Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi

Duyurular

Türkiye Gündemi Ülke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 19.04.07, 17:17
yd33 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Şehir: d.bakır
Mesajlar: 171
Karizma Puanı: 105
yd33 has a reputation beyond repute
Kurtuluş Savaşı’nda bir ABD Başkanından medet ummuştuk

“Tarihi yanlış yazmak bir millet olmanın ayrılmaz parçasıdır.” Böyle demişti Fransız düşünürü Ernest Renan. Uluslaşma ile tarih yazımı arasındaki bağ bu şekilde dile getirilmeliydi ona göre.



Aslına bakılırsa Fransa için olduğu kadar ABD için de geçerlidir bu tarihi yanlış yazma pratiği. Holocaust sonrası Yahudi tarihi bir daha eskisi gibi yazılamayacak kadar değişmedi mi? Hint tarihçileri şimdi kolları sıvamış, İngilizlerin tarih üzerinden zihinlerinde meydana getirdiği derin çatlağı nasıl tamir edebiliriz diye gece gündüz uğraşmıyorlar mı? Çin derseniz, o tamamen başka bir alemde kulaç atıyor. Hatta bir iki yıl evvel Amerika’yı keşfedenin Kristof Kolomb değil, Zeng Ho adlı bir Müslüman Çinli olduğunu iddia eden sempozyum bile düzenlendi Singapur’da. Kitaplar da cabası…



Demek ki, tarih de öyle bir kere yazıldı mı, Everest’in zirvesi gibi yerinden edilemeyen bir granit kütlesi değil. Sonuçta o da bir insan ürünü ve bir süre sonra her insan ürününden sıkıldığımız gibi ondan da sıkılmaya ve yeni bir ‘geçmiş masalı’nı arzulamaya koyuluyoruz. Baksanıza, 18 Mart’ı “Şehitler Günü” ilan ettik kanunla. Ancak şimdilerde 16 Mart Şehitler Günü’nü hatırlayacak bir Allah’ın kulunu bulmak isteseniz ilaç için bile yoktur (belki bazı uzmanları dışında tutabiliriz bu yargının).



Peki neydi 16 Mart ? 1960’lı yıllara kadar bizi sokaklara döken ve yürüyüşler yaptıran bu tarih, İngilizlerin Meclis-i Mebusan’ı bastıktan sonra Şehzadebaşı Karakolu’na baskın düzenleyip 6 Türk askerini kalleşçe şehit etmesi (1920) trajedisinin yıldönümüydü. Emperyalist İngilizlere olan kinimizi sokağa döktüğümüz bu yıldönümü kayıplara karışmıştı ki, bu yıl iki gün sonrasına konuşlandırılan Şehitler Günü, 16 Mart’ta hunharca katledilen Mehmetçiklerin aziz ruhlarına bir parça da olsa teselli vermiş olmalıdır.



Bu yüzden diyorum ya, İstiklal Savaşı (sonradan uydurulan ‘Kurtuluş Savaşı’ değil, çünkü biz Yunan’ın elinden kurtulmak için değil, bağımsızlığımızı sağlamak uğruna savaşmıştık) yıllarımızın tarihi 1927’deki Nutuk ekseninde ve 1930’ların ortalarında geliştirilen Tarih Tezi yörüngesinde yeterince kaldı. Artık onu yeni eksenler ve yörüngeler üzerinden yeniden okumaya girişmenin vakti geldi.



Hatırlarsınız, daha önceki bir yazımda Sivas Kongresi günlerinde Mustafa Kemal Paşa ve Rauf (Orbay) Bey’in imzalarını taşıyan bir mektubun Louis Edgar Browne adlı bir gazeteci eliyle ABD Senatosu’na gönderildiğini ve mektupta Senato’dan bir inceleme heyetinin Anadolu’ya yollanmasının istendiğini ele almıştım. Gazi Mustafa Kemal Nutuk’unda bu mektubun gönderilip gönderilmediğini pek iyi hatırlamadığını söylemekteydi. Halbuki belgelerle gösterdim ki, mektup gönderilmiş, o kadar gönderilmiş ki, mektup üzerine Sivas’a gelen General Harbord Mustafa Kemal ve Rauf Bey’le görüşmüş, sonra Erzurum’da Kâzım (Karabekir) Paşa ile incelemelerde bulunmuştu. Mektubun imzalı nüshasını bulup neşretmiştim. (Son kitabım Yakın Tarihin Kara Delikleri’nde (Timaş Yayınları) orijinalinin fotokopisini bulabilirsiniz.)

Şaşıranlar, hatta kızıp köpürenler oldu. Sözlerimi amaçlamadığım noktalara çekenler de eksik değildi. Ancak o yazıda asıl şunu söylemeye çalışmıştım: 1919 şartlarında insanlara doğru ve normal görünen bir karar, 1927’de anormal görünmeye başlayabilir. Bunda tuhaf bir şey de yok. Bakın Ahmet Necdet Sezer’in 7 yıl önceki sözleri ile veda konuşması arasındaki dağlar gibi farka ve ondan sonra yeniden düşünün isterseniz söylediklerimi.



Şimdi size İstiklal Savaşı yıllarının farklı bir yüzünü gösterecek birkaç fotoğraf sunmak istiyorum.









Birinci fotoğraf, Eylül 1919’da Erzincan Hükümet Konağı’nın girişini gösteriyor. Merdivenlerin hemen başında iki askerimiz ellerinde bir bez afiş tutuyorlar. Üzerinde şöyle yazıyor: “Vive l’Art. 12 des Principes de Wilson.” Türkçeye çevirisi: “Yaşasın Wilson Prensipleri’nin 12. Maddesi.



“Yaşasın” denilen bu Wilson Prensipleri de nedir? Peki bu Fransızca bez afiş Erzincan Hükümet Konağı’nın kapısına –Türkler için olamayacağına göre- kimler için asılmıştır?



Siz düşünedurun, ben ikinci bombamı patlatayım.











İkinci fotoğrafımız ise hemen aynı günlerde Erzurum’da çekilmiştir. İki Dadaşın elinde bu defa bir pankart görülüyor. Etraf da kalabalık sayılır. Bir gösteri, muhtemelen. Pankart bu defa Türkçe konuşuyor: “Vilson Prensipleri Madde 12.”

Ne oluyor Allah aşkına bu Erzurumlulara ve Erzincanlılara? Kim bu çok sevdikleri Wilson ve dahi kendilerine “yaşasın” çığlıkları attıran bu 12. madde de neyin nesidir?



Bugün ismi unutulmuş olan ABD Başkanı Woodrow Wilson daha çok 8 Ocak 1918’de Birinci Dünya Savaşı’nın daha fazla kan dökülmeden sona erdirilmesi için bir barış planı olarak ilan ettiği “14 Nokta”sıyla tanınır.



Türkiye’de “Vilson Prensipleri” adıyla tanınan, hatta adına bir dernek bile kurulan bu noktaların 12’incisi, Osmanlı Devleti topraklarında Türk çoğunluğun yaşadığı bölgenin Türklere bırakılmasını istemekteydi. Bu da her türlü hukukumuzun ayaklar altına alındığı bir zaman diliminde Milli Mücadele kadrosuna ilaç gibi gelmiş ve dört elle sarılmışlardı ona. Nitekim bizzat Atatürk’ün söylediklerine bakılırsa Misak-ı Milli’mizin hukukî temelini de Wilson Prensipleri’nin 12. maddesi oluşturmuştur. Hatırlayalım mı 1926 yılının Mart ve Nisan aylarında Hakimiyet-i Milliye ve Milliyet gazetelerine ortak olarak verdiği hatıralarındaki sözlerini:

“İtiraf ederim ki, ben de milli sınırı biraz Wilson prensiplerinin insani maksatlarına göre ifadeye çalıştım. Hemen açıklayayım: O insani prensiplere dayandığındandır ki, Türk süngülerinin müdafaa ve tespit ettiği sınırları müdafaa etmişimdir." (Atatürk’ün Bütün Eserleri, cilt 3, İstanbul 2003, Kaynak Yayınları, s. 55.)



Demek ki neymiş? Bugün kabul etmek kolay olmasa bile Atatürk bile millî sınırlarımızı tespit ederken bir ABD Başkanı’nın prensiplerine dayanmak ihtiyacını hissetmiş.



Nitekim Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi Başkanı sıfatıyla ABD Senatosu’na gönderdiği mektubun arka planında da Wilson’un milletlere kendi kaderlerini tayin hakkı tanıyan barış planı yatmaktaydı. Aynı zamanda Anadolu halkı da bu prensiplere sahip çıkmış ve Senato’nun inceleme yapmak üzere gönderdiği General Harbord ve ekibine davullu zurnalı karşılama törenleri düzenlemiştir.



İşte yukarıda gördüğümüz iki fotoğrafın arka planında bu prensipler vardır ve afişler Amerikalı General Harbord görsün ve bizim tarafımıza meyletsin diye hazırlanmış ve asılmıştır.



Ancak Başkan Wilson’un bir başka planı daha vardı. Kısa bir süre sonra, 21 Ocak 1918’de Paris Barış Konferansı’na giderken yanında bir program ve yanda gördüğünüz Türkiye’nin parçalanmasını öngören haritayı da götürmüştü. Giresun’dan başlayıp Sivas, Maraş, Adana, Mersin, Van, Kars ve Ağrı’yı da içine alan “büyük Ermenistan” haritasıydı bu.



Tabii tahmin edilebileceği gibi biz prensipleri görmüş ama haritayı görmezden gelmiştik. Gerçi bugün ikisini de görmezden geliyoruz ya, neyse…





Mustafa Armağan'ın Zaman Pazar'daki yazısını okumak için tıklayın:

[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]



Bu yazı 10812 defa okunmuştur.

[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
__________________
O ŞİMDİ DİYARBAKIR da
epox 9npa+ultra s_939
amd +3500 2200mhz
ati x550 128bit 256mb e.kartı
samsung 17'' df monitör
ss2 2,6d
samsung dvd +/- 16X16 RW 162c
1024 kingston dual ram
120gb seagate sata2 ncq
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 19.04.07, 20:00
kuzey kurtları - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye
 
Üyelik Tarihi: 11.08.06
Şehir: devamlı geziyorum
Mesajlar: 1.005
Karizma Puanı: 189
kuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond reputekuzey kurtları has a reputation beyond repute
kuzey kurtları - MSN üzeri Mesaj gönder
Ce: Kurtuluş Savaşı’nda bir ABD Başkanından medet ummuştuk

sanırım amerikalıların anlamadıgı bir şey var.....
onlar yeni yüzyıl ın kabadayıları ama biz eskiden beri tarihin efeleriyiz...
amerikadan medet umanlar onlar gibi olsun..
bütün bu yaşadıklarımız Allah ın takdiri...
biraz sabır ve sonunda bakalım neler olucak
__________________

BENİ SADECE TANRI YARGILAR
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Tablolarda Kurtuluş Savaşı TaRiHmAn Güzel Sanatlar, Resim ve Fotoğrafcılık 7 10.04.07 15:38
Kurtuluş Savaşı Cepheleri SportMan Dersler 1 31.12.06 21:09
AKP’li il başkanından İHD’ye başvuru hakan3232 Türkiye Gündemi 0 09.10.06 17:52
Kurtuluş Savaşı Görüntüleri SaNCaKTaR Mustafa Kemal Atatürk 0 15.07.06 23:09


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 08:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0