Bir yuvanın yıkılması bir küçük kıyamettir. Bu kıyamet, başta eşler olmak üzere çocuklar ve akrabanın başına kopar. Yakınlık derecesine göre hepsi bu dehşeti yaşarlar. Masallara misal bir sevgi ve muhabbetle kurulan bir yuvanın böyle bitmesini elbette kimse istemez. Ama bir araya gelmek nasıl Allahın emri ise ayrılmak da bir takdir-i ilahidir.
Yuvanın başladığı gibi tatlı devam edebilmesi, eşlerin gayret ve maharetine, feragat ve fedakarlığına bağlıdır. Ama bu gayretin en çoğu da kocadan beklenir. Bu konuda Allah (cc) da onu sorumlu tutuyor ve hanımında evin huzurunu kaçıracak hareketler görmeye başladığı zaman şöyle bir yol izlemesini tavsiye ediyor:
Nasihat edin, kar etmedi yatakları ayırın, bu da fayda vermezse (kırmadan,dökmeden,incitmeden) dövün. İncitmese de bu te’dit etkili olur. Çünkü dostun öfkeyle fırlattığı gül düşmanın taşından daha çok düşündürür insanı.
Günümüzde bazı Müslümanlar kuranda hanım dövmek varmış diye Müslümanlıklarından utanıyorlar. Ellerinden gelse bu kelimeyi kurandan silip bu yüzden dini tenkit edenleri memnun edecekler. Muhteremler, öyle şartlar olur ki, insan hayatını kurtarmak için bir organını feda etmek zorunda kalır. Bu da öyle. Bir iki nazik darbe bir yuva kurtaracaksa denemeye değmez mi? Sonra bu farz değil vacip değil, sadece bir tavsiye. Hoşlanmıyorsan sen yapma. Ama bu küçük aklınla Allahın yanlışını çıkarmaya kalkma. Ziya paşanın dediği gibi:
“idarak-i meali bu küçük akla gerekmez
Zira bu terazü o kadar sikleti çekmez.”
Aile problemlerinde aslolan “kol kırılır yen içinde kalır”
Esasıdır. Dışarıya taşırmadan halletmektir. Hele bunu televizyon kanallarına reyting malzemesi yapmak haramdır.
“Eşiyle arasında geçen ve mahrem kalması gereken sırları ifşa eden kişi kıyamet günü Allah katında insanların en şerlilerinden olacaktır.”
Bu saydıklarımız da fayda vermez, arayı düzeltmekte karı koca başarılı olamaz, şikak ve firak yüz gösterirse, Allah(cc) birde hakemlik yolunu denemeyi tavsiye ediyor:
“aralarında ayrılık olacağından korkarsanız kocanın ailesi tarafından bir hakem hanımın ailesi tarafından bir hakem gönderin.”işte burada görev akraba ve hısımlara düşüyor. Yuvanın dağılmasına seyirci kalmayacaklar. Sıla-i rahim dediğimiz akraba arası ilişkilerin devam ettirilmesi bunun için emredilmiş. Acılara da tatlılarıda paylaşsınlar diye. Bu hakemler karı-kocayı dinleyecekler ve arayı bulmaya çalışaklar. Eğer taraflar bu konuda ciddi ve samimi iseler Allah onları başarılı kılar:
“onlar sulh isterlerse Allah (cc) aralarını buldurur.” Bunda da başarılı olunamazsa ayrılmak son çaredir.
Yuvanın yıkılmaması için rabbimizin bazı tavsiyelerini dinledik. Bunların muhatabı, önce koca sonra akrabalardır. Akrabanın aileye yerli yersiz müdahalesi ne kadar zararlı ise zaruret halinde de sulh için müdahale etmesi o kadar gereklidir. Sulh en hayırlı yoldur. Bu konuda birbirimize yardımcı olalım. Yapıcı ve samimi olalım. Bir yuvayı kurtarmak bir hastayı ölümden kurtarmak kadar hayırlıdır.
“İnnel dine İnnallahe islam”. allah indinde din islamdır.
"İnnAllahe ye'muru Bil adli vel’ihsani ve iytai zilkurba ve yenha anil fahşai velmünkeri velbağy* yeızuküm lealleküm tezekkerun"
allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emrediyor.
çirkin işleri fenalığı ve azgınlığı yasaklıyor.
o düşünüp tutasınız diye size böylece öğüt veriyor.