Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi

Duyurular

Türkiye Gündemi Ülke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 06.12.06, 13:32
عاكف ار - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 30.11.06
Şehir: Istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 4.581
Blog Başlıkları: 2
Karizma Puanı: 532
عاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond repute
Asansör boşluğundaki lavuk

Aslında başlığı "Ahmet Hakan'ın 'Takva'sı" koyacaktım ama vazgeçtim. Yanlış anlaşılmasından korktum. Brecht'in söylediği gibi; biz hükümet değiliz ki, yanlış anlaşılmaktan bir menfaatimiz olsun.

Doğrusunu isterseniz Ahmet Hakan'ı pek severim. Zeki, kıvrak, muzip yazılar kaleme alıyor. Ne ki, beni ikidir yanıltıyor. İlkinde yanıltmaktan ziyade şaşırtmıştı. Okuyanlar bilirler. Şu 'Latif abi' muhabbeti işte. (17 Mayıs 2006, Yeni Şafak). Bu sefer de beni tam anlamıyla yanıltı.

"Takva"yı yere göğe sığdıramayan, Türk sinemasında bir 'milat' olarak değerlendiren yazısını okuyunca çok şey umarak koştum gittim filme. Sonuç: Tam bir hayal kırıklığı.

Kızdım mı Ahmet Hakan'a? Asla. Kardeşimin canı sağolsun; ona değil bir filmlik, yüz filmlik hayal kırıklığı feda olsun. Çünkü kendisine burun kıvıran yarı aydınları paranteze alıp 'onbuçukla' çarpsak bir Ahmet Hakan etmezler. (Buradaki 'buçuk', sanki babası icat etmiş gibi, "Fotoğraf makinesi gavur icadı değil mi?.." diye sormakla 'mürteci' aşağıladığını sanan, derleştiriyi mizahla karıştıran köşe yazarı insanı oluyor.)

Gelgelelim kızmıyorum diye gardımı da almayacak değilim. (Riya üsluplu civanmertlikle hiç işim olmaz.) Madem Ahmet Hakan kardeşimin etkisinden kurtulamıyorum, o yazmadan önce bir yolunu bulup söz konusu filmleri izlemeliyim. Hakkında yazı döşediği filmleri izlememek de bir yöntem olabilir ama o zaman da bize yazık olur.

Yahya Kemal, Bursa yolculuğu dönüşünde oraya niçin gittiğini soran bir ahbabına şu cevabı vermiş: "İsmail Habip, Bursa'ya gidip orayı yazmadan bir göreyim, dedim." Bizimkisi de o hesap. Lakin Yahya Kemal, İsmail Habip'ten hazzetmezdi, ben Ahmet Hakan'ı çok beğenirim. Sadece onun beğenileriyle zaman zaman anlaşamıyoruz. Bu da hiç mesele değil. Nasılsa bilim her geçen gün ilerliyor; bir hal çaresi bulunur.

Gelelim filme. (Gerçi gelmemek için lafı o kadar uzattık ama hiç gelmemek de olmaz.)

"Takva", bir çuvalcının yanında ayak işlerine bakan, mazbut olduğu kadar da dallama bir lavuğun hikayesini anlatmaya çalışan bir film. (Çalışan, diyorum; çünkü paraşütle inen finali ve estetik yoksulu düş sekansları yüzünden bunu bile başardığı tartışılabilir.)

Bu lavuk, 'nefsini' yemeyi (yenmeyi değil) kafaya takmış bir halde hayatını sürdürürken, intisap ettiği tarikatın koltuğa kurulmuş 'ceberut kaynana' edalı hödük şeyhinin emriyle tahsildarlığına soyunur. Masivayla yüzleşince de kafayı sıyırır. Ne ki, kafayı sıyırmasının esas nedeni abazanlıktan başka bir şey değildir.

Anlayacağınız, o eski Yeşilcam filmlerindeki garabet 'dinci' tiplerin tersyüz edilmiş hali arzı endam ediyor. Eskiden şehvet düşkünü acayip mahluklar sahne alırdı. Bu filmde ise hangi manastırdan fırladığı belirsiz, 'cinsellikten' ecinni gibi kaçan (bunu da takva zanneden) bir 'tip' var. Öyle ki bu lavuk, (emirlerini baş tacı yaptığı) şeyhi kendisine kızını münasip görüp teklifte bulununca, "Biz o defterleri çoktan kapattık." diyerek elinin tersiyle itiyor. Neden? Abazanlıktan cinnet geçirip filme final olmak için mi?

Filmin senaristi Müslümanları üzmek istemediğini söylüyor. Güzel bir haslet. Daha da güzeli antiemperyalist olması. İçtenliğine inanıyorum. Yalnız kafası biraz karışık bu arkadaşın. Lavuğun meczup akıbetini sevgi, korku dengesinin, korku lehine bozulmasına bağlıyor. İyi de, güzel kardeşim, sevgi, korku birbirine mümtezic. Ne dengesi?

Makedon Müslümanlara yardım ederek, deyim yerindeyse, 'takva üzre' bir eylem yapan çırağa fırça atan bu lavuk, hangi takva üzre bulunur? Çırağa atılan o tokatlar hangi inançsızlığın şiddet olarak dışavurumun ifadesi? Sizin 'takva' vehmettiğiniz, "Belki şeytan bizzat biziz!" diyen o lavuktan, oto tamirhanesinde rakısını yudumlayan ustalar bile daha inançlı. Neyin "Takva"sını çektiniz?

Ya şeyhin cinnet vaziyetini yorumlamasına ne demeli? 'Seyr-i süluk' değil de asansör yolculuğu anlatıyor mübarek. Bu 'mürşidi' nerden buldunuz? Nazım Hikmet'in şiirinden mi?

Haksızlık yapmayalım filmin müziği, ışığı, sanat yönetimi, görselliği oldukça sağlam.

Sağlam dedim de aklıma geldi: Oğuz Atay, "Alman filmleri çok sağlam, hiç kopmuyor…" der.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
asansör yazıları >> M£®T << Resimlerin Dili 0 20.10.06 20:24


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 10:37.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0