| Cumhuriyet ilanının gerçekleştiği ortam 23 Nisan 1920 tarihinde açılan meclis, Cumhuriyetin İlanı’na kadar, aşağıdan-yukarıya bir örgütlenmeyle kendi kararlarını alabilen, başbakanı ve bakanları kendi seçebilen bir yapı çerçevesinde faaliyet gösteriyordu. Bir meclis için böyle bir çalışma şekli son derece doğal olsa da, Mustafa Kemal, kendisinin istemediği yönde kararların da çıkabildiği bu meclis yapısını değiştirmek istiyordu. Zira meclis, Cumhuriyetin İlanı’ndan kısa bir süre önce Rauf (Orbay)’ı meclis başkan vekilliğine seçmişti. Bundan rahatsız olan Mustafa Kemal, bu seçimin hükümet adına ‘güvensizlik oyu’ anlamına geldiğini ve bu nedenle de hükümetin istifa etmesi gerektiğini iddia etti. Hükümetin bu çağrıya uyarak istifa etmesinin ardından, oynadığı oyunun bir sonraki safhasına geçen Mustafa Kemal, kendisine yakın olan milletvekillerine, kurulacak yeni hükümette görev almamalarını tembihledi. Bunun sonucunda da, meclis hükümet seçemez hale gelerek yeni bir çıkmaza girdi.
Cumhuriyet ilanının gerçekleştiği ortam (tıpkı İkinci Grup’un tasfiye edildiğinde olduğu gibi) bir kriz ortamıydı. Kendi çıkardığı krizden istifade eden Mustafa Kemal, 29 Ekim günü resmi tatil nedeniyle kapalı olan mecliste azınlık oyuyla cumhuriyeti ilan ederek kendi çıkardığı bu suni krizi sona erdirdi ve bunun sonucunda istediği neticeyi de elde etti.1 Zira yeni sisteme göre, kendisi Cumhurbaşkanı olarak Başbakanı bizzat atayacak, bakanları da, kendisinin atadığı başbakan seçecek ve böylelikle meclis iradesi saf dışı bırakılacaktı. İlan edilen cumhuriyet, böyle bir sistemi öngörüyordu. Geriye kalan tek sorun, gıyablarında cumhuriyet ilan edilen vekillerdi.
__________________ Türkiye İmparatorluğu -  |