Bebeklere kıymayın efendiler... YAZARLAR


Bir iki günlük ülke dışı teneffüs bile...
Türkiye’nin gerçek resminin daha netleşmesini sağlayabiliyor.
Havası kirlenmiş bir odadan...
Oksijeni bol bir bölgeye geçmiş hissi uyandırabiliyor.
Türkiye’nin birkaç gündür tartıştığı konuları... Bir anlığına anımsamaya çalışın.
Dişe dokunur bir şey var mıydı?
Daha ziyade Ankara çekişmeleri üzerine alışageldiğimiz suyuna tirit menü dışında önemli bir konu çarptı mı gözünüze?
***
Halbuki... Öyle hayati... Öyle önemli...
Öyle yaşamsal konular var ki...
Gündemden bir dakika bile düşmeden hızla tartışılması...
Ve acilen çözülmesi gereken konular.
Gerçek...Yakıcı sorunlar.
***
Türkiye, gereğinden fazla siyasallaşmış bir ülke.
Politik bir toplum.
Gücün... Zenginliğin dağıtımında hala Ankara iktidarının çok etkin olduğu...
Yığınların siyasetten bir padişah kerameti beklediği bir ülke.
***
Piyasanın siyasetin yerini aldığı...
Toplumdaki asıl konumun üretim... Rekabet...
Ve yaratılan değer tarafından tayin edildiği bir noktaya gelinceye kadar da bu değişmeyecek.
Piyasada beş para etmeyenin siyaset tarafından keramet sahibi kılınabildiği çarpıklık bitmedikçe...
Toplumun kezzaplı temel sorunları arkada...
Ankara’nın suni çekişmeleri de gündemde olacak.
***
Bunları uzun uzun neden tekrarlıyorum?
Çünkü belki de en büyük ayıbımız olan...
Ama hiç konuşmadığımız bir konuya...
Yeniden rastladım.
OECD ülkeleri arasında ‘bebek ölümlerinde’ hala birinci ülkeyiz.
Bunca zamandır önemli adımlar atıp... Ciddi bir çaba gösterilmesine rağmen...
Bebek ölümlerindeki şampiyonluk hala bizde...
***
Her 1000 doğumda...
Türkiye’de 24 bebek ölmekte..
Meksika bile bizden daha iyi durumda... Bin bebekten on dokuzu doğarken yitiyor orada.
En az ölüm Japonya’da... İki veya üç.
OECD ortalaması ise 5.4...
Bunlar elverişli şartlar yaratılamadığı için doğumda yitenler.
***
Bir de bir yaşına gelemeden...
Bir de beş yaşına gelemeden...
Yaşayabilecekken uçup gidiveren bebeklerimiz var.
Örneğin... İshal olunca...
Su verilmez sanan anneler yüzünden kaybettiğimiz bebek sayısı hala çok yüksek.
Konuşulmasa da... Yazılmasa da...
Toplu bir sessizliğin ve aldırmazlığın ardında kalsa da...
Hala çok yüksek.
***
Neden temel sorun olarak sofraya gelmez bebek ölümleri?
Yönetenin... Karar alanın...Yazanın, çizenin.
Gazete çıkaranın... Daha gelişmiş ve güvenli standartlarda yaşamasından mı?
Onun için mi altta kalanın... Tutunamayanın... Dışlanmışın bebeklerine aldırmıyorlar?
***
Ortalama ömür açısından sondan ikinci...
Sağlığa ayrılan pay açısından sonlarda...
Tıp teknolojisi açısından da gerilerde bir durumdayız.
Türkiye hekime başvuru konusunda ise en önde.
Oran olarak bu kadar çok doktora giden...
Ama en çok bebek yitiren ülke.
***
Eğitimi... Sosyal yapıyı... Kültürü çok iyi yansıtan can yakıcı bir çelişki.
Bu arada... Yendiğimiz Norveç’teki bebek ölümlerine de baktım.
Bin bebekten yirmi dördü bizde yok olurken... Norveç’te bu oran binde 3.
***
Biraz daha gerçek... Biraz daha temel...
Biraz daha insana... Biraz daha topluma ait sorunları gündeme getirsek.
Örneğin bebeklere kıymasak...
Ve çok sıkıldığımız suni ve Ankara gündeminden uzaklaşsak.
***
Dedim ya...
Bir iki günlük ülke dışı teneffüs bile...
Gerçek sorunları görmemizi sağlayabiliyor.
En yakıcı konu olan bebek ölümlerinin ‘içerde’ en konuşulmayan konu olması bunun ispatı değil mi?