| Yavuz: "Hâkim değil, hâdimiz" HÂKİM DEĞİL, HÂDİM...
Yavuz Sultan Selim Han, 15 Şubat 1517’de parlak bir merâsimle Memlûklular’ın sarayına girdi. Devrin vak’anüvîsi (resmî tarihci), halkın Yavuz’u Kâhire’de karşılayışını şu şekilde anlatır:
“Halk, Yavuz’un ihtişâmını seyretmek için sokakları ve pencereleri doldurmuş idi. Yavuz’u çok değişik zannediyorlar, giyiminin ve kavuğunun etrafındakilerden farklı olacağını düşünüyorlardı. Yavuz ise, önde değil, cengâverlerinin ortasında idi. Elbiseleri ve kavuğu, yanındakilerden faklı değildi. Ve önüne bakarak mütevâzi bir şekilde yürüyordu.”
20 Şubat Cum’a günü, Melik Müeyyed Câmii’nde okunan hutbede hatibin kendisinden:
“Hâkimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn...” diye bahsetmesi üzerine yaşlı gözlerle itiraz etti. Hatîbin ifâdesini:
“Hâdimü’l-Harameyni’ş-Şerîfeyn...”olarak düzeltmesini istedi. Bunun üzerine halıyı kaldırıp toprağa secde ile Rabbine şükretti. İki mübârek “harem” olan Mekke-Medine ile diğer beldelerin hizmetkârlığını ifâde etmek için de, sarığının üzerine süpürge biçiminde bir sorguç taktı. |