişlerin başına bir vesayet makamı olsun diye 12 Eylül rejiminin aşırı yetkilerle donattığı cumhurbaşkanına bir de halk tarafından seçilmek gibi üstün bir siyasi kudret verilirse, gerçekten dengesizlik olur. Bunu daha önce de yazdım.
Anayasa değişikliğinde iktidarın ısrarını yanlış buluyorum; siyaseten de yanlış, sistem teorisi açısından da yanlış... Konu gelecek Meclis'e bırakılmalıdır.
Ancak "toplantı yeter sayısı"nı kolaylaştıran düzenlemede ısrar edilebilir; çünkü bir sistem meselesi değildir; hatta mevcut sistemin işlerliğini güçlendirir.
Sistem konusunda Sezer'e de bir eleştiri: Anayasa Mahkemesi başkanı iken, cumhurbaşkanının yetkilerinin aşırı olduğunu defalarca söylemiş, düzeltilmesini istemiş ama Çankaya'ya kendisi çıkınca bunları tamamen unutmuştur!
Elbette bu yetkileri kullanmadan edemezdi ama parlamentoya ve kamuoyuna bu yönde çağrı yapabilir, parlamenter sistemin normal dengesine kavuşmasını isteyebilirdi...
Aksine, dün eleştirdiği aşırı yetkilere dört elle sarılmış, bunları kullanarak ideolojik ve siyasi bir kadrolaşma yapmıştır. Yüksek mahkemeye bile partili üye atamaktan çekinmemiştir!
Hasan Öymez-STAR SEZER VE BAYKAL'IN ŞAŞIRTAN BENZERLİĞİ
Cumhurbaşkanı Sezer’in anayasa değişiklik paketini veto gerekçeleri ile CHP lideri Baykal’ın sözleri birebir örtüşüyor. İşte ikilinin sözlerinin tek tek karşılaştırması..
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişikliğini veto ederken kullandığı gerekçeler, başta CHP lideri Baykal olmak üzere CHP kurmaylarının, açıklamalarının tekrarı gibi oldu.
CHP lideri Baykal, 11 mayısta yaptığı konuşmada, Sezer’in değişikliği veto edeceğini açıkladı. İşte Baykal’ın sözleri ile Sezer’in örtüşen gerekçeleri:
BİRBİRİNİN AYNISI
BAYKAL: Millet TBMM’yi seçtiği gibi bir de cumhurbaşkanını seçecek. Milletin egemenliği parçalanmaya başlamış olacak. Bu, Türkiye’nin başına büyük dert açar.
SEZER: Böylesine, kuramsal olarak ve uygulaması bilinmeyen bir sistemin ne gibi sorunlar yaratabileceğini kestirmek güçtür. Ancak, yaratabileceği sorunların rejimi sıkıntıya sokacağı açıktır.
BAYKAL: TBMM, Cumhurbaşkanını seçemediği için derhal seçime gitmesi gereken bir Meclis konumundadır. Bu konumdaki bir Meclisin, konuşulmamış, tartışılmamış, yaratacağı sonuçlar irdelenmemiş bir büyük anayasa değişikliği projesini ham hum şaralop gündeme alıp gerçekleştirmeye kalkması ciddi bir iş değildir.
SEZER: Üstelik bu değişiklik, Cumhurbaşkanı’nı seçemediği için, Anayasa’nın 102. maddesi uyarınca ‘derhal yenilenmesi’ gereken bir Meclis tarafından gerçekleştirilmektedir... Böylesine önemli bir konunun, bu kadar sıkışık bir süreçte gündeme getirilmesinin haklı ve kabul edilebilir bir gerekçesi olamaz.’
BAYKAL: Şimdi ne yapacağız, millet TBMM’yi seçtiği gibi bir de cumhurbaşkanını seçecek. Böylece egemenliği temsil eden iki organ çıkarılacak. Milletin egemenliği parçalanmaya başlamış olacak.
SEZER: Bir yandan güçlü bir Başbakan, bir yandan geniş yetkilerle donatılmış ve halk tarafından seçilmiş bir Cumhurbaşkanı nedeniyle yürütme organı iki siyasal istençten oluşacak, başka bir deyişle siyasal yönden iki başlı olacak ve yürütme erki sorunlu duruma gelecektir.
BAYKAL: Cumhurbaşkanı adayı, nasıl neye göre propaganda yapacak?
SEZER: Cumhurbaşkanı’nın halkoyu ile seçilmesi durumunda, seçmenin önüne nasıl bir programla çıkacağı, nasıl bir propaganda ile seçim sürecine katılacağını da kestirebilmek güçtür.
BAYKAL: Ciddiye alınacak bir tarafı yok. Sorumsuzluğun daniskası.
SEZER: Daha açık anlatımla, getirilmek istenen sistem değişikliğinin haklı ve kabul edilebilir bir gerekçesi ve gerekliliği yoktur.
BAYKAL: Milletin seçtiği bir cumhurbaşkanı, sembolik, parlamenter rejimin cumhurbaşkanı olarak kalamayacaktır. Tek kişi böyle bir halk desteğini arkasına aldığını düşünerek Türkiye’nin devlet düzenini allak bullak eder.
SEZER: Gelecek dönemde, TBMM’nin siyasal yapısındaki olası değişme de gözönünde bulundurulursa, bu sorunların çözümsüz kalacağı, bunun da bir rejim çıkmazı yaratacağını söylemek yanıltıcı olmayacaktır.