| Ce: Laiklik ve cinsiyeti "Akıllı"nın birisi kuyuya taş atmış, kırk "deli" çıkararmamış.
Laiklik bir ideoloji değildir. Demokrasiyi tamamlayan bir unsurdur. Hatta Demokrasinin olmazsa olmazı olarak düşünenler de vardır.
Bir defa kişiler Lâik olmaz. Lâik olan, hukuk sistemidir. Kişi, Dini yaşadığı hayattan uzak tutuyorsa, ona belki ateist denilebilir. Basit anlatımı ile Lâik'lik, Din ve yönetim işlerinin ayrı tutulmasıdır. Toplumu düzenleyen kurallar tek başına bir anlam taşımazlar. Kuralların uygulanmasını sağlayacak bir otoriteye ihtiyaç vardır. O otorite ise, devlettir.
Hakiki manâ da uygulanabilecek bir Lâiklik, dindarların inandıkları gibi yaşamalarını sağlayabilecek ortam sunar. Türkiye'de ki uygulamaya Lâik'lik denemez. Militarist/Faşist bir yönetim anlayışı hâkimdir. Cumhuriyetin ilânından itibaren ordu memleketin yönetiminde asli unsur olarak durmaktadır. Her ne kadar T.B.M.M. duvarında "Egemenlik, kayıtsız ve şertsız milletindir" yazsa da Türkiye de egemenlik, Cumhuriyet zengini işbirlikçi burjuvazi ile ordu arasında pay edilmiştir.
Halk, beş yılda bir sandık başına giderek birilerinin meşruiyetini tasdikleyen "Mühürcü başı" görünümündedir. Demokrasi sadece insanların kendilerini kimlerin yöneteceğini tercih etmesiyle gerçekleşmez. Aynı zamanda bu tercihi yapanlar, demokratik kitle örgütleri marifetiyle seçtiklerini sürekli kontrol ederler. Yani gerçek demokrasiler de seçilmiş ve atanmışların, egemenliğin gerçek sahibi millet tarafından denetlenmesini sağlayan mekanizmalar mevcuttur. Kendisini seçenlerin nefesini ensesinde hisseden yöneticilerin, yanlış yapma ihtimâli son derece azdır.
Demokrasi ve Lâik'lik laf ile olmaz, uygulama ile olur. Uygulanabilmesi için de Demokrasiyi anlamış, özümsemiş, vatandaşlık bilincinie ulaşmış insanlar lâzımdır. Yoksa sadece hukuk sisteminiz de düzenelemeler yapmakla demokratik bir toplum olamazsınız. Sadece "Altı kaval, üstü şişhane" bir görünüm çıkar ortaya...
Hatırlıyorum Markel'den önceki Alman başbakanının kardeşi kanalizasyon işçisi idi. Başbakan görev de kaldığı müddetçe kardeşinin işi hiç değişmedi. Biz de olsa, kanalizasyon işçiliğinden bir an da bakanlığa "Müsteşar" olarak atanırdı.
Biz de demokrasi, Cumhuriyet ile "Vatan-Millet-Sakarya" edebiyatı arasına sıkıştırlmış bir hilkat garibesidir. İnsanlar "Özgürlük adına"(!) baskı altında tutulur. Devlet kutsanmış, ferd önemsizleştirilmiştir. Ancak aldığı eğitim esnasında parlak zekaya sahip olduğu tespit edilenler, kökü dışarıda ki derin devlet tarafından kollanır, kontrol edilir ve kendi amaçları doğrultusunda istihdam edilir.
Böyle olunca da millet kendisini bu derin uykudan uyandıracak zekâ ve kabiliyetteki insanlardan mahrum bırakılır. Geriye kalanlar ise akıllılar değil, başımıza yönetici olarak seçtiğimiz ve bizim için çalışacaklarına inandırıldığımız kuklalardır.
Bu gün bu sitemin yerine İslâmi bir yönetim biçimi konulsa, kimler uygulayacak; sakalının her telinde onlarca şeytanın dans ettiği Hacı-Hoca takımı mı?
Geçiniz efendim.... Şeriat gerçekten yaşanabilmiş olsa idi, kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyeceği gibi, gelmesini de önlemeye kimsenin gücü yetmezdi.
__________________ Eğer sorsanız: 'Sessizlik nedir?' O, Büyük Ruh' un sesidir...! Yine sorsanız: 'Sessizliğin meyveleri nelerdir?' Kendi kendini kontrol, gerçek cesaret demek olan metanet, sabır, vakar ve saygı...!
(Cheyenne Özdeyişi)
Konu erdoğan54 tarafından (23.11.07 Saat 17:05 ) de değiştirilmiştir..
|