Siyasi PartilerBizi temsil eden siyasi oluşumları; yandaş ve karşıt ikileminde doya doya eleştirip, yapıcı fikirler üretebileceğiniz bir bölüm. Demokrasinin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmak isteyenlerin arenası.
ALİ BULAÇ [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]AK Parti'nin yanında olmak
27 Nisan'dan tam bir ay önce yapılan ve bana göre doğruya en yakın olan bir araştırmaya göre -ki bu araştırma Başbakan'a da sunulmuştu- AK Parti'nin oy oranı yüzde 28,4 idi.
CHP 14, DYP 12,8, MHP 7,9, SP 4,9, Anavatan 3,8. Geri kalanlar, "diğer partiler" ve "kararsızlar" arasında dağılıyordu. Bugün yapılan araştırmalar AK Parti'yi yüzde 40'lar civarında göstermektedir. Konuştuğum herkes "Her ne olursa olsun AK Parti'ye oy vereceğini" söylüyor. Bunların hiç kuşkusuz büyük bir bölümü "tepki" duyuyorlar, ama okumuş, eğitimli ve Türkiye siyasetinin nasıl işleyip hangi mecralarda akması durumunda sivilleşeceğini bilenler ise "siyaset ve demokrasi" adına AK Parti'nin yanında yer alıyorlar. Seçimlere yaklaşıldıkça seçmen davranışında bazı değişiklikler olabilir, ama görünen köy kılavuz istemez. Durum üç aşağı beş yukarı belli olmuş gibidir. Hemen belirtmem gerekir ki, ben de bu ikinci kategorideki insanlar arasındayım. Ancak "AK Parti'yi savunmak" ile "AK Parti'nin yanında olmak" arasında önemli fark olduğu hususunun altını çizmek gerekir. Bir siyasi partinin programını, siyaset felsefesini, kadrosunu, dilini, söylemini, yaptıklarını ve çoğu zaman mesela haksızlıklara ve yolsuzluklara bulaşmış olsa bile rakipleri karşısındaki konumunu paket halinde savunursunuz. Bu satırların yazarının son iki sene içinde en yüksek perdeden AK Parti'yi eleştirdiğini herkes bilir. Alman Die Zeit'ın yazarı, bana "Tek başına bir parti kadar muhalefet yapıyorsunuz." dedi ve bunu yazdı da. Ama bugün bu eleştirileri tekrar etmenin sırası değil. "Tabii ki siyasete müdahale, darbe, muhtıra tasvip edilemez, ama AK Parti'nin de hatası var..." diye konuşmaya ve yazmaya başlayan herkes aslında darbelerin ve sivil siyasete müdahalelerin yanında yer almaktadır. Çünkü AK Parti'nin veya başka bir partinin hata ve yanlışlarını ortaya dökmenin meşru, kanuni ve demokratik yolları var. AK Parti'den memnuniyetsizliği dile getirmenin tek yolu demokratik muhalefet, seçim sandığı ve varsa eğer hukuksuzluk, yargıdır. Muhtıra metninin Genelkurmay sitesine düşmesinden yarım saat sonra üç televizyon kanalında (CNN Türk, NTV ve SKY Türk) şu üç noktayı vurguladım: 1) Bu bir muhtıradır, 2) Muhtırada bahsi geçen konuları ciddiye almak lazımdır, yani kanunlar çerçevesinde suç teşkil eden fiiller işlenmişse buna güvenlik kuvvetleri ve yargı bakmalı, sabit olan suça ceza vermelidir, 3) İktidar partisinden bir rahatsızlık varsa, bunun yolu seçim sandığıdır, önümüzde genel seçimler var, halk gerekli cevabı verecektir. Doğru olanı budur. Siyaseti mümkün kılan tek yol budur. Fakat 27 Nisan gecesi siyasete müdahale edildi ve bir anda AK Parti "mağdur, mazlum" duruma düştü. Meclis, suç olduğu halde boykot edildi, mahkemeler tehdit edildi. Bugün sözü edilen "oy patlaması"nın gerçek sebeplerini, iktidar partisinin "yüksek başarı"sında değil, 27 Nisan gecesinden başlamak üzere vuku bulan siyaset dışı müdahalelerde aramak gerekir. Bu destek, "siyaset"e olan ihtiyaca işaret etmektedir. "Siyaset"i küçümsememek, dış müdahaleler karşısında savunmasız bırakmamak lazım. Çünkü sorunlarımızı ifade etmenin, tartışmanın ve hukuki formlar içinde çözmenin tek yolu siyasettir. Müdahale sürecinden "bir şekilde yararlanıp" rakiplerine karşı avantaj elde etmeye çalışan muhalefet partileri, öylesine politik olandan uzaklaştılar ki, kimseye inandırıcı, güven verici gelmiyorlar, kendilerine yazık ettiler. Belki bugün AK Parti hak etmediği desteğe sahip, ama değil mi ki, müdahalelere maruz kaldı, siyaseti ve demokrasiyi ayakta tutmak için onun yanında olmak ideal politik diye değerlere inanan herkes için erdemdir. Bu, suç ve kusurlarına, yapabildiği halde yapmadıklarına, söz verdiği halde yerine getirmediklerine sahip çıkmak demek değildir. Real politik olanı ideal politikten yalıtıp demagoji ve fırsatçılığı geçerli yol sayanlar, siyaseti ve demokrasiyi yozlaştırıyorlar...