Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Türk Tarihi
Duyuru

Türk Tarihi Parçası olduğumuz ulusun binlerce yıllık, çıkarılması gereken derslerle dolu tarihi üzerine detaylı paylaşımların yapılabileceği bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #11 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:45
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

MİMAR SİNAN


Mimar Sinan, 1490 yılında Kayseri'nin Kesi nahiyesine bağlı Agrınas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanına kadar, devşirme çocukları yalnız Rumeli eyaletlerinden alınırken Yavuz, bu kuralın Anadolu eyaletlerinde de uygulanmasını emretti. Kayseri'den gelen ilk devşirme kafilesi arasında Mimar Sinan da vardı. İstanbul'a geldikten sonra, Atmeydanı'ndaki İbrahim Paşa sarayında bulunan, Acer Oğlanlar Mektebi'ne verildi. Orada dülgerlik ve yapıcılık öğrendi.
Yavuz Selim'in Çaldıran seferinde ordu ile Sivas, Erzurum, Amasya ve Tebriz gibi şehirlerdeki mimari eserleri inceleme fırsatı buldu. Çaldıran Zaferi'nden sonra 25 yaşlarında acemi oğlanlıktan, asıl yeniçeriliğe geçti. İlk zamanlarda seferlere yaya olarak katılırken, ordunun yapı işlerinde gösterdiği yararlılıktan ötürü Atlı Sekban sınıfına geçirildi. 36 yaşında Yayabaşı, bir süre sonra Zemberekcibaşı oldu.
Ordu içinde asıl şöhretini yapıcılıktaki büyük hüneri sayesinde kazandı. Vezir-i Azam Lütfi Paşa, Mohaç seferinden sonra Bağdat'a giderken, Van Gölü'nden orduyu geçirmek üzere kayıklar ve gemiler yaptırmak ihtiyacını görmüştü. Mimar Sinan gemi yapma işi ile görevlendirildi. Zamanın sadrazamı, Mimar Sinan'ı bu görevinden ötürü yakından tanımıştı. Bir süre sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından da tanınıp takdir edilen Mimar Sinan, Boğdan seferinde Prut nehri üzerine 13 gün içinde mükemmel bir köprü yapmayı başardı. 1529 yılında Başmimar Acem İsa ölünce, sadrazam Lütfi Paşa'nın teklifi üzerine Mimar Sinan Mimarbaşı oldu. Ölümüne kadar bu görevde kalan Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim devrini gördüğü gibi, Kanuni Sultan Süleyman, Sultan İkinci Selim ve Sultan Üçüncü Murad devirlerinde de yaşadı. Mimar Sinan, aralarında Selimiye ve Süleymaniye gibi dünyanın en muhteşem abideleri kabul edilen bir çok caminin de bulunduğu altı yüzden fazla mimari eseri, Osmanlı toprakları üzerinde inşa etti. 1588 yılında vefat eden Mimar Sinan iki defa evlendi, ancak hiç çocuğu olmadı. Edebiyata, şiir yazacak derecede hakimdi. Mimar Sinan büyük şöhretine ve kazandığı servetine rağmen, öldüğünde hiç parası yoktu.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #12 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:46
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

MEVLANA CELALEDDİN-İ RUMİ

Mevlana, 1207 yılında Horasan'ın Belh şehrinde doğdu. Mevlana büyük bir tasavvuf şairi ve Mevlevi denen tarikatın piriydi. Babası, Sultan-ül-Ulema ünvanı ile tanınan Mehmed Bahaeddin Veled'dir. Soyu Harzemşah hükümdar ailesine dayanan Mevlana'nın uzak soyları Birinci Halife Ebu Bekir ile birleşir. Babası ile birlikte Hicaz'a, sonra Şam'a, daha sonra Malatya ve Erzincan'a giden Mevlana, en sonunda Konya'ya yerleşti ve Sultan Alaüddin'in himayesini gördü. Babası Mehmed Bahaeddin Veled, Konya'da şöhretli bir müderris oldu. 1231 yılında ölünce, yerine Mevlana Celaleddin-i Rumi geçti. Çok genç olmasına rağmen, zekası ve ilmiyle büyük bir şöhret kazandı. Seyyid Burhaneddin'in etkisi ile tasavvuf yoluna girdi. Tamamen tasavvufa daldıktan sonra "Mevleviliği" kurdu. En önemli eseri olan Mesneviyi de bu tasavvuf aşkı ile yazdı. Mevlana, fikir şairi olmaktan öte, bir duygu şairiydi. Altı kitaptan oluşan "Mesnevi"sinde masallar, fıkralar, temsillerden ve tasavvufi tartışmalardan bölümler yer almaktadır. Lirik şiirler içeren "Mesnevi", Süleyman Nahifi tarafından manzum olarak Farsça'dan Türkçe'ye çevrildi. Mevlana 1273 yılında Konya'da öldü ve oradaki türbesine gömüldü
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:47
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

BALTACI MEHMED PAŞA
Baltacı Mehmed Paşa, Osmancık'ta doğdu. Genç yaşta ilim merakı ile Trablus, Tunus ve Cezayir'e kadar gitti. Daha sonra İstanbul'a döndü ve akrabalarından Hacı Sefer Ağa vasıtası ile saraya girdi. Burada önce baltacı oldu. Güzel sesli olduğundan musikiye heveslendi ve müezzin olup "Mehmed Halife" namını kazandı. Katipliğe heveslenen Baltacı Mehmed Paşa, yazıcılığa ve 1703 Aralık ayında mirahurluğa tayin edildi.
1704 yılının Kasım ayında kaptan-ı derya, 21 Aralık 1704'te de sadrazam oldu. 3 Mayıs 1706'ta azledilip Sakız'a sürüldü. Daha sonra Erzurum valiliğine ve Sakız muhafızlığına getirildi. Düzenbaz bir kişiliği olduğundan dolayı, gittiği yerlere kısa sürede hile ve aldatmaca da geliyordu. 1709 yılının Ocak ayında Halep valiliğine atanan Baltacı Mehmed Paşa, 18 Ağustos 1710'da tekrar sadrazam oldu.
Serdar-ı Ekrem olarak Rus seferine çıktı. Prut Savaşı sırasında, Deli Petro'nun etrafını sarmışken, Çariçe Birinci Katarina'nın araya girmesi üzerine barışı kabul etti. Dönüşte azledilerek (Kasım 1711) önce Midilli'ye, daha sonra ise Limni adasına sürüldü. 1712 yılında Limni adasında vefat ettiğinde 50 yaşındaydı.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:48
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

BARBAROS HAYREDDİN PAŞA
Barbaros Hayreddin Paşa, 1478 yılı civarlarında Midilli'de doğdu. Aslen Vardar yenicesinden olan babası Yakup Ağa, bir Osmanlı sipahisiydi ve 1461 yılında Midilli'nin fethi sırasında Fatih Sultan Mehmed ile birlikteydi. Asıl adı Hızır olduğu halde Barbaros ve Hayreddin lakaplarıyla tanınır. Batılılar havuç rengine çalan kırmızı sakalından dolayı, ağabeyi Oruç'a verdikleri "Barbarossa" adını daha sonra Hızır içinde kullandıklarından Barbaros diye tanınmış, Hayreddin lakabını ise kendisine Yavuz Sultan Selim takmıştır.

Barbaros Hayreddin Paşa, kardeşleri İlyas ve Oruç ile beraber birçok deniz savaşında bulundu. Diğer kardeşi İshak ise Midilli'de kaldı. Barbaros Hayreddin Paşa, Cezayir seferine Oruç Reis ile birlikte çıktı. Cezayir'in fethedilmesinden sonra Oruç Reis, Cezayir'e Bey oldu. Barbaros Hayreedin Paşa, İshak ve Oruç Reis'ler şehit olunca Cezayir Beyliği'ne atandı. Beylerbeyi ünvanını alan Barbaros Hayreddin Paşa, İstanbul'a gelip 1534 yılında Kaptan-ı Derya oldu.

Bir çok zafer kazanan Barbaros, Avrupa'da nam saldı. Avrupalılar çocuklarını Barbaros geliyor diye korkutur hale geldiler. 5 Temmuz 1546 tarihinde vefat eden Barbaros Hayreddin Paşa, sağlığında Beşiktaş'ta yaptırdığı medresenin yanındaki türbesine defnedildi. Onun ölümü için "Mate reisü'l-bahr-Denizin reisi öldü" denildi. Barbaros Hayreddin Paşa zamanında Osmanlı denizciliği gücünün zirvesine ulaşmış, onun mektebinde yetişen değerli denizciler ve teşkilatlı tersane sayesinde bu güç varlığını bir süre daha devam ettirmiştir.

Barbaros Hayreddin Paşa, alim ve cesur bir komutandı. İri yapılı ve kumral tenliydi. Saçı, sakalı, kaşları ve kirpikleri çok gürdü. Ömrü denizlerde geçtiğinden Rumca, Arapça, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca gibi Akdeniz dillerini çok iyi bilirdi. Çinili Hamam kendisine aittir. Oğulları Mehmed Paşa, Hasan Paşa ve Vali Paşa'dır.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #15 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:48
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

CEM SULTAN
3 Mayıs 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine Amasya'da bulunan Şehzade Bayezid ve Konya'da bulunan Cem Sultan'a sadrazam Karamani Mehmed Paşa tarafından ulaklar gönderildi. Ancak Cem Sultan'a gönderilen haberci, yolda Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalandı.

Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi. Bu olayların yaşanması üzerine yeniçeriler ayaklanıp Karamani Mehmed Paşa'yı öldürdüler (4 Mayıs 1481). Şehzade Bayezid'in, İstanbul'da bulunan oğlu Korkut'u saltanat naibi ilan ederek onu tahta çıkardılar.

Şehzade Bayezid, 21 Mayıs 1481 günü İstanbul'a varır varmaz devlet idaresini eline aldı. Cem Sultan ise 4000 kadar askeriyle birlikte 27 Mayıs 1481'de İnegöl önlerine geldi. Sultan İkinci Bayezid, Ayas Paşa idaresindeki bir orduyu Cem Sultan'ın üzerine gönderdi.

28 Mayıs'ta yapılan savaşı kazanan Cem Sultan Bursa'da padişahlığını ilan etti. Kendi adına hutbe okutarak para bastırdı. Çok geçmeden Sultan İkinci Bayezid'e bir mektup gönderen Cem Sultan, Osmanlı topraklarını eşit olarak paylaşmayı teklif etti. Kabul edilemeyecek bu teklif karşısında harekete geçen Sultan İkinci Bayezid, ordusuyla birlikte Cem Sultan'ın üzerine yürüdü. Yenişehir Ovası'nda yapılan savaşı kaybeden Cem Sultan, Konya'ya geldi. Burada da kalamayacağını anlayan Cem Sultan, yanına ailesini de alarak Kahire'ye doğru yola çıktı. Kahire'de iken Hac mevsiminde Hicaz'a gitti.

Hac'dan sonra tekrar Kahire'ye gelen Cem Sultan, ağabeyi Sultan İkinci Bayezid'den bir mektup aldı. Bu mektupta, padişahlıktan vazgeçtiği takdirde kendisine bir milyon akçe ödeneceği belirtiliyordu. Ancak Cem Sultan bunu kabul etmedi. İkinci bir teklifi de geri çeviren Cem Sultan, tekrar ülkesine döndü.

27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşatan Cem Sultan, Sultan İkinci Bayezid'in yaklaşması üzerine kuşatmayı kaldırarak Ankara'ya gitti. Oradan da tekrar Mısır'a gidecekti, ancak yollar tutulmuştu. Bu sırada Rodos şövalyelerinden Pierre d'Aubusson onu Rodos'a davet etti.

29 Temmuz 1482'de Rodos'a giden Cem Sultan, yapılan antlaşma gereğince istediği zaman adadan ayrılacağını düşünüyordu. Ancak sahtekar şövalyeler buna hiçbir zaman izin vermediler ve Cem Sultan esir hayatı yaşamaya başladı. Cem Sultan'ın Rodos şövalyelerinin eline düşmesi, hem kendisi hem de Osmanlı tarihi için talihsiz bir olay olmuştur.

Cem Sultan daha sonra, Fransa'ya gönderildi. Cem Sultan'ın Fransa'dan başka bir ülkenin eline geçmesini Osmanlı Devleti açısından sakıncalı gören Sultan İkinci Bayezid, Fransa'ya bir elçi gönderek Cem Sultan'ın Fransa'da tutulmasını istedi.

Cem Sultan'ı kullanmak isteyenlerden birisi de Papa VIII.Innocent'di. Papa, Cem Sultan'ı bahane ederek Osmanlılara karşı bir haçlı seferi düzenlenmesini istiyordu. Ancak bunda başarılı olamayınca Cem Sultan'a Hıristiyan olma teklifinde bulundu. Buna karşılık Cem Sultan ona şöyle cevap verdi:

"Değil Osmanlı Saltanatı, hatta bütün dünyanın padişahlığını verseniz dinimi değiştirmem".

Cem Sultan, abisi Sultan İkinci Bayezid'e yazdığı bir şiirinde ona şöyle seslenir:

"Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan,
Ben kül döşenem külhan-ı mihnette sebeb ne"

(Sen gül döşenmiş yatakta neşeyle gülerek yatarken,
ben zahmet ve eziyet içinde küle batayım, neden)

Sultan İkinci Bayezid ise ona şöyle cevap verir:

"Çün rüz-i ezel kısmet olunmuş bize devlet,
Takdire rıza vermeyesin böyle sebeb ne,
Haccacü'l-Haremeynüm deyüben da'va kılarsun,
Ya saltanat-i dünyeviye bunca taleb ne"

(Bize ezelden saltanat kısmet imiş,
sen ise kadere rıza göstermedin buna sebep ne,
Hacca gittin kendini temizlemek davasına düştün,
peki dünya saltanatı için bunca hırs niye"

Cem Sultan vakası Osmanlı tarihinde Yıldırm Bayezid'in Timur'un elinde esir düşüp, demir kafese hapsedilmesinden sonra ikinci büyük trajik hadisedir. Rumeli'den tekrar Osmanlı topraklarına gelmek isteyen Cem Sultan, 13 yıl esir hayatı yaşadı. En son Papa'nın elinden Fransız Kralı tarafından kurtarılmış, ancak büyük bir ihtimalle zehirlendiği için bir hafta içinde yolda vefat etmiştir.

Papa'nın bir haçlı seferine kumanda ederek Osmanlı devleti ile savaşma teklifini reddettiğinde Papa'nın dilini anlamadı zannettiği Cem Sultan'a:

"Öyleyse burada it gibi sürün" demesine karşılık olarak Cem Sultan, Papa'ya şöyle demiştir:

"Sizin elinize düşen itten beter olmayacağıdı da ya nice olacağıdı" ve Papa'yı utandırmıştır.

Cem Sultan'ın bakım masrafları için Papa, Sultan İkinci Bayezid'den yılda 40.000 altından fazla para kopartmayı başarmış, Cem Sultan'ı serbest bırakma tehditleriyle de Osmanlı fetihlerini durdurmuştu. Bu olay ileride Şehzade katli için de önemli bir mesnet teşkil etmiştir.

Cem Sultan, bunca olaydan sonra 25 Şubat 1495'de vefat etti. Sultan İkinci Bayezid bu olaya çok üzüldü ve üç gün yas ilan etti ve Cem Sultan'ın gıyabında cenaze namazı kıldırdı. Sultan İkinci Bayezid Cem Sultan'ın naaşını alabilmek için çok uğraştı.

Vefatından 4 yıl sonra 1499 yılının Ocak ayında Cem Sultan'ın cenazesi Osmanlı topraklarına getirilerek Bursa'da kardeşi Şehzade Mustafa'nın yanına gömüldü. Böylece yıllar süren macerası sona erdi ve en azından cenazesi kendi topraklarına defnedildi.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #16 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:49
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

CANBİRDİ GAZALİ
Canbirdi Gazali çerkez asıllıdır. 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim'in padişahlığı döneminde Şam valisi oldu. Yavuz Sultan Selim'im ölümüne kadar Şam vilayetinde asi aşiretlerin isyanı ile uğraşan ve hac yollarının emniyetini sağlamaya çalışan Canbirdi Gazali'nin tutumu, 1520 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkmasıyla değişti. Amacı, Şam ve civarını ele geçirmek, ardından da hakimiyetini Mısır'a kadar uzatıp Memlük Sultanlığını yeniden canlandırmaktı. Etrafına Osmanlı idaresinden memnun olmayan Memlük beylerini ve Arapları toplayarak büyük bir ordu kurdu. Şam'daki Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğrattıktan sonra Şam'da tam bir hakimiyet kurdu. Beyrut, Trablusşam gibi kıyı şeridindeki yerleri ele geçirdi. Halep'i kuşattı. Osmanlı kuvvetlerinin baskısı sonucu kuşatmayı kaldırdı ve Şam'a çekildi. Canbirdi Gazali 1521 yılında, Ferhad Paşa ve Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından yakalanarak idam edildi.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #17 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:50
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

CEZAYİRLİ HASAN PAŞA
Cezayirli Gazi Hasan Paşa, Palabıyık lakabı ile anılırdı. Aslen Kafkasyalı olduğu tahmin edilmektedir. Küçük yaşta İran sınırında esir alınarak, Hacı Osman Ağa adlı Tekirdağlı bir tüccara satıldı ve onun çocukları ile birlikte yetişti. Bir süre sonra azat edildi ve ticaret maksadıyla Tekirdağ'dan uzaklaştı. Osmanlı- Rus ve Avusturya savaşının devam ettiği 1738 yılında, Yeniçeri ocağına kaydoldu ve bazı muharebelere katıldı. Belgrad'ın kuşatılması sırasında gayret ve cesaretini gösterdi.

1761 Nisanında kalyon kaptanı olarak Osmanlı donanmasına giren Hasan Paşa, 1762'de riyale, 1766'da patrona ve bir yıl sonra da kapudane rütbesine kadar yükseldi. 6 Temmuz 1770'te Rusların Osmanlı donanmasını yaktığı haberini Çanakkale boğazına kadar gelerek bildiren Hasan Paşaya, beylerbeyi rütbesi verildi.

Rusların Çeşme faciasından sonra Limni adasını kuşatması üzerine, adaya giderek oranın savunmasını üstlendi. Rusları adadan uzaklaştırmayı başardı. Bu başarısından dolayı vezirlik rütbesiyle kaptan-ı derya tayin edildi. Boğaz seraskerliğine, ardından Rusçuk seraskerliğine getirildi.

Özi Kalesi'nin düşmesi üzerine, muhaliflerin aleyhinde yaptıkları propagandalar sonucu kaptan-ı deryalıktan azledildi. Sultan Üçüncü Selim zamanında İsmail Kalesi'ne serasker olan Hasan Paşa, gösterdiği başarılardan sonra sadrazam ve serdar-ı ekrem tayin edildi. Hayatı sürekli cephede geçen Gazi Hasan Paşa, 30 Mart 1790'da Şumnu'da vefat etti.

Devlete sadık, gayretli ve sözünü esirgemeyen bir kişi olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa, mal varlığının büyük çoğunluğunu devlet işlerine harcamış, öldüğünde tahminlerin çok altında bir servet bırakmıştır
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #18 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:50
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

ÇORLULU ALİ PAŞA
Çorlulu Ali Paşa, 1670 yılında doğdu. Çorlu'da yerleşmiş bir çiftçi ailesinin oğluydu. Sultan İkinci Ahmed devri Kapıcıbaşı Türkmen Kara Bayram Ağa'nın evlatlığı olarak, önce Galata Sarayı'na, daha sonra Enderun-ı Hümayun'daki Seferli Koğuşu'na, buradan da Hane-i Hassa'ya yerleştirildi. Şubat 1699'da rikabdarlık hizmetinde bulunuyordu. Sadrazam Amcazade Hüseyin Paşa'da kendisinden bizzat silahdarlık rica etti. 15 Ekim 1700 tarihinde bu memuriyete tayin edildi.

Silahdarlığı, Saray-ı Humayun'da daha üst derecede bir memuriyet haline getirdi. Padişah ile sadrazam arasındaki haberleşmenin silahdarlık makamı vasıtasıyla yerine getirilmesini ve Darüssade'den başka Babüssade ile Enderun-ı Hümayun'a ait bütün işlerin de silahdar ağa nezaretinde yapılmasını sağladı. Çorlulu Ali Paşa'nın bu başarıları çok geçmeden birbirleriyle yarış halinde bulanan sadrazamın ve şeyhülislamın dikkatini çekti.
İstanbul'daki cebeci ayaklanması sırasında Çorlulu Ali Paşa, vezirlik rütbesiyle saraydan uzaklaştırıldı. Sultan Üçüncü Ahmed'in vezir olmasından sonra üçüncü vezir olarak Edirne'de kaldı. Halep Valiliğine tayin edilmek üzere İstanbul'a çağrılan Çorlulu Ali Paşa, İstanbul'a geldiğinde Halep valiliğinden vazgeçilerek, Kubbealtı'nda beşinci vezirlikle görevlendirildi. Enişte Hasan Paşa'nın yerine 1703 Kasım ayı sonlarında rikab-ı hümayun kaymakamı oldu. Bir süre sonra Trabluşam valiliği ile İstanbul'dan uzaklaştırıldı. Tekrar İstanbul'a dönen Çorlulu Ali Paşa, 3 Mayıs 1706 günü üçüncü vezirlikten Baltacı Mehmed Paşa'nın yerine sadarete getirildi. 1708 yılında yedi yıldır nişanlı bulunduğu Sultan İkinci Mustafa'nın kızı Emine Sultan'la evlendi.

Çorlulu Ali Paşa sadrazam olduktan sonra, devletin mali işleriyle ilgilendi ve saray masraflarını kontrol altına almak istedi. Tersane ve donanmaya önem verdi. Toplar döktürdü, askeri ocaklarda düzenlemelerde bulundu.

İsveç - Rus savaşı sırasında İsveç'i Ruslara karşı destekledi. Amacı ilerde meydana gelebilecek Rus-Osmanlı savaşında yorgun düşmüş bir Rus ordusuyla karşılaşmak ve galip çıkmaktı. Sultan Üçüncü Ahmed'in bu siyaseti tasvip etmemesi ve bir süre sonra Rusların savaştan galip ayrılması üzerine Çorlulu Ali Paşa, aleyhinde yapılan propagandalar sonucu gözden düştü. Sultan Üçüncü Ahmed, Ali Paşa'yı sadaretten azletti ve bir gün sonra Kefe'ye sürdü. Çorlulu Ali Paşa, sadrazamken Sinop'a sürdüğü Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Ali Efendinin fetvası ve padişahın Aralık 1711 tarihli fermanı ile idam edildi.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #19 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:51
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

DAMAT FERİD PAŞA
1853 yılında İstanbul'da doğdu. Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçiliklerinde çalıştı. Londra elçiliğine tayin edilmediği için Şûrayı Devlet üyeliğinden çekildi. 1908'den sonra Ayan Meclisi'ne, 1919 Mart'ında da Tevfik Paşa'nın yerine sadrazamlığa getirildi; aynı zamanda Hariciye vekiliydi. İzmir'in işgal edilmesi, Paris Barış Konferansı'nda isteklerinin kabul edilmemesi üzerine iki kere istifa etti. Bu arada yurt dışına kaçan İttihatçıları idama mahkum ettirdi. 21 Temmuz 1919'da tekrar kabineyi kurduktan sonra, Kuva-yı Milliye'yi dağıtmak için Kuvay-i İnzibatiye'yi kurdu. Buna karşılık Anadolu'nun çeşitli yerlerinden gelen tepkiler karşısında istifaya zorlandı. 5 Ekim 1920'de 4. defa sadrazamlığa getirildi. Kabineyi yenilemek üzere 11 Nisan 1920'de istifa etti. 31 Temmuzda tekrar sadrazamlığa geldi ve bu dönemde Sevr Antlaşması'nı imzaladı. Fakat İstanbul Hükümeti ile TBMM'nin uzlaşmasına engel olduğu için İngilizlerin baskısı ile 17 Ekim 1920'de görevinden ayrıldı. 1922 yılında yurtdışına kaçtı ve 1923 yılında Fransa'nın Nice kentinde öldü.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #20 (Daim)  
Eski 27.10.06, 14:51
SuLTaNNeFi - ait Avatar
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 14.07.06
Mesajlar: 3,349
Karizma Puanı: 413
SuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to allSuLTaNNeFi is a name known to all
Ce: Yavuz Sultan Selim'in Küpeli Resmi

EVLİYA ÇELEBİ
Evliya Çelebi, 1611 yılında İstanbul'da doğdu. Pirinç levhalar üzerine oyma işleyen sanatçı bir babanın oğludur. Kanuni'nin Zigetvar seferinde, önemli hizmetleri olan babasının, çevresindeki kişilerin serüvenlerini hikaye ettikleri aile sohbetlerinde bulunan Evliya Çelebi, dünyayı gezip görme merak ve isteği duydu. 20 yaşındayken İstanbul içinde gezerek gördüklerini kaleme aldı.

Enderun'a girerek burada dört yıl yetişti ve sipahi oldu. Sultan Dördüncü Murad'ın Revan Seferinden sonra saraya girdi. Ancak kısa bir süre sonra saraydan ayrılarak ilk seyahati olan Bursa yolculuğuna çıktı. Ardından İzmit, Trabzon ve Girit yolculuklarına çıkan Evliya Çelebi, 50 yıl boyunca Avusturya, Hicaz, Mısır, Sudan, Habeşistan, Dağıstan gibi ülkelerde dolaştı. Bu gezilerinde önemli mektuplar götürmek ya da savaşa katılmak gibi çeşitli hizmetlerde bulundu. Gördüklerini ve gözlemlerini Seyahatname eserinde tarih ve yer belirterek yazdı. "Seyahatname" edebiyatımızın gezi türünden ilk ve en büyük eseridir. Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru bir anlatım içinde halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.
__________________

f & m
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Türk Tarihi


Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şuan saat: 07:02 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0