![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Duyurular |
| Söylemek Istediklerim "Aklımda duracağına forumda dursun" dediğiniz, söyleyemezseniz içinizde uhte kalacağına inandığınız envayi çeşit konuya özel bir bölüm. Söyleyin rahatlayın, söyleyin stresten kurtulun, söyleyim sıhhatli bir beyne kavuşun. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| |||
| Herkes Davaci Olmalidir... yaşadığımız bu akıl sır ermez günlerde bazılarının pisledikleri kabdan beslenmeleri ile düşürülen bu durumda borsa ve sermayeden zararları olan allah rızası için bu savcı aleyhine zimmet ve zarar karşılaması için dava açsın... dava açamayanda beddualarını esirgemesin... |
| |||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir... kimlerin bu durumdan nemalandığını ortaya çıkarmayan cezasını vermeyen isim isim teşhir etmeyenin allah belasını versin... dulun yetimin hakkına fakir fukaranın ekmeğine göz dikenin gözü çıksın... asil ve kutsal milletimiz sindirilemeyecekdir... dini olmayan devletde dini olmayan yargıdanda bu beklenir... bu sistemin içine tükürmemek bu sistemi asil ve kutsal millettimize layık görenleri lanetlememek vatana ihanetdir... |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir...
__________________ Varlikla yokluk arası bir dengede seyyâl olur hikâyet-i ömrümüz, kâh meşgâlemiz bir kuru kavga kâh bir hikmete râmî olur gönül, an gelir zümrüd-ü anka ile söyleşir, devrân değişir bir bûm ile hem-hâl olur gönül, ne şekvâ berkarâr eyler bizi ne iltifâta tabîyiz, bir meygedenin azm-i râhına revân olmuş hayrân-ı didebâniyiz, eyyâm keder-ü mihnetle zâyi olsa ne çıkar, tek bir itâb-ı müjgân-ı yâr ile sâcid-i bî-ihtiyariyiz, kâniyiz naçâr derde düşmüşüz, bâdî bâde elde bende-yi bermurâdiyiz, ârâyiş-i rûzigâra aldanmadık, aşk ile meşhûd-i hüsn-i yâra derkenâriyiz, ne bir söyleyen olur râz-ı derûnumuzdan, ne dinleyen olur zahirâ malayâniyiz, boş geçme müslüman bir nazar et, gûya ki gülistân-ı zamânenin mehtâb-ı gerher-feşâniyiz, yârdan geçtik, serden geçtik, cândan geçtik, terk-i terk ile olduk âgâh, meskun-u makâm-ı fenâfillâh-ı âlîyiz... ...Nahçıvan, hasretinle alevlenen bir çerâğ Seninle firarını unutuyor Karabağ. Göğsünde kıskandığım bir rüyadır kırmızı Nerdesin ey masallar ülkesinin son kızı... |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir... Petrol yasası için PMO yönetim kurulu açıklaması :TBMM'den geçen Kanun ile yabancı devletlerin doğrudan doğruya veya idaresine hakim olacak şekilde mali ilgileri veya menfaatleri bulunan hükmü şahıslar ile yabancı devletler adına hareket eden şahısların, petrol hakkına sahip olmalarını, petrol ameliyesi yapmalarını, buna dayanarak menkul ve gayri menkul satın almalarını yasaklayarak bu yasağa istisna tanıma hakkını Bakanlar Kuruluna veren eski Kanun'un ilgili maddesi yeni Kanun'dan çıkarılarak petrol arama ve üretim faaliyetinde bulunmak isteyen yabancı devletlerin taleplerinin milli menfaatlere uygun olarak değerlendirilmesi imkânı ortadan kaldırılmıştır. Bu anlayışla ülkemizdeki rezervlerin, stratejik olarak kendi siyasal anlayışına göre kontrol altında tutulmasını sağlamayı arzu eden yabancı devletlerin müracaatının Bakanlar Kurulu tarafından değerlendirilmesi koşulu ortadan kaldırılmış, ülke yararını gözetme anlayışı terk edilmiştir. Yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren şirketlerin ve şahısların diğer şirketler üzerinde siyasal ve ekonomik olarak etkin bir politika izlemesinin önü açılmıştır. Bu durumda kamu ve ülke menfaatlerini gözetmek anlayışından vazgeçilip ülke çıkarlarının ikinci plana atıldığı açıkça ortadadır. Bunula birlikte yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto nedeni : ‘ULUSAL GÜVENLİK İÇİN RİSK’ Sezer, yasanın stratejik önemdeki bir ürün konusunda yabancı devletlerin belirleyici olmasının önündeki engelleri kaldırdığını, bunun da ulusal güvenlik için risk oluşturduğunu vurguladı. Sezer, veto gerekçesinde yasadaki düzenlemelerin, uluslararası kriz dönemlerindeki enerji ihtiyacının giderilmesine olumsuz etki yapacağını da savundu. Gelelim Tohum yasasına : "Tarımda dışa bağımlılık derinleşecek, gıda güvenliği hakkı kalmayacak" Örgütler, tasarının tohum alanından kamuyu çektiğini, sektörü ve gıda güvenliğini çokuluslu şirketlerin ve yerli taşeronlarının egemenliğine terk ettiğini vurguladı. Örgütler, yasanın getireceklerini şöyle özetliyor. Çiftçi de tüketici de mağdur olacak: "Kendi yerel tohumunu ve çeşitliliğini giderek kaybeden çiftçilerimiz 1 kg domates tohumunu 18-20 bin dolar fiyatla almak zorunda bırakılıyor. Tohum da dahil her türlü girdinin giderek uluslararası şirketlerin eline geçtiği bir sistemde üretici sözleşmeli üreticilikle ürettiği ürününü maliyetine ve maliyetinin altına satmak zorunda kalıyor. Tüketici ise üreticinin eline geçen gelirin yaklaşık 6 kat üstünde fiyatla tüketmek zorunda bırakılıyor." Gıda güvenliği kâr histerisinin eline bırakılıyor: "Tasarının 'yetki devri' başlıklı maddesiyle; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, tohumluk üretimi, sertifikasyonu, ticareti ve piyasa denetimi alanlarındaki yetkisini, tohumculuk faaliyeti ile uğraşan alt birlikler tarafından kurulacak 'Türkiye Tohumcular Birliği'ne süresiz olarak devredecek. Böylece, üretim yapanın kendisini denetlemesi gibi akla ve kamu yararına aykırı bir hüküm, yasa maddesi haline getirilmeye çalışılıyor. Ayrıca, ülkemizin 'gıda güvenliği' ve 'gıda güvencesi-egemenliği' uluslararası gıda tekellerinin kâr histerisine bırakılmış olacak." Küçük çiftçiler yok olacak: "Yasayla, tarımsal çeşit; '.. geleneksel ve/veya biyoteknolojik yöntemlerle geliştirilmiş olan genetik yapı' olarak tanımlanıyor ve tescile tabi kılınıyor. Çokuluslu şirketler, tohumları patentlemeye çalışıyor. Tohumların patent altına alınmasına, çokuluslu tohum tekellerinin tohum piyasasını ele geçirmesine hak tanıyarak çiftçi haklarının ihlal edilmesine yol açılıyor. Çiftçiler tohumlukları üzerindeki haklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak, böylece temel üretim girdilerini her yıl bir önceki yıldan daha zor temin etmeye başlayacaklar. Tohum üzerindeki toplumsal hakların, tohum şirketlerinin eline geçmesiyle çiftçiler bir yıldan diğerine tohumluk ayıramaz hale gelecek, tarımsal üretim tarım tekellerinin insafına bırakılacak." Yasak olan GDO'lu tohumlar yasallaşıyor: "3 bini endemik toplam 13 bin bitki çeşidine sahip olan Anadolu coğrafyası, gen bankası niteliğinde. Şirketler, gen kaynağı olan Türkiye'de, herhangi bir tohumu, biyoteknolojik yöntemlerle kazandırdıkları bir özelliği gerekçe göstererek patentleyebilecek. Yasayla GDO'lu tohumların ülkeye girişinin serbest bırakılması ve ticarileşmesi hukuksal güvenceye kavuşuyor." Biyogüvenlik yasası hazırlanmadan tohum yasası çıkmamalı: "Genetiği değiştirilmiş tohumların ulusal bir biyogüvenlik yasası ile yasaklanmadan, böyle bir yasanın hazırlığına girişilmesi uluslararası sözleşme düzenine ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı. GDO'lu tohumlar, çevre ve halk sağlığı açısından olası riskler taşıyor. Pek çok ülkede GDO'lu tarım yasaklanmış durumda. Bu tohumların biyogüvenlik, biyoçeşitlilik ve halk sağlığı açısından genel olarak güvenilir olduğuna dair uluslararası düzeyde ve AB içerisinde bir fikir birliği yok. Bu ürünlerin zararsız olduğu ispatlanıncaya kadar da ülkeye girmelerine yasal olanak yok. Türkiye'nin de hukuk sisteminde yerini alan ihtiyat ilkesi bunu emrediyorr. Buna rağmen bu yasanın Meclis'e getirilmesi ülkenin gıda geleceğinin tehlikeye sokulması ve hukukun bir kez daha çiğnenmesi anlamını taşıyor." Gelelim vakıflar yasasına : İzin almadan mal edinebilme, malları üzerinde her türlü tasarrufta bulunabilme. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ], [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] ve yeni vakıflara başlangıçta özgülenen mal ve hakları, vakıf yönetiminin başvurusu üzerine, haklı kılan sebepler varsa denetim makamının görüşü alınarak [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] kararıyla, sonradan edindikleri mal ve hakları ise bağımsız ekspertiz kuruluşlarınca düzenlenecek rapora dayalı olarak vakıf yetkili organları kanalıyla daha yararlı olanlarıyla değiştirebilme ve paraya çevrilebilme. Cemaat vakıflarına ait, kısmen veya tamamen[Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] olarak kullanılmayan taşınmazları, vakıf yönetiminin talebi durumunda Meclis kararıyla aynı cemaate ait başka bir vakfa tahsis edilebilme veya vakıf akarına dönüştürülebilme. Olumlu görüşler
Bu yazdıklarının cevabını sizin amiyane tabirlerinizle cevap vermemek için kendimi zor tutuyorum..Şunuda belirtmeden geçemiyeceğim bu paylaşım sitesinde kelimelerine en çok dikkat etmesi gerekenlerin başında siz moderatörlerin olduğunu düşünüyorum.Biz paylaşımcıların yaptığı yada olası yapacağımız hataları en aza indirmek ve daha medeni bir ortamda fikir alış verişlerine katkı yapmanız kanatindeyim.Yukarıda yazdıklarınızın pekte örnek teşkil edecek kelimeler olduğunu düşünmüyorum.Bu yazdıklarımı dikkate almanızı umut ediyorum. |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir... Sanıyorum yukarıdaki cevap karşısında birazcık olsun sıkılmışsındır. Bunun yanısıra her mürekkep yalayanın, merkep olmayacak diye bir koşuluda yoktur. Şunu da ekleyelim ki, 3,5 milyar maaşla çalışan Şanlıurfa doğumlu Sayın Başsavcı, "millet" kavramına oğulları ve damatları askerlik yapmayan, daha 28 yaşında armatör ve holding başkanı olanlardan daha yakın bir tiplemedir..
__________________ BİLMEDİĞİN KONULARDA EN İYİ KONUŞMAK, HİÇ KONUŞMAMAKTIR. Konu enko tarafından (18.03.08 Saat 14:47 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir...
Genel olarak yasada; devletin hükümranlık haklarından kaynaklanan denetim ve sınırlamalarının kaldırıldığı, sektörde tam bir liberalizasyonun hedeflendiği, yabancı sermaye için avantajlı koşulların yaratıldığı ve arama-işletme hakları yerine daha çok üretim aşamasında teşviklerin abartıldığı görülmektedir. 5574 sayılı kanunda yapılan değişiklikleri kavrayabilmek için, kanunun 1. maddesinde yer alan değişikliğe değinmekte yarar vardır. 6326 sayılı kanunda Madde 2 de yer alan ifadeyle, "Bu kanunun amacı, Türkiye Cumhuriyeti petrol kaynaklarının milli menfaatlere uygun olarak, hızla sürekli ve etkili biçimde aranmasını, geliştirilmesini ve değerlendirilmesini sağlamaktır" denilirken, yeni çıkarılan kanunun "Amaç ve Kapsam" bölümünün 1. maddesinde "milli menfaatlere uygunluk" ifadesinin tamamen çıkarıldığı ve "Bu Kanunun amacı, ülke petrol kaynaklarının hızlı, sürekli ve etkili bir şekilde aranmasını, geliştirilmesini ve üretilmesini sağlamaktır. Bu Kanun, Türkiye‘de petrol arama ve üretim faaliyetlerinin düzenlenmesi, yönlendirilmesi, teşvik edilmesi, denetlenmesi, arama ve üretim için gerekli bilgilerin ve verilerin toplanması, değerlendirilmesi ve kullanıma sunulmasına ilişkin usul ve esasları kapsar." dendiği dikkate alındığında, kanunu hazırlayanların, "ulusal menfaatler" yerine "piyasa" anlayışını tercih ettiklerini görmemek mümkün değildir." Eğer Petrol arama ve işletme hususundaki eski kanun ülkeye bir menfaat sağlıyor olsaydı kaldırılması veya değiştirilmesi elbette doğru olmazdı. Ancak eski kanunun getirdiği hükümler çerçevesinde "ARANMAYAN" ve "BULUNAMAYAN" bir petrolün nasıl ülke çıkarına hizmet ettiğini anlamak mümkün değil. Ayrıca bu hususta birilerinin devlet üzerinden nemalandığı ve sağlanacak bir açık rekabet ortamından zarar göreceği için "STATÜCO"culuk yaptığı/yaptırdığı göz ardı edilemez. İlgili kanunun bu ülkenin çıkarlarına nasil bir faydası vardır? Geçmişte yabancı şirketlere yaptırılan aramalarda yüzde kaç başarı sağlanmıştır? BUnları sorgulamadan sadece bir takım yürürlükte bulunan sistemden nemalanan "ÇIKAR ODAKLARI"nın mesnetsiz "ULUSALCI" yorumları ile KALBÜRÜSTU MUHALEFET papağanlığına soyunmak sadece bir komedi olmaktan öteye geçemiyor. Sezer'in uyduruk veto gerekçesi ise bir fukara tesellisidir ki haddi zatında Türkiye enerji sahasında dışa bağımlıdır. İşletileyemen her öz kaynak hiç bir zaman kazanç değil kayıptır ülke için. Devlet ne maden işletmecisi nede petrol işlemecisidir. Bunu sahasında uzmazlaşmış şirketler yapmak zorundadır. "Örgütler, tasarının tohum alanından kamuyu çektiğini, sektörü ve gıda güvenliğini çokuluslu şirketlerin ve yerli taşeronlarının egemenliğine terk ettiğini vurguladı." Örgütler gibi adresi belli olmayan açıklamaları "MALUM" medya organlarından ezberlediğiniz aşikar. Kaynağı belli olmayan hezeyanı söylemek kolayınıza gidiyor heralde. Tipik bir "GERİ SOLCU" ve "KOMÜNİST DEVLET" yaklaşımı. Tohum sektöründe "KAMU"nun bir işi yok. Kamu İktisadi teşekkülleri Devlet Hazinesine ancak yük getirir. Bazıları bu çiftliklerden nemalanmıyorsa bu teşekküllerin özelleştirilmesine karşı çıkmazlar. Eğer zihnen halen 19.Yüzyıl çizgisini aşamamışlarsa... Vakıflar Yasası ile belirtilen itirazlar tamamen "IRÇILIK" taassubu altındadır. Zikretmek bile yersiz... İlk baştaki söylemlerinize cevaben ise; görüş veya fikir diye "Paylaşım" adı altında sunulan bir takım "ALINTI"ların zikredilen meselelerde "DUYARLILIKTAN" çok sadece sahip olunan siyasi görüş ile "KISIR BİR MAHALEFET"i amaçladığını görmezden gelemiyorum. Bu hususta şahsi bir takım fikir ve tenkitleriniz varsa pekala dinleyebiliriz. Lakin bir takım odakların kasti saçmalıklarını "OLGU" diye sunamazsınız. Sİzinde bir beyniniz var gereğini yapınız. Birilerinin ürettiği hezeyanlarla fikir ve görüş bildirilmez. Benim moderatör olmamla konunun ise hiç bir alakası yoktur. "YALAN" ve "YANLIŞ"a karşı yumuşak olacağıma dair her hangi bir vaadim bulunmamaktadır.
__________________ Varlikla yokluk arası bir dengede seyyâl olur hikâyet-i ömrümüz, kâh meşgâlemiz bir kuru kavga kâh bir hikmete râmî olur gönül, an gelir zümrüd-ü anka ile söyleşir, devrân değişir bir bûm ile hem-hâl olur gönül, ne şekvâ berkarâr eyler bizi ne iltifâta tabîyiz, bir meygedenin azm-i râhına revân olmuş hayrân-ı didebâniyiz, eyyâm keder-ü mihnetle zâyi olsa ne çıkar, tek bir itâb-ı müjgân-ı yâr ile sâcid-i bî-ihtiyariyiz, kâniyiz naçâr derde düşmüşüz, bâdî bâde elde bende-yi bermurâdiyiz, ârâyiş-i rûzigâra aldanmadık, aşk ile meşhûd-i hüsn-i yâra derkenâriyiz, ne bir söyleyen olur râz-ı derûnumuzdan, ne dinleyen olur zahirâ malayâniyiz, boş geçme müslüman bir nazar et, gûya ki gülistân-ı zamânenin mehtâb-ı gerher-feşâniyiz, yârdan geçtik, serden geçtik, cândan geçtik, terk-i terk ile olduk âgâh, meskun-u makâm-ı fenâfillâh-ı âlîyiz... ...Nahçıvan, hasretinle alevlenen bir çerâğ Seninle firarını unutuyor Karabağ. Göğsünde kıskandığım bir rüyadır kırmızı Nerdesin ey masallar ülkesinin son kızı... |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir...
__________________ Varlikla yokluk arası bir dengede seyyâl olur hikâyet-i ömrümüz, kâh meşgâlemiz bir kuru kavga kâh bir hikmete râmî olur gönül, an gelir zümrüd-ü anka ile söyleşir, devrân değişir bir bûm ile hem-hâl olur gönül, ne şekvâ berkarâr eyler bizi ne iltifâta tabîyiz, bir meygedenin azm-i râhına revân olmuş hayrân-ı didebâniyiz, eyyâm keder-ü mihnetle zâyi olsa ne çıkar, tek bir itâb-ı müjgân-ı yâr ile sâcid-i bî-ihtiyariyiz, kâniyiz naçâr derde düşmüşüz, bâdî bâde elde bende-yi bermurâdiyiz, ârâyiş-i rûzigâra aldanmadık, aşk ile meşhûd-i hüsn-i yâra derkenâriyiz, ne bir söyleyen olur râz-ı derûnumuzdan, ne dinleyen olur zahirâ malayâniyiz, boş geçme müslüman bir nazar et, gûya ki gülistân-ı zamânenin mehtâb-ı gerher-feşâniyiz, yârdan geçtik, serden geçtik, cândan geçtik, terk-i terk ile olduk âgâh, meskun-u makâm-ı fenâfillâh-ı âlîyiz... ...Nahçıvan, hasretinle alevlenen bir çerâğ Seninle firarını unutuyor Karabağ. Göğsünde kıskandığım bir rüyadır kırmızı Nerdesin ey masallar ülkesinin son kızı... |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir...
Zira yarasalarda ikiye ayrılır, 1 - zararsız, 2- Kan emen. Bizim korkumuz, 2'ci şıktandır. Yani başkasının bursu ile amerikalarda okuyup , okulu bitirir bitirmez , sadece babası devlet memuru olan, bir kişinin , bir anda armatör olan gemicikler alan şahıslardandır. Bunun yanısıra Milli Güvenlik Kurulu'nun aldığı karar Erdoğan'ın damadına uygulanacak mı? Başbakan'ın damadının şirketi Talabani ve Barzani ile iş yaparken, yaptırım nasıl uygulanacak? İyisimi, sende 2'ci şıkka karşı çık. Yoksa hepimizin hali harap.
__________________ BİLMEDİĞİN KONULARDA EN İYİ KONUŞMAK, HİÇ KONUŞMAMAKTIR. Konu enko tarafından (18.03.08 Saat 17:41 ) değiştirilmiştir.. |
| ||||
| Ce: Herkes Davaci Olmalidir...
Ben yine uslubunuzu tasvip etmeyerek cevaplarıma başlayacağım çünki amacım birilerini kelimelerimle yaralamak değil alt etmeye çalışmak değil ; ben sadece hissiyatımı çeşitli görüş ve önerilerle destekliyerek konu hakkındaki paylaşımımı yapmaktı.Siz bunları tasvip etmeyebilir , yanlış bulabilirsiniz saygım vardır.Kendi fikir ve görüşlerinizi saf kan doğru gibi kabullendirmeye çalışmanıza ise itirazım vardır.Ayrıca evet benim beynim ülke yönetiminde çıkarılan yasalardaki yanlışları algılıyabilecek düzeydedir.Yapılan bir çok yanlışlıkları görmezlikten gelmenize anlam verememekteyim.Ben burda ne muhalefeti destekliyorum nede hükümettekileri destekliyorum.Ben kendi inandığım bildiğim doruları paylaşmaya çalışıyorum.Tabiki insanız yanlışlarımız vardır tıpkı sizde de olabileceği gibi hatasız kul olmaz.Bu güne kadar burda yada hayatımın diyer bölümünde hiç kimseyi düşüncelerinden ötürü yanlışsın yada yalancısın diyerek hor görme lüksünü kendimde bulmadım.Görenleride tasvip etmedim.Sizin düşüncelerinizle benim düşüncelerim örtüşmüyor olabilir konumunuz gereği sizden yumuşak yorumlarda beklemiyorum ama biraz saygı ve hoş görüyü bu sitenin bir yıla yakın üyesi olarak hak ettiğimi düşünüyorum. |
![]() |
|
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|
| |