![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Duyurular |
| Türkiye Gündemi Ülke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Evet. Yine bir Neval Kavcar ıkınmasıyla karşı karşıyayız. Arkadaşımız, belki parasını ödeyenlerin homurtusunun, belki de demokrasiyle uzaktan yakından bağdaşmayan fanatik görüşünün bir neticesi olarak, yine saldırmış. Bu tür fanatizme alışık olsak bile, Neval Cavcar, üçüncü sınıf yazım üslubu ve kolaj tarzı araştırma prensipleriyle yine farkını ortaya koymuş. Ama haklı. Kafasındaki şu sorular cevaplanmadığı sürece de haklı olacak; Türkiye gibi bir ülkede, gençler nasıl örgütlenir de muhalefet karşıtı akıllıca bir hareket kurar?!! Bu hakkı bu Türk genci denen cühela sürüsüne kim veriyor?!! Hani bütün gençler muhalif kesim ne isterse onu yapacaktı?!! Neden bizim istediğimiz gibi düşünüp bağırmayan gençler itlaf edilmiyor?!! Türk genci denen canlı türüne, düşünce ve ifade özgürlüğü verme fikri hangi örümcek kafalıdan çıktı?!! NEDEN?!!!! Navcar'ın bu son derece mantıklı sorularının cevabı ise şöyle; Çünkü bu ülkede demokrasi var. İğrençliğe varan muhalefet teknikleri karşısında bunalmış gençlerin de kendilerini ifade etme özgürlükleri var. Terör örgütlerinin ağına düşen gençlerin örgütlenmelerine saygı duyan bu kesim, zarasız ve sadece fikir beyan eden gençlerin fikirlerine duble duble saygı duymak zorunda. Kendince bu örgütlenmenin arka planını deşifre edip işlerini bitirmiş Kavcar hanım. Lakin muhalefet adı altında basbas bağıran gençliğin, gördükleri bir rüya sonucu, siyasete karışma ihtiyacı hissederek örgütlendiklerini düşünüyor. Elbette ki yanılıyor. Muhalif zihniyetler eleştirilemez değildir. Bal gibi de eleştirilebilirler. Hele Genç Sivillerin yaptığı şekilde ustaca eleştiriliyorlarsa, o eleştiri tadından yenmez. Ben de darbe tutkunu, kışkırtıcı, anti-demokratik ve saldırgan muhalefete karşıyım. Yurdumdaki farklı görüşlü insanların bu şekilde temsil edilmelerine karşı olduğum için! Dini, dili, eğitim sevitesi, yaşayış biçimi ne olursa olsun, "ben Türk'üm" diyen her vatandaşımızın ifade özgürlüğü korunmalıdır çünkü. Tanımayanlar Genç Sivilleri tanısınlar. Destekleme veya Köstekleme özgürlüğünüzü kullanın paşalarım. Hürmet ve Muhabbetle.
__________________ RUHA YÜCELİK VEREN KAYIPLAR VARDIR. BU SIRADA RUH, YÜKSEK-SİYAH SELVİLER ALTINDA DOLAŞIYORMUŞÇASINA FERYATTAN KAÇAR. Konu PANZER tarafından (19.05.07 Saat 20:03 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Nevval kavcarmı kaçarmı kim bilmem ama genç sivilleri biliyorum artık....Muhtıraya adam gibi cevap verebilen ender topluluklardan birisi belki cevap olur diye aşağıya bir bildirilerini alıntı yapıyorum..... BİZİM DENGEMİZİ BOZMAYINIZ! Bu ülkede 16–35 yıldır yaşayan, bu kısa yaşam süresi içinde tanık olduğu pek çok karanlık işe akıl sır erdiremeyen, demokrasimize yapılmış dört darbenin hiçbirine ‘bizim’ demeyerek hepsine birden eşit biçimde karşı çıkabilme erdemini gösteren, Cumhurbaşkanlığı köşkü etrafında dönen saray kavgaları uğruna demokrasiye yeniden müdahale edilmesinden kaygı duyan aşağıda imzası olan Türkiye Cumhuriyetinin bir grup genç yurttaşları olarak Danıştay saldırısı sonrası Demokrasiye ara verilmesini öneren derin-sığ aktörlerden, darbe uyarısı yapan alemde itibarı sıfıra inmiş siyah beyaz Baba’lardan, gerilimle beslenen siyasetçilerden, ölüm üzerinden siyaset üretenlerden, sorumluluk makamlarında oturan sorumsuzlardan, ‘benim katilim’ ‘senin katilin’ tartışması içinde katillerin yine karanlıklara karışmasından rahatsızız! Yine içine sokulduğumuz bu korku tünelinde artık nefes alamıyoruz! Önümüzü göremediğimiz bu zifiri karanlıkta birbirimizle çarpıştırılmaktan, iç ve dış öcüler hakkında kocakarı hikâyeleri dinlemekten, rejimin yıkılacağı, ülkenin bölüneceği çığlıklarıyla korkutulmaktan çok yorulduk, artık bir adım daha atacak mecalimiz kalmadı. Bu yüzden bir cesaret kapladı içimizi artık Korkmuyoruz! Çünkü bizi korkutmakla iktidarlarını koruyanların en büyük korkusunun korkmamamız olduğunu keşfettik. Hep Karanlık, Yeter Artık! Yeter Artık! Çünkü bütün hortlaklarını, bütün canavarlarını, bütün hayaletlerini, bütün katillerini çok yakından tanıdığımız bu korku filmini gün aşırı izlemekten bizde film koptu! Çünkü tüm bu korkunç hortlakları saran pembe pelüşleri, canavarların ağzından akan salçaları, hayaletlerin üzerindeki beyaz çarşafları, katillerin hep uşaklar olduğunu gördük.! Bunların hepsinin film icabı olduğunun farkına varacak kadar büyüdük. Yine cesaretle kendi sorunlarımızı çözmeye başladıkça ‘bööö’ diye saklandığı karanlıktan çıkıp bizi korkutmak için fırsat kollayanlar artık orada bir yerlerde olduğunuzu biliyoruz! Hiç komik değil! Bir gün 6-7 Eylül olaylarını çıkartıyorsunuz, bir gün 1 Mayıs’ta Taksim’i kana buluyorsunuz, bir gün bir solcuyu öldürüyorsunuz aynı günün gecesi bir sağcıyı, bir gün Susurlukta kaza yapıyorsunuz, bir gün Şemdinli’de kitapevine bomba atıyorsunuz. Farklı bedenlerdesiniz ama bize aynı şeyi yapıyorsunuz. Sizin adınız ne? Bizim dengemizi bozmayınız. Bizi bizden fazla düşünmeyiniz. Bizim için neyin iyi olacağına bize rağmen karar vermeyiniz. Bu ülkeyi hepimizden çok sevmeyiniz. Oylarımızla seçtiklerimizi istersek oylarımızla değiştirebilecek kadar büyüdüğümüzün artık farkına varınız. Sahi sizin adınız ne? Bizim dengemizi bozmayınız
__________________ . http://video.yahoo.com/people/3698719 Namaz Kıldınmı http://www.youtube.com/watch?v=9wiZhyQHaXc her şeyi ALLAH YARATTI peki…. http://www.youtube.com/watch?v=XdbBKHw0mac görüntülerle KADER http://www.youtube.com/watch?v=6Z8pQ6kDoTE |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Evet panzer bey genç sivilleri şimdi inceliyoruz. Bu ülkede 16–35 yıldır yaşayan, bu kısa yaşam süresi içinde tanık olduğu pek çok karanlık işe akıl sır erdiremeyen, demokrasimize yapılmış dört darbenin hiçbirine ‘bizim’ demeyerek hepsine birden eşit biçimde karşı çıkabilme erdemini gösteren, Cumhurbaşkanlığı köşkü etrafında dönen saray kavgaları uğruna demokrasiye yeniden müdahale edilmesinden kaygı duyan aşağıda imzası olan Türkiye Cumhuriyetinin bir grup genç yurttaşları olarak Danıştay saldırısı sonrası Demokrasiye ara verilmesini öneren derin-sığ aktörlerden, darbe uyarısı yapan alemde itibarı sıfıra inmiş siyah beyaz Baba’lardan, gerilimle beslenen siyasetçilerden, ölüm üzerinden siyaset üretenlerden, sorumluluk makamlarında oturan sorumsuzlardan, ‘benim katilim’ ‘senin katilin’ tartışması içinde katillerin yine karanlıklara karışmasından rahatsızız! Darbe uyarısı yapan siyah beyaz babalardan kasıt kim Genel kurmay başkanımız mı? Ölüm üzerine siyaset üretenlerden kasıt pkk ile masaya oturmayanları mı kast ediyorlar yoksa? Bir gün 6-7 Eylül olaylarını çıkartıyorsunuz, bir gün 1 Mayıs’ta Taksim’i kana buluyorsunuz, bir gün bir solcuyu öldürüyorsunuz aynı günün gecesi bir sağcıyı, bir gün Susurlukta kaza yapıyorsunuz, bir gün Şemdinli’de kitapevine bomba atıyorsunuz. Farklı bedenlerdesiniz ama bize aynı şeyi yapıyorsunuz. Sizin adınız ne? Bu suçlamalar kime karşı yapılıyor? CHP'ye karşı mı yoksa devletin kurumlarına ve devletin kendisine karşı mı? Peki bu ultra demokratik görünüm arkasına saklanıp akp dışarısında kalan tüm siyasi oluşumlara ve devletin kurumlarına hatta devletin kendisine dil uzatan ihanet topluluğun kimin hesabına çalıştığını söyleyebilirmisin? Bir de bu oluşuma akıl öğretecek topluluğa bakalım “Etyen Mahçupyan, Fatmagül Berktay, İhsan Eliaçık, Ali Bayramoğlu, Ömer Laçiner, Mehmet Altan, Ferhat Kentel, Mustafa Karaalioğlu, Kürşat Bumin, Emre Aköz.” Ben bu kadroyu bir yerlerden daha hatırlıyorum. Hani Kur'an-ı Kerim'in ayetlerini yok sayıp dinler arası diyalog kurmaya kalkan ve İslam'ı ılımlılaştırma(yok etme) projelerinin bayraktarlığını yapanlar değil mi bunlar? Genelde fetullah tayfasından olan bu öğretmenlerin içerisindeki ermeni asıllı yazar acaba ne dersi verecek? Hepimiz ermeniyiz, katil devlet sloganları ile sokaklarda koşuşturanlar şimdi anayasa mahkemesinin kararlarını ve vatansever gençlerin gayet demokratik tepkilerini içlerine sindirememelerini yadırgamamak lazım. Ne Atatürk'ü ne Atatürk ilkelerini benimsememiş, bir fırsatını bulup vatana ihanet etmek için tetikte bekleyen bu dinler arası diyalogçu topluluk açıklamaları ile de devletin kendisine olan düşmanlıklarını gizlememekteler. Panzer bey, Neval hanımın şahsına saldıracağın enerjiyi devletin bekaasını savunmak için harcasan vatana millete çok daha yararlı olacağını sanıyorum ki söylememe gerek bile yoktur. |
| ||||
| Ce: Genç Siviller
Zira okusaydınız, zaten o söylediklerinizin hepsinin savunulabilir değerler olduğunu ve savunacak kitlenin de demokratik hakları olduğunu bilirdiniz. Her sivil hareket tarafsız olacaktır diye bir kaide görmüyorum ben. Zaten olması tuhaf olur. Her sivil hareket benimsediği ideolojiyi takip eder. Yandaşları ve karşıtları bulunur. Her kitle, karşıtı olduğu görüşü ülkenin baş sorunu, bulduğu çözümü ülkenin tek kurtuluş yolu benimser. Bu son derece doğal bir toplumsal reflekstir zaten. Demokrasi, toplum reflekslerinin ülkeye verebileceği zararı minimuma indirmeyi amaçlayan, tepkisel homojenizasyonu hedefleyen sistemdir. bu bağlamda adalet ve hukuk dışındaki frenleyici mekanizmaları reddeder. Görüşlerin kendi adalet anlayışları olabilir. Ama bu "kendi"lik kavramı, tümevarımcı üsluplara yenik kitlelerin elinde kolayca çamurlaşır. Yazının etrafında dönerek, tekerrüre yenik düşmüşsünüz. Zira bahsedilen harekete karşı çıkmak için elinizde tuttuğunuz değerler sizin "kendi" değerleriniz. İfade özgürlüğünüzün mahsülleri, ispat kabiliyetinizin çürümüş hasadı. Yazmak yükünü sırtlayanlar, binlerce kelimenin her birine saplanabilecek kurşunlara göğüs gerenlerdir. Sizin şahsınıza veya fikirlerinize ve dahi kelimelerinize saldırmam arasında hiç bir fark olmadığını kabullenmiş olmanız gerekirdi. Yeni nesil sizin hayal ettiğiniz kadar uyuşuk değil. Saygılarımla. (gagamarti. yazılar Kavcarın, fikirler Kavcarın, Üslup Kavcar'ın. Bu bağlamda arada kalmanı istemedim. Öğrenenler sınıfı olarak, öğretmeye yeltenenlerle olmalı fikir mücadelemiz. Senin kelimelerinle, hakettikleri saygınlıkla, başka zaman tartışacağız.) Hürmet ve Muhabbetle
__________________ RUHA YÜCELİK VEREN KAYIPLAR VARDIR. BU SIRADA RUH, YÜKSEK-SİYAH SELVİLER ALTINDA DOLAŞIYORMUŞÇASINA FERYATTAN KAÇAR. Konu PANZER tarafından (20.05.07 Saat 02:39 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Genç Siviller
Genç sivillerin söylemlerinden kesitler aktarayım istersen? 19 Mayıs hakkında bakın neler söylüyor bu genç siviller Turgay: Törenler yine oluyor. Fakat belediyeler, birçok kurum, konserler yapıyorlar. Meşalelerle yürüyüşler yapılıyor. Biraz dışarıya doğru taşınma var. Harbiye Marşı yerine Tarkan'ın Şıkıdım'ı eşliğinde yapılır oldu. Hiç olmazsa daha eğlenceli hale geldi. Ama hareketlerde bir sanatsal yaratıcılık yok hâlâ. Ellerindeki panoları kaldıranlar ne yazdıklarını bilmiyorlar. Kendileri yazdıkları cümlenin bir harfi bile değiller. Belki bir harfinin bir noktasının bir parçası oluyorlar. Bu gerçekten kimsenin tek başına bir değer ifade etmediği bir toplum istendiğinin delili. Protokol tribünü haricindekiler de onları net görmüyorlar. Yıldıray: Bu törenlerin modası geçti artık. Aslında bütün dünyaya bizim ne kadar güçlü gençlerimiz olduğunu göstermek için yapılıyor. Savaşkan, hazır kıtalar. Kaslar ön planda. Gençlik, bir komutla hareket eden, bir komutla duran disipline edilmiş bir kitle. Ayşegül: Bize zorla şort giydirmişlerdi. Ben hiçbir zaman dindar olmadım. Ama sonuçta insanın bir giyim kültürü vardır. Şort giymekten hoşlanmıyorum. O giysi tasarımları yapılırken kesinlikle bizlere sorulmadı. Çok aptalca kıyafetler. Eflatun pelerinlerimiz filan vardı. İstemediğimiz kıyafeti giymek bir yana, herkes tek tip olarak oraya çıkıyor. Zeka seviyesi oldukça düşük etkinlikler bunlar. Erkan: Bireyler orada tamamen nesne. Özne halinde değiller. Bir bütünün birer parçasını oluşturuyorlar. Zaten koreograflar filan yapmıyor. İnsanların bedenleri ideolojik nesneler halinde mesaj vermek için kullanılamaz. Çağdaşlık bu demek değil. Şu Demokrasi Sınıfı'nı bir de ağızlarından dinleyelim Yıldıray: Eğlenceli bir parti gibiydi. Partiye sadece bu süreçte gerçekten dik duran, "ne darbe, ne darbe" diyen, bu demokrasi sınavını başarıyla geçenleri çağırdık. Hocalarımız demokrasiye, siyasete, demokratlığa giriş dersi verdiler. Zil çaldı teneffüsümüz, beslenme saatimiz oldu. Günün sonunda bu süreçte iyi sınav verenlere ve sınıfta kalanlara karnelerini dağıttık. "Ayşegül: Dünkü etkinliğimizde bir de demokrasi dersinden çok iyi notlar alarak geçen, sadece kendine değil, ötekine de demokrat olduğunu gösterebilenlerden oluşan iftihar listemiz vardı. Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Kürşat Bumin, Yıldırım Türker, Perihan Mağden, Etyen Mahçupyan, Altanlar gibi." Bakın Gençlik hakkında neler düşünüyorlar Turgay: Gençlik tanımını yapan dört temel metnin gölgesinde genç olabiliyorsunuz. Bunlardan biri Gençliğe Hitabe. Buna göre genç diye birtakım vazifeleri olan, artık bekçi kadar bile yaşamsal bir ünitesi kalmayan, cansız bir korkuluğa dönüşmüş ve hep böyle korkulara karşı bir tehlike savar olarak görevlendirilmiş, kendi tercihleri olmayan bir insandan bahsediliyor. İkinci metin Bursa nutku ki aslında Atatürk'e ait olmadığı da söyleniyor. Turgay: Anayasa'nın 58. maddesinde de milyonlarca genci tek tipleştiren bir tanım yapılıyor. Gençliğe bir şeylerin emanet edildiği, onu koruması gerektiği, devletiyle ülkesiyle bölünmez bir bütün olduğunu ortadan kaldırmayı amaç edinenlere karşı yetiştirilmesinden söz ediliyor. Yani cumhuriyetin düşmanları var. Gençler onlara karşı yetiştirilen insanlar. Erkan: Gençlik tanımı bir de YÖK'te var. İşte Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan gibi ibareler. Yani Türk olmayan, şeref ve mutluluk duyamayacak mı? Ben Türk'üm diyen mutlu değilim diyemeyecek mi? İşte toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, yüreği millet sevgisiyle dolu gibi tamamen bir şeyleri kutsallaştırıcı bir yapı. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] Evet Atatürk Karşıtları Patsini desteklemek amacıyla oluşmuş bir grubun söylemlerini kendi ağızlarından aktardım. Atatürk ilkelerini, devleti ve Türklüğü içlerine sindirememiş bu terörist oluşumu destekleyenlerden bir önceki mesajımda sorduğum sorularada cevap vermeye davet ediyorum.
__________________ Konu gagamarti tarafından (20.05.07 Saat 14:53 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Gayet yerinde tespitler...Gençleri tektipleştiren her türlü uygulama onlara kötülüktür ve maalesef AKP düşmanlığı senin bunları görmeni engelliyor....Orda gençliğin özgür düşünmesini engelleyen şeylerden bahsediliyor gençliğin kendisinden değil...Gençliğe hitabeyi kendi ideolojisi uğruna kullananlar gençliği bu hale düşürdü....
__________________ . http://video.yahoo.com/people/3698719 Namaz Kıldınmı http://www.youtube.com/watch?v=9wiZhyQHaXc her şeyi ALLAH YARATTI peki…. http://www.youtube.com/watch?v=XdbBKHw0mac görüntülerle KADER http://www.youtube.com/watch?v=6Z8pQ6kDoTE |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Aslı sizin Atatürk düşmanlığınızdan kaynaklanan bir körlüğünüz ve anlama kıtlığınız var. Bazılarını zoruna giden gençliğe hitabeyi ekliyorum bakalım tek tip insan olun diyor mu? Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. ![]() Atatürk düşmalığı ile özdeşleşen emperyalist uşağı parti ve yandaşları bu hitabeden neden bu kadar rahatsız oluyor çözmek hiçte zor değil.
__________________ Konu gagamarti tarafından (20.05.07 Saat 17:43 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Genç Siviller Gençliğe hitabenin eletirilmediğini tarfsız bakan herkes anlar..eleştirilen gençliği sadece ona bağlı yaşamaya mahkum eden zihniyettir..İstiklal marşını neden hiç gündeme getirmiyorlar bu zihniyet sahipleri acaba... Gençlik tanımını yapan dört temel metnin gölgesinde genç olabiliyorsunuz. '' Bunlardan biri Gençliğe Hitabe. Buna göre genç diye birtakım vazifeleri olan, artık bekçi kadar bile yaşamsal bir ünitesi kalmayan, cansız bir korkuluğa dönüşmüş ve hep böyle korkulara karşı bir tehlike savar olarak görevlendirilmiş, kendi tercihleri olmayan bir insandan bahsediliyor '' Kutsal bir metin gibi gençliğe hitabeyi kopyala yapıştır yapacağına birazda istiklal marşımıza gerekn değeri ver....
__________________ . http://video.yahoo.com/people/3698719 Namaz Kıldınmı http://www.youtube.com/watch?v=9wiZhyQHaXc her şeyi ALLAH YARATTI peki…. http://www.youtube.com/watch?v=XdbBKHw0mac görüntülerle KADER http://www.youtube.com/watch?v=6Z8pQ6kDoTE |
| ||||
| Ce: Genç Siviller
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. ![]()
__________________ sana şiirler biriktiriyorum hayat bilgisi defterimde ama sen yoksun... yaz sıcağı toprağa çekiyor tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyorum... Ben seninle bir gün Erzurum`daki bir kahvaltı salonunda... Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında... Ben seninle, Palandöken dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Dumlubaba`nın herhangi bir toprak damında... Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim... Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim! NEKADAR BİLİRSEN BİL; BİLDİĞİN, KARŞINDAKİNİN SENİ ANLAYABİLECEĞİ KADARDIR... |