Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Genel Kültür > Türk Kültürü

Duyuru

Türk Kültürü Dünyanın en eski ve en detaylı kültürlerinden birisi olan Türk Kültürünün inceliklerine vakıf olmak isteyenler için müstesna bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:07
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Türk Kültürüne Dair Herşey

GİYİM-KUŞAM
ATALARIMIZIN TRABZONDA KULLANDIĞI GİYSİLER
Giysiler daha ziyade koyun-keçi yününden dokumalardı. Ayrıca kendirden dokunan keten giyecekler ve gurbete giderek alınabilen giysilerdi.

Erkekler, pantolon yerine yünden zipka, şal; tevekten gömlek, yün çorap, çarık, fes veya kuşak giyerler; yırtılan, sökülen yerleri devamlı dikerek(sırıma) yıllarca kullanırlardı.

Kadınlar, yün peştamal, yün şal, keten gömlek, kuşak(bele sarılan), yün çorap, çarık, gütni yallık(yakalık), tabla, çember giyerlerdi.

Ama günümüzde tamamen terzi ve konfeksiyondan giyinilir.
Ayakkabı, gömlek, kıravat yaygındır. Erkeklerin günlük giyimleri ile pazara veya uzak yolculuklara çıkarken giyimleri arasında çoğu kez belirgin bir fark olmaz. Ancak eskiden bir erkeğin kıyafetini şu giysiler oluştururdu:

Fes/Kuşak(Guşak): Erkekler için fes başa konur, kuşak ise başa sarılırdı. Tamamen yünden ve yerli dokuma idi. Bugün eski fes ve kuşak pek kullanılmamaktadır. Fes yerine şapka veya fotör takanların sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. Daha ziyade başlar açık bulunmaktadır.

Göynek: Bugünkü atlet veya fanilanın yerini almaktaydı. Tamamen yerli dokumadır. Hammaddesi tarlada yetiştirilen kenevir kabuğudur. Bu bitkiye halk kendir der. Bunun dokunmuş kumaşına halk tevek der. Göynek tevekten biçilir ve dikilirdi. Bugün artık kullanılmaz. Bütün tevek dezgahları dağıtılmış, yerini hazır giyim almıştır. (Bu dokuma işinin nasıl yapıldığını ilerki bölümlerde ayrıntısına kadar anlatacağız).

İç don: Eskiden adına tevek donu denirdi. Bu günkü kilot, şort yerine giyilirdi. Bu da aynı göynek gibi yapılırdı.

Zipka/Pantolon(Pontul): Bu pantolonun paçaları çok dar ve yanlardan düğmelidir. Bunun tam aksine yukarısı oldukça geniştir. Yün dokuma kumaştan yapılır. Tamamen yerlidir. Yün dokumacılığı, tevek dokumacılığına göre tamamen farklıdır. Tanıtmaya çalıştığımız zipka, pantol bugün artık giyilmez, yerine normal pantolon giyilmektedir.

Ceket(Ceget): Yine yün dokumadır. Zipka pantolon ile takım olarak giyilir. Takımın rengi, alt-üst siyahtır. Bugün zipka gibi bu da artık giyilmez; yerini, konfeksiyon ve terzi imali ceketler almıştır.

Çorap(Corap): Halkın corap înesi dediği küçük şişlerle-yün ipliğinden-elde örülmektedir. Rengi, yünün rengidir; boyama yapılmaz. Bugün kış mevsimlerinde bu çoraplar hala giyilmektedir.

Çarık(Çaruk): Deriden elde yapılır, ayağa giyilirdi. Eskiden ayakkabı yaygın değilken tamamen bu çarıklar giyilirdi. Ancak uzun süre dayanıklı değildi. (Çarığın nasıl yapıldığı, ilerki bölümlerde ölçüleriyle birlikte ayrıntılı olarak anlatılacaktır).

Görüldüğü gibi; eskiden hiç para harcanmadan sağlanan giyim, bugün ağır paralara mal olmaktadır. Yerli malı kullanma alışkanlığı teşvik edilir ve geliştirilirse giyim daha ucuza mal olabilir. Bunun gibi, eskiden herkesin yağı, sütü, yumurtası kendi ürünü iken bugün bunlara para verenlerin sayısı bir hayli fazladır. Üreticilikten tüketiciliğe doğru hızlı bir geçiş göze çarpmaktadır. Kadınlar da, bugün tamamen para ile çarşıdan giyinmektedir. Eskiden el dokuması yerli ürünlerle yarı yarıya giyinmek mümkündü. Kadınların, eskiden giydiği elbiseler şunlardı:

Yallık/Yarlık: Kutnu denen kumaştan yapılırdı. Bu kumaşı, pamuk ya da ipekle karışık, kalın, ensiz kumaş diye tanımlayabiliriz. Kadınlar bunu, dört ucundaki ipleri vasıtasıyla yakalarına, göğüslerinin üzerine takarlardı. Bugün kesinlikle yok oldu. Genç kızlar içinde belki adını bile duymayanlar vardır.

Çember(Cember): Yerli yazma'dır. Yemeni tipindedir. Karadeniz'e mahsus özel tip bir dokumadır. Hanımlar, başını örtmede kullanırlar. Siyah üzerine beyaz renkte ince desenler yapılmıştır. Kadınlar arasında bu desenler pisik çavunu (kedinin ayak izi), veya dallı diye adlandırılmaktadır.

Tabla: Yukarıda anlattığımız çembere bir ilave ile değişik bir görünüm, bir tür model olarak başa sarılan şekli. Tablada iç sargı, çiçekli kısmı öne gelecek şekilde köşeli bir görünüm arzeder. Bu sargının açık bıraktığı kısımlar da, diğer çember ile kapatılarak normal yazma şeklinde sarılır. Tabi bu tabla sarma işi, biraz da beceri gerektirir. Düğün ve benzeri özel günlerde genç kızlar, kendine göre daha usta bulduğu arkadaşlarına rica ederek kendi tablasının da güzel olabilmesi için yardım ister. Bugün bu kıyafet de, yerini tamamen normal yazmaya bırakmıştır. Sadece özel gelin kıyafetinin bir parçası olarak gelinlere yine sarılmaktadır.

Fistan(Fisdan): Kadın elbisesidir. Vücudu yukarıdan aşağıya kadar örtmektedir. Kendine göre özel, mahalli dikiş şekli vardır. Mahalli terziler bu ihtiyaca cevap vermektedir. Etekleri kıvrımlı, yakaları kıvrımlı ve işlemelidir. Bu işleme makine ile yapılan zik-zak renkli dikişlerden ibarettir. Etekleri üst üste bindirilerek kırmalı dikilir.

Bel kısmı daha dar, uzunluğu diz hizasına kadardır. Fistan henüz tamamen ortadan kalkmış değildir. Yine gelinlere giydirildiği gibi halktan da genç kız ve kadınlar ara ara giymektedirler. Bu tip fistanlar bugün dünya moda evlerinde Şoray modası, Çingene modası adı altında piyasaya hakim olma yolundadır. Kıvrımlı tipleri bu yolla ağır paralarla satılmaktadır. Köydeki yerli kadın terzileri bunun çok daha iyisini dikmektedirler.

Kuşak(Guşak): Kadınların bırakamadığı, bu gün de hala her kadının kullandığı hatta kullanmayanların belki biraz da ayıplanmasına sebep olan bir kuşamdır. Kuşak, her dönemde para ile alınmış, hiçbir zaman yerli olarak dokunmamıştır. Kuşak, bele sarılır. Kalın dokumalı, kırmızı-sarılı renkte ve yündendir.

Peştemal(Peşdambal): Kuşağın üzerine sarılır. Fistan hizası uzunluğundadır.Yana ve arkaya olmak üzere iki türlü bağlama şekli vardır. Fakat genellikle yana bağlanır. Peştemal, iki türlüdür. Eskiden, yerli dokuma, yün olanları kullanılırdı ki, bunun rengi siyah idi. Bu türleri artık yok oldu. Yerini, para ile alınan ve genellikle Trabzon-İskefiye(Çarşıbaşı) köylerindeki tezgahlarda dokunan kırmızımsı ve beyaz renkte geniş çubuklu, pamuklu dokuma olanı almıştır. Beyazının parlaklığına göre ve kırmızısının koyuluğuna göre kara peştemal(peştambal) ve beyaz peştemal olmak üzere bu da ikiye ayrılır. Bugün hep bu iki çeşit kullanılmaktadır.

Yörekbağı : Genç kızlar, beline ve peştemalın üzerine sararlar. Tamamen yerli dokumadır. Ham maddesi, renkli yün ipleridir. Genişliği, iki santimi pek geçmez. Uzunluğu, iki metre civarında olur(Kullanacak olanın bel genişliğine bağlıdır). Ucu, aynı tür iplerle yapılmış püsküllerle donatılmıştır. Bugün artık kullanılmamaktadır.

İşlik / Yelek : Bugün yelek olarak bilinen bu giysinin eski adı işlik idi. Ancak işlik'le yelek arasında farklılıktan da söz edebiliriz: Yelek, işliğin biraz daha geliştirilmiş şeklidir, diyebiliriz. İşlik, kadınların giydiği kollu bir tür ceket iken yelek; kolsuz, renkli kumaşların ve üzerindeki nakışların bir kompozisyonudur. Yeleği, yine mahalli terziler yapmaktadır.Yelek, genç kızların zekle giydiği bir giysidir. Düğün-dernek gibi özel günler ve bayramlarda giyimin bir parçası olma özelliğini hala sürdürmektedir. Yelek, önden düğmesizdir. Uzunluğu, bel hizasındadır. İşlemeli kısmı, daha çok ön ve etek kısımlarıdır. Son zamanlarda, sarı rengin hakim olduğu yelek, yaygınlaşmaktadır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:08
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

HALK OYUNLARI
HORON: İnsan topluluklarının insanlık tarihi kadar eski, gelenek ve göreneklerinden biri de horondur, insanların karakter yapılarının yaşantı biçimine yansıması ile birden fazla insanların isteği dahilinde birtakım hareketlerin oluşturduğu ahenk biçimidir.
Horon genellikle davul, zurna, kemence veya az da olsa kaval eşliğinde insanların kol kola tutuşarak sağa doğru hareket etmek suretiyle, çalgı aletlerinin ritmine uyularak dizlerin gevşeyip toplanmasıyla oluşturulan kıvrak ve canlık hareketler topluluğu sonucu meydana gelir. "Horon tepme" şeklinde konuşulur. Komutla oynandığı gibi kız (ba*yan) horonlarında komuta bağlı kalınmadanda oynanır.

Yayla şenliklerinde şenlik merkezine doğru gidilirken, tek ayak hareketleriyle ileri doğru canlı fakat az yol alınarak hareket edilir. Erkek insanların büyük bir kısmı, gençlerin ise tamamına yakını kurulan horon halkasına katılır. Figürler genelde birbirine benzemekte olup sıksara, horipsin ve adı konmayan figürler horon tepenin becerisine bağlı olarak uygulanır. Ayak hareketlerine bağlı omuzların titrek hareketlerine özen gösterilir. Erkek horonlarında sıksara oynanırken komutla (genelde çalgıcılar komut eder) kollar yukarı kaldırılır 3-5 dakikada böyle tepildikten (oynandıktan) sonra aşağı alma figürü 3 kez tekrarlanır. Bu figürde dizlerin yere değdirildiği de görülür. Horonlarda topluluğun coşku ve neşeye dayalı esprisi hakimdir. Bu zamanlarda insanların daha coşkulu daha mutlu oldukları
Horonun oynandığı yer, bir evin içi, bir tarla, bir yayla çimenide olabilir. İnsanlar arasında kendiliğinden oluşan kurallı ahenkler manzumesidir.

Bölgemizde horonun atik, kıvrak ve çabuk hareketleri, suyun kaynaması hamsinin kıvrak hareketleri insanlarının atik ve çevik olduğunu anımsatır. Kızlı erkekli olduğu gibi sade kız; sade erkeklerce de oynanabilir. Kız ve erkek horonları oynanırken becerikli ve gönüllü kişilerce mahalli türkü eşliğinde de oynanabilir.

Bölgedeki yayla şenliklerinde en çok adını duyurmakla birlikte yöredeki hemen hemen her insan tarafından oynandığı için ekip kurmak suretiyle oynanması fazla ilgi çekmez. Bu bakımdan folklor yarışmalarında fazla adını duyurduğu söylenemez.

Bayanlar, zaten folklorik kıyafet giyen giysilerle erkekler de ise beyaz gömlek üzerine siyah veya lacivert yelek ve pan*tolon beyaz çorap siyah ayakkabı giydikleri bunları tabanca ve köstekli saatle süslenerek oluşan görüntüler hakimdir.


TURA (YESİR) OYUNU:
ilçemizin, Simenli, Sütpınar.Sayvançatak ve Çamlıca köylerinde genellikle dini bayram günleri ile "otçular hafta*sı" şenliklerinde yaylalarda oynandığı başlangıcı belli olmayan "Tura" (Yesir) oyunu oynanmaktadır. Bölgemizde bekar gençlerin birebir konuşmaları uygunsuz kabul edildiğinde bu oyunda evlenecek gençlerin birbirlerini daha iyi tanıma sonucu evlenme ile sonuçlandığı da görülür.
Oyun oynanacak yerde olanlar ikiye ayrılırlar. Bu ikiye ayrılmayı A ve B kalesi olarak da adlandırırız, ikiye ayrıl*manın eşit olmasına dikkat ederlerse de bile bir tarafa iki-üç kişinin fazla olması herhangi bir yanlışlık sayılmaz ve oyun oynanır.
-A- kalesinden çıkan bir kişi oyun alanına doğru ilerler. Bunu -B- kalesinden çıkan bir kişi vurur (yani elle temas eder), vurulan kişi -B- kalesine geçer. Vurulmadan geri dönüş yapabilirse yine -A- kalesinin oyuncusu olarak oyuna devam eder.
-A- kalesinden çıkan kişiyi -B- kalesinden vurmaya gelen kişi yine -A- kalesindekilerce takip edilir, eğer takip so*nu -B- kalesinden çıkan vurulursa vurulan kişi o zaman -A- kalesinde bekler. Oyun bazen kaleleierin birinde adam sayısının bire-ikiye inmesi ile yeniden taksim olunarak devam eder veya iki, üç kişiye inmesi beklenemez, kaleleie*rin birinde azalma olursa, azalan taraftan birisi çok azaldık gelin yine paylaşalım ve oynayalım der.
Eşit olacak paylaşma yapılır ve oyuna devam edilir. Oyun her iki taraf veya taraflardan birisi çok yorulduklarını ifade ederse sona erer. (Bu oyunlarda bekar kız ve erkekler evlenmek için anlaşmada yaparlar. Sonunda kızı istetir*ler, vermezlerse çok azalmasına rağmen kaçıp alma ile evlenme olayları olmuştur.
Oyun esnasında kalesinden çıkanı vurmaya gelen olmazsa, kalesinden çıkan kişi karşı tarafı tahrik etmek için vursanıza gibi sözcüklerde söyler (var mı vuracak gibi).
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:09
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

ÇORBALAR
KARA LAHANA ÇORBASI: Bir gece önceden ısladığımız fasulyeleri pişiririz. Yeni derilmiş taze lahanayı ince ince doğradıktan sonra güzelce yıkanır. Bu sırada tence*reye koyduğumuz suyu ve fasulyeyi kaynamaya bırakırız. Su kaynadıktan sonra lahanayı ilave ederek biraz mı*sır unu serperiz. Yemek kaynayana kadar tencerenin ka*pağı açılmaz. Bunun nedeni çorbanın halk deyimiyle hayaslamaması içindir.

Çorba kaynarken mısır ununun az veya çok olduğu görülür. Yemeğin tuzunu da ilave ederek pişirmeye bırakırız. Ara sıra çorbayı karıştırmalıyız ki çorba yanma*sın.
Özellikle kış aylarında tüketilen kara lahana çorbası*nın, sıcak iken odun kaşığı ve mısır ekmeği ile yenmesi önemlidir.

BALDIRAN ÇORBASI: Yağ, salça, soğan, pişmiş fa*sulye (düdek), kırmızı biber ve baldırandan yapılır. Bal*dıran bozkır alanlarda toplanır, seçilir, ince ince doğran*dıktan sonra güzelce yıkanır. Tencerede yağ, salça ve soğan kavrulur. Sonra su ve fasulye ilave edilir. Su kay*nadıktan sonra baldıran koyulur ve tuzu eklendikten sonra pişmeye bırakılır.

SÜTLÜ KABAK ÇORBASI: Kara kabak soyularak dilimlendikten sonra tencerede pişilirilir. Ezilme noktasına gelince suyu süzülür ve iyice ezilir. Ezilen kabağa, süt ilave edilir. Tekrar ateşe konulur ve isteğe bağlı olarak şeker de ilave edilerek biraz daha pişirilir.

TURŞU ÇORBASI: Fasulye turşusundan yapılır. Fasulyeler doğranır; tencerede yağ, salça, soğan kavrulur. Kaynamış su ilave edilir. Turşu tencereye konulur; kaynadıktan sonra mısır unu ilave edilir.

DARI ÇORBASI: Hazır çorbalık alınır. Akşamdan su-
da ıslatılır. Fasulye (düdek) haşlanır. Akşamdan ısladığı*mız çorbalığı tencereye koyar su ile pişmeye bırakırız. Pişmeye başladığında fasulye ilave edilerek pişirilir. Çorbanın suyu pişmeden çekebileceğinden ara sıra çor*baya kaynamış su ilave edilir. Piştikten sonra isteğe bağlı olarak tabağa böldüğümüz çorbaya, yoğurt veya ayran katarak servise sunulur.

ARPA ÇORBASI: Pişirilişi, tıpkı darı çorbası gibidir.

MISIR ÇORBASI: Pişirilişi, arpa çorbası ve darı çorbası gibidir.

HELLE (PEYNİR YAĞLAŞI): Su, mısır unu, tuz, peynir ve tereyağdan yapılır.
Kullandığımız peynir, ev yapımı peynir olmalıdır. Tencereye koyduğumuz su kaynadıktan sonra mısır unu ve tuz ilave edilir. Lapa haline gelince daha önceden parçaladığımız peyniri helleye karıştırılır, güzel bir şekil*de ezilir. Bunu yaptıktan sonra başka bir kapta tereyağı eritmek suretiyle yakarız.
Tabaklara böldüğümüz hellenin üstüne yanmış tere*yağını döker sıcak bir şekilde servise sunarız.

DİZİN ÇORBASI: Yazın toplanan fasulye, ipe dizile*rek kurutulur. Kışın pişen bir yemektir. Önce haşlanır daha sonra tencerede düdek, yağ, salça, soğan kavrulur ve dizin fasulyeleri ilave edilerek pişirilir. Aynı zamanda, geçin çorbası da denir.

HAŞLAMA PAKLA ÇORBASI: Yazın toplanan fasul*yeler haşlandıktan sonra kurutulur. Kışın pişen bir çorba çeşididir. Haşlama pakla (fasulye), akşamdan suda ıslatılır. Haşlanır ve süzülür. Tencerede yağ, salça, so*ğan kavrulur, haşlama pakla ilave edilerek, tuzu da ek*lendikten sonra pişmeye bırakılır. Haşlama pakla çorba*sı pişirilirken, isteğe bağlı olarak acı kırmızı biber ve bulgur da katılır. Buna, fırıngurusu paklası da denir.

KARA LAHANA YIĞMASI: Yöremizde, çok çeşitli malzemeler kullanılarak yapılan bir yemek türüdür, iste*yenin piriç-bulgur/patates; isteyenin sadece pirinç veya sadece bulgur; isteyenin pirinç veya bulgura ek olarak haşlanmış fasulye; isteyenin havuç veya kıyma katarak yapabileceği bir kara lahana yemeğidir.

Önce lahana doğranır ve haşlanır. Haşlandıktan son*ra, soğuk suya dinlenmeye bırakılır. Tencerede yağ, soğan, salça kavrulur; sonra lahanayla birlikte yemeğe katmak istediğimiz yukarıda saydığımız malzemelerden

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:10
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

YEMEKLER
KARA LAHANA YIĞMASI:
Yöremizde, çok çeşitli malzemeler kullanılarak yapılan bir yemek türüdür, isteyenin pirinç-bulgur/patates; isteyenin sadece pirinç veya sadece bulgur; isteyenin pirinç veya bulgura ek olarak haşlanmış fasulye; isteyenin havuç veya kıyma katarak yapabileceği bir kara lahana yemeğidir.

Önce lahana doğranır ve haşlanır. Haşlandıktan sonra, soğuk suya dinlenmeye bırakılır. Tencerede yağ, soğan, salça kavrulur; sonra lahanayla birlikte yemeğe katmak istediğimiz yukarıda saydığımız malzemelerden hangisini istiyorsak; o malzeme ile yemeği hazırlarız.
Lahana ve ek malzemeleri koyarken, arada sıvıyağ da dökülür, malzeme bittikten sonra yemeğimizin tuzunu ve kaynamış sıcak suyu ilave ederek pişmeye bırakırız.

TAZE ISIRGAN YEMEĞİ (SIRGAN YEMEĞİ):
Isırgan otundan yapılan bir yemektir, ilkbaharın gelmesiyle yeni yeşermeye başlayan ısırgan otunun baş kısmından uç yapraklar koparılır. Toplanan sırgan ele alındıktan sonra tencerenin kenarına vurularak, sırganın içinde toplanan tozlar dökülür, sırgan güzelce ve dikkatlice yıkanır. Kaynayan suda sırganı başlarız. Bu esnada daha kolay ezilsin diye, biraz mısır unu ilave edilir. Haşlandıktan sonra, suyu ayrı kapta olacak şekilde süzülür.

"Sırçanı alırız, eleğe (süzgece) koyduktan sonra, tahta kaşıkla ezmeye başlarız. Ezdikten sonra, tencereye daha önce süzdüğümüz suyunu tekrar ilave ederek mısır unu ve tuzunu da ekleyerek pişmeye bırakırız. Bolca sarmısak soyularak, başka bir kapta ezdikten sonra, kaynayan sırgan yemeğine ilave edilir.

Günümüzde teknolojinin gelişimi mutfaklarımıza kadar girdi. Eskiden kullanılan süzgeç ve tahta kaşık yeri*ne mikser kullanılır.Mısır ekmeği ile birlikte yenmesi tercih edilir.

KURU ISIRGAN YEMEĞİ:
Bahar aylarında yayla ve mezralarda toplanan taze ısırgan otunu kurutulmak suretiyle yapılan kışın yemek için saklanan bir yemektir.
Yapılışı taze ısırgan yemeği gibidir.
ister taze ister kuru sırgan yemeğinde, soğuk iken sırgana süt kaymağı veya süt katarak da yenebilir.

SIRIM KABAĞI:
Kabak satır veya baltayla kabuk kısmı yontularak soyulur. Soyulduktan sonra, ortadan kesilerek tas şeklinde çangal ağacına takılır ve kurutulur. Normal kuruduktan sonra, şerit halinde uzun uzun kesi*lip yine çangalın dallarına bağ halinde takılarak kurutu*lur.
Bu yemek çeşidi, genellikle kış aylarında yapılır. Kurutulmuş kabak yerinde alınarak 2-3 cm uzunluklarında kesildikten sonra, kuru fasulye ile birlikte pirinç veya bulgur eklenerek yapılan yöresel bir yemektir. Mısır karıştırılarak ekmek yapıldığı da görülür.
iyi kabak seçilerek 5x15 ebatlarında parçalanarak, pişirilmek suretiyle parça kabak adıyla da yenmektedir.

BEZİRGAN AŞI:
Bayat mısır ekmeğinden yapılır. Önce, tencerede yağ eretilir; bayat mısır ekmeği küçük parçalar halinde doğranır. Yağın üzerine su ilave edildikten sonra, kaynamaya bırakılır. Kaynadıktan sonra, ekmeği dökeriz ve biraz daha kaynamaya bırakırız. Tuz da katarak sıcak bir şekilde servise sunulur. Yöremizde, bazı yerlerde şeker katıldığı gibi şeker katılmadığı da olur.

KEŞKEK: Kuru fasulye, dövülmüş buğday, inek veya öküz eti, tuz ve undan yapılan bir yemektir. Buğday ve kuru fasulye güzelce yıkanır ve ayıklanır. Et doğranır. Fasulye haşlanır. Bunun özel kazanları, saç ayakları,ocakları vardır. Kazanların en altına et, fasulye, buğday yerleştirilir. Tuz eritilmiş olarak sıcak su ile ilave edilir. Kazandaki keşkek eldeç (odundan yapılmış keşkek ez*me aracı) kazanın içine batırılıp çıkarılarak dondurmak suretiyle, eldeçlerin arasında ve yanlarak sıkıştırılarak ezilmeye tabi tutulur. Yenecek duruma geldiğinde halka ikram edilir. Mısır ekmeği ile yenir.

Keşkek yöremizde genellikle Ramazan Bayramı'nda yapılır. Hazırlıklar Arife Günü'nde başlar. Bayram namazından sonra, bayramlaşma olur. Bayramlaşma bittikten sonra keşkek yapılan ev halkı duyuru yaparak gelenlere ikram eder.

Uzun yıllar devamede gelen ve gelenek ve göreneklerimiz arasında önemli bir yeri olan Keşkek'in, bazı davetlerde de yapıldığı görülmektedir.

FASÜLYE KAVURMASI: Fasulye haşlandıktan sonra süzülür. Bolca sarmısak ile birlikte bolca tereyağda kavrulur. Mısır unuyla birlikte kızartılır.

HAMSİ TAVA: Hamsi güzel bir şekilde temizlendikten sonra tuzlanır ve mısır unu ile birlikte unlanır. Tavada kızdırılan yağın yardımıyla, güzel bir şekilde kızartılır. Kızardıktan sonra, üzerine limon sıkılır afiyetle yenir.
Haşlanmış hamsinin, patates dilimlerinin üzerine konulmasıyla soğan ilave ederek bağlamasının da yapıldığı görülür.

PATATES HAŞLAMASI: Patetes güzelce yıkanır ve kabuğu ile birlikte doğranır. Tencereye koyup tuz ilave ederek haşlanır. Haşlandıktan sonra süzgeçte (iliştir) süzülerek yemeğe hazır hale gelir.
Patatesin olduğu gibi, fırınlara konularak pişirilip yenmesi başka bir yemek çeşididir.

GALDIRIK KAVURMASI: İlkbaharda toplanan gaydiriklerin yaprakları ayıtlandıktan sonra sapı doğranarak haşlanır. Sarmısak ile birlikte kavrulur.
Galdiriğin mısır unuyla unlandıktan sonra kızartılarak yenmesi de ayrı bir yemek çeşididir.

LAHANA DOLMASI: Kara lahana, pirinç, bulgur, soğan, salçadan yapılan yöresel bir yemektir, ilk önce dol*mamızın harcını hazırlarız. Bunu yaparken isteğe bağlı olarak pirinç veya bulgur ya da her ikisini de kullanabiliriz, (ince mısır kırmasının kullanıldığıda görülür). Pirinci ve bulguru seçtikten (ayıklandıktan) sonra güzelce yıkarız. Tencereye tereyağ, sıvı yağ, soğan, salça, baharatı (kırmızı biber) karıştırarak kavururuz. Kavurduktan sonra bulgur, pirinci, tuzuda koyarak kavurmaya devam ederiz. Kavurma esnasında az miktarda su ilave edilebilir. Harcın tam olarak pişmesine gerek yoktur. Çünkü dolmayı sardıktan sonra harç nasıl olsa pişecektir.

Sıra lahananın haşlanmasına geldi. Önce su kaynatılır, lahana suyun içine koyularak haşlanır. Haşlandıktan sonra lahana süzülerek, üzerine soğuk su dökülür ki lahana çok fazla haşlanmasın ve dolma sarılırken yırtılmasın.
Dolma sarılırken lahana ikiye bölünür (büyük olanlar) ve önceden hazırladığımız harcı içine koyarak sararız.

Sarılan dolmayı dibine bir sıra lahana yaprağı serilmiş tencereye güzelce dizerek, kaynamış su, tuz ve isteğe bağlı olarak soğan doğranarak pişmeye bırakırız. Dolmanın üzerine lahananın kalın sapçıklarından konur ve üzeri bir sıra lahana yaprağı ile kapatılır. Dolmaların açılmaması için su kaynamaya başladığında yemeği kısık ateşe almalıyız.

NOT: isteyen dolmanın harcına et veya kıyma da ilave edebilir...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:10
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

TURŞULAR
FASULYE TURŞUSU: Fasulye turşusu yapılırken dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Bunlar; fasulyenin taze ve canlı olması gerekir. Turşuya ilave olarak yeşil domates, biber, küçük salatalık katılabilir.

Önce fasulyeler toplanır, haşlandıktan sonra soğumaya bırakılır. Turşu koyulurken haşlanan fasulye tuzlu suya batırırız. Tuzlu sudan alınan fasulye, bidona veya fıçıya koyulur, üzerine ek malzeme koyulur, tuz ve sarmısak eklenir. Malzeme bittikten sonra suyunu ve tuzu*nu ilave ederek bidonun (fıçının) ağzı kapatılır. Turşunun suyu, malzemenin üstünde olmalıdır ki üstü bozulmasın.

Turşu yapılırken, fasulye çok başlanmamalıdır. Çünkü, tuzun da yardımıyla çok haşlanan fasulye ezilir.Bu şekilde dört mevsim tüketilen yemek çeşidi hazırlanmış olur. Fasulye turşusunun çorbası yapılır, kavrularak haşlanmış patatesle soğuk olarak tüketilir.

KiRAZ TURŞUSU: Kiraz toplandıktan sonra temizlenir. Bidona önce kiraz sonra tuz ve su ilave edilerek bi*don doldurulur ve ağzı kapatılır.
Kiraz turşusunu kavururken kirazın çekirdeği çıkarılır. Yağ, soğan veya pırasa yaprağını kavurur; üzerine kirazı döktükten sonra kaynamaya bırakırız.

PAZI (PEZİK) TURŞUSU: iki türlüsü yapılır. Birincisi; sadece sapı ile yapılan turşu, diğeri pazının tümüyle (sapı, kökü ve yaprağı) yapılan turşu.
Kiraz turşusu gibi yapılır. Sadece sapı ile yapılacaksa; pazı toplandıktan sonra sapını yaprağından ayırırız, haşlandıktan sonra sapı, sarmısak, tuz isteğe bağlı olarak biber koyar, bidonu doldurur, suyunu da ilave ederek bidonun ağzı kapatılır.

Tümüyle yapılacaksa; kökü ayrılır, diğer yerleri doğranır ve ayrı bir kapta haşlanır. Kökü haşlandıktan sonra, kabuğu soyulur ve parçalara bölünür. Bidona koyar-keri kök, diğer malzemeler, tuz, sarmısak ve suyu ilave edilerek ağzı kapatılır. Kavrulması diğer turşular gibidir.

PALDIR TURŞUSU: Göçler yaylaya vardığında, ilk işlerden birisi de ormanlık bölgelerin açık alanlarında, geniş yapraklı paldır bitkisi sapçıklarıyla toplanır. Sapçı*ğın yaprak kısmı atılır ve dış kısmı soyularak 3-4 cm uzunluğunda doğranır. Haşlandıktan sonra tuz ve sar*mısak ilave edilerek turşu küplerine konulur.Özellikle Kasımağzı Köyü yaylallarında yaygın olarak tüketilen bu turşu çeşidi köye nakledildiğinde yayladaki lezzetinde olduğu görülür.

FASULYE TURŞUSUNUN KAVRULMASI: Turşuyu suya alırız. Fasulye küçük parçalara bölünür. Yağ, salça, soğan isteğe bağlı olarak acı biber kavrulduktan sonra, küçük parçalara bölünen turşu ilave edilir ve biraz su ilave edildikten sonra kaynamaya bırakılır. Taze pırasa yaprağıyla da kavrulduğu görülür.

GALDlRİK TURŞUSU: Galdirik toplandıktan sonra, sapı yaprağından ayrılır ve sapı küçük parçalara bölünür. Biraz haşlayıp, tuz, sarmısak ve isteğe bağlı olarak biber eklendikten sonra, turşu kabının ağzı kapatılır ve hazır olması beklenir. Yaklaşık olarak 1 ay gibi bir sürede turşu yenmeye hazır olur. Kavrulması diğer turşu çeşitleri gibidir.

TAFLAN TURŞUSU: Buna karayemiş turşusu da denir. Yapımı tıpkı kiraz turşusu gibidir.



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (Daim)  
Eski 04.04.08, 13:11
esen rüzgar - ait Avatar
Forum Canavarı
 
Üyelik Tarihi: 06.03.08
Mesajlar: 887
Karizma Puanı: 101
esen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of lightesen rüzgar is a glorious beacon of light
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

EKMEKLER
MISIR EKMEĞİ: Hamuru; mısır unu.tuz ve karbonattan ibarettir. Ilık su ile yoğrulur. Hamuru fazla sulu olmamalıdır. Fırında önceden kızdırdığımız tepsi yağlandıktan sonra hamur içine dökülür ve pişmeye bırakılır.

Aynı şekilde hazırlanmış hamuru, üç ayak üzerinde kızdırılmış saçlarda "BAZLAMA" mısır ekmeği,
Ateş yakılan ocakların kızdırılarak; üzeri guguklu saçla kapatılan ocaklarda "OCAK" ekmeği,
Fırın şeklinde taştan yapılmış bileğilerin ateşte kızdırılarak içerisine hamur konulduktan sonra, ateş közü ile örtüldükten sonra yapılan "BİLEGELI" ekmeği gibi ekmek çeşitlerimiz mevcuttur.

ÇÖREK: Beyaz buğday unundan yapılan hamur yoğrulur. Hamuru; un, tuz, ılık, su ve hamur mayasından ibarettir. Hamur, halk deyimiyle cıvık yani sulu olmalı*dır. Hamur yoğrulduktan sonra bekletilir.

Önceleri, çörek, sobanın üstünde sacın üzerinde yapılırdı. Soba yakılır, saç üstüne konduktan sonra iyice kızdırıl irdi. Kızan saç tereyağ ile yağlandıktan sonra, biraz hamur konur ve etrata ince bir tabaka şeklinde yayılırdı. Bir yüzü piştikten sonra, eşün'dediğimiz demir maşa ile çevrilerek, diğer tarafı pişirilirdi. Pişen çöreğin sıcakken tereyağ ile yağlanır ve sıcak yenir.
Şimdi ise, çörek aynı şekilde kızartma tavasında yapılır. Bu daha kolay olduğu için tercih edilir.

GURUT-YUFKA: Hamuru; beyaz un, tuz ve ılık sudan işarettir. Hamur yoğurulduktan sonra 15-20 dak. bekletilir. Gurut (yufka) açılır. Önceleri sobanın üstünde, saçta pişirilirdi. Saca konulan yufkanın bir yüzü pişer, çevrilir; yufka alınmadan önce, tekrar bir yufka konul*mak suretiyle hamur bitene kadar açılır ve pişirilirdi.

Şimdi ise, gurut elektrikli veya tüplü sacın üzerinde pişirilmektedir.
Gurutun birkaç çeşit yemeği olur. Birincisi; şerbet hazırlanarak, gurut küçük parçalar halinde kırılır, şerbete daldırılır ve başka bir kaba alınır. Buna, gurut yağlaması denir.
ikincisi; gurut kızartılır. Tavada yağ kızdırılır, üzerine bütün olarak ıslattığımız gurut serilir, arasına peynir, maydanoz, ceviz, fındık içi gibi malzemeler konulur ve kızartılır.
Üçüncüsü ise; isteyen gurutla börek yapabilir.

YAĞLI BİŞİ: Hamuru, gurut hamuru gibidir. Tencerede tereyağlı şerbet hazırlanır, iki kişiyle pişirilir. Biri açar, diğeri yağlar ve pişirir. Pişiren kişi, yufkanın üzeri*ne fırçanın yardımıyla şerbet döker ve yağlar. Pişen bişi başka bir kaba alınır. Hamur bitene kadar aynı olay tek*rarlanır.
Yalnız şu unutulmamalıdır ki ister gurut hamuru, ister yağlı bişi hamuru olsun, hamurun üzeri nemli bir bezle örtülmeli. Bunun nedeni, hamurun bayatlamamasıdır.
Yöremizde yağlı bişi, özellikle bayram geceleri yapılır. Bu, gelenek haline gelmiştir.

OTLU EKMEK: Hamuru mısır unuyla yoğurulup, küçük küçük doğranmış pırasa da eklendikten sonra pişi*rilen bir ekmek çeşididir.

CIRITTA: Hamuru; beyaz buğday unu, tuz ve ılık sudan ibarettir. Hamur biraz suluca yoğurulduktan sonra, kızartma tavasında pişirilerek yapılan bir çeşittir.


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (Daim)  
Eski 10.04.08, 18:30
Foruma Erişimi Yasak
 
Üyelik Tarihi: 06.04.08
Yaş: 47
Mesajlar: 22
Karizma Puanı: 0
bad süvar is on a distinguished road
Ce: Türk Kültürüne Dair Herşey

KARA LAHANA ÇORBASI: Bir gece önceden ısladığımız fasulyeleri pişiririz. Yeni derilmiş taze lahanayı ince ince doğradıktan sonra güzelce yıkanır. Bu sırada tence*reye koyduğumuz suyu ve fasulyeyi kaynamaya bırakırız. Su kaynadıktan sonra lahanayı ilave ederek biraz mı*sır unu serperiz. Yemek kaynayana kadar tencerenin ka*pağı açılmaz. Bunun nedeni çorbanın halk deyimiyle hayaslamaması içindir.

Çorba kaynarken mısır ununun az veya çok olduğu görülür. Yemeğin tuzunu da ilave ederek pişirmeye bırakırız. Ara sıra çorbayı karıştırmalıyız ki çorba yanma*sın.
Özellikle kış aylarında tüketilen kara lahana çorbası*nın, sıcak iken odun kaşığı ve mısır ekmeği ile yenmesi önemlidir.

çok yaparım bu çorbayı....ha bu arda iyi bir aşçıyımdır..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Kültür, Sanat ve Kitap > Genel Kültür > Türk Kültürü


Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Herşey Var Herşey Komik Olan Herşey *AnGeL* Geyik Muhabbet Ve Komedi 5 03.01.08 21:57
Herşey nasip, herşey kısmettir! Canımın İncisi Aşıklar Diyarı 3 22.12.07 22:29
Fifa 08 Hakkinda Herşey ( Yamalar Yenilikler Fifa 08 Resimleri Herşey Burda gokhan06-07 Oyun Haberleri 4 27.09.07 01:18
ßombaaaa, msn'nin kontrolü elinizde herşey ama herşey. daviltaz Msn Messenger 12 06.09.07 12:50
Türk hackerların başarısı. 1 Türk amerikaya bedeldir.11 Türk için dünyayı fethederiz cimbomlu_26 Konusuz Konular 5 02.07.07 18:17


Şuan saat: 10:47 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC8