![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
| Siyasi Serbest Kürsü Haber veya kaynağa gereksinim duymaksızın, sadece kendi görüşleriniz üzerinden ülke siyaseti üzerine yorumlarda bulunabileceğiniz bir bölüm. Terbiyeyi öldürmemek şartıyla "Ateş Serbest!" |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| |||
| Ce: deniz gezmiş o kadar türksense nickin niye yabancı anlamadım
__________________ elmayı kokusundan güvercini biçiminden soyutlamaktır yaşamak denilen şu kavgayı sensiz düşünmek |
| |||
| Ce: deniz gezmiş MERAK ETTİK TE SİZLER KİMSİNİZ BİZ SİZLERİ"RUSYADA,ÇİNDE,KOREDE,KÜBADA"GÖRDÜK MİLLET AÇLIKTAN KIRILDI.STALİN DÖNEMİNDE KENDİ ÇOCUKLARINI YİYENLER BİLE KAYITLARA GEÇTİ SAÇMALAMAYI BIRAK SİZİN GÖRÜŞLERİNİZ HİÇ BİR ZAMAN REFAH GETİRMEMİŞTİR.GETİRMEYECEKTE. |
| |||
| Ce: deniz gezmiş Deniz’im,Hüseyin’im, Yusuf’um, Hıdır’ım, Mahir’im, Mustafa’m, İbrahim’im ve adını sayamadığım binlerce şehidim Bilir misiniz sizsiz geçen ama bıraktığınız mirasla her gün daha da yaklaşılan o kutlu güne akıp giden yılları? Bilir misiniz sizsiz yürünen ama kavganızın kutsiyetinden zerrece taviz verilmeyen yolları? Bilir misiniz sizsiz taşınan ama sevdamızı anlatan pankartları taşıyan yaralı kolları? Bilir misiniz ardınızdan yakılan ağıtları, bestelenen türküleri? Bilir misiniz sizin adınızı verdiğimiz çocuklarımızı? Bilirsiniz hem de çok iyi bilirsiniz zaten bunun için kahramansınız zaten bunun için hala yaşıyorsunuz ve hala gönüllerdesiniz. Lanet olsun sizi terörist ilan eden dudaklara Lanet olsun sizi yargılayan faşist düzene Lanet olsun ölüm fermanlarınızı yazan kalemlere Lanet olsun fermanınızı imzalayanlara Lanet olsun size kurşun sıkanlara Lanet olsun sizin boynunuza ilmiği geçirenlere Lanet olsun o ilmiğe Lanet olsun o darağacına Lanet olsun o mermilere Lanet olsun ayağınızın altından kayıp giden sehpaya Lanet olsun cellatlarınıza Lanet olsun idamınızı onaylayanlara Lanet olsun……. Canınızı acıtanlara Lanet olsun sizi katledip ‘şimdi durum 3-3 oldu diyenlere’ Lanet olsun ‘bana sağcılar adam vuruyor dedirtemezsiniz’ diyenlere Lanet olsun ‘bugün olsa yine idamlarına evet oyu verirdim’ diyenlere Lanet olsun ‘asmayıp da besleyelim mi?’ diyenlere Görüyor musunuz Deniz’im, Yusuf’um, Hüseyin’im Mahir’im İbrahim’im siz şehit olduktan sonra Çakalların sevinç gösterilerini Duyuyor musunuz sevinç naralarını namussuzların Ve hissedebiliyor musunuz devrimci gençlerinizin FAŞİZMİ DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞACAĞIZ sloganlarını. Size ve tüm şehitlerimize and olsun ki ne mücadelenizi ne sizi ne de bağımsızlık şiarınızı unutacağız. Sizi katledenleri öfkemizle yok edeceğiz. Yıkacağız haramzadelerin saraylarını başlarına geçireceğiz sermayelerini. Sizi unutan diller lal, gözler kör, kulaklar sağır olsun. sizi hep resimlerdeki onurlu duruşunuzla ve DEVRİMCİ GENÇ halinizle yad edeceğiz. Yaşlanmayacaksınız yıllara inat. Yıllar akıp gitse de hep o genç halinizle var olacaksınız. Ab-ı hayatı sehpalarda içtiniz DEVRİM için her şeyinizden geçtiniz. DENİZ GEZMİŞ YAŞASIN TÜRKİYE HALKININ BAĞIMSIZLIĞI, YAŞASIN MARKSİZMİN-LENİNİZMİN YÜCE İDEOLOJİSİ, YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ, KAHROLSUN EMPERYALİZM. HÜSEYİN İNAN BEN ŞAHSİ HİÇBİR ÇIKAR GÖZETMEDEN HALKIMIN MUTLULUĞU VE BAĞIMSIZLIĞI İÇİN SAVAŞTIM. BU BAYRAĞI BU ANA KADAR ŞEREFLE TAŞIDIM, BUNDAN SONRA BU BAYRAĞI TÜRKİYE HALKINA EMANET EDİYORUM. YAŞASIN İŞÇİLER VE KÖYLÜLER KAHROLSUN FAŞİZM YUSUF ASLAN BEN HALKIMIN BAĞIMSIZLIĞI VE MUTLULUĞU İÇİN ŞEREFİMLE BİR DEFA ÖLÜYORUM, SİZLER, BİZİ ASANLAR, HER GÜN ÖLECEKSİNİZ. BİZ HALKIMIZIN HİZMETİNDEYİZ, SİZLER AMERİKA'NIN HİZMETİNDESİNİZ. YAŞASIN DEVRİMCİLER KAHROLSUN FAŞİZM. DENİZ’İN SON MEKTUBU baba, mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler. önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. benim de tereddüde düşmeyeceğimden şüphen olmasın. oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir. o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. seninle düşüncelerimiz ayrı, ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara’da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. onun için cenazemi İstanbul’a götürmeye kalkma. annemi teselli etmek sana düşüyor. kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. kendisine özellikle tembih et, onun bilim adamı olmasını istiyorum. bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir. son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım. OĞLUN DENİZ GEZMİŞ MUSTAFA ÖZENÇ’İN SON MEKTUPLARI SEVGİLİ BABACIĞIM Hepinizi ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Sizin de beni ne derece sevdiğinizi ve en iyi şekilde yetiştirmek için ne çok çaba ve fedakârlıklar gösterdiğinizi de biliyorum. Sizlere bu satırları yazmamın nedeni kendinizi bu konuda suçlamamanız içindir. Siz bana karşı görevinizi fazlasıyla yerine getirdiniz. Bu yüzden sizi kimsenin suçlamaya hakkı yoktur. Buna yeltenenler olursa, bilin ki onlar bile bile, ya da bilmeyerek bu sömürü düzenine köleliği savunanlardır.. Ben yolumu kendim çizdim. Şu veya bu şekilde. kişisel hırs ve çıkarlar uğruna düzene sadık köleliği değil: emekten ve emekçiden yana olmayı, sermaye ve onun egemenliği ile sömürüsüne dayalı düzene karşı mücadeleyi seçtim. Yürüdüğüm yolun ne kadar sarp, engebeli, dolambaçlı olduğunu da biliyordum. Çünkü sömürücü sınıf emperyalizme göbeğinden bağımlı, çıkarları emperyalizmle aynı yönde ve devlete egemendi. Bu egemenlik ve saltanatı sürdürebilmesinin temel koşulunu; baskı ve şiddete dayalı politika ve bunu tamamlayan yalan, demagoji v.b. propaganda oluşturuyordu. Zaten hiçbir zaman istikrara kavuşmayan, emperyalizme bağımlı, çarpık kapitalist düzenin açmazları derinleştikçe; baskı ve şiddet o ölçüde artmaktaydı... Nitekim önce sivil köpeklerini halkın üzerine saldılar. Okulları, işyeri ve mahalleleri faşist zorbalara işgal ettirerek, geniş emekçi kitleleri, demokrat aydın ve öğrencileri köleleştirmeye çalıştılar. Katliamlar yarattılar. Olan bitenleri “anarşi ve terör” diye açıklayıp, sınıf mücadelesini örtbas etmeye kalktılar. Bütün bunlar yetmedi. Sivil sıkıyönetim, bölgesel sıkıyönetim ve arkasından 12 Eylül... Emekçi sınıf ve tabakalarının kazanılmış tüm haklarının ortadan kaldırıldığı bir ortam. Her şey önceden hazırlanmış bir oyunun parça parça sahnelenmesi idi. Her sahnede baş rol oyuncuları değişiyordu. Ve Türkiye emekçi halklarının devrimci mücadelesinin yükselmesini önleyemedi. Hiçbir zaman da önleyemeyecektir. Ben ve daha yüzlerce kişinin öldürülmesi, ülkemizde yaşanan sınıf savaşını durduramayacak ve bu savaş, bu bozuk düzen tüm pislikleriyle tarihin çöp sepetine atılıncaya kadar sürecektir. Sizlere veda mesajı olarak yazdığım bu satırları bitirirken, tek isteğim sabır ve iradenizi koruyarak; bu olayı bir aile faciasına dönüştürmemenizdir. Hepinize sonsuz selâmlar, saygılar ve sevgiler. Elveda... MUSTAFA ÖZENÇ HIDIR ASLAN’IN SON MEKTUPLARI KAZIM-AYDIN-SÜLEYMAN ABİLERİMİZ CAN YEĞENİM SULTAN VE TÜM DOSTLARIMIZA BUGÜN TAŞI KIRMADA, DOSTU DÜŞMANI AYIRMADA DAHA BİR USTALAŞTIYSAK; EN KARDEŞLİK GÜNLERİMİZDE BİLE, BEYNİMİZDE IŞIL IŞILDIR AYDINLIK. VE YENİ BİR YILDA KOŞAR ADIM YÜRÜRKEN BİZDE İNANÇ, BİZDE UMUT, TÜM KARANLIKLARI ÖLDÜRECEK KADAR CESURDUR. GÜNEŞ KADAR SICAK... VE CAN KARDEŞLERİMİZ SİZ, SİZLER, HEP BİR AĞIZDAN SÖYLENEN BİR TÜRKÜ AĞZIMIZDA: ŞAFAĞIN ARDINDAKİ ZAFERİ HAZIRLAYIN. ŞAFAKL.A GELECEK ZAFERİ AVUÇLAYIN. ZORLU BİR YILA GİRERKEN, TÜMÜNÜZE YAŞAM KAVGASINDA BAŞARILAR DİLİYOR.... İNANÇ, UMUT VE DİRENÇLE DOLU EN İÇTEN, YÜREKTEN SELAM VE SEVGİLERİMİZİ YOLLUYOR, BEN VE İSMAİL "YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN" DİYORUZ. KARDEŞİNİZ HIDIR VE İSMAİL Canım Abim, Uzun uzun yazacak değilim. Bu ana hep hazırdım. Son yolculuğum yaşamım kadar güzel olmalı. Üzülmek mi? Bunu hiç istemiyorum canlarım. Büyük sözler etmeyi gereksiz buluyorum. Her şey yaşamımız kadar açık ve sade olmalı. Yaşamak bir türküyse bunu, bu türküyü en güzel biçimiyle söylemeye çalıştım. Zafer şarkısının söylendiği günler de gelecek. Kısa da olsa onurlu yaşamanın yolunu seçtiğim için mutlu gidiyorum. İyi, güzel şeyler uğruna yaşanıyorsa her şey, katlanılmayacak şey yoktur. Ölüm bile basitleşiyor. Anlamlıysa ölüm yaşamak kadar güzeldir. Şu mektubu yazarken bir yandan çay, sigara içiyorum. Ağır ağır. Tadına vara vara. Neşesiz değilim. Bir yandan yaşamımın film şeridini toplamaya çalışıyorum kafamda. Kısacık zamanda bu anlık, hemen her şeyi baştan sona ayrıntılarıyla izlemek oldukça zor gibi. Vasiyet yazmamı istemiştin. Acele etmemiştim ama buna zamanımız oldu işte. İyiden, güzelden yana olun. Budur isteğim, hepinizden. Tüm dostlarıma, dost yüreklilere sevgimin sıcaklığını iletin. Utançsız, onurlu gidişimi. Üzülmek, acımak hiç kimseden beklemediğim bir şeydir. Bana yapılacak en büyük kötülük budur. İnsan acılarla da yaşamasını bilir, bilmeli. Güç de olsa. Benim üzerimde büyük emekleriniz var, ödenmeyecek kadar büyük. Senin ve ötekilerin. Siz, emeğin tüm temsilcilerine, dünyadaki tüm emekçi, onurlu güçlü insanlara layık olabilmenin yolunu seçtim. Yapabileceğim her şeyi yapamamış olsam da, bu görevi yapacak yeni insanlar topraktan fışkırıyor. Ailedeki bana düşen tüm hakları, sen ve Aydın'a bırakıyorum. En yararlı biçimde kullanacağınıza inanıyorum. Çok şey söylemek istiyorum ama zaman öyle kısa ki. On dakikamız var. Üzülmeyin, acılara yenilmeyin, hayata karşı güçlü olun, yaşam budur. Seçilmesi gereken yaşam. Sultan'a sevgilerimi yolluyorum. Her birinize isim isim yazamayacağım. Dostlara da. Bu hepsini karşılasın. Yüreğimin tüm sevgisiyle, tüm onurlu güçlerimle seni, sizi, hepinizi kucaklar, doyasıya öperim. Güçlü olun. Başı dik olun. O güzel günlerde tekrar yanınızda olacağım. Amcanız, kardeşiniz, dostunuz. Hıdır ASLAN Sevgili Ağabeyim Kazım; Yakınlarda sana yazmıştım, bilmem alabildin mi. Ayrıca İsmail'in kardeşi de yazacaktı size. Durumumuz çok iyi. Tam forma girdik. Şirinyer'den aldığımız yağları hayli erittik. Zayıflama rejimine paydos. Şu an atıştırmakla meşgulüz. İdarenin verdiği karavana yemek yenecek gibi değil. Kantin, alışveriş yapıyoruz. Şu an hiçbir şeye ihtiyaç yok, para da dahil. Neşemiz yerinde. Satranç oynuyoruz, daha değişik oyunlar domina v.s. Aşağıdaki arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Radyoda şu an müzik var. Ama ne müzik. Seyyal hatun içinde habire tepinip duruyor. Aşağıdakilere bağırdım, yahu durdurun şunu, bir radyonuz var onu da dağıtacak. Gerek kalmadı, Seyyal benden bu kadar, dedi. Şimdi de Nükhet hanım çığırmakta. Aklıma koto-num Hece geldi. Rahmetlik sevliya radone çe sılema.. zaf rınd vaneno, derdi. Sıleman gilin radyosunun üstüne yoktur Hece'ye göre. Buraya geldikten sonra sakal bıyık bırakmaya başlamıştım. Sakalları dün kestim. Resim çektirmek yasak olmasa, sakallı bir resim yollardım. Yeni şeyler çıktıkça tekrar yazarım şimdilik sonluyorum. İsmail ve tüm arkadaşların sevgi, saygı ve selamları var. Geç mektupta İsmail'di yazan. Cafer ve Süleyman'a çok selam. Sonsuz sevgi, saygı ve selamlarımla ellerinden öperim. Hoşça kalın. HIDIR ASLAN Sevgili Yeğenim, Son yolladığın mektubunu alışımın üzerinden ayı aşkın bir süre geçti. Ancak şimdi yazabiliyorum. Amcanı bağışlarsın. Mektubuma, sevgi ve selamlarımı ileterek başlayayım. Buraya, kaldığımız yere ilişkin şeylere yeniden değinmeme gerek yok değil mi? Babana yazdığım mektuplarda öz olarak anlatmıştım. Haber niteliğinde yazabilecek bir şey de yok. Sultan buraya geleli iyice beyleştik. Şöyle ikinci katta, özel odamızda, elimizi sıcaktan soğuğa vurmadan yaşamaktayız. Buna bey gibi yaşamak demezler de ne derler ha söyle bakalım. Hürriyetlerin meçhul olduğu memleketimden -bey gibi yatarken- ne yazabilirim sana. Yazılacak söylenecek çok şey var mutlaka. Ama en genel deyimle, hürriyetlerin meçhullüğünü yazabilirim. Üstüne çok düşündüğüm şeylerden biri oturup konuşamamış olmamız. Bu sadece sana ilişkin değil, babanla da, aileden öteki fertlerle de. Son 978 başında okulda gelip görmüştüm. Bu satırlarda söyleyebileceğim şeyler alabildiğine sınırlı. Ama şu kadarını söyleyebilirim. -Çağının ileri görüşlü, aydın bir insanı ol. Her şey apaçık, aşikar, gözler önünde. Onları görebilen, eğriye eğri, doğruya doğru hem de yüksek sesle diyebilen biri ol. Yaşamın onurlu yanlarına tutun, onları savun. Sizlerin böyle insanlar olduğunuzu, kendi safınızda yer almış, yaşam mücadelesine katılmış birer insan olduğunuzu bilmek kadar beni sevindirecek bir şey olamaz.- Yolladığın parayı iki gün önce aldım. Sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Oraya alışabildin mi, okul durumun nasıl. Türkçe basımlı Roman, klasik eserler bulunuyor mu? Okuyor musun. Emelden mektup alıp almadığınızı sormuştum, bana yazmadı. Şimdilik sonluyorum. Tüm arkadaşların sizlere selamı var. Sonsuz sevgi ve selamlarımı iletir, gözlerinden öperim. İyi olmanız dileklerimle. Hoşça kalın. Amcan Hıdır ASLAN Hıdır Aslan onların ne yaptığını anlaman için biraz araştırman yeterli bağımsız bir türkiye isteyen adamın neresi vatan haini yargılanma süresindede kimin vatan haini olduğunu deniz gezmiş ve arkadaşları çok güzel anlattı ama nalayan kim
__________________ elmayı kokusundan güvercini biçiminden soyutlamaktır yaşamak denilen şu kavgayı sensiz düşünmek |
| ||||
| Ce: deniz gezmiş BUNLARDA SİZLERDEN VATAN SEVER SOLCULARIN KURDUGU BI ORGUT TKP(ML) ...İT SÜRÜLERİ BAKIN 1999 YILINDAKI KONFERANSALRINDAN SONRA NASIL DEMEC VERMISLER TÜRKİYE YE UTANMADAN FAŞİST DEMİŞLER Emekçiler, kardeşler; Komitemiz, düşmanın tüm engelleme çabalarına rağmen partimizin Merkezi Konferansı'nı başarıyla yapıp tamamladığını ilan eder. Bu konferans önemli bir tarihi dönemeçte yapıldı. Yerküre yeni bir emperyalist bunalıma sahne olmaktadır. Emperyalist haydutlar ellerinde biriken metaları sürecekleri alanları geliştirmek için bölgesel savaşları körüklemektedir. Kimi zaman "insani yardım", kimi zaman "barış gücü" yaftası altında geri ülkeleri işgal etmekte ve çeşitli bahanelerle havadan bombalayarak ülke ekonomilerini tahrip etmektedirler. Irak'ın ekonomik tesislerinin ABD ve İngiliz uçakları tarafından darbelenmesi, Kosova soykırımı ve Sırbistan'ın havadan bombalanması suretiyle tüm ekonomisinin yerle bir edilmesi, ABD, Rusya ve Avrupa sermayesi arasındaki Pazar kavgasından başka bir şey değildir. Arnavut olsun, Türk, Sırp veya Arap olsun kanı akıtılan halktır. Ve halkın bu gerici savaşlardan hiçbir çıkarı yoktur. Emperyalist haydutlar bununla da yetinmedi, savaşı birçok bölgeye yayma derdinde, Güney Amerika'da, Afrika'da, Asya'da, Orta Doğuda, Balkanlarda ve Kafkaslarda savaş sürüyor. Emperyalistler Hindistan ile Pakistan'ı, Türkiye ile İran'ı, Kuzey Kore ile Güney Kore'yi ve daha birçok ülkeyi kışkırtıyor, Kürt ulusu üzerinde ise yeni oyunlar deniyor. Başta ABD emperyalizmi olmak üzere emperyalist dünya sistemine karşı proletarya önderliğinde ulusal ve uluslar arası alanda bir halk hareketi geliştirmek, gerici savaşlara devrimci savaşlarla karşı koymak, bunun için bir an önce derlenip-toparlanmak tarihi öneme sahip bir görevdir. Emperyalist devletler bunalımın faturasını esasen bizimki gibi geri ülkelere çıkarmaktadırlar. Bunun için IMF heyeti geçtiğimiz aylarda Türkiye' ye gelip hükümete kendi ekonomik politikasını dayattı, kabul ettirip söz aldı ve gitti. Hemen ardından ANA-SOL-M Hükümeti aynı doğrultuda açıklamalarda bulundu ve 24 Ocak kararlarından daha beter tasarıları meclise sundu. Sosyal güvenlik reformu, özelleştirme ve uluslararası tahkim yasası bir bir meclisten geçirilmektedir. Türk parlâmentosunun, emperyalist devletlerin Türkiye'deki işbirlikçi memurları durumundaki büyük patronlarla büyük toprak ağalarının kuklası olduğu gayet net görülmektedir. Sosyal Güvenlik Reformu gerçekte kazanılmış hakların gaspıdır. Daha önce kazanılmış olan emeklilik yaşının "mezarda emekliliğe" kadar yükseltilmesi bir hak gaspıdır. Devlet işletmelerinin özelleştirilmesi, işçilerin sokağa itilmesi kazanılmış hakların gaspı ve bu kuruluşların özel sermaye vasıtası ile emperyalistlere peşkeş çekilmesidir. Uluslararası Tahkim Yasası ise Türkiye'de uygulanacak ekonomik politikaları ve Türk Devletinin emperyalist devletlerle ilişkilerinde Türk Yargısının karar yetkisini elinden alarak ülkeyi yabancı devletlere iyice açan ve Osmanlı döneminin kapitülâsyonlarını aratmayan cinsten bir bağımlılık ve ülkenin hakimiyetinden vazgeçme yasasıdır. Bu yasaların uygulanması her hükümet biçimi ile mümkün olmaz. Ya askeri faşist cuntaları gerektirir ya da faşizmin tırmandırılmasını. Bugün için askeri bir cuntayı göze alamayan faşist Türk Devleti’nin parlamentosuna hakim olan Milli Güvenlik Kurulu'dur. Türk hakim sınıfları, özellikle ABD emperyalizminin direktifi ile faşizmi daha da tırmandırarak bu yasaları uygulamayı düşünmektedirler. Böylelikle ülkemizin küçük ve orta çaplı olan milli sanayisi çökertilecek ve emperyalizme daha çok meydan açılacaktır. Faşist MHP'nin son seçimlerde oy patlaması yapması, ANAP ve DSP ile birlikte hükümete gelmesi tesadüfü değildir. Kürt Ulusu'nu, azınlık milliyetleri ve Türk emekçilerini yeni oyunlar, yeni saldırılar beklemektedir. Hal böyle iken, Çeşitli milliyetlerden Türk İşçi Sınıfı patronlar tarafından devşirilmiş sendikacıların etkisi altındadır ve gücü çar çur edilmektedir. Çeşitli sol hareketler gerilla savaşının yarattığı avantajlarla kazanılan bazı demokratik hakları devrim lehine kullanacağına legalizm batağında sürüklenerek kısır döngü yaşamaktadır. Kürt Ulusu'nun önemli bir desteğine sahip olan PKK, silahlı mücadelede kararlı olacağına uzlaşma arayışı içerisindedir. Oysa Türkiye'de faşizm süreklidir ve halkın örgütlenmesine ve kendisini ifade etmesine müsaade etmez. Bugün bazı kazanımlar elde edilmişse de bu, Gerilla Savaşı sayesindedir. Türkiye'de hakim sınıfların vereceği demokrasi bir aldatmaca barış ise sahtedir. Türk hakim sınıfları Kürt Ulusu'nu bir kaşık suda boğma uğraşı içerisindedir. Gerilla bir kez tasfiye edildi mi devlet tarafından kilit vurulmadık bir tek demokratik kurum ve kuruluş kalmaz, kazanılmış haklar gasp edilir. İşte bu koşullarda silahlı mücadeleyi sürdürmek savaşı uzatmak her zamankinden çok daha önemlidir. Emperyalist dünya sisteminin Ortadoğu'daki bekçisi faşist Türk Devleti'nin, onun sahibi olan işbirlikçi patronlarla-ağaların Kürt Ulusu'na, azınlık milletlere ve Türk Emekçileri'ne karşı planladığı tezgahları devrimci iç savaşla, halk savaşı ile boşa çıkarmak, devrimci örgütlere ve kitlelere cesaret vermek ve Türk hakim sınıfları ve onların efendilerine karşı proletarya önderliğinde birleştirmek, bunun için derlenip-toparlanmak her zamankinden çok daha önemli bir tarihi görevdir. İşte bu tarih ulusal ve uluslar arası koşularda toplanan partimiz, merkezi konferansta devrimin bu acı sorunlarının çözümü üzerinde yoğunlaştı. Partimizin önünü tıkayan bazı örgütsel sorunlara çözüm sunması bazı taktik görevleri karara bağlaması partimizi toparlamak üzere pratik görevlerle birlikte düzeltme çalışmasını karara bağlaması, içbirliği pekiştirdiği gibi '94' teki ayrılıkla iki kanada bölünen parti güçlerimizi ilkeli bir şekilde bir şekilde kararı alması ve silahlı mücadeleyi ısrarla sürdürüp-geliştirme kararında olduğunu bir kez daha, düşmana karşı ilan etmesi itibarı ile bu konferans tarihi bir önemdir. Parti konferansımız; bir grup ajan ve işbirlikçiyi temizlemenin önemli olmakla birlikte tek başına yeterli olmadığı, asıl olanın ve kalıcı olanın bu hareketten elde edilen dersleri partiye ve kitlelere kavratarak olumsuzlukların boy verdiği zemini kurutmak olduğu gerçeğinden hareketle partimizin düzeltilmesi, teori, taktikler, ilkeler, yöntemler ve ya program, çizgi, tüzük konusunda karşı-devrimcilerle revizyonistler tarafından yaratılan kafa karışıklığına son vermek her şeyin netleşmesi ve yerli yerine oturması, bunun için partimizin, diğer devrimci örgütlerin ve uluslar arası devrimci hareketin derslerinden öğrenerek her türlü yanlıştan arınmak maksadıyla düzeltme çalışması başlatması kararını aldı. Ancak, gerek düzeltme çalışmasının başarısı ve gerekse devrimin diğer görevlerinin yerine getirilmesi için bu çalışma silahlı mücadele ve diğer pratik görevler aksatılmadan ve onları geliştirecek şekilde yürütülecektir. Düşmanımızı tek tek yenmenin anahtarlarından biri işçi sınıfı önderliğinde halkın birliğidir. Ancak halkın birliğini sağlamanın anahtarlarından biri de parti birliğidir. Partimiz 1994 yılında, örgüte hakim olan yanlış anlayışların etkisi altında ikiye parçalandı. Düşman ajanlarının ve işbirlikçilerinin oyunlarının da bu ayrılıkta payı vardır. Kongre Hazırlık Konferansımız'da pragmacı-makyavelist hizip olarak adlandırılan bu kanadın partimizin bir parçası olup bu isimlendirmenin örgüt gerçekliğine denk düşmediği görüldü ve Merkezi Konferans'ta düzeltildi. Ayrılığa son vermek için partimizin diğer kanadına birlik çağrısı yapılması karara bağlandı. Her iki kanat arasında parti programı, çizgisi, ilkeleri ve temel taktikleri noktasında birlik bulunduğu, bunun birliğin ideolojik temeli olduğu ayrılık noktasının tali olduğu, birlik ve ayrılık noktalarının iki kanat arasında açık ideolojik mücadele ile ortaya çıkarılması gerektiği, iradeden gelen güçle ilkeli birliğe varılması, sekter ve itici yaklaşımlardan kaçınlıması ve her şeyin düşman önünde tartışılmaması gerektiği ortaya konuldu. Parti Konferans'ta ayrıca gerilla savaşında yoğunlaşma ve açılma sorunu üzerinde duruldu ve silahlı mücadelenin geliştirilmesi kara bağlandı. Bir dizi örgütün legalizm batağında can çekiştiği, bazı silahlı örgütlerin uzlaşma arayışı içine girdiği, halkın, nihai kurtuluş ufkundan gözünü sakınmayan kararlı bir silahlı bir harekete her zamankinden çok daha muhtaç olduğu bu tarihsel koşullarda gerilla savaşının geliştirilmesini karara bağlaması önemli ve anlamlıdır. TKP(ML), Halk Savaşı'nda ısrarlı olduğunu dosta ve düşmana ilan eder. Merkezi Konferansı'mız önümüzü tıkayan bir dizi soruna çözüm sunmuş ve yolumuzu açmıştır. Bundan sonrası yeni bir tartışma değil, uygulama sorunudur. Konferans kararları gerçeğe uygundur. Başarılı olmamız için bir çok sebep vardır. Uluslararası Devrimci Hareketi'ni, Türkiye Devrimci Hareketi'nin köyleri yakılıp aç-bilaç sokağa itilen Kürt köylüsünün, mezarda emekliliğe mahkum edilen işçi sınıfımızın, resmi ve sivil faşistlerin katliamlarına rağmen boyun eğmeyen militan gençliğimizin, diğer gerilla bölgelerinde kalan savaşçılarımızın, dünyanın dört bir tarafında çalışan yoldaşlarımızın, düşmana esir düşen yoldaşlarımızın ve bütün devrimcilerin nabzı bu konferansta atmıştır. Evet aslolan kelle sayısı değil, doğru siyasal çizgidir. Konferans kararları bilcümle halkımızın özlemlerini dile getirmektedir. Bu nedenle kazanacağız. Etki tepkiyi doğurur. Her şey karşıtına yol açar, bu da bir kanundur. Devrimci savaşlara yol açmamış bir tek gerici savaş yoktur. Emperyalist bunalımın yol açtığı savaşlar beraberinde devrimci savaşları getirecektir. Mücadelemiz bu anlamda daha çok uluslararası desteğe kavuşacaktır. Türkiye'de faşist Türk devleti faşizmi ne kadar tırmandırırsa tırmandırsın bastırma geçici olacak, halk hareketi ve ulusal hareket kısa bir zaman sonra tekrar yeniden hız kazanacaktır. Hakim sınıflar, işçi sınıfı ve köylülerden küçük ve orta çaplı sanayi gruplarına kadar toplumun geniş kesimlerine yönelmektedir. Bu nedenle en sağından en soluna kadar geniş emekçi yığınlar düşmana ayağa kalkacaktır. Dünyada karışmadık bir tek ülke kalmayacaktır. Dünyada ve Türkiye'de yeniden devrim fırtınası esecektir. Emekçiler, kardeşler; Demek ki önümüzde hem büyük tehlikeler ve görevler var, hem de büyük fırsatlar. Bir kez daha gerçek devrimciliğin sınandığı koşullardayız. TKP(ML) 1970'li ve 80'li yıllarda bu sınavı alnının akıyla verdi ve halkı yalnız bırakmadı. Bundan böyle de önderimiz İbrahim KAYPAKKAYA'nın gösterdiği ve Marks, Engels, Lenin, Stalin ve Mao Zedung tarafından çizilen kurtuluş yolunda yürümede ısrarlı olduğunu, yanlışlarını alt ederek düşmanı yenmede kararlı olduğunu, halkı tehlikelere karşı uyarıp düşmana karşı birleştirerek tarihsel fırsatları değerlendirme azminde olduğunu ve başarılı olmak için bir çok sebep bulunduğunu; kadrosundan üyesine ve savaşçı sempatizanına kadar tek bir vücut, tek bir yumruk olarak bu çetin koşularda Türkiye devriminde çığır açacağını ilan eder. Bu durdurulması imkansız kaçınılmaz akımdır! Düşman korkmakta haklıdır. Kahrolsun emperyalizm, işbirlikçi kapitalizm ve feodalizm !16 Ağustos 1999 TKP(ML) Merkez Komitesi
__________________ ![]() |
| |||
| Ce: deniz gezmiş ülkede binlerce örgüt var farklı görüşte hepsi doğru olacak diye bi kaide yok konuyu sapıtıyosun varsa deniz gezmişle ilgili resmi belgelerin paylaş yoksa oraya buraya laf atma
__________________ elmayı kokusundan güvercini biçiminden soyutlamaktır yaşamak denilen şu kavgayı sensiz düşünmek |
![]() |
|
| Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
| | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hizbullah'ın Deniz Gezmiş sevgisi ... | Kemalist20 | Siyasi Serbest Kürsü | 18 | 08.06.08 12:30 |
| Deniz Ürünleri | LioN | Yemek & Mutfak | 33 | 21.12.06 00:47 |
| Deniz Canlıları.. | Juventus|F.C | Hayvanlar Alemi | 0 | 18.08.06 08:20 |
| Deniz Kuşu | KoC | Hayvanlar Alemi | 4 | 23.07.06 13:53 |