Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi
Duyuru

Türkiye Gündemi Ülke gündemine dair an sıcak haberler, en güncel tartışmalar, en seri paylaşımların yer aldığı bir bölüm. Memlekette neler olduğunu merak edenlerin forumdaki ilk durağı.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (Daim)  
Eski 04.07.07, 07:17
Sunguralp - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 19.06.07
Mesajlar: 159
Karizma Puanı: 60
Sunguralp is just really niceSunguralp is just really niceSunguralp is just really niceSunguralp is just really nice
Başbuğ'un solu yenilgiye uğratma stratejisi ve Bahçelinin solu ihya projesi

Başbuğ'un solu yenilgiye uğratma stratejisi:

Sol’u ağır yenilgiye uğratma hesapları

Türkeş: “Milliyetçi partiler işbirliğinde anlaşırlarsa, seçimlerde sol ciddi bir yenilgiye uğrayacaktır. Unutmamak lazım ki, koalisyonu meydana getiren partiler, bölücü, yıkıcı, maceracı, sorumsuz sol karşısında başarılı olmak zorundadır. Bu mecburiyet milletimizin istediği ve beklediği Milli bir ihtiyaca dayanmaktadır” diyordu

1975 kongresinden sonra Milliyetçi Hareket daha hızlı büyümeye başlamıştı. 12 Mart’tan sonra tutuklanan sol örgüt militanları Ecevit affı ile serbest bırakılmış, terör eylemlerinde artış başlamıştı. 12 mart öncesinde ve sonrasında üniversitelerdeki teşkilatlanmada tecrübeli isimler Türkeş tarafından yeniden görevlendirildi. Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’na Sami Bal, Gençlik Kolları Genel Başkanlığı’na Ramiz Ongun getirilirken Genç Ülkücüler Kurucu başkanlarından Metin Çolak yan kuruluşlar arasında koordinasyonla görevlendirildi.

Başbakan Alparslan Türkeş, hazırladığı “Toprak Reformu”nu hayata geçirmek ve hak sahiplerine toprak dağıtmak üzere Urfa’ya gidiyordu. Ancak Urfa’dan önce Diyarbakır’da halka hitap etmeyi planlamıştı. Aralarında dönemin bazı CHP yöneticilerinin de bulunduğu bölücüler işbirliği yapıp, “Türkeş Diyarbakır’a giremez” diye eylem yapmaya başladı.

23 Haziran 1975 Pazartesi günü saat 18.20’de Diyarbakır havaalanına inen Alparslan Türkeş’e Vali Mustafa Karaşarlıoğlu, saat 14.00’de olayların başladığını, çevre illerden takviye alınıp güvenliğin sağlanmaya çalışıldığını, ancak Türkeş’in şehre girmesinin sakıncalı olduğunu ifade etti.

Valinin tavsiyesine hiddetlenen Türkeş: “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunuyoruz. Cesedim o meydanda kalsa da devletimizin haysiyetini korumak için gideceğim ve konuşacağım. Devleti zaafa düşürmeyiz. Devlet ya vardır, ya yoktur” diyerek şehre hareket etti. MHP’nin miting yapacağı meydan bölücüler tarafından basılmış, MHP bayrakları ve kaleye asılmış olan Türk bayrakları indirilip yakılmış, konuşma yapılacak kürsü de parçalanmıştı.
Mitinge giden araçlar taş yağmuruna tutulmuş, valiliğin misafirhanesi bile taşlardan nasibini almıştı. Kurşunlar camları delik deşik etmişti. Türkeş, kendisine adeta yalvaranları elinin tersiyle itip havanın kararmasına rağmen meydana indi. Elektrik tesisatı kesildiği için megafonla konuşan Türkeş’e Diyarbakırlılar sevgi gösterisinde bulundular. Biri asker olmak üzere iki kişinin öldüğü olayları üniversite sınavı bahane edilerek şehre araçlarla getirilen sol örgüt ve bölücü militanların çıkardığı tespit edilmişti. Diyarbakır’da 1975 yılında meydana gelen bu olayda “Azad Kürdistan” sloganı atanların daha sonra neler yaptığını kamuoyunun yorumuna bırakalım.

Ara Seçimler
Üç Milletvekili ile hükümet ortağı olan Türkeş, 12 Ekim 1975’de yapılacak olan senato ve milletvekili ara seçimlerinde CHP’ye karşı hükümet ortaklarının ittifakla seçime girmesini teklif etti. Hükümet Protokolünde “Seçim İttifakı Kanunu” bulunduğunu hatırlatıp, tasarıyı hazırlayıp Meclis’e göndermeyi istedi. Türkeş: “Milliyetçi partiler böylelikle bir işbirliğinde anlaşırlarsa, seçimlerde sol ciddi bir yenilgiye uğrayacaktır. Unutmamak lazım ki, koalisyonu meydana getiren partiler, bölücü, yıkıcı, maceracı, sorumsuz sol karşısında başarılı olmak zorundadır. Bu mecburiyet, milletimizin istediği ve beklediği milli bir ihtiyaca dayanmaktadır” demişti. Türkeş’in teklifi tabanda kabul görmesine rağmen AP ve MSP kulak arkası yaptı. Turhan Fevzioğlu’nun CGP’si seçime girmeyerek AP’den kontenjan aldı. MHP bu birlikteliğin tam olarak sağlanamaması üzerine seçime yalnız girdi.
MHP bu ara seçimlerde oylarını arttırırken MSP ve DP kelimenin tam anlamıyla çöktü. 1976 Nisan ayında Irak’ı ziyaret eden Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, Kerkük’te “Başbuğ Türkeş”, “Kerkük’e Hürriyet Milliyetçi Hareket” ve “Kaatil Saddam” sloganlarıyla karşılandı. Korutürk’ün bu ziyaretinden sonra Kerkük’lü Türkmenlere baskı yoğunlaştı., binlercesi tutuklandı. Buna tepki gösterilmesi gerekirken 27 Mayıs bayram mesajında Korutürk Türkiye için en büyük tehlikenin “ “Pantürkizm” ve “Panislamizm” ” olduğunu söyledi. Korutürk’e çok sert cevap veren Türkeş’in ardından 38 profesör, 26 doçent ve 41 asistan Türkeş’in düşüncelerini destekleyerek cumhurbaşkanını protesto eden ağır bir bildiri yayınladılar.

1977’nin Şubat ayında yapılan Ülkü-Bir kongresinde konuşan Alparslan Türkeş, milli eğitimde reform yapılmasını isterken, “Kuran-ı Kerim” okullarda ders olarak okutulmalıdır “ fikrini beyan etti. Bu konuşma yıllar tartışılmış ancak tarikatların ve bazı siyasi partilerin arka bahçesi haline gelen Kuran kursları konusunda Türkeş’in haklılığı bir kez daha tescil edilmişti.

Destek arayışı
1977 seçimleri yaklaşırken MHP’nin GİK üyeleri arasında AP ile seçim ittifakı ağırlık kazanmaya başlamıştı. Türkeş’in daha önceki teklifi üzerine süren müzakerelerden sonuç alınamamış, MHP’nin 50 milletvekili talebine 10 ile cevap verilmişti. Türkeş’in kabul etmeyişi üzerine AP kanadı pazarlığın sürmesini istiyor GİK’ten çıkmayan ittifak kararını kurultayda çıkarmayı planlıyordu. İlk hedef büyük illerde seçimleri alıp üst kurul delegelerini AP ile ortaklığa oy verdirmekti.

Nitekim ilk raund İstanbul’da başladı. Genel Merkez’in görevlendirdiği Turan Koçal’ın divan başkanlığına karşı çıkıp kendi adaylarını seçtirdiler. MHP iktidar ortağı idi ama iktidar nimetleri ve kadrolaşma konusunda tecrübeli değildi. AP’lilerin yardımıyla İzmir TARİŞ’in Adana’da Çukobirlik’in etkisiyle il kongrelerinde seçilen üst kurul delegeleri AP ittifakından yana olanlardan seçilmişlerdi.
Başkentte ilçe kongreleri başlamış, AP’den gelen Hüseyin Cahit Aküzüm Altındağ ilçesinde ağırlık koymuştu. Muhittin Çolak o günleri şöyle anlatıyor: ” Altındağ ilçe kongresinde bizim ülkücüler dinleyici, Aküzüm’ün getirdiği AP’liler ise delege olmuştu. MHP tarihinde ilk defa delege oyunu ile karşı karşıya kalmıştık. Başbuğ durumu anlamıştı. Ankara İl Başkanı Muhsin Şensöz’ü davet etti. Altındağ’daki durumu özetleyip diğer ilçe kongrelerinde Muhittin Çolak’ı size yardımcı olarak veriyorum dedi. Kolları sıvayarak başta Çankaya olmak üzere ülkücüleri delege yapmaya başladık.

Allah rahmet eylesin daha sonra şehidimiz olan Hüseyin Cahit Aküzüm teşkilattaki kontrolümüzü görünce zaman zaman bir arkadaşımızı yönetim kuruluna alın, şu iki arkadaşımızı da delege yapın diye kibarca rica ediyor, biz de beis görmüyor dediklerini yapıyorduk. Tecrübesizlik yüzünden bunların yekün teşkil edebileceğini tahmin bile edememiştik.

Ankara İl Kongresinden iki gün önce AP’nin Ankara İl Delegelerinin listesini ele geçirmiştik. AP ile MHP il delegelerini karşılaştırınca 90 kişinin AP’de de delege olduğunu tespit edip işaretledik.

Cebeci İnci Sinemasındaki kongrede divan başkanlığı için Milletvekillerimizden Ali Fuat Eyüboğlu’nu aday gösterdik. Ancak Ankara Milletvekili olan Mustafa Kemal Erkovanlı: “Ben Ankara Milletvekiliyim. Siz ise Yozgat milletvekilisiniz. Divan başkanlığı yapmak bana düşer” dedi. Eyüboğlu bu rica karşısında nezaketle “elbette” diyerek çekildi. Biz buna rağmen Divan ikinci başkanlığına Ahmet Peköz’ün seçilmesini sağladık.

Erkovan’ın divan başkanlığında kongre başlar, Ankara İl teşkilatında üst kurul delegesi olarak seçilecek olan 85 kişilik liste ortaya çıkar. Çolak ve arkadaşları söz konusu 85 kişinin ismini okuyunca AP’nin 90 delegesinin 65’nin bu listede olduğunu görürler. Salondaki hoşnutsuzluk uğultuya dönüşür. Salonda ülkücü delege çoğunlukta olmasına rağmen bir tarafta divan başkanı MHP Genel Sekreteri ve Devlet bakanı Erkovanlı ile GİK üyesi olan parti büyükleri, diğer tarafta genç ülkücüler vardır. Genç ülkücüler delegeye AP’nin planını anlatmaya çalışırken salona genel başkan Alparslan Türkeş gelir. Yerine oturur oturmaz Muhittin Çolak Türkeş’in kulağına eğilip durumu özetler. Başını sallayan Türkeş “ne yapacaksınız” dercesine Çolakla göz göze gelince “Efendim bunların tek şansı sizin salonda bulunmanız. Siz olmazsanız bu kongreyi alırız” cevabını alan Türkeş kısa bir konuşma yapıp salondan ayrılır. Muhittin Çolak’a merhum Türkeş’e neden böyle konuştuğunu sordum. Gülümseyerek şöyle dedi:

“Duruma el koyduk”
“Salonda durum gergindi. Başbuğun yanında istediklerimizi yapamazdık. Onun yanında, onun çalışma arkadaşlarına söz söylememiz mümkün değildi. Biz de bunu bildiğimiz için uygun görürse salondan ayrılmasını arz ettik; çünkü AP’liler “Madem bizimle seçim işbirliği istenmiyor. Biz de MHP kongresinden bu kararı çıkartırız” diyorlardı. Kısacası duruma el koymalıydık.

Bir elinde AP delegelerinin, diğerinde seçilmesi istenen MHP delegelerinin listesi ile divanın bulunduğu yere çıkan Çolak, Erkovan’dan söz hakkı ister; ancak talebi kabul görmeyince açık olan mikrofona “Buradaki delegelerin çoğu AP’lidir. Söz almak istiyorum. Bu listeye itiraz etmek istiyorum” diye bağırır, ancak divan başkanı “Size söz vermiyorum” diyerek Çolak’ı mikrofondan uzaklaştırır. Beraberinde Genç Ülkücüler olan Çolak itirazlarını aşağıda da sürdürmektedir. Divan’ın bulunduğu platforma iniş çıkış ve açık mikrofona uzanıp bağırmak 5 - 6 defa tekrarlanır. Bu itiş kakış bir saat kadar sürmüştür.
Kongrede Ankara il başkanlığı için başka aday yoktur. Yönetim listesi tektir ama üst kurul delegelerinin listesi ayrıdır. Bu kargaşa sırasında salonun hakimiyetini elinde bulunduran gençler delegeye durumu anlatma fırsatı bulmuştur.

El kaldırma yöntemi ile yapılan oylama tam üç saat sürmüş, Divan başkan yardımcısı Pekgöz birkaç defa oylamayı tekrarlamıştır. AP’li delegelerin bulunduğu liste birkaç sayıma rağmen 165’te kalmıştır. Diğer liste sayılırken salonda ahenkli bir koro oluşmuş, 160’tan sonra koro tekrar etmektedir. 320’ye kadar hep beraber tekrarlanınca Divan Başkan Yardımcısı Pekgöz, “Kazandınız işte” diye bağırıp önündeki dosyaları genç Ülkücülerin önüne fırlatıp gitmiştir.
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Güncel > Türkiye Gündemi


Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Başbuğ'un vefatı yusuf444 Biyografi ve Otobiyografi 13 04.07.07 23:05
zenith marka saat artık solu gösteriyor... Necatioglu Türkiye Gündemi 3 06.06.07 10:02
CHP'nin sağı solu karıştı legend_isk Siyasi Partiler 0 12.05.07 00:59
Başbuğ'un yerini Erdoğan mı alacak? hakan3232 Türkiye Gündemi 0 18.09.06 21:47
'Türk solu, kürtleri anlamaya çalıştı ama dindarları dışladı ve aşağıladı' ilon Türkiyenin Sorunları 5 27.08.06 13:36


Şuan saat: 11:38 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0