| İslam tarihi nasıl yağmalandı? İslam alemine musallat olan umumi belaların en büyüklerinden biri de Moğol istilasıdır. Çekirge sürüleri gibi İslam beldelerine üşüşen Moğollar’ın icra ettiği mezalimi tarihler anlata anlata bitiremiyorlar. Başta Basra ve Bağdat şehirleri olmak üzere, İslam beldelerini yağma eden Moğol askerleri taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmadılar. Dicle ve Fırat nehirleri günlerce kan ve mürekkep aktı. Müslüman ahaliden katledilenler şehadet şerbetini içerken, yakılıp yıkılan kütüphanelerin enkazıyla muhteşem bir medeniyet acı bir şekilde noktalandı.Kağıda, kitaba, kitabeye, yazıya, kıymetli evraka, anıt eserlere yönelik katliam hareketi Moğol vahşetiyle son bulmadı. Aradan yüz yıllar geçtikten sonra başka bir Cengiz fırtınası da ülkemizde estirildi. Altı yüz yıllık asırların bakiyesi olan eserler; çeşmeler, camiler, hanlar,hamamlar, tahrip edildi. Hat sanatının şaheser örnekleri olan kitabeler bir gecede yerlerinden söküldü, nice göz yaşlan döküldü. Eski kitaplar yakıldı, yazma eserler toprağın derinliklerine gömüldü.
Asıl facia 1931 yılında ortaya çıktı. Bir komisyon ve bir defterdarın ön ayak olmasıyla Osmanlı arşiv belgelerinin Bulgarlar’a satılmasırıa karar verildi. Bu menhus plan derhal uygulamaya koyuldu. Aynı yılın mayıs ayında İstanbul Defterdarlığı Maliye Evrak Hazinesi’ndeki tarihi evrakı hamallar balyalar haline getirdiler. İşte bu balyalar arabalarla Sirkeci’ye kadar götürülecek, orada trene yüklenerek Bulgaristan’a sevk edilecekti. Nitekim öyle de yapıldı. Tam İki yüz balya tutan Osmanlı arşiv belgeleri okkası on kuruş, on paradan Bulgarlar’a satıldı. Tam iki yıl sonra Muallim Cevdet’in hükümet nezdinde gösterdiği üstün gayretle kısmi bir netice alındı. Bulgarlar kendilerinden istenen bu İki yüz balyadan ancak elli bir çuvalını gönderdiler. Tabii ki onlar da cürufdan ibaretti… |