Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Siyaset ve Politika > Siyasi Serbest Kürsü
Duyuru

Siyasi Serbest Kürsü Haber veya kaynağa gereksinim duymaksızın, sadece kendi görüşleriniz üzerinden ülke siyaseti üzerine yorumlarda bulunabileceğiniz bir bölüm. Terbiyeyi öldürmemek şartıyla "Ateş Serbest!"

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #31 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:27
hurbyy - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 09.08.06
Şehir: ümraniye
Yaş: 23
Mesajlar: 181
Karizma Puanı: 90
hurbyy is on a distinguished road
hurbyy - ICQ üzerinden Mesaj gönder hurbyy - AİM üzerinden Mesaj gönder hurbyy - MSN üzerinden Mesaj gönder hurbyy - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to hurbyy
bak devemısın cucemısın burda tayyıp erdoganı (yazmasını ogren) savunan bı yazı gordunmu bu bır....
kendinize devrimci diyorsunuz Yılmaz güney i falan Örnek alıyorsunuz Tayyip Erdoğan' tÜrkçe bilimiyor ben Türküm diyemiyor diye laf atıp laf salatası yapıyosun Yılmaz GÜney katıldığı tv programında kendısı soylmıstı ben Türk Değilim diye bu iki....

dev-genç´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
sen saçmalamaya devam et. soruma cevap ver sen. nerde yazıyor bu cümle. Kuran'ın neresinde yazıyor. lafı bir yerlerinden anlamış gibi davranma. sen soruma cevap ver. nerelerde varmışş ruhsatıı

Allah (c.c) hiç bir ayeti şerifesinde insanların bir birlerine zulm etmelerini istememiştir.. ancak islama yonelik her hangi bir tehlike oldugu zaman ise benim için islam için cihad yapın buyurmustur... Hz. Muhammed (S.A.V) mekkede putpereslerle savaşmadan önce Allah (c.c) ' dan cihad emri beklemiştir...

Allah bizlere tutalım diye öğütler vermiştir islamı koruyalım diyede cihad vermiştir... oratlığı bombalayanlar keyfinden yapıyo dimi herşeyi İsrail senin dinini elinden almaya çalışıyo (senin dinin ne) amerika tüm islam alemini yok etmeye çalışıyor buna seyircimi kalınacak... birileride cihad yapıyo.. sen nerden bileceksin..sen bize b.k diye bilirsin ama unutma asıl ortalığı karıstıranlar her zaman sol ve onun yandasları olmustur... Tikko dhkp/c ve diğerleri tamamen sizin eseriniz bunlar ne için savaşıyorlar insanlık içinmi Allah için mi.... Terörist gruplar hep sizde kutlarım...
__________________

Konu G_Ü_V_E_N tarafından (17.08.07 Saat 11:33 ) de değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #32 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:32
hurbyy - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 09.08.06
Şehir: ümraniye
Yaş: 23
Mesajlar: 181
Karizma Puanı: 90
hurbyy is on a distinguished road
hurbyy - ICQ üzerinden Mesaj gönder hurbyy - AİM üzerinden Mesaj gönder hurbyy - MSN üzerinden Mesaj gönder hurbyy - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to hurbyy
Ce: deniz gezmiş

Deniz Gezmiş: Gençliğin verdiği heyecanla ve sonunu düşünmeden yaptığı atılımla sol hareketi hedefine ulaştırmak yerine yaptığı illegal eylemlerle derin güçlerin ekmeğine yağ sürüp bir cephe kurmuş, ama birkaç gencin ölümüne neden olmaktan ileri gidememiş, yakalanacağını anlayınca etrafına rastgele ateş etmiş, büyük elçilik koruması N. Selçuk ve V.Çınar’ı silah ile yaralamış, Gemerek’te bir polisi (S.Metin) yine silah ile yaralamış, ABD’li erleri evlerinden kaçırmış- tek iyi ve kansız eylemi....-, Yusuf Küpeli’nin birlikte eylem teklifini reddecek kadar oportünist ve BEN’ci, emek iş bankasını soyan bir soyguncu, “GÖSTERİCİ” (Ünlü solcu Yalçın Küçük’e ait bir ifade) yaptığı yoldaşlarınca da eleştirilen ( Mustafa Yalçıner: "Pratikte halktan kopuk, maceracı bir çizgi ", Yusuf Küpeli, Osman Saffet Arolat, Doğu Perinçek:" Maceracı", Yalçın Küçük: "Ütopyacı..." ), hakimin ne iş yaparsın sorusuna: Devrimciyim (yani işi, sayesinde ekmek kazandığı mesleği devrimcilik olan ) yaptığı eylemlerle sol hareketi sekteye uğratan, bölen bu şahıs yolunda gittiği CHE gibi genç yaşta hayatını , bilmeden sekteye uğrattığı davası yolunda feda etmiş , idamından önce dini telkini reddedip , gözlerini bu dünyaya kapatmıştır.Deniz Gezmiş'in yaptığı illegal eylemler derin devlet tarafından kullanılıp , sol harekete baskı unsuru olarak kullanılmış, dolayısı ile sol harekete en büyük zararı da o vermiştir !
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #33 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:34
Actynomycetes
Guest
 
Mesajlar: n/a
Ce: deniz gezmiş

yaaa neden kimse bana Kuran'ın neresinde adam öldürün, ortalığı bombalayın yazıyor açıklamıyor. neden yaaa. bay çok bilmişler. size sesleniyorum.bahane aramayı bırakın ve soruma cevap verin...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #34 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:35
Kemalist20 - ait Avatar
Forum Kurdu
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Şehir: İstanbul
Yaş: 22
Mesajlar: 608
Karizma Puanı: 134
Kemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to behold
Kemalist20 - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: deniz gezmiş

Davası hakkında kılını kıpırdatmayanlar davası ugruna ölümü göze alanlar hakkında yorum yapmasın ...

İyi veya kötü , doğru veya yanlış ... Deniz Gezmiş bir devrimcidir , ABD ve İsrail emperyalizmine karşı durmuştur . Filistin'de savaşmış , Türkiye'de büyük eylemlerde bulunmustur . Ve bazıları icin iyi bazıları icin de kötü biri olarak tarihe gecmistir .

Kaçınız davanız ugruna ölümü göze alabilir , kaçınız idam sehpasını tekmeler , kaçınız paralı güzel bir hayatı bırakıp böyle bir zor hayatı secer ... Sanırım ülkemizde böyle insanlar kalmadı artık ...

Arkasından bu kadar konusma yeter bence , kimse birbirinin kalbini kırmadan sonlansın bu gereksiz tartısma ...
__________________
'' Harika adam daha soğuktur , daha az tereddüt eder ve fikirlerinden korkmaz . Saygı ve saygınlık erdemlerine ayrıca sürü erdemi olan hiçbirşeye sahip değildir . Sıradan biri olmak onun için tatsız birşeydir.İletişim kurulamayan biri olduğunu bilir . Önder olamıyorsa tek başına ilerler . İçinde yüceltmek ya da suçlamak mümkün olmayan bir yalnızlık taşır ... '' F.W.N
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #35 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:38
hurbyy - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 09.08.06
Şehir: ümraniye
Yaş: 23
Mesajlar: 181
Karizma Puanı: 90
hurbyy is on a distinguished road
hurbyy - ICQ üzerinden Mesaj gönder hurbyy - AİM üzerinden Mesaj gönder hurbyy - MSN üzerinden Mesaj gönder hurbyy - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to hurbyy
Ce: deniz gezmiş

Kemalist20´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
Davası hakkında kılını kıpırdatmayanlar davası ugruna ölümü göze alanlar hakkında yorum yapmasın ...

İyi veya kötü , doğru veya yanlış ... Deniz Gezmiş bir devrimcidir , ABD ve İsrail emperyalizmine karşı durmuştur . Filistin'de savaşmış , Türkiye'de büyük eylemlerde bulunmustur . Ve bazıları icin iyi bazıları icin de kötü biri olarak tarihe gecmistir .

Kaçınız davanız ugruna ölümü göze alabilir , kaçınız idam sehpasını tekmeler , kaçınız paralı güzel bir hayatı bırakıp böyle bir zor hayatı secer ... Sanırım ülkemizde böyle insanlar kalmadı artık ...

Arkasından bu kadar konusma yeter bence , kimse birbirinin kalbini kırmadan sonlansın bu gereksiz tartısma ...
çok güzel diyosunda adam taktı bikere yazdıgım yazıyı 3 defa yolladım nafıle gormuyor...
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #36 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:40
ilon - ait Avatar
Kıdemli Üye
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Mesajlar: 1,357
Karizma Puanı: 210
ilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant future
Ce: deniz gezmiş

Belki tartışmalara son verir bu altta yazanlar -----kullanıldılar kullanılıyorsunuz----
***************************

1970'lerde, Doğan Avcıoğlu'nun çıkardığı "Devrim" dergisinde şu tür bildiriler yayımlanıyordu:
"Şu günlerde yeniden 1919 karanlığına gömüldüğümüzü söylemek fazla mübalağalı değildir. Yaygın bir kötümserlik ve umutsuzluk, yeni bir düzen özlemiyle birlikte bütün ülkeyi kaplamıştır. Türk ulusunun geleceği için Devrimci Ordu Gücü pırıl pırıl parlamaktadır."
Avcıoğlu ve arkadaşları "darbe" beklerken, peşpeşe bombalar patlıyordu.
AP'nin Kızılay'daki binası bombalanmıştı.
Bir başka bomba Mason derneğine atılmıştı. Kim getirmişti bombayı? Kim olacak, 27 Mayıs'çı, Milli Birlik Komitesi üyesi İrfan Solmazer.
Daha çok terör, daha çok tedhiş olmalı, ordu "çaresiz kalıp" yönetime el koymalı ve böylece "devrime giden yolun önü" açılmalıydı.
Erol Bilbilik anlatıyor:
Bir gün Orhan Kabibay'ın evinde toplandık. Hidayet Ilgar, Talat Turhan, İrfan Solmazer ve daha birçok kişi vardı. Bir ara İrfan Solmazer bana, "Erol, sen Denizcileri ihmal etmişsin" dedi.
Kimi ihmal ettiğimi sorunca, "Sarp Kuray'ı, Deniz Gezmiş'i ihmal etmişsin. Hiç temas kurmamışsın. Ama ben onlara İstanbul'da, Ankara'da mısır patlatır gibi bomba patlattırıyorum" dedi.
Şaşırdım.
Talat Turhan'ın yüz ifadesinden onun da çok şaşırdığını anladım.
"Başka ne yapıyorsunuz?" diye sorunca, Solmazer'in yanıtı şu oldu:
"Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı filan oturtuyorum. Demokratik bir tartışmayla eylem kararı alıyoruz. ABD büyükelçiliğinin ön kapısının kurşunla taranmasına demokratik olarak karar veriyoruz. Bu tartışmada lider ben oluyorum, emri ben veriyorum. 'Deniz, ABD büyükelçiliğini tara ve yok ol' diyorum. Sarp Kuray'a 'Git şurayı bombala' emrini veriyorum..."
Bilbilik, "Bu işlerde mutlaka Orhan Kabibay'ın haberi vardı" diyor, "Dolayısıyla Deniz Gezmiş'i, Sarp Kuray'ı, herkesi kullandılar. İrfan Solmazer, 12 Mart'a 24 saat kala Almanya'ya uçuruldu."
Solmazer kaçtı ama, Deniz Gezmiş darağacına gitti, Sarp Kuray da işkenceye...
"18 Mart operasyonu"yla açığa çıkarılan Celil Gürkan Paşa'nın "İyi ki başaramadık" dediği girişim, birçok insanın hayatına malolmuştu.
Bu süreci gazeteci Ahmet Kahraman şöyle anlatıyor: "Eski generallerden Cemal Madanoğlu'nun başını çektiği, İlhan Selçuk ve Doğan Avcıoğlu gibi isimlerin de yer aldığı bir cunta, Başbakan Süleyman Demirel'i 'yeterince kemalist' bulmadıkları için, darbeye hazırlanmışlardı. Ve bunlar, yayın organları ve basındaki uzantıları aracılığıyla her gün 'devrim şafağının yakın olduğunu' işliyor, üniversite gençliğini provoke ediyorlardı. Zaten baskı çemberinde olan gençler, bunlara inanıyorlardı; biraz da bu yüzden korkusuz ve ataktılar. 12 Mart darbesinden sonra tek tek tutuklandılar, birkaç yıl sonra da salıverildiler. Ama tek başına kalan gençler asıldılar, işkence gördüler, kurşunlanıp öldürüldüler. Bunların sorumlusu, kurşunlayanlardan çok, 'devrim' adına gençleri yollara, sokaklara dökenlerdi."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #37 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:47
Kemalist20 - ait Avatar
Forum Kurdu
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Şehir: İstanbul
Yaş: 22
Mesajlar: 608
Karizma Puanı: 134
Kemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to beholdKemalist20 is a splendid one to behold
Kemalist20 - MSN üzerinden Mesaj gönder
Ce: deniz gezmiş

iLon o yazının doğruluğu tartışılır -ki doğru değil zaten .. Mehmet Eymür faşisti de bi ara bunları dile getirerek gencler üzerinde Deniz Gezmis'i kücük düsürmek istemisti . Deniz'in o adamlarla bir tane bile resmi veya ses bandı olmadıgına dair herkesle iddiaya girebilirim . Madem Deniz'e o veriyordu emri ispatlasa ya . Göstersin elinde ki resimleri , kayıtları ... Gösteremez cünkü yalan söylüyor ...
__________________
'' Harika adam daha soğuktur , daha az tereddüt eder ve fikirlerinden korkmaz . Saygı ve saygınlık erdemlerine ayrıca sürü erdemi olan hiçbirşeye sahip değildir . Sıradan biri olmak onun için tatsız birşeydir.İletişim kurulamayan biri olduğunu bilir . Önder olamıyorsa tek başına ilerler . İçinde yüceltmek ya da suçlamak mümkün olmayan bir yalnızlık taşır ... '' F.W.N
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #38 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:47
hurbyy - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 09.08.06
Şehir: ümraniye
Yaş: 23
Mesajlar: 181
Karizma Puanı: 90
hurbyy is on a distinguished road
hurbyy - ICQ üzerinden Mesaj gönder hurbyy - AİM üzerinden Mesaj gönder hurbyy - MSN üzerinden Mesaj gönder hurbyy - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder Send a message via Skype™ to hurbyy
Ce: deniz gezmiş

KOMÜNİZM İLLETİ

Komünizm, bir başka manasıyla sınıfsız, yani komüne dayalı bir toplum düşüncesi temelini Marksizm adı verilen ideolojiden alır. Marksizm, kendi felsefesiyle birlikte tarih felsefesi ve iktisat teorisi gibi birbirine derinden bağlı üç ana yapıya dayanır.

Marksizm'in felsefesi diyalektik materyalizm (maddecilik)dir. Marks, her gerçeği maddî sayan ve ruhun, zihnin, kutsal varlıkların ayrı gerçekler olduğunu reddeden klâsik maddecilikten hareket eder. Ne var ki, bu klâsik maddeciliğin mekanik olmasına karşılık Marks'ınki dinamiktir. Marks, dünyayı sürekli bir "oluşum" hâlinde görür. Marks, bu görüşü belirtmek için Hegel'in tez, antitez, sentez diyalektiğini kullanır ve dünyanın gelişmesini kimi alanlarda zamanla birikmiş belli belirsiz nicel değişmelerin ortaya koyduğu gerilimle ve denge bozukluklarıyla kaçınılmaz biçimde meydana gelen devrimlerle (nitel sıçrama) açıklar. Her devrimi yeni ve geçici bir denge izler. Hegel, diyalektiği tabiatta düşüncenin gerçekleşmesini göstermek için kullandığı hâlde Marks bu diyalektikten sadece maddî bir evreni ortaya koymak için yararlanır. Ayrıca Marks'ın Hegel'den aldığı bu diyalektik Hegel'inkinin aksine gerçekten hareket edip fikre gittiği iddiasındadır ve her gerçeğin içindeki çatışmaları aramakla işe başlar.

Marksizm'in tarih felsefesi de kendi diyalektik materyalizm felsefesinden türemiştir. Marks'a göre her tarihî olay, bütün iktisadî (alt yapı), sosyal ve siyasî (üst yapı) sebeplerin etki ve tepkisinin bir sonucudur; toplum bu etkenlerin zoruyla sonunda kendi rolünü açar. Bugüne kadar yaşayan bütün toplumların tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir. İnsanlığın geçmişini ve bugününü niteleyen "sömürücü sınıflar" ile "sömürülen sınıflar" arasındaki mücadele dizisi sona erecektir. Çünkü proleterya (işçi sınıfı) kendini sömüren sınıftan yani burjuvaziden (kapitalist sınıftan) kurtulabilmek için aynı zamanda toplumu insanın insanı sömürmesinden ve sınıf mücadelesinden kesinlikle kurtarmak zorundadır. Sınıf mücadelesinden doğan kapitalizmi yıkacak olan da yine sınıf mücadelesidir. Toplumların gelişme yönünü olayları gözlemleyerek, ilmî yoldan belirlemek isteyen Marks, proleteryanın zaferiyle kurulacak olan sınıfsız toplumun (kollektivist veya komünist) yapısı hakkında açıklamakta bulunmaktan çekinir.

Sadece sömürülmekten kurtulan insanın kendi faaliyetlerine düşen gerçek paya hak kazanacağını ve kendi üretiminin tam karşılığını satın alabileceğini, dolayısıyla da toplumun insanın insanı sömürmesinden ve buhranlardan büsbütün kurtaracağını ileri sürmekle yetinir. Marks, toplumların tarihini sınıf mücadelelerine bağlamakla hata etmiştir. Çünkü dünya Orta Çağ'da din mücadelelerine, Yeni Çağ'da millî mücadelelere, yirminci asırdaki 2 dünya savaşında işçilerle diğer ülkelerin işçileri, sermayedarlarla diğer ülkelerin sermayedarları arasındaki mücadelelere sahne olmuştur.

Marks'ın iktisat teorisinin temelleri sermaye, değer-emek ve artık değer kavramlarına verdiği tanımlarla ölçülür. Yalnız sahiplerinden başkaları tarafından işletilen üretim ve mübadele araçları sermaye sayılır. Bu araçların sahibi, mamul malların değeri ile proleterlere (işçilere) iş gücü karşılığında ödenen ücret arasındaki farka eşit bir kâr sağlar. Marks'a göre kapitalist üretim sistemi, üretim araçlarını ellerinde bulunduranlarla, iş gücünü başkaları hesabına kullanan proleteryayı karşı karşıya getirir. Sermayenin birikerek ayrı ellerde toplanması sanayinin işsizler ve yoksullar gibi yedek ordusunu meydana getiren nispî bir nüfus fazlalığına yol açmıştır. Bu, sınıflar arasındaki karşıtlığı da arttıracaktır. Bu, Marks'a göre kapitalizmin iç gelişmelerinden biridir. İktisadî krizler sermaye biriminin sonucudur; bu krizler, üretici kesimin yeni imkânlarıyla tüketicileri azalan satın alma gücü arasındaki dengesizlikten ileri gelir ve küçük bağımsız üreticileri (orta sınıfı) iflâsa sürükleyerek onların proleterleşmesine yol açar.

Böylece, üretim ve mübadele araçları gittikçe kapitalistlerin elinde toplanmıştır. Marks'a göre proleterya, sermayeyi tümüyle bu kapitalistlerin elinden almak, bütün üretim araçlarını devletin yani hakim sınıf olarak teşkilâtlanmış proleteryanın elinde toplamak ve üretici güçlerin miktarını bir an önce arttırmak için siyasî üstünlüğünden faydalanacaktır. Ama ploterya eski üretim rejimini şiddete başvurarak mahvederse aynı zamanda sınıf karşıtlığının şartlarını, ayrıca sınıfları ve dolayısıyla da sınıf olarak kendi hâkimiyet sınırlarını da ortadan kaldırmış olacaktır. Bu durumda her ferdin hür gelişimine bağlı sınıfsız bir toplum olacaktır. Marks burada da orta sınıfın yok olması, kapitalizmin gelişerek proleterya iktidarına yol açacak şartları meydana getirmesi, sanayileşmiş ülkelerde devrimin gerçekleşmesi, sınıfsız toplum, vb. konularda hataya düşmüştür. Marksizm'in pratiğe dönüştürülmüş bir şekli olan Leninizm, proleterya particiliği, köylülerin devrime katkısı, vb. konularda Marksizm'in gediklerini kapatmaya çalışmışsa da başarılı olamamıştır.

İlk komünist Manifesto 1847'de; I. Enternasyonal ise 1864'te ilân edilmiştir. Türkiye bu tarihten hemen sonra Osmanlı Devleti zamanında bu fikir hareketlerinden etkilenmiştir. İlk hareket, Abdülhamit'e karşı çıkan tıbbiye talebelerinin kurdukları Jön Türkler "Genç Türkler" teşkilâtının dağıtılarak üyelerinin bir kısmının Paris'e kaçmasıyla başlar. 1895'te yurt dışına kaçan Genç Türkler, materyalist fikirleriyle tanınan Meşveret gazetesinin sahibi Ahmet Rıza Bey'in etrafında toplanmışlardır. Genç Türkler teşkilâtıyla hemen hemen aynı zamanda 1875'te İstanbul'da silâh fabrikaları işçilerinden bir grubun Osmanlı Amele Cemiyeti adı altında bir gizli örgüt kurduklarını fakat, bu örgütün 1 yıl sonra kapatılarak üyelerinin 7-9 yıl arasında hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldığını görmekteyiz. 1891 yılında Osmanlı Sanatkârân Cemiyeti kurulduysa da çok kısa sürede kapanmıştır.

1908 Meşrutiyet'ine kadar komünist hareket daha çok azınlıklar arasında rağbet görmüştür. Hatta bunların yurt dışına kaçan Jön Türklerle ilişkili olarak 24.7.1909'da Selânik'te Selânik Sosyalist Federasyonu adı altında bir teşkilât kurmuşlardır. Aynı yıl İstanbul'da sosyalist kökenli Sosyal Bilimleri Öğrenme Derneği'nin kurulduğunu Amele ve Irgat adlı gazetelerin çıktığını görmekteyiz. 1910 yılında İstanbul'da Osmanlı Sosyalist Fırkası kurulduysa da bu fırka (parti) dağıtılmıştır. Ama bu fırkanın Paris Şubesi faaliyetlerine devam etmiştir. Bu partinin sürgüne gönderilen üyelerinden bir kısmı sürgün dönüşü Hürriyet ve İtilâf Partisi'ne katılmışlardır. Burada dikkati çeken bir husus da Laos ve Dergatis gibi azınlıktan insanların bu oluşumda yer aldıklarını görmekteyiz. Rusya'daki 1917 Ekim İhtilâli'nden sonra bir kısım İstanbul Üniversitesi öğrencisinin Lenin'e Nobel Barış Armağanı'nın verilmesini teklif ettikleri de bilinmektedir. Osmanlı Sosyalist Fırkası, İştirak ve Beşeriyet adlı dergileri çıkarmıştır. Bu dergilerin sahibi Hüseyin Hilmi olarak görülmektedir. Dergilerde İsmail Faik, Pertev Tevfik, Baha Tevfik, Hamit Suphi ve Sosyalist Gazetesi yazarlarından Namık Hasan yazı yazmaktadır. Bu fırkanın Meclis-i Mebusan'da hiç üyeleri olmamasına rağmen Vaham Papazyan, Hampersum Boyacıyan gibi Ermeni mebusların bu fıkrayı destekledikleri görülmektedir. 1918 yılının Şubat ayında Moskova'da Türkiye Komünist Partisi'nin Harici Bürosu kurulmuş ve "Yeni Dünya" adlı bir de yayın organı çıkarmışlardır (Daha sonra 1945 yılında aynı adla Türkiye'de komünist bir derginin çıktığını görmekteyiz).

22 Eylül 1919'da Türkiye İşçi, Çiftçi ve Sosyalist Fırkası'nın Dr. Şefik Hüsnü, Ahmet Akif, Ethem Nejat gibi şahısların önderliğinde kurulduğunu görmekteyiz. Partinin özünü Almanya'dan dönen komünistler teşkil ediyorlardı. Yayın organları Kurtuluş ve Aydınlık gazeteleriydi. 20 Şubat 1919'da çok kısa süreli olarak Türkiye Sosyalist Fırkası kurulmuştur. Bunun başında Osmanlı Sosyalist Fırkası'ndan tanıdığımız Hüseyin Hilmi bulunmaktaydı. Fırkanın yayın organı da İdrak gazetesidir.

Yakın tarihimize damgasını vuran hadiselerden biri de 1920'de kurulan Yeşil Ordu'dur. Başlangıçta Millî Mücadele'nin önemini anlatmak ve aykırı düşünceleri izole etmek amacıyla kurulan bu teşekkülün başında Çerkez Ethem, Reşit ve Tevfik kardeşler bulunmaktaydı. Daha sonra Bakü'de kurulan Komünist Partisi (İştirakiyun Birliği) üyelerinden Baytar Salih, Şerif Manatof, Ziynetullah, Nuşirevan, Ahmet Hilmi (Emek gazetesi sahibi), Mustafa Suphi, Neriman Nerimanof'un Yeşil Orduyla temasta bulunmaları ve Yeşil Ordu'ya sızma hareketleri Atatürk ve arkadaşlarının gözünden kaçmamıştı. Atatürk önce Yeşil Ordu'yu lağvettirdi. Sonra Yeşil Ordu'nun Kâtib-i Umûmîsi (genel sekreteri) Hakkı Behiç Bey'e Meclis içinde Türkiye Komünist Partisi (TKP)'ni kurdurttu. Hatta yakın silâh arkadaşlarını bu partiye sokturdu. Böylece Sovyetler Birliğini de oyalamış oluyordu. Mustafa Suphi ve arkadaşları Türkiye'ye gizlice girip TKP'yi kurmak isterlerken Trabzon'da linç edilmişlerdir. 1 Mayıs 1925'te Takrir-i Sükûn Kanunu'nun neşrinden sonra gizli TKP ve Komünist Gençler Birliği teşkilâtı mensuplarından 38 kişi tutuklanarak çeşitli cezalara çaptırılmışlardır. Kanunun çıkmasından bir müddet önce Dr. Şefik Hüsnü, Nazım Hikmet, Hasan Ali Ediz Rusya'ya kaçmışlardır. Rusyaya kaçanlar sonra kılık değiştirerek Fransız pasaportuyla gizlice Türkiye'ye girmişlerdir. Daha sonra 1927'de çıkan aftan yararlanarak Süleyman Necati, Hikmet Kıvılcımlı, Sadrettin Celal, Mimar Samih komünist hareketlerin önderliğinde bulunmuşlardır. Bu konuda İstiklâl Mahkemesinin aldığı karar dikkate şayandır:

"Faaliyetin hedefi Türkiye'de bir ihtilâl yaparak proleterya diktatoryasını kurmak ve Sovyet rejimine iltihakı sağlamaktır." Türkiye'de 1927, 1928, 1950, 1952 yıllarında da TGKP davaları açılmıştır. Bu kapatmadan sonra Moskova'daki TKP'nin merkez komitesinde Dr. Şefik Hüsnü, Sadrettin Celâl ve Ahmet Cevat (Emre)'ı görmekteyiz. 1927'deki tutuklamada aralarında Şevket Süreyya ve Vedat Nedim (Tör)'in bulundukları 89 kişi komünizm propagandası yapmaktan tutuklanmışlardır. 1930 yılında ordu içinde komünist propagandası yapmak suçundan Nazım Hikmet, Kemal Tahir ve kardeşi Nuri Tahir 15 yıl cezaya mahkûm olmuşlardır. Ocak 1932'de yayın hayatına başlayan Kadro dergisini görmekteyiz. Derginin kurucuları Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Şevket Süreyya (Aydemir), Dr. Vedat Nedim (Tör), Burhan Asaf (Belge), İsmail Hüsrev (Tokin'dir. Dergi açıkça komünizm propagandası yapmasa da zararlı görüldüğü için 1934 yılında Atatürk'ün emriyle kapatılmıştır.

1934-35 yıllarında öğrenciler arasında Nazım Hikmet'e ve Kerim Sadi'ye bağlı olarak komsomol "genç komünistler" teşkilâtlarının kurulduğunu hatta bu teşkilâta bağlı olanların tutuklandığını görmekteyiz. 1938 yılında aynı teşkilâtın Harp Okulu'nda da faaliyette bulunduğunu, 21 öğrencinin tutuklandığını, üç öğrencinin ceza aldığını görmekteyiz. Komünistlerin ordu içindeki faaliyetleri bununla sınırlı kalmamıştır. Nitekim 1944 yılında Reşat Fuat Baraner'in önderliğinde Deniz Harp Okulu ve Yedek Subay Okulu'nda komünizm propagandası yapmaktan 64 kişi tutuklanmıştır. Tek Parti Döneminde, komünistler komünizme müsaade etmeyen TCK' nin 141 ve 142. maddelerine takılmamak için partileşmekten çok dergiler ve gazeteler etrafında toplanmayı yeğlediler. Bunların içinde Projektör, Yeni Dünya, Gerçek, Gün, Görüşler, Ses'i sayabiliriz. Adını en çok duyuran dergi Ses'tir. Bu derginin asıl kadrosunu Halikarnas Balıkçısı, Bedri Rahmi, İlhan Berk, Arif Dino, Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel oluşturmakta; Melih Cevdet, Orhan Veli, Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Rıfat Ilgaz, H. İzzettin Dinamo da yazılar yazmaktadır. Ses yazarlarından Sabiha Sertel ve Zekeriya Sertel daha sonra Tan gazetesini çıkarmışlardır. Melih Cevdet Anday ve Rıfat Ilgaz ise yanlarına DTCF kökenli İlhan Başgöz, Pertev Naili Boratav, Sabahattin Ali ve Cevdet Kudret'i alarak Ant dergisini çıkarmışlardır.

Millî Demokratik Devrimciler (MDD), iki aşamada devrime ulaşacaklarını belirtmektedirler. Buna göre ilk aşamada feodalizm, emperyalizm ve iş birlikçi üçlüsüne karşı "millî burjuvazi" ve "büyük burjuvazi"nin bir kısmı da dahil olmak üzere geri kalan bütün sınıf ve tabakaların birleşik mücadelesi öngörülmektedir. Bu mücadele sonucunda varılacak sonuca, burjuva demokratik devrimi ile eş anlamlı olan, fakat dünya proleter sosyalist devriminin bir parçası bulunan, özel tipte bir millî demokratik devrimdir.

Amacın burjuvazi yararına burjuva millî demokratik devrimini gerçekleştirmek olmaması ve daima sosyalizme ulaşmak istendiğinin göz önünde tutulması, bu aşamanın ve MDD stratejisinin en belirgin özelliğidir. Bu birleşik cephenin iktidarından sonra ikinci aşamada sosyalist devrime yöneleceklerdir. Türkiye'de MDD' lerin başını Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)'nu ele geçirerek onu Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu (Dev-Genç)'na dönüştüren Mihri Belli ve Doğu Perinçek çekmiştir. MDD taraftarları önce Aydınlık Gazetesi etrafında toplanmışlar. Daha sonra öncü savaşı benimseyen Deniz Gezmiş ve arkadaşları 1969'da Türkiye Halk Kuruluş Ordusu (THKO)'nu, Mahir Çayan ve arkadaşları 1970'de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKPC)'ni kurmuşlardır. Önderliğini Doğu Perinçek ve İbrahim Kaypakkaya'nın yaptığı diğer bir grup ise halk savaşı ile iktidara gelebileceklerini savunmuştur. Bunlar önce Proleter Devrimci Aydınlık (PDA) Dergisi etrafında toplanmışlar, sonra 1971 yılında Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP)'i kurmuşlardır. Buradan da İbrahim Kaypakkaya önderliğinde Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist (TKP/ML) ile Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) çıkmıştır. Bu örgütler şehir ve kır gerillâcılığını savunmuşlardır.

Sosyalist Aydınlık Dergisi'nde kümelenen Mihri Belli ve arkadaşlarıyla Sosyalist Gazetesi Grubundaki Hikmet Kıvılcımlı ve arkadaşları silâhlı devrim şartlarını gerçekleştirmek için yasa dışı örgütlenmeye gitmişlerdir.Sosyalist Aydınlık Grubu proleteryanın önderliğinde köylü sınıfını temel güç yapan bir hareketle şehirlerden köylere doğru bir örgütlenmeyi gerçekleştirmek istiyorlardı. Önce siyasî mücadele ile, yani komünist partiyi legal hâle getirerek, müteakiben silâhlı mücadele ile iktidarı ele geçirmeyi düşünüyorlardı. PDA grubu ise, MAO tipi bir devrimle yani köylük bölgelerde kurtarılmış bölgelerin kurulması, böylece önce şehirlerin, sonra iktidarın ele geçirilmesini amaçlıyorlardı. Bu dönemde ortaya çıkan Doğan Özgüden ve İnci Özgüden önderliğindeki ANT Grubu ise, Kastro'cu bir yaklaşımla proleterya partisinin önderliğini reddetmektedirler. Sosyalist devrim stratejisi ise demokratik devrimin tamamlandığı kabul edilen şartlarda geçerlidir. Bu stratejide, sosyalist devrim ile kapitalist üretim tarzı ortadan kaldırılarak işçi sınıfının siyasî ve ekonomik hegomonyası altında kollektif düzene geçiş esas alınır.

Barışçıl yöntemlerle de sosyalizmin kurulabilmesine imkân tanınır. Ülkemizde bu stratejiyi benimseyenler İstiklâl Savaşı'nı millî devrim, 1920'lerde yapılan inkılâpları demokratik devrim olarak kabul etmekte ve hepsine birden burjuva devrimi ya da Kemalist burjuva devrimi diyerek Türkiye'nin MDD aşamasını tamamladığını iddia etmektedirler. Bu gruba Türkiye Komünist Partisi (TKP) ve ondan çıkan Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Devrim Partisi (SDP), Türkiye Sosyalist İşçi Partisi(TSİP) gibi gruplar dahil edilebilir. 1960-1970 döneminde geniş hürriyet ortamından faydalanan komünistler iki önemli gruba el atarak işçi kuruluşu olarak Devrimci İşçi Sendikaları (DİSK), öğretmen kuruluşu olarak da Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) adlı örgütleri kurmuşlardır. 12 Mart 1971'e kadar bu örgütler ekte gösterilmiştir
__________________
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #39 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:51
ilon - ait Avatar
Kıdemli Üye
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Mesajlar: 1,357
Karizma Puanı: 210
ilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant futureilon has a brilliant future
Ce: deniz gezmiş

Kemalist20´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
iLon o yazının doğruluğu tartışılır -ki doğru değil zaten .. . Göstersin elinde ki resimleri , kayıtları ... Gösteremez cünkü yalan söylüyor ...
Sana göre doğru değildir olabilir bana görede gayet doğru
Rüvetin kaydı olmaz ayrıca bizzat konuşarak ağızdan veriliyordu emirler yazıda olduğu gibi
İddialar eymüre ait değil
Hasan Cemal'in kitabına ("Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım") dayanılarak yazılmış ayrıca Erol Bilbilik anlatıyor...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #40 (Daim)  
Eski 29.08.06, 12:56
İdin Mirza - ait Avatar
Tam Paylaşımcı
 
Üyelik Tarihi: 23.07.06
Şehir: Zonguldak
Yaş: 19
Mesajlar: 146
Karizma Puanı: 87
İdin Mirza has a reputation beyond repute
Post Ce: deniz gezmiş

Deniz Gezmiş o zamanlarda inandığı şey için arkadaşlarıyla birlikte mücadele etmiştir.Bu mücadele ise canlarına mal oldu.Neticede ölmüş insanların arkasından bu kadar ağır konuşulmamalıdır.Adamlar yaşadıkları dönemde üniversite içerisinde yenilikler yapmaya çalıştılar.Bence doğruydu.Ama o zamanın üst düzey askerleri Türkiye Cumhuriyeti'nin rejimini ve düzenini değiştirmekle yargıladılar.O zaman şimdi de Abdullah Öcalan asılsın.Eğer onlar Türkiye Cumhuriyeti'nin rejimini ve düzenini bozmaya kalkıştıysa bunu Abdullah Öcalan'da yaptı.O niye asılmıyor.Çünkü Kürtlerden korkuyorlar;AB'ye girememekten korkuyorlar;ABD'den korkuyorlar.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Siyaset ve Politika > Siyasi Serbest Kürsü


Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz