![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Bloglar | Yardım | Kullanıcı Listesi | Sosyal Gruplar | Ajanda | Arama | Bugünkü Mesajlar | Konuları Okundu İşaretle |
| Siyasi Serbest Kürsü Haber veya kaynağa gereksinim duymaksızın, sadece kendi görüşleriniz üzerinden ülke siyaseti üzerine yorumlarda bulunabileceğiniz bir bölüm. Terbiyeyi öldürmemek şartıyla "Ateş Serbest!" |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| ||||
| Ce: Hiç Yaşanmamış Özgürlüğe Ağıt - Şeriat neden sadece bu forumun dışından ? Bu forumda da yeterince yobaz var.
__________________ Efendiler, Türkiye şeyhler,müritler,meczuplar ülkesi olmayacaktır! 'Bu beşik; tabiatın rüzgarları ile sallandı, beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk; tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu. Sonra onlara alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu; tabiat oldu. Şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.'' M.Kemal ATATÜRK |
| |||
| Ce: Hiç Yaşanmamış Özgürlüğe Ağıt - Şeriat İran'da uygulanan tam anlamıyla şeriat değil. İslamcı faşizm uygulanıyor. Unutmamalı ki Türkler bugüne şeriat sayesine gelebildiler. Şerri hükümler ilk hukuk hükümlerindendir. Kapanmak her müslüman kadının görevlerindendir, demogoji yaparak kapanmayı, dinin buyruklarını insanların gözünde büyütmek ve sorunmuş gibi göstermek alçaklıktır... O giyilen sarıklar , benzeri giysiler ve çarşaflar aslında o yörelerin iklimlerine göre en uygun olan giysiler. Bakın bedevilere en basitinden güneydoğudaki vatandaşlarımıza bakın... Yanlış anlaşılmasın şeriat yanlısı değilim.Yalnız bazı konularda din düşmanlarının dini yaşamaya çalışan, eğitimsiz, geri kalmış insanları yok etmek istercesine eleştirmeleride sinirimi bozuyor. Anayasanın dinden çok uzak olduğunada inanıyorum. Tecavüz, hırsızlık, adam öldürmek gibi suçlar anayasada şeriata yakın karşılık bulsalardı şu anki suç patlaması ve kültürel yozlaşma olmazdı ülkede. Dünyada asıl olmamız gereken yer Türk ve İslam alemidir. Bizim hamurumuz doğudur. Bunu yitirdiğimiz anda yavaş yavaş erimeye başlarız ki 1950 den beri bunu yaşıyoruz. Batı'nın özenilcek nesi var ki? Tüm sapkınlıklar,rezillikler ve asıl geri kalmışlıklar batıdan çıkmadır. Onlar esasında en bağnaz insanlardır... Kısa kısa örnekler vermek istiyorum... İlk üniversiteyi kuran müslümanlardır, tıp ilminin kurucusu müslümandır,matematiğin kurucuları, astrolojinin kurucları müslümandır... Medeniyeti insanlığa kazandıran müslümanlardır. At gözlüğüyle bakmakla suçladığımız insanlardan (yobazlardan) olmamak için bizim çok daha geniş bakmamız gerekir dünyaya.İran gibi ülkeleri kötülemektense onları kucaklamalı ve birşeyler katlamalıyız kısacası yapıcı olmalıyız. Şeriat dediğimiz şey esasında dinin hükümlerinin en iyi şekilde anlaşılıp ülke yönetim biçimlerinde uygulanmasıdır.Bu ülkeler kendilerince yorumlamışlar ve bu noktaya gelmişler... Komünizme tamamen karşıyım, Doğu Perinçek'i de hiç sevmem. Ama TİP'li bir arkadaşımın geçenlerde yayınladığı bir makaleyi paylaşmak istiyorum. Hz. Muhammed’in medeniyet devrimi ·Bilim, İslamiyet’e dinler arası cepheleşme ve bağnazlığın içinden bakmaz. ·Dünyanın bütün bilim merkezlerinde İslam’ın ortaya çıkışı, Ortaçağ’ın en büyük devrimidir ve Hz. Muhammed de, bu büyük devrimin önderidir. İslamiyet’in ortaya çıkışı, tarihi en az bilen için, yeni bir dinin doğuşudur; ancak tarih içindeki yerine oturtacak olursak, yeni bir uygarlığın kurulmasıdır. Hz. Muhammed, bir peygamberdir. Ama aynı zamanda yeni bir devletin, yeni bir toplumun kurucusudur; büyük bir devrimin önderidir. BÜTÜN BOYUTLARIYLA DEVRİM Siyasal açıdan bakarsak, İslamiyet, kabileler halinde örgütlenmiş bir toplumun devlete sıçramasıdır. Kabileler arasında baskın basanındır kuralının geçerli olduğu yağmacılığın yerini, devlet düzeninin sağladığı barış ve huzur ortamı almaktadır. Böylece özel mülkiyet ve ticaretin gelişmesi için gerekli koşullar yaratılmaktadır. Ekonomik açıdan, kabilenin kapalı ekonomisinden ticaretin gelişmesi yoluyla para ekonomisine geçilmektedir. Para kazanan kişi, Allah’ın sevgili kuludur; yani “El-kasip habibullah.” Mülkiyet ilişkileri açısından, kabilenin ortaklaşa mülkiyeti çözülürken, özel mülkiyet serpilip gelişmektedir. Bu zeminde kabilenin akrabalık ilişkileri, İbni Haldun’un deyişiyle “asabiye” bağı, Morgan ve Engels’in diliyle “gentilice” (kanbağı) ilişkiler dağılmakta, onun yerini ümmet almaktadır. Bedir savaşında Arap yarımadasında ilk kez akrabalar karşı karşıya gelmiş ve birbirleriyle savaşmışlardır. Bu akrabalığa dayanan toplumun çözülmesi, onun yerini ümmet ilişkilerinin almasıdır. İslamiyet, kabile içindeki kardeşliği, bütün müminlere yayarak ümmet kardeşliğine dönüştürmüştür. Hz Muhammed’in getirdiği yeni hukuk sistemi, kervanların basılması ve yağmalanmasını yasaklamış, özel mülkiyet ve ticareti korumuş, böylece devlet düzenini sağlamış ve Arap yarımadasında oluşan büyük bir enerjiyi birleştirip batıya ve doğuya doğru yönelterek büyük bir imparatorluğun önkoşullarını yaratmıştır. Kuşkusuz bu büyük yönelişin ideolojik ve psikolojik iticilerini de gözden uzak tutmamak gerekir. Toplumu ümmet kardeşliği içinde birleştiren yeni iman, toplumun psikolojisini sarmalamış, büyük bir kolektif enerjiyi ateşlemiş ve cihat yoluyla dışa doğru yayılmayı örgütlerken, tarihsel açıdan da toplumun kendi mücadelesiyle medeniyete sıçramasının manevi gücünü yaratmıştır. MEDENİYETE GEÇİŞ Siyaset, ekonomi, toplum ve mülkiyet ilişkileri, hukuk, ideoloji ve toplum psikolojisi açısından toplam olarak baktığımız zaman, İslamiyet’in doğuşu ve gelişmesi, bir devrimdir. Bu devrim, tarihsel açıdan medeniyete geçiş devrimidir. İnsanlığın Sümer’lerden ve Çin uygarlığının kuruluşundan beri dalga dalga yaşadığı olay, başka bir tarihsel düzlemde bir kez daha yaşanmıştır. “Hayatta en hakiki yol göstericinin bilim olduğunu” kabul eden Atatürk ve diğer Kemalist Devrim düşünürleri de, İslamiyet’in bu tarihsel rolünü açık bir dille saptamışlardır. ÖZGÜNLÜĞÜ Ancak bu olay, eski medeniyetlerin bir tekrarı değildir. Devlete, özel mülkiyete, para ekonomisine, kanbağı ilişkilerinin çözülerek toplumun sınıflara bölünmesine ve feodal bağımlılıkların oluşmasına, felsefe ve bilimin doğuşuna geçiş anlamında, bütün medeniyetlerin oluşması, her toplumda farklı zamanlarda yaşanmakla birlikte, en sonunda aynı tarihsel aşamaya denk düşer. Ancak her medeniyet, farklı coğrafyalarda, farklı serüvenlerden gelen, farklı birikimler oluşturmuş toplumlar tarafından kurulduğu için, aynı zamanda kendine özgüdür. Arap yarımadasında yaşayan Bedeviler, Hz. Muhammed’in başlattığı devrimle, feodal bir ticaret uygarlığı kurdular. Batıda İspanya’ya doğuda Asya içlerine kadar uzanan yeni imparatorluk, 7-11. yüzyıllar arasında dünya uygarlığının merkezi ve öncüsü oldu. İslam uygarlığı, Sümer’lerden başlayan Ortadoğu, sonra Yunan ve Roma uygarlığının mirasını geliştirdi ve kapitalist Batı uygarlığına taşıdı. İslam uygarlığı ve Türk uygarlığı, bu açıdan 7. yüzyıl ile 15-16. yüzyıl arasında köprü oldu; öte yandan Çin ve Hint uygarlığı ile Batı uygarlığı arasında da bir köprü oluşturdu. 9-11. yüzyılın dünyasına baktığınız zaman, insanlığın kapitalizme doğru sıçrayışını, Ortadoğu merkezinden yapacağı izlenimini edinirsiniz. O sıralar Batı Avrupa, uygarlığın merkezinde değil fakat kenarlarındadır ve bir bakıma derin ve karanlık bir uykunun içindedir. Ancak ummanları aşan denizcileri sayesinde Batı, 15. yüzyıldan başlayarak dünya ticaretine hükmeder; büyük zenginlikler biriktirir. Artık uygarlığın merkezi, Batı Avrupa’ya kaymıştır. Böylece insanlık, kapitalist uygarlığa sıçramasını Avrupa’nın Atlantik kıyılarından gerçekleştirir. Dünün uygarlık merkezi olan Doğu geriliğin kuyularına itilir. TAŞLAŞAN ÖNYARGILAR VE BİLİMİN BAKIŞI Dinler birbirine farklı cephelerden bakarlar. Haçlı savaşları ve cihat, bin yıl aşan bir süredir devam edip gelmektedir. Bu savaşlar, dinler arası savaş gibi görülür ama temelinde imparatorluklar ve sınıflar arasında savaştır; zaman zaman da ileri ile geri arasındaki savaştır. Bu savaşlarda din bayrağı altında toplanan imparatorlar ve toplumlar, birbirleri hakkında yüzyılların derinleştirdiği yargılar oluştururlar. O yargılar taşlaşır, karikatürlere yansır. Ama bilim, İslamiyet’e bu cepheleşme ve bu bağnazlığın içinden bakmaz. Dünyanın neresinde olursa olsun, ister Çin’de, ister Batı’da Atlantik kıyılarında, ister Rusya, ister Güney Afrika’da, dünyanın bütün bilim merkezlerinde İslam’ın ortaya çıkışı, Ortaçağ’ın en büyük devrimidir ve Hz. Muhammed de, bu büyük devrimin önderidir. Bir televizyon programından sonra vicdanlı bir grup İlahiyat Fakültesi profesörü, dokuz hocamız ziyaretime gelmişlerdi. Masaya oturur oturmaz, “Biz dünyaya tarihsel bakıyoruz” dediler. O gün hayatımın büyük mutluluk duyduğum sohbetlerinden birini yaşadım. İbn Haldun’un deyişiyle “Tarih bilimlerin anasıdır.” Hatta sosyal bilim, tarihten ibarettir. Tarihsellik, gerçeklere yaklaşmanın biricik anahtarıdır |
| ||||
| Ce: Hiç Yaşanmamış Özgürlüğe Ağıt - Şeriat EVET. Eğer biz Avrupada meydanagelen Rönesans ve arkasından Reform hareketlerini kendi ülkemizde gerçekleştirebilseydik şu anda bu halde olmazdık.
__________________ Efendiler, Türkiye şeyhler,müritler,meczuplar ülkesi olmayacaktır! 'Bu beşik; tabiatın rüzgarları ile sallandı, beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk; tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu. Sonra onlara alıştı. Onları tabiatın babası tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu; tabiat oldu. Şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.'' M.Kemal ATATÜRK |
| ||||
| Ce: Hiç Yaşanmamış Özgürlüğe Ağıt - Şeriat İnanın bu ülkede "şeriatten korkanlar"ın sayısı, "şeriat isteyenlerin" sayısının 10 katı... Kuran bir ceza kanunu, medeni kanun, anayasa kitabı değildir. Madde madde yazmaz orda kurallar. Bir sistem geliştir, bir kanun yap Kurana aykırı olmasın ve adına ne dersen de ben onu istiyorum .... |
![]() |
|
| Konuyu Toplam 1 Kullanıcı okuyor. (0 Kayıtlı kullanıcı ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Beyrut'a Ağıt... | Brifkanî Lawkêxizir | Konusuz Konular | 3 | 24.08.06 22:59 |
| şeriat Nedir | Neco | İslami Bilgi Ve Kaynaklar | 2 | 09.08.06 10:32 |
| Aşık Veysel'den -Atatürk'e ağıt- | tore | Türk Edebiyatı | 0 | 19.07.06 09:51 |