Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Git   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Siyaset ve Politika > Siyasi Serbest Kürsü


Siyasi Serbest Kürsü Haber veya kaynağa gereksinim duymaksızın, sadece kendi görüşleriniz üzerinden ülke siyaseti üzerine yorumlarda bulunabileceğiniz bir bölüm. Terbiyeyi öldürmemek şartıyla "Ateş Serbest!"

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1 (permalink)  
Eski 22.08.07, 21:55
Yeni Üye
 
Giriş tarihi: 15.08.07
Mesajlar: 48
Karizma Puanı: 74
Kurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud of
Demokrasi Bir Dindir!

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla,

“Allah üçün üçüncüsüdür diyenler de kesinlikle kâfir olmuşlardır. Tek Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Eğer onlar bu dediklerinden vazgeçmezler ise onlardan kâfir olanların başlarına acıklı bir azap gelecektir.” (1)

Evet, Hıristiyanlar sapık bir inanışla Allah’ın üç ilahtan üçüncüsü olduğunu iddia ediyorlardı. Onlara göre Baba, Oğul ve Kutsal Ruh birer ilahtı. Onlar bu sapkın akideleriyle Allah’ın “…bu dediklerinden vazgeçmezler ise onlardan kâfir olanların başlarına acıklı bir azap gelecektir.” tehdidiyle karşılaşmışlardı.


Ancak bu inkârcı topluluk günümüzde bile bu sapık inanışlarını sürdürmektedirler. Çünkü onların yaptıklarından dolayı Allah onların kalplerini mühürlemiş, onları gözleri görmeyen, kulakları duymayan yaratıklar zümresi haline getirmiştir. Öyle ki bu şekilde onlar aldatıcı bir meta olan dünyaya (2) tapar hale gelmişler ve temellerini dayandırdıkları bu sapık inanışın üzerine bina ettikleri çürük sistemleriyle hem dünyadaki hakiki mutluluklardan bihaber kalmış, hem de ahiret nimetlerini basit çıkarlar uğruna ellerinin tersiyle itmişlerdir. Ve acıklı bir şekilde kendilerine yaklaşan o azabı beklemektedirler.

“Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır.” (3)

Ancak çağımızda yeni bir topluluk çıkmıştır ki bunlar Allah’ı –hâşâ- sadece üçün üçüncüsü değil, 551’in 551.’si olarak görüyorlar ve hatta böyle bile görmüyorlar. Aynı sözü geçen ayetteki gibi bu şahıslar dille olmasa da amelleriyle Allah 551’in biridir diyorlar ve bu 551’in yetkileri aynıdır, hangisine uyarsak sapıtmaz, küfre düşmeyiz diyorlar. Ve yepyeni, çağdaş bir din ediniyorlar… (4)

Bu kavim maalesef geçmişteki ve günümüzdeki Hıristiyanlar kadar az sayıda da değil. Öyle ki dünyanın dört bir yanında milyarlarca insan bu sapık dinin birer ferdi durumunda… Hatta öyle ki “Biz Müslümanlardanız” diyenlerin arasında bile bu dinin ümmeti haline gelmiş milyonlarca insan var… Onlar bu yaptıklarıyla adeta Buhari ile Müslim'in Ebu Said-ül Hudri'ye dayandırarak yer verdikleri hadisteki kitleyi andırıyor: “ ‘Sizden öncekilerin geleneklerine kesinlikle kılı kılına uyacaksınız. Öyle ki, onlar kertenkele deliğine girse siz de (mutlaka bir hikmeti vardır) diyerek oraya gireceksiniz.’ Sahabeler: ‘Ya Rasûlullah, bizden öncekilerden kastınız Yahudiler ile Hıristiyanlar mıdır?’ şeklindeki sorusuna karşılık Rasûlullah: ‘Başka kimler olabilir?’ diye cevap verdi.”


Buhari'de yer alan ve Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen ikinci hadiste de Peygamberimiz şöyle buyurmuştu: “ ‘Ümmetim dirsek dirsek, karış karış daha önceki dönemlerin yolunu benimseyecektir.’ Sahabelerin: ‘Persleri ve Bizanslıları mı kastediyorsunuz?’ şeklindeki sorusuna Peygamberimiz: ‘Daha başka kimler var ki?’ diye karşılık vermiştir.” (5)

“Peki, bu din hangi dindir? Böyle bir din ne zaman çıkmıştır? Öğretileri nelerdir? Kimler ne yaparak bu sapık dinin öğretilerine uyuyor ve 551 ilah birden ediniyor? Onlara nasıl ibadet ediyor ve bunun İslam’daki delilleri nelerdir?”

Bu dinin ismi Demokrasi’dir. Demokrasi’nin tarihi ve gelişimi Wikipedia sözlükte şu şekilde geçmektedir:

Demokrasi ilk olarak eski Yunanistan'da, şehir-devletlerinde uygulandı. Doğrudan demokrasiye çok yakın olan bu sistem Atina demokrasisi olarak da anılır. Teoride bütün yurttaşlar mecliste oy verme ve fikrini söyleme hakkına sahipti fakat o günün koşullarına göre kadınlar, köleler ve o şehir-devletinde doğmamış olanlar (metikler, yerleşik yabancılar) bu haklara sahip değillerdi.

Orta çağda demokrasinin gelişme süreci içindeki en büyük olay İngiltere'de kralın yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlayan Magna Carta Libertatum'un (Büyük sözleşme) ilan edilmesidir. Bu belge doğrultusunda ilk seçimler 1265 yılında yapılmıştı. Fakat bu seçimlere, yapılan kısıtlamalar sebebiyle, halkın çok az bir bölümü katılabilmişti. Birçok ülkede devlet yönetiminde zaman zaman demokrasiye benzer uygulamalar yapılmıştı. Örneğin İtalyan şehir devletlerinde, İskandinav ülkelerinde, İrlanda'da ve değişik ülkelerde bulunan küçük otonom bölgelerde demokrasinin prensiplerinden seçim yapılması, meclis oluşturulması gibi uygulamalar oluyordu. Fakat hepsinde demokrasiye katılım erkek olma, belli miktarda vergi verme gibi standartlarla kısıtlanıyordu.

18. ve 19. yüzyıllarda demokrasi, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ile hızlıca yükselen bir değer haline gelmiştir. Bu yüzyıllardan önce demokrasi büyük devletlere değil, sadece küçük topluluklara uyan bir hükümet şekli olarak anılıyor ve esas itibariyle doğrudan demokrasi olarak tanımlanıyordu.[9] Amerika'nın kurulmasını sağlayanların oluşturduğu sistem ilk liberal demokrasi olarak tanımlanabilir.[10] 1788 yılında kabul edilen amerikan anayasası hükümetlerin seçimlerle kurulmasını ve insan hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlıyordu. Bundan daha önce de koloni döneminde Kuzey Amerika'daki kolonilerin birçoğu demokratik özellikler taşıyordu. Koloniden koloniye farklılaşmakla beraber, hepsinde belli miktarda vergi veren veya istenen bazı sıfatları karşılayabilen beyaz erkeklerin seçme hakları vardı.[11] Amerikan İç Savaşı'nın ardından 1860'larda yapılan değişikliklerle kölelere özgürlük ve oy verme hakkı tanınması ile demokrasinin gelişme süreci içerisinde bir adım daha atılmış oldu. 1789 Fransız Devrimi'nde ise bir anayasa hazırlanarak iktidar halkın seçeceği bir parlamento ile kral arasında paylaştırıldı.[12] Ulusal Konvansiyon hükümeti yetişkin ve belli miktarda vergi veren erkeklerin oy vermesiyle seçildi. Fakat ilerleyen yıllarda Napolyon'un başa geçmesiyle demokrasiden oldukça uzaklaştı.

20. yüzyılda demokrasi hızlı bir değişme ve gelişme göstermiştir. Yüzyılın başlarında, I. Dünya Savaşı'nın sonunda Avusturya-Macaristan ve Osmanlı İmparatorluklarının yıkılmasıyla birçok yeni devlet ortaya çıktı ve bu yeni ülkelerin devlet yönetimi genellikle, o döneme göre, demokratik sayılabilecek yöntemlere sahipti. 1929 yılında ortaya çıkan Büyük Buhran döneminde Avrupa, Latin Amerika ve Asya'da birçok ülkede diktatörler ortaya çıktı. İspanya, İtalya, Almanya, Portekiz’de Faşist diktatörlükler ortaya çıkmışken, Baltık ve Balkan ülkelerinde, Küba, Brezilya, Japonya ve Sovyet Rusya'da demokratik olmayan yönetimler iktidara geldi. Bu sebeple 1930'lar Diktatörler çağı olarak nitelendirilir.[13]

II. Dünya Savaşı'ndan sonra sömürgecilik anlayışı son buldu ve tekrar birçok bağımsız ülke ortaya çıktı. Demokratikleşme hareketleri Batı Avrupa'da yoğunlaştı. Almanya ve Japonya'da diktatörlükler son buldu, silahlanma politikası yerine, II. Dünya Savaşı sonunda imzalanan anlaşmalarında etkisiyle, refah devleti olma amacını güttüler. 20. yüzyıldaki en büyük çekişmelerden biri de demokratik olmayan Sovyet Bloğu ülkeleriyle Batı demokrasileri arasında gerçekleşen Soğuk Savaş'tı. Komünizmi yaymaya çalışan Sovyet Rusya ile diğer demokrasi çeşitleri arasından sıyrılmış liberal demokrasiyi yaymaya çalışan ABD liderliğindeki batı gurubu arasındaki çekişme 1989 yılında son bulmuştur. Francis Fukayama Tarihin Sonu adlı makalesinde, Soğuk Savaşın bitmesiyle artık liberal demokrasinin tüm dünyada yayılacağı haberini verir. Nitekim bu demokratikleşme süreci, yakın dönemdeki Gürcistan'daki Gül devrimi, Ukrayna'daki Turuncu devrimi ile devam etmektedir.

6- Hansen (1999, 231–2)
7- Fordham. edu
8- Eski Hindistan'da demokrasi
9- Manfred G. Schmidt, Demokrasi Kuramlarına Giriş, çeviren:M. Emin Köktaş, Vadi Yayınları, Ekim 2002, Ankara
10- Oxonian Review
11- Allan Nevins, Henry Steele Commager, ABD tarihi, s:31
12- Oral Sander, Siayasi Tarih, s:164
13- Totalitarianism in the Interwar Period (1919 – 1939)
(6)

Yukarıdaki kısa Demokrasi Tarihi’nden de anlayacağınız gibi Demokrasi aslı Yunanca bir kelime olup “Demos” (halk) ve “Kratos” yani yönetim, yetki ve yasama anlamına gelen iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmektedir. Dolayısı ile demokrasi kelimesinin tercümesi, harfiyen “Halkın idaresi” “Halkın otoritesi” ya da “Halkın yasama yetkisi” anlamına gelmektedir. Bunun İslam’a zıtlığına değinmeden önce şu anda aklınıza takıldığını düşündüğüm bir konuyu aydınlatmak istiyorum:

“Peki, Demokrasi’ye neden din diyoruz? O sadece bir yönetim biçimidir.”

Demokrasi İslam terminolojisine göre resmen bir dindir. Aynı Hıristiyanlık, Yahudilik, Budizm vs gibi batıl bir dindir. Bunun delili ise Yusuf Suresi, 76. ayette geçen şu bölümdür;

“…kezalike kidna li yusüf ma kane li ye'huze ehahü fi dinil meliki

“...İşte Biz Yusuf’a böyle bir plana başvurmayı ilham ettik. Yoksa o kralın dinine göre kardeşini alıkoyamazdı.”


Evet, buradaki dinden kasıt Kral’ın resmi sistemi, anayasası, hukukudur. İslam terminolojisine göre her sistem, anayasa, hukuk bir dindir. Şimdi bu konuda Ehl-i sünnet alimlerinin sözlerini sizlere aktarmaya çalışacağım:


İmam Kurtubî: “Yüce Allah'ın ‘kralın dinine göre’ buyruğundaki din kelimesi İbn-i Abbas’dan nakledildiğine göre ‘onun egemenlik hükümlerine göre’ demektir. İbn-i İsa’ya göre ise ‘adetlerine’ göre demektir. Mücahid ‘hükümdarın hükmüne göre’ diye açıklamıştır.” (7)

M. Elmalılı Hamdi Yazır: “Burada din kelimesinin manası dikkat çekicidir. Belli ki bundan maksat o zaman Mısır ülkesinde yürürlükte olan şeriat ve de özellikle ceza hukukudur.” (8 )

İbn Kesir: “Dahhak ve başkalarının söylediğine göre, Mısır hükümdarının hükmüne (dinine) göre kardeşini alma hakkı yoktu.”(9)

İbn-i Cerir et-Taberi: “Yusuf (as) Allah'ü Teala’nın kendisine öğretmiş olduğu bu tedbirle kardeşi Bünyamin’i yanında alıkoyma imkanı bulmuştur. Zira o zamanın kanunlarına (dinine) göre kardeşini yanında alıkoyma imkanı yoktu.” (10)

Fahreddin er-Razi: “Allahü Teala ‘yoksa o kralın dinine göre kardeşini alıkoyamayacaktı’ buyurmuştur. Kralın hırsızlıkla ilgili kanunu (dini) onun dövülmesi ve çaldığının iki mislini ödemeye mecbur tutulması şeklinde idi. Bunun için Hz. Yusuf kralın dinine veya kanununa göre kardeşini alıkoyamayacaktı.” (11)

Bu noktada üstad Seyyid Kutub’un bu ayete yaptığı tefsiri de sizinle paylaşmak istiyorum, öyle ki şehid birçok konuda olduğu gibi bu konuda da söyleyeceklerimizi çok güzel bir şekilde özetliyor:

“Burada, kralın yasaları denirken, “yasalar” ayetin orjinalinde “din” sözcüğüyle ifade edilmektedir. Böylece bu ayette, “dinin” hangi anlamları içerdiği özenle ve kesinkes belirlenmiş bulunuyor. Bu ayette “din” sözcüğü kralın koyduğu sistem ve yasaları ifade etmek için kullanılmıştır.

Din sözcüğünün Kur’an’daki bu apaçık anlamını, yirminci yüzyılın cahiliyye ortamında tüm insanlar unutmuş görünmektedir. Cahiliyye yanlıları da, kendilerini müslüman olarak niteleyen bazı kimselerde bu gerçekten tümüyle habersiz durumdadırlar.


Bu tipler “din” dediklerinde, sadece inanç ve ibadet esaslarını anlıyorlar... Ve bir kimse Allah'ın birliğine, peygamberi Hz. Muhammed’e, meleklerine, kitaplarına, diğer peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, iyiliğin de kötülüğün de Allah'dan olduğuna inandığını söyleyip belirli ibadetleri de yerine getiriyorsa onu hemen “Allah'ın dinine” girmiş bir kimse olarak kabul ediyorlar!... Oysa buradaki ayette kralın koyduğu sistem ve yasalar, “din’ul melik (kralın dini)” biçiminde ifade edilerek, “dinin” anlamı kesinlikle belirlenmiş bulunuyor. Dolayısıyla “Allah'ın dini” denildiğinde, yüce Allah'ın koyduğu sistem, şeriat ve yasalar anlaşılmalıdır.

Bu sözcüğün anlamı o denli daraltılıp yozlaştırılmıştır ki, cahiliyye sistemleri altındaki kitleler artık “din” denildiğinde, inanç ve ibadet esasları dı¬şında hiçbir şey anlamıyor!... Oysa Hz. Adem’den tutun da Hz. Muhammed’e –salat ve selam üzerine olsun- varana dek “dinin” hiçbir zaman için böylesine kısır bir anlam ifade etmesi asla söz konusu olmamıştır.

Tarih boyunca “din” hep şu anlamda kullanılmıştır: Allah'ın koyduğu hükümleri benimseyip O’nun dışındaki kimselerin koydukları hükümleri reddederek sadece yüce Allah'a boyun eğmek… yeryüzünde de göklerde de O’nun ilahlığını benimsemek… O’nun insanların biricik ve tek Rabbi olduğunu kabul etmek… yani sadece O’nun egemenliğini, hükümlerini, otoritesini ve buyruklarını benimsemek. Nitekim “Allah'ın dininde” olanlar ile “kralın dininde” olanlar arasındaki yolların ayrılış noktası da bu konuydu. Birinci gruptaki insanlar, sadece Allah'ın sistemine, şeriatine ve yasalarına boyun eğiyorlardı. İkinci gruptakiler ise kralın koyduğu sistem ve yasalara boyun eğiyorlardı. Ya da inanç ve ibadet konularında Yüce Allah'tan başka kimselere boyun eğdiklerinden, sonuç ta yüce Allah'a ortak koşmakla müşrik durumuna düşüyorlardı. Bu; dinin son derece açık, İslam inancının son derece net olan bir hükmüdür.”
(12)

Buraya kadar anlattıklarımızda açıkça görüyorsunuz ki Demokrasi aynı Yusuf Suresi’nde bahsedilen Kral’ın dini gibi apaçık bir dindir. Ve ona uyan diğer herhangi bir dine uyanlar gibi kafir olacaktır ve onlardan bu uydukları din kabul edilmeyecektir. Çünkü Allah subhanehu ve teala şöyle buyuruyor:

“Yoksa onlar Allah’ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde bulunanların tümü ister istemez O’na teslim olmuşlardır ve O’nun huzuruna döndürülecektir.” (13)

“Kim İslam’dan başka bir din arasa o din ondan kabul edilmez ve ahirette hüsrana uğrayanlardan olur.” (14)

“Hiç şüphesiz Allah katında din ancak İslam’dır.” (15)

“Peki, tamam… Demokrasiyi icat edenler bir din icat etmişlerdir, fakat insanlar buna nasıl uyar? Ne yapıp da bu dini seçerler?”

Bugün meclis kürsülerinde, seçim meydanlarında “Ben Demokratım” diyerek bu dinden olduklarını söylüyorlar. Başörtüsüne özgürlük isteyenler “İnsan Hakları ve Demokrasi” istiyoruz diye pankartlar açıp, İslam’ın değil Demokrasi’nin emrettiği Başörtüyü istiyorlar ve bu konudaki sıkıntılarını Allah’a ve Resulü’ne değil, bu dinin şurası olan İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürüyorlar. En radikal İslamcı (!) olarak geçinenler bile partilerini kapatanları İnsan Hakları Mahkemesi’ne şikayet ediyorlar. Oradan medet umuyorlar. Yasalarını tağuti sistemin anayasalarındaki kaidelere uygun olarak çıkarıyorlar ve her yaptıklarını ya demokrat ya da cumhuriyetçi olmak içi yaptıklarını söylüyorlar. Hatta İslam’a uygun olarak çıkardıkları yasaları bile uydukları devletin anayasasına veya genel insan haklarına uygun olduğu için çıkarıyorlar ve yasamayı yaparken “ALLAH İSTEDİ DİYE BÖYLE YAPTIK” diyemiyorlar. İşte böylece İslam’ı bırakıp, demokrasi dinini seçmiş oluyorlar.

Bunlar sadece yönetimde temsili ele geçirmiş olan müşriklerin yaptıklarıdır. Bir de bunları kendi temsilcisi olarak oraya gönderen insan kitleleri vardır ki onlar da oy vererek bu seçtikleri “vekillerle” aynı hükmü paylaşmakta ve bu dine itaat (ibadet) etmektedirler.

Aynı hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu mesihi’i ilah edinenler gibi…
“Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini (yani din adamlarını) ve Meryem oğlu Mesihi rab edindiler. Oysa tek olan Allah’ tan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Allah koştukları eşlerden münezzehtir.” (16)

“İyi ama her oy veren, mahkemeye giden, bu sistemlere düşmanlık etmeyen bu sistemi ilah edinmemiştir ki veya ona itaat (ibadet) etmemiştir ki?!”

Bu söz aynı Adiyy b. Hatem’in sözü gibidir… Sahih bir hadis şöyledir;

“Bir gün Rasulullah (s.a.s) bu ayeti kerimeyi (Tevbe,31’i) okuduğu sırada daha önce Hıristiyan iken sonradan İslam’la şereflenen Adiyy İbn Hatem (r.a) (boynunda haç olduğu halde) Rasulullah’ın yanına girdiğinde bu ayeti kerimeyi duyunca Rasulullah’a: ‘Onlara ibadet etmiyorlar ki’ dedi. Bunun üzerine Rasulullah: ‘Onlar Allah’ın helal kıldığı bir şeyi haram, haram kıldığı bir şeyi helal kıldıkları zaman onlara itaat etmiyorlar mı?’ diye sorunca Adiyy İbn Hatem: ‘Evet’ dedi. Rasulullah: ‘İşte böylece onlara ibadet ediyorlar’ buyurdu.” (17)

İşte böylece bu sistemi oyuyla destekleyenler ibadet ediyorlar. Ve hepsi demokrasi dinini, seçtikleri vekilleri ve hatta oradakiler sadece vekil oldukları için kendisini, kendi nefsini ilah edinmiş ve tağutlaştırmış oluyorlar. Subhanallah!.. Allah hidayet etsin…

Evet, din budur… İbadet budur… Rab budur… İlah budur… Asrın tağutlarının, putlarının ham maddesi değişmiştir ve artık –sahte- ilahlar bir nutfeyken alaka çevrilmiş, peşinden bir parçaçık et haline sokulmuş, oradan da eti kemiklere çevrilmiş ve son olarak da eti kemikle kaplanmış olan ve başka bir yaratılışla “insan” haline getirilmiş olan (18), fakat kendini bu hale getirenden yüz çevirmiş nefislerden (19) oluşmakta… Ancak bu nefisler unutmamalı ki kısa bir süreden uzun sürmeyecek olan dünya hayatı sona erecek, her nefis ölümü tadacaktır. (20) Alemlerin rabbi olan Allah kendisine büyüklenen insanı kendisine döndürecek (21) ve insanlar bu makalemizin başından beri sizlere aktarmış olduğumuz ayetlerin birçoğunun sonunda geçen acı azapla tanışacaklardır.

Bu sebeple “Küllü nefsin zaikatül mevt”(Her nefis ölümü tadacaktır) şiarını aklımızdan çıkarmamalı ve Tevhid’i “tüm yönleriyle” bilip, hayatımızda tasdik, söz ve amel olarak pratize etmeliyiz. Ve ardından da Resulullah (sav)’in hadislerin buyurduğu -dişli- (22) anahtara sarılıp, Allah’ın vaadini beklemeliyiz.

Allah insanlara hadlerini bilmeyi nasip etsin ve insanları kendisine karşı büyüklenip, tağutlaşmaktan ve tağutlaşanlardan korusun…

Bazen ağır sözler sarfettiğimiz makalemizde tek derdimiz Allah’ın bizlerin üzerine farz kıldığı -Kur’an ile- nasihat etme (23) görevini yerine getirmektir. İnşaallah maksadımıza kail olursunuz…

Allah’a emanet olun ve dualarınızı eksik etmeyin..

______________________________________


(1) Maide, 73
(2) Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir. (Al-i İmran, 185)
(3) Bakara, 7
(4) Bu sayı TBMM’ye giren 550 milletvekilini baz alınarak verilmiştir, her ülkenin ilah (put) sayısı kendi parlementolarına giren milletvekili oranında artıp azalmaktadır.
(5) (S. Buhari, Kitab El-Î'tisam, Bi El-Kitab ve El-Sünne, Peygamberin “Sizden öncekilerin törelerine mutlaka uyacaksınız” sözü babı, H. No: 7319, Feth El-Bari, c. 13, s. 200.)
(6) [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]
(7) Kurtubi, El’Camiu Li Ahkam, 9/359
(8 ) M. Hamdi Yazır, 5/78
(9) İbn’i Kesir, Büyük Kur’an Tefsiri, 8/4120
(10) Tefsiri Taberi, 5/43
(11) Fahreddin Er’Razi, Tefsiri Kebir, 13/301
(12) Seyyid Kutub, a.g.e, 6/303-304
(13) Ali İmran, 83
(14) Ali İmran, 85
(15) Ali İmran, 19
(16) Tevbe, 31
(17) (Cem'ul-Fevaid: Tefsir bah.) (Tirmizi Hadis No:3095 Bu hadisi Tirmizi 3095, El-Hüseyin b. Yezid an Abdisselam an Zeyd b. Sellam an Ebi Sellam ani'n Nu'man asli senedi ile tahriç etti. Ahmed de rivayet etti.)
(18) Müminûn , 14
(19) Nefis birçok ayette insan manasında kullanılmıştır. “O gün her nefis (kişi), ne hayır işlemişse onları önünde hazır bulur…” (Al-i İmran, 30) ayetinde olduğu gibi…
(20) Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. (Ankebut, 57)
(21) Ey kâfirler! Siz ölü iken sizi dirilten (dünyaya getirip hayat veren) Allah'ı nasıl inkâr ediyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz. (Bakara, 28)
(22) Vehb İbnu Münebbih'in anlattığına göre kendisine: “Lâilâhe illallah cennetin anahtarı değil mi?” dendi de: “Evet, öyledir ama dişsiz anahtar olur mu? Dişleri olan anahtarın varsa kapın açılır, yoksa kapalı kalır, açılmaz” cevabını verdi. (Buhârî, Cenâiz 1)
(23) Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: “Din nasihattir” buyurdu. Biz kendisine: “Kimin için nasihattir?” dedik. Peygamber Efendimiz: “Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir” buyurdu. (Müslim, Buhari, Ebü Davüd,Tirmizî)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Eski 22.08.07, 22:18
Foruma Erişimi Yasak
 
Giriş tarihi: 09.08.06
Konum: Mekan-ı Vatan
Yaş: 29
Mesajlar: 1.250
Karizma Puanı: 0
lule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond repute
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Bu yazının kaynağını belirtir misin? İBDA C veya başka bir terorist örgütün kitapçığından alınmış bir yazı mıdır bu?
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Eski 22.08.07, 23:25
Yeni Üye
 
Giriş tarihi: 15.08.07
Mesajlar: 48
Karizma Puanı: 74
Kurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud of
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Hayır, oralardan alıntı değildir. Siz böyle kendi nefsinizce, kendi aklınızca boş konuşacağınıza burda yazılanları, ayetleri ve tefsirleri çürütün de biz de kimin doğru olduğunu anlayalım.

İslâm'a uygun değildir demokrasi, bu açık ve nettir. Neden karşı çıkıyorsunuz? Bir ayet bir hadis bildiğiniz yok bari bilenleri okuyun, sonra öğrenip ne diyeceksiniz deyin. Öye oturduğunuz yerden İbda-c bilmem ne diye iftira atmayın, konuşun ilminiz varsa görelim.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Eski 22.08.07, 23:27
Ali Babacan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Canavarı
 
Giriş tarihi: 18.08.07
Yaş: 42
Mesajlar: 993
Blog Başlıkları: 4
Karizma Puanı: 168
Ali Babacan is a name known to allAli Babacan is a name known to allAli Babacan is a name known to allAli Babacan is a name known to allAli Babacan is a name known to allAli Babacan is a name known to all
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Katılmakta biraz temkinli olmak isterim. Demokrasi zaten bazı yerlerde islama çok benzer. Bu yüzden biraz değiştirilmiş demokrasi zaten kuran anlayışıdır diye düşünüyorum
__________________
İşte Karizma, İşte Başbakan, İşte Güç
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5 (permalink)  
Eski 22.08.07, 23:30
Foruma Erişimi Yasak
 
Giriş tarihi: 09.08.06
Konum: Mekan-ı Vatan
Yaş: 29
Mesajlar: 1.250
Karizma Puanı: 0
lule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond reputelule has a reputation beyond repute
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Kurtubî kullanıcısından alıntı Mesajı göster
Hayır, oralardan alıntı değildir. Siz böyle kendi nefsinizce, kendi aklınızca boş konuşacağınıza burda yazılanları, ayetleri ve tefsirleri çürütün de biz de kimin doğru olduğunu anlayalım.

İslâm'a uygun değildir demokrasi, bu açık ve nettir. Neden karşı çıkıyorsunuz? Bir ayet bir hadis bildiğiniz yok bari bilenleri okuyun, sonra öğrenip ne diyeceksiniz deyin. Öye oturduğunuz yerden İbda-c bilmem ne diye iftira atmayın, konuşun ilminiz varsa görelim.
Demokrasiyi bir din olarak göstermeye çalışmak anca terorist bir zihniyetin işi olabilir. Bunu da kurandan ayetlerin arkasına sığınarak yapmak bence din düşmanlığıdır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6 (permalink)  
Eski 22.08.07, 23:36
Yeni Üye
 
Giriş tarihi: 15.08.07
Mesajlar: 48
Karizma Puanı: 74
Kurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud ofKurtubî has much to be proud of
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

İslâm'da yönetim ancak hilafet şeklindedir. Bakın eğer yazıyı okuduysanız, bunu anlamanız gereklidir.

Demokrasi'nin neden "Din" olduğu Yusuf Suresinden verilen örnekle açıklanmıştır. Lütfen tekrar bir göz atın... Amacımız Allah rızasından gayrısı değildir, terörize etmek hiç değildir.

Size dediğim gibi, eğer siz de bize ayetlerle dediklerinizi ispatlarsanız, o zaman tamam. Yok eğer hâlâ kendi nefsinizce yazılar yazıp ilimsiz kaleminizi oynatırsanız, o zaman sizinle hiçbirşey konuşulmaz.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7 (permalink)  
Eski 23.08.07, 02:09
Yeni Üye
 
Giriş tarihi: 23.08.07
Mesajlar: 1
Karizma Puanı: 0
Leandros has a spectacular aura aboutLeandros has a spectacular aura about
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Eger demokrasi bir din ise bunun adi Muslumanlik olur..
Onca yaziyi bir sacma ifadeyi temellendirmek icin; ayetleri carpitarak yapmis olman sasirtici.

Gercekte kime ve neye hizmet eden bir zihne sahip oldugun hakkinda en kucuk bir fikrim yok, fakat ne memlekete nede dine hizmet etmeyen bir ifade sekli oldugu ortada...

"Kralin hukmune gore" yi alip "kralin dinine gore" yapilmis bir kucuk misal...
"Kralin dinine gore" yi alip kralin yonetim anlayisi olarak degistiren bir capiklik..

Meselenin ozu nedir arkadasim? Şeriat mi istiyorsun? Eyvallah..
Peki kim uygulayacak seriati? Varmi Hz.Omer kivaminda bir seyhin?

Kavram demokrasi olmus yada baska bir sey ne onemi var? İste, ozgurlukse ozgurluk, adalet ise adalet (dogru sekilde uygulanamadigi icin elestirilebilir demokrasi ulkeleri fakat bu demokrasinin sucu degil)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8 (permalink)  
Eski 23.08.07, 10:56
h4cky0u - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye

 
Giriş tarihi: 08.06.07
Konum: Eyüp/istanbul
Mesajlar: 1.083
Blog Başlıkları: 2
Karizma Puanı: 185
h4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud of
h4cky0u - MSN üzeri Mesaj gönder
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

NE örgütü olduğunu bırakalımda önemli olan ne demek istediği nasıl bakış açısı olduğu.nerden söylediği.onun gibi gerekçelerle okuyalım.olumsuzsa olumsuz eleştri veya yorumolumlusa olumlu övgü veya yorumlayalım.
__________________
HZ.MUHAMMED İZİNDEYİZ.


"YEMİN OLSUN!SİZİN İÇİN ALLAH'I VE AHİRET GÜNÜNÜ ARZU EDENLER VE ALLAH'I ÇOK ANANLAR İÇİN,ALLAH'IN PEYGAMERLERİNDE PEK GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.




Türk-İslam Birliği grubu isteyen herkes üye olabilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9 (permalink)  
Eski 23.08.07, 11:21
♥ yoяguη ๔ค๔คş ♥
 
Giriş tarihi: 14.02.07
Mesajlar: 1.197
Karizma Puanı: 213
akifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond reputeakifim has a reputation beyond repute
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

Kurtubî kullanıcısından alıntı Mesajı göster
İslâm'da yönetim ancak hilafet şeklindedir.
Esas itibariyle, hilafet uzun ömürlü olmamıştır. Buna Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifiyle şöyle işaret etmektedir:
“Benden sonra hilafet otuz senedir. Sonra melikliğe dönüşecektir.”(1) Hadiste bahsedilen ve otuz seneden sonra babadan oğula intikal etmeye başlayan hilafete saltanat ve krallıklar hakim olmuştur. Halifelik müddetine, Dört Halifenin ve Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetiyle beraber, bazı alimler Ömer bin Abdülaziz’in iki buçuk seneye yakın hilafet zamanını da eklemişlerdir.
Gerçekten de Ömer bin Abdülaziz tam manasıyla “Mü’minlerin Emiri” ünvanına hak kazanmış, irade ve idare sahibi bir şahsiyetti. Ancak buna rağmen, hadisteki otuz sene tabiri dikkate alınarak Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetiyle son bulduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Saltanata dönüşmesi de Hz. Muaviye’nin, oğlu Yezid’i kendisine veliaht tayin etmesiyle başlamıştır.

Sahabeler, imamet meselesini Resulullah’ın defninden önce ele almışlardır.(2) Yukarıda otuz seneye kadar hilafetin devam edeceğini beyan eden hadis-i şerif ile, hukuki bir mesele olan ümmetin bu müddetten sonra imamsız olduğu ve bundan mesul olup olmadığı sorusuna Sadeddin Teftazani şöyle cevap verir: “30 senelik halifelikten maksat, kamil manadaki hilafettir. Mutlak hilafet kastedilmiş değildir. Böyle bir itirazın doğruluğunu kabul etsek bile mümkündür ki, hilafet biter, ama imamet dönemi bitmez. Zira imamet daha umumi bir mefhumdur. Hadiste de imamdan bahsedilmiştir. Fakat kelamcılar arasında böyle bir ıstılaha rastlamadım.”(3)

"demokrasi bir dindir" zihniyetine katılmıyorum..
demokrasiyle yönetiliyoruz; ama tek dinimiz var o da islamdır elhamdülillah..
tek inancımız var o da tevhid inancıdır..
__________________

akifim tarafından (23.08.07 Saat 11:23) değiştirildi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #10 (permalink)  
Eski 23.08.07, 11:38
h4cky0u - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kıdemli Üye

 
Giriş tarihi: 08.06.07
Konum: Eyüp/istanbul
Mesajlar: 1.083
Blog Başlıkları: 2
Karizma Puanı: 185
h4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud ofh4cky0u has much to be proud of
h4cky0u - MSN üzeri Mesaj gönder
Ce: Demokrasi Bir Dindir!

akifim kullanıcısından alıntı Mesajı göster
Esas itibariyle, hilafet uzun ömürlü olmamıştır. Buna Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifiyle şöyle işaret etmektedir:
“Benden sonra hilafet otuz senedir. Sonra melikliğe dönüşecektir.”(1) Hadiste bahsedilen ve otuz seneden sonra babadan oğula intikal etmeye başlayan hilafete saltanat ve krallıklar hakim olmuştur. Halifelik müddetine, Dört Halifenin ve Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetiyle beraber, bazı alimler Ömer bin Abdülaziz’in iki buçuk seneye yakın hilafet zamanını da eklemişlerdir.
Gerçekten de Ömer bin Abdülaziz tam manasıyla “Mü’minlerin Emiri” ünvanına hak kazanmış, irade ve idare sahibi bir şahsiyetti. Ancak buna rağmen, hadisteki otuz sene tabiri dikkate alınarak Hz. Hasan’ın altı aylık hilafetiyle son bulduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Saltanata dönüşmesi de Hz. Muaviye’nin, oğlu Yezid’i kendisine veliaht tayin etmesiyle başlamıştır.

Sahabeler, imamet meselesini Resulullah’ın defninden önce ele almışlardır.(2) Yukarıda otuz seneye kadar hilafetin devam edeceğini beyan eden hadis-i şerif ile, hukuki bir mesele olan ümmetin bu müddetten sonra imamsız olduğu ve bundan mesul olup olmadığı sorusuna Sadeddin Teftazani şöyle cevap verir: “30 senelik halifelikten maksat, kamil manadaki hilafettir. Mutlak hilafet kastedilmiş değildir. Böyle bir itirazın doğruluğunu kabul etsek bile mümkündür ki, hilafet biter, ama imamet dönemi bitmez. Zira imamet daha umumi bir mefhumdur. Hadiste de imamdan bahsedilmiştir. Fakat kelamcılar arasında böyle bir ıstılaha rastlamadım.”(3)

"demokrasi bir dindir" zihniyetine katılmıyorum..
demokrasiyle yönetiliyoruz; ama tek dinimiz var o da islamdır elhamdülillah..
tek inancımız var o da tevhid inancıdır..
aynen katılıyorum kardeşim.
__________________
HZ.MUHAMMED İZİNDEYİZ.


"YEMİN OLSUN!SİZİN İÇİN ALLAH'I VE AHİRET GÜNÜNÜ ARZU EDENLER VE ALLAH'I ÇOK ANANLAR İÇİN,ALLAH'IN PEYGAMERLERİNDE PEK GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.




Türk-İslam Birliği grubu isteyen herkes üye olabilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

  Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Siyaset ve Politika > Siyasi Serbest Kürsü

Etiketler
bir, demokrasi, dindir


Konuyu Toplam 1 Kullanıcı okuyor. (0 Kayıtlı kullanıcı ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni konular gönderemezsiniz
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklentiler ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB Kodu açık
[IMG] Kodu açık
HTML-Kodu kapalı
Trackbacks are açık
Pingbacks are açık
Refbacks are açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Alaturka Demokrasi galicya Siyasi Serbest Kürsü 0 25.05.07 06:16
Sosyal Demokrasi Laedri Siyasi Serbest Kürsü 11 10.10.06 18:36
ABD demokrasi ister mi ? Kemalist20 Siyasi Serbest Kürsü 0 28.09.06 12:12
Demokrasi kültürünün özü Laedri Siyasi Serbest Kürsü 0 14.07.06 22:10


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlı. Şuanki Zaman: 23:46.


Powered by vBulletin® Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0