Türkiye GündemiÜlke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.
Başbakan Erdoğan Kumkapılı Balıkçılara soruyor,” Cumhurbaşkanı olayım mı?” diye onlarda olma diyor, Orada ki tavrına dikkat ettiniz mi? “İşte ben halkımın arzusuna riayet ediyorum. Beni başbakan görmek istiyorlar” tarzında ellerini ileriye uzatıp, başını sallıyordu. Sonra Gül’ü aday gösteriyor. Medyada bu durum sanki Erdoğan halkın nabzını tutmuş da vazgeçmiş” gibi gösteriliyor. Erdoğan beş yıl boyunca havanda su dövmüş bir partinin lideridir. Adaylığına ABD geçit vermemiştir. ABD ye rağmen aday olamamış, kerhen Gül’ü aday göstermiştir.
ANAP lideri Mumcu, yaptığı açıklamada; “Su ana kadar çıkmamış yasalar vardır, onları çıkarma sözü verirlerse destekleriz” deyince, AKP den ayrılmasına ne sebep vardır diye düşündüm. AKP içinde sanki çıbanbaşı gibi görünen Balıkesir ve Denizli milletvekilleri Çömez ve Yarbay’ın yaptıkları da demek taktik gereği imiş. Türk Halkı AKP ye verdiği her oy için beddua ederken, Mumcu kalkıp Gül’ün adaylığını desteklerse seçimlere zahmet edip girmesin diyor vatandaş.
Haber ajanslarını tararken Cnntürk’de ilginç bir hatırlatma vardı. 24 Nisan 1920’de Atatürk’ün Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildiğinden bahisle, ayni tarihte Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına gönderme yapıyordu şuur altımıza. Zaten biliyorsunuz Abdullah Gül 29 Ekim doğumlu olduğundan göbek adını “Cumhur” koymuşlarmış. Sadece Dindar değil göstergelere bakılırsa “evliya” gibi bir cumhurbaşkanımız olacak.
Evlendikten yirmi yıl sonra Üniversite okumak isteyen eşini (!) 1999 yılında A.Ü. Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesine, noter ve gazeteciler ordusu ile gelerek yapılmayan kayıt üzerine şov yapmıştır. “Moskova’da yaşıyor olsa idik kayıt yaptırırdık” demiştir. Bu ülkede başörtüsü kendileri ile problem haline gelmedi mi?
3 Kasım 2002 seçimlerinde Türk Milleti onları tek başına iktidar yapmadı mı? Niçin “başörtüsünü” çözmek yerine düğüm üzerine düğüm atarak, AİHM ne “Türbanın siyasi bir figür ve laik ülke Türkiye’de yasak olduğunu hükümet olarak ispatladılar.” Bu demektir ki “başörtüsü” siyasal eylem aracıdır onlar için. Yasak oldukça prim yapacaklar, muhafazakâr halkın oylarına talip olmayı sürdürecekler. Bu ülkede hükümetler yaptıkları her icraatta vatandaşın onayını alıp haber veriyorlarmış gibi “başörtüsünde” mutabakat aradılar.
Üstüne üstlük bugün Cumhurbaşkanı adayı olan Abdullah Gül’ün eşi için 2002 yılında içhukuk yolları tıkları olduğu gerekçesi ile AİHM ne başvuru yapılıyor. Bugün bu sorulduğunda diyorlar ki “ Bireysel tercih olarak, Türkiye’nin bize verdiği hakla mahkemeye başvurduk.” Bu konunun siyasallaştırılmasından şikâyetçi olduklarını söylüyor Hayrunnisa gül. “Türkiye’yi şikâyet ettik” diyememenin Arapçası bu olsa gerek.
Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığının açıklanması medyada ki iyimserlik havasına rağmen büyük tepki aldı. Vatandaş; “Amerikancı Cumhurbaşkanı istemiyoruz” diye, Ankara’da gösteri düzenledi. Ellerinde bayraklar protesto ettiler adaylığı. Aralarında gözaltına alınanlar oldu. Şu anda Gül’ün Cumhurbaşkanı olmamasını isteyenler arzu ediyor ki, “Sezer” ortada hiçbir gerekçe yok iken Erdoğan’ı görevden alsın. Bütün Türkiye’de Gül’ün adaylığına karşı olanlara önderlik edecek bir parti ve STK ı yok ki ortada. Vatandaş yollara dökülürse ancak Sezer bunu öngörebilir. Kimse elini taşın altına koymayacak, Sezer buna engel olsun diye bekleyecek. Ne akıl ama.
Gül’ün adaylığı konusunda Stratejik ortağın görüşü şu: “Dileğimiz, Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanını, demokratik tartışmanın sınırları içinde ve siyasi kriz yaşamadan seçmesi''
Adayımızı taşkınlık göstermeden, siyasi krize sebep olmadan seçin diyorlar. Gül’ün Cumhurbaşkanlığı dönemi bakın nasıl olacakmış:
“Gül’ün Washington’da “reformcu'' kimliğiyle tanındığını ve başta Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice olmak üzere ABD’li yetkililerle, son yıllarda “yapıcı bir diyalog'' geliştirdiğini hatırlattı. ABD’li diplomatlar ve analistler, Gül’ün cumhurbaşkanlığına seçilmesi halinde, Çankaya’nın uzun bir aradan sonra, dış politikada, özellikle de Türk-Amerikan ilişkilerinde yeniden aktifleşmesinin beklenebileceğini vurguluyorlar.” ( Y.Çongar- Milliyet- 25 Nisan 2007)
Batı medyasını tararsanız “sürpriz aday ve memnuniyet” ifadesini birlikte görürsünüz. Vahşi Batının sevinç çığlıklarından, karşıtların isyanının duyulmadığı medyatik bir ortamdayız.
Ana muhalefet ise Erdoğan’ın adaylığına engel olmanın verdiği zafer sarhoşluğu içinde Gül tehlikesinin boyutunu henüz anlayamadı. Seçimlere kadar “Erdoğan’ı biz Cumhurbaşkanı yaptırmadık” deyip gezmenin bedelini hesap edemiyorlar. Gül ve Erdoğan karşılaştırıldığında, Erdoğan’ın sadece konu mankeninden öte olmadığı görülemedi. Çankaya’yı sevk ve idare edecek güç Erdoğan’da zaten yoktur. Erdoğan sadece vitrindir. Vitrini düzenleyen el Gül’ü öne iterek, hiç olmazsa seçimlere kadar bir şeyler kotarma peşine düşmüştür.
Dün çarşıda, bir müşteri ve esnafın sohbetine kulak misafiri oldum. Müşteri.” Yok abi ya, AKP nin hepsi Amerikancı. Ha Tayyib ha Gül.” Sohbeti yapılıyordu.
Görün bakın bundan sonra ne yasalar çıkacak engele takılmadan. Başımıza ne gaileler açılacak? Bu konuda sadece ana muhalefete takılmamak gerekir. Mecliste olmamasına rağmen bu ülkenin partisi diğer STK ı nerededir? Niçin gönüldaşları ile “devlete sahip çıkma “ mitingleri düzenlemiyorlar? Abdullah Gül’ün adaylığından memnunlar mı?
Çankaya freni varken beş yılda Türkiye bu kadar yara aldı. Şimdi Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı AKP de olduğundan hızlı bir operasyona tabii tutulacağız.
Herkes oturmuş ya Sezer ya da asker olaya el koysun diye bekliyor. Vatandaşlık görevi beş yılda bir sandığa gitmekle mi sınırlıdır?
Yakında “American” bir Cumhurbaşkanımız olacaktır.
Abdullah Gül’ün adaylığı vatana millete hayırlı olsun efendim
Haber ajanslarını tararken Cnntürk’de ilginç bir hatırlatma vardı. 24 Nisan 1920’de Atatürk’ün Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildiğinden bahisle, ayni tarihte Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına gönderme yapıyordu şuur altımıza. Zaten biliyorsunuz Abdullah Gül 29 Ekim doğumlu olduğundan göbek adını “Cumhur” koymuşlarmış. Sadece Dindar değil göstergelere bakılırsa “evliya” gibi bir cumhurbaşkanımız olacak.
Bu yazıyı yazanların haber ajansı diye dikkate aldıkları kanal Cnntürk olunca yazının devamını okumaya dahi ihtiyaç duymadım. Recep Tayyip Erdoğan'ın american engeline takılıp aday olmadığını savunan bu görüş CNN uzantısı american köpeği bu kanaldan ne diye haber ajansı olarak dikkatlerini celbeden açıklamaları kaynak olarak gösterirler anlamış değilim.
Bu yazıyı yazanların haber ajansı diye dikkate aldıkları kanal Cnntürk olunca yazının devamını okumaya dahi ihtiyaç duymadım. Recep Tayyip Erdoğan'ın american engeline takılıp aday olmadığını savunan bu görüş CNN uzantısı american köpeği bu kanaldan ne diye haber ajansı olarak dikkatlerini celbeden açıklamaları kaynak olarak gösterirler anlamış değilim.
Amerikan uşaklarını savunup cnnturk'e amerikan diye karşı çıkman ne kadar da komik olmuş anlatamam.
akp'nin ısrarla desteklediği bop, ılımlı islam projesi ve dinlerarası diyalog kandırmacası kimin eseri bir araştır bakalım.
Amerikan uşaklarını savunup cnnturk'e amerikan diye karşı çıkman ne kadar da komik olmuş anlatamam.
akp'nin ısrarla desteklediği bop, ılımlı islam projesi ve dinlerarası diyalog kandırmacası kimin eseri bir araştır bakalım.
ben değil bu yazıyı yazanlar söylüyor bunları. yani hem akp için american uşağı diyeceksin hem de american kanalını örnek gösterip yazılar yazacaksın. Allah tezata düşürmesin.