1941 yılında,Dünya harbi sırasında,savaşın tesirlerini araştırmak üzere, Feridun Cemal Erkin Devlet tarafından Arap ülkelerine gönderilir.
Suriye,Irak,Filistin ve Mısır'ı dolaşır.Bu esnada Krallığı henüz ilan edilmemiş olan Emir Abdullah tarafından Ürdün'e davet edilir.
.......... !
Emir Abdullah önce derinden aldığı nefesi bir solukta çıkarır ve sanki ağır bir şeyi itiraf edercesine hazırlanır ve söze başlar.
'Bakın Feridun bey,der.Bunu yalnız size anlatıyorum. Babam Şerif Hüseyin, İngilizler'in kendisine Hicaz kralı ilan etme va'dine kanarak, Osmanlı idaresine isyan etti.Gerçi İngilzler sözlerini tuttular ve babamı karl ilan ettiler.Çok geçmeden Vahhabiler tarafından düşürüldü ve kaçmak zorunda kaldı.
Çaresizdi,ister istemez İngilizler'in himayesine girerek Kıbrıs'a yerleşti ve sürgün hayatı yaşamaya başladı.
Babam Kıbrıs'ta hastalandı!...
Bir gün saray bandosu, öteden beri adet olduğu üzere ikindi vakti bahçede konser veriyordu. Bir ara bando İzmir marşı çalmaya başlamaz mı? Eski hatıralar babamı rahatsız etmesin düşüncesiye pencereyi kapattım.
Evlat diye seslendi...Pencereyi neden kapatıyorsun ? bu soruya verecek cevap bulamadım.Sonra bei yanına çağırdı.
'Ben yani senin baban, velinimetime İHANET etmiş asi bir kulum,günahım büyüktür.Kral olacağımı sanırdım sürgün oldum. O da yetmedi,hastalannıp yatağa bağlı hale geldim. Aç şu pencereyide Marşı dinleyeyim.Bu dünya da çektiğim ızdırap vicdan azabıyla büsbütün ağırlaşsın! O zaman belki Mevla bu günahkar kulunu dünyada affederek hesap gününde ağır bir cezaya çarptırmaz.
İşte bundan sonra İHANETİN BEDELİ ödenmeye başlar...
Abdullah günahlarına ortak olduğu Şerif Hüseyin'in ortanca oğluydu.İngilizler onun için Ürdün'de bir emirlik kuruvermişlerdi.
20 Temmuz 1951 de Kudüs'te Ömer Camiinin önünde uğradığı suikasttan kurtulamadı ve yerine oğlu Tallal geçti.Onunda akli dengesi yerinde değildi.... 1952 yılında tahttan indirildi. İstanbul Ortaköy'de Sağlık yurdunda öldü.
İngilizler, Şerif Hüseyin'in büyük oğlu Faysal'ıda IRAK kralı ilan etmişlerdi. Lawrence ile iş birliği yaparak Osmanlı garnizonlarına kanlı baskınlar düzenleyen ve Birinci DÜnya harbi sonunda Versay antlaşması na babası adına katılan bu Faysal'da esrarlı bir şekilde zehirlenerek öldürüldü.
Genç yaşta tahta oturan oğlu Gazi ise şüpheli bir trafik kazası neticesinde hayatını kaybetti. Yine genç yaşta tahta geçen torunu Faysal, amcası emir Abdullah ve bütün aile fertleri Bağdat'ta general kasım'ın adamları tarafından katledildi ?
Evet Krallık hayeliyle OSMANLIYA İHANETİN kısa ama ibretlik hikayesi budur.
***
Günümüze geldiğimizde bugün yaşadıklarımız ve halkı neredeyse iki ayrı gruba bölmenin bedeli ne olmalı...
Laiklik adı altında yapılan din düşmanlığı ne olmalı.
Ülke insanı ya LAİK veya İSLAMCI olmak zorunda bırakılmakta adeta.
Bugün VATANA ve DİN'E İHANET edenlerin yarın kı cezası acaba kaç kuşak boyu gider...?
Murat Can