Sabah Gazetesi Yazarı Ergun Babahan: ‘Fahişeliğin prim yaptığı bir ülke haline geldik’ Medyanın ve televizyon kanallarının toplumu yozlaştırıcı yayınlar yaptığını yazan Sabah Gazetesi Yazarı Ergun Babahan, bu duruma tepki gösterdi. “Müslüman Türkiye”de medyanın topluma “fahişe gibi yaşayan mankenleri” örnek göstermesini eleştiren Ergun Babahan, “Ekranın önünde fahişeleşiyoruz...
Fahişeliğin, gazete sayfalarında prim yaptığı nadir ülkelerden biriyiz herhalde” dedi.
Dünkü yazısında Anayasa’nın 41’inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir..... Devlet, ailenin refahı ve huzuru ile özellikle ananın ve çocukların korunması (...) için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar” denildiğini kaydeden Ergun Babahan, aynı Anayasa'nın, basın özgürlüğünü kamu ahlâkını koruma adına kısıtlayabileceğini söylüyor.
Türkiye’de uzunca bir süredir üç-beş erkek arasında dolaşan ve kendilerine manken diyen bir grup genç kızın hayat tarzının genç kızlara örnek olarak sunulduğunu ifade eden Babahan, “Genç delikanlılara da aynı mekânda bulunduğu, arkadaş olduğu insanların eski sevgilileriyle birlikte olmanın normal olduğu anlatılıyor. Bu yetmiyor, bunu haftada bir yapanlar övülüp göklere çıkarılıyor. Fahişeliğin gazete sayfalarında prim yaptığı nadir ülkelerden biriyiz herhalde” dedi.
AHLÂKEN ÇÖKMÜŞ BİR NÜFUSTAN HAYIR GELMEZ
“Üstelik bunu yüzde 99’u Müslüman olan ve çoğunluğun kendini giderek daha fazla dindar hissettiği bir ülkede yapıyoruz” diyen Babahan, yazısında şu görüşleri dile getirdi: “Bununla da kalmıyoruz, anneleri fahişeliğe teşvik ediyoruz. Bir annenin hasta çocuğunu kurtarma adına 150 bin dolar karşılığı patronuyla yatmasını yüceltiyoruz. Fahişe annenin kutsallaştırılmasına tanıklık ediyoruz. Bu diziyi hasta çocuğu ve eşiyle izleyen bir annenin neler hissedeceğini gözlerimin önüne getirmeye çalışıyorum. (...) Ya da yavrusunun sağlığı için bile olsa fahişeliği kabul edemeyecek olan anneleri. Türkiye, en önemli sermayesi olan sosyal yapısını 3-5 reyting uğruna bozuk para gibi harcıyor. Oysa başta AB olmak üzere herkese karşı ortaya koyduğumuz en önemli kozumuz genç ve dinamik nüfusumuz. Ahlâken özürlü bir nüfusun kimseye yararı olmayacağını kimse düşünmüyor, düşünmek istemiyor.”
