
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, isminin açıklanmasının ardından basın mensuplarının karşısına çıktı. Gül, ilk demecinde cumhuriyetin temel ilkelerine vurgu yaparken, Çankaya Köşkü'nü halka açacağının işaretlerini verdi.

Anayasa'da belirtildiği gibi demokratik, laik ve sosyal hukuk ilkelerine bağlı kalacağını belirten Bakan Gül, "TBMM, cumhurbaşkanlığına layık görürse, Anayasa'mızın bu ilkeleri ve emirleri çerçevesinde hareket edeceğimden kimsenin kuşkusu olmasın." dedi.
Türk milletini temsil etmenin büyük bir onur ve sorumluluk olduğuna işaret eden Abdullah Gül, herkesin desteğini beklediğini vurguladı. Bu tür makamların ve kimliklerin halkla ve değerlerle birleştirici, bütünleştirici yönünün olduğunu da anlatan Gül, Türkiye'yi Atatürk'ün hedef gösterdiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine taşıyacaklarını bildirdi. Başörtüsü, eşimin bireysel tercihi Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Gül, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin Türkiye'nin ne kadar normalleştiğini gösterdiğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda nasıl bir politika izleyeceği yönündeki soru üzerine, "Tabii herkesin bir stili vardır. Ben demin de söylediğim gibi en çok halkla beraber olmaya gayret sarf edeceğim. Ve aynı zamanda şüphesiz ki, dışarıda Türkiye'nin en iyi şekilde temsil edilmesi için uğraşacağım. Asil bir milletimiz var. Bunun dışarıda da en iyi şekilde temsil edilmesi büyük bir görevdir." ifadelerini kullandı. Eşinin başörtülü olduğunun hatırlatılması üzerine "Bunlar bireysel tercihlerdir. Bireysel tercihlere herkesin saygı göstermesi gerekir." diyen Gül, Hayrünnisa Gül'ün AİHM'ye yaptığı başvuruyu da şöyle değerlendirdi: "Bu bireysel bir hak aramadır; ama bazı şeyler vardır ki şık olmaz ve siz fedakârlıklarda bulunmak zorundasınız, yakışmaz. Dolayısıyla benim o konumuma pek yakışmıyordu. Ama eşimin bireysel hakkıdır o. Dolayısıyla AİHM'ye gitmekten dolayı bir sıkıntı olduğu doğru değil, o zaman Türkiye Cumhuriyeti, vatandaşlarına verdiği hakkı önemsemiyor demektir