![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Bloglar | Yardım | Kullanıcı Listesi | Sosyal Gruplar | Ajanda | Arama | Bugünkü Mesajlar | Konuları Okundu İşaretle |
| Siyaset Haberleri Ülkemiz siyasi arenasının hızına yetişebilmek isteyenler için bir bölüm. En son haberlere ulaşabilir ve özgürce yorumlayabilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| |||
| IMF BAĞIMLILIĞINDAKİ AKP HÜKÜMETİNE ELEŞTİRiLER Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun basın açıklamasıdır. AKP, IMF’ye bakış tarzını, parti programında şu cümle ile özetliyordu: “Kurucu üye olunan IMF ile ilişkiler ‘karşı taraf’ anlayışına göre yapılmayacak, işbirliği temeline oturacak”. Genel Başkan Erdoğan da, seçim öncesinde yaptığı konuşmalarda, “Türkiye’nin IMF’nin kurucularından olduğunu, ortağın ortağa yanlış yapmayacağını” vurguluyordu. Gerçekten bu, değişik bir bakış tarzı idi. Zira hiçbir parti, IMF’yi böyle sevimli göstermeye çalışmamıştı. En IMF’ci partiler bile, halka şu mesajı veriyordu: “ Biz de IMF’yi sevmeyiz ve istemeyiz. Ama, ne yapalım ki, onunla ilişki kurmaya mecbur kalıyoruz”. AKP ise tam tersini söyledi. IMF ile aramızda ayrılık ve gayrilik olmadığını dile getirdi. IMF’ye, bir başka deyişle, küresel düzene sadakatin ölçüsü borçtur. Bir lider, ülkesini ne kadar çok borçlandırırsa, o kadar sadık kabul ediliyor. Bunu, biz değil, ülkeleri borçlandırmakla görevli olanlardan John Perkins söylüyor. Bu ölçüye göre, AKP diğerlerini fersah fersah geçti. Böyle bir hükümetin Başbakanı, “Döviz bol, IMF’ye olan borçlarımızı peşin, ya da iki taksitte ödeyebiliriz” derse, şaşırmaz mısınız? “Döviz bol” diyor. İyi, güzel de, bu döviz kimin? Türkiye, Çin gibi ihracat ve cari fazlalık vererek mi dövizini çoğalttı? Başbakanın yaptığına, Anadolu’da “elin malıyla caka satmak” derler. Türkiye, sürekli cari açık veren bir ülkedir. Bu demektir ki, Türkiye’nin borçları sürekli artacaktır. Borçları sürekli artan bir ülkenin, IMF’ye borcunu ödemesinin anlamı şudur: Tefeci değiştirmek. Daha düşük faizle tefeci bulursan, borcunu değiştirebilirsin. Buna kimsenin bir diyeceği olmaz. Ama bu, borç ödemek değil, borcu değiştirmek veya döndürmektir. Bir hafta önce Başbakan Erdoğan, IMF ile biran önce anlaşılması yönündeki çağrılara karşı çıkarak, “Kriz döneminde, IMF’nin isteklerine boyun eğerek, yarınları karanlığa gömmeyeceğiz” dedi Sonuç olarak “Türkiye’nin IMF’ye muhtaç olması yanlıştır. IMF’nin ise zordaki ülkelere karşı patron gibi davranması daha da yanlıştır” demişti. İki gün önce de IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, Başbakan Erdoğan’a görüşmenin başında IMF’nin son ekonomik krizden etkilenen ve zorda kalan ülkelere yardım edebilmek için daha fazla paraya ihtiyacı olduğunu belirterek “Bu aynı zamanda sizin için de” derken konuşmanın arasına giren Başbakan Erdoğan’ın “Ben de para almaya gelmiştim zaten” diyerek Ne kadar bağımlı olduğunu ve bizim “Hükümet pembe tablolar ile vatandaşı yanıltıyorlar” eleştirimizi haklı çıkarmıştır.. Yıllarca bütün kaynaklarını borç faiz ödemelerine ayıran, çalışanına, emeklisine, sağlığına, eğitimine bütçe ayırmaktan yoksunlaşmış, bütün iktisadi politikalarını borçlandığı IMF’nin belirlemekte olduğu, dış politikası bu kuruluşun hakim durumundaki ABD’nin belirlediği Türkiye’yi yönetenler gerçekleri daha ne kadar halktan saklayacaklar..? Türkiye’ye “övgüde” bulunan IMF, Arjantin ve Brezilya’yı örnek almasını önlemek için “siz onlara bakmayın, iyi yoldasınız devam edin” imasında bulunarak, fırsatlar ülkesi olma görevini sürdürmesini telkin etmektedir. Tekelci sermaye için fırsatlar ülkesi haline getirilmek istenen Türkiye, elindeki bütün Kamu İktisadi Teşekkülleri’ni (KİT) yağmalamakta, sosyal güvenlik sistemini değiştirmekte Yabancı sermayeye vergi indirimlerini sürdürerek bu bağlılığını kanıtlamaktadır! İşbaşındaki IMF’ci partiler sayesinde Türkiye’ye faiz hortumunu taktı, milletin kanını emiyor, malını–canını hortumluyor. Şeker pancarından tütüne, fındıktan mısıra koymadık kota bırakmadılar. Bankalar Yasası’ndan özelleştirme taleplerine kadar dayatmadık yasa bırakmadılar. Önceki koalisyon gibi AKP hükümeti de koltuğunun teminatı olarak IMF ne derse tıpış tıpış yapıyor, yabancı sermaye “sıcak para” olarak piyasalarımızda kulaç atıyor, ülke batıyor… BBP OLARAK İMF BAĞIMLILIĞINDAN KURTULMAK İÇİN ÖNERİLER Türkiye’de şu günlerde herkesin istediği şudur: x İstihdam artırılsın, işsizliğe çare bulunsun. x Yatırım ortamı iyileştirilsin. x Enerji maliyetleri, vergi yükleri hafifletilsin. x Çalışanların, memurların durumu düzeltilsin piyasaya can verilsin. Bu isteklerin yerine getirebilmesinin engeli ne? Herkes biliyor ki IMF. BBP olarak Türkiye’nin Güney Amerika modelini iyi tetkik edip uygulamalı.Türkiye hem yer altı hem de yer üstü kaynakları açısından ve demografik açıdan bu ülkelerden daha avantajlı bir konumda.. Lakin ortada Bağımsız bir irade ortaya koyan Hükümet ortada yok! Meksika, Güney Amerika ülkeleri ve Güneydoğu Asya ülkeleri ve Yeltsin Rusyası, güdümlü politikaları terk ederek yeni bir dönüşüm yaptılar. Sadece Türkiye hala 1978’de Washington tarafından kararı verilen Washington Uzlaşması ifadesiyle yine IMF’nin hazırladığı model çerçevesinde 24 Ocak 1980’den beri uygulanmakta olan modelde ısrar etmektedir. Aslında ısrar eden Türkiye değildir. Türkiye’yi yöneten küçük bir azınlıktır. Son günlerdeki TÜSİAD’ın AKP Hükümetini yönlendiren ısrarları bunun ispatıdır. Güney Amerika ülkeleri, Meksika, Rusya ve Güneydoğu Asya ülkeleri ile karşılaştırıldığında yalnız kalan Türkiye olmuştur. Bunun gerisinde ABD ve AB’nin yeni Ortadoğu politikalarında Türkiye’ye biçtikleri misyon yatmaktadır. Türkiye IMF ilişkileri Batı sömürgeciliğinin bir aracı olarak kullanıla gelmektedir. Sadece iktisadı ve ticari bir hadise değildir bu olay. Türkiye’nin bu açmazdan kurtulmak için en kısa zamanda Güney Amerika gibi kendine özel ve özgün bir Ekonomik modeli benimsemesi gerekiyor. BBP olarak diyoruz ki: IMF ile anlaşmaya son verilsin, başımızın çaresine bakalım. Bunu söyleyince insanlara şu algılama dayatılıyor: Türkiye büyük miktarda dış kaynağa muhtaçtır, dolayısı ile ABD’ye (IMF’ye) hayır dediği andan itibaren kıt kaynak girişleri kısılır, yavaşlar ve ekonomimiz çöker. Bu bir “kürek mahkumu” düşüncesidir. Gerçek değildir ve çare üretmez. IMF programlarına alternatif üretmek hiç de zor değil. Esas zor olan, bunu gerçekleştirebilecek güçleri doğru saptayabilmek • İlk olarak, IMF ile Stand-by uygulamaktan vazgeçeceğiz IMF programını reddedeceğiz.. İlk önlem olarak borçlarımızı yeniden yapılandıracağız. • Gerekirse ABD ve güdümündeki IMF haricinde Likitide fazlalığı olan ülkelerden iç politika ve programlarımıza müdahale ettirmeyecek şekilde iç denetimsiz, pazarlıksız ve uygun faizlerle borç alabiliriz.. • Bugün belli sektörlerde aşırı kapasite var, genelde tüketici talebi zayıf. Öyleyse, bu sektörlerde rekabet etmeye, buralara yatırım yapmaya ya da bu sektörlerdeki firmaları kurtarmaya gerek yok. Buna karşılık, hem geleceği olan sektörlere destek vermek hem de tüketici talebini geliştirmeye çalışmak gerekiyor. Bu, para dağıtarak değil, halkın gelir yaratma kapasitesini, özellikle küçük ve orta işletmeleri, kırsal alandaki sınai üretimi güçlendirerek gerçekleştirilebilir. • Bu amaçla kredi almayı kolaylaştıran, ucuzlatan bir Banka kuracağız yada eğer satmazlarsa mevcut kamu bankalarından birini sırf bu hizmete tahsis edeceğiz. Seyyar satıcılara bile açık bir mikro kredi sistemi başlatacağız; KÖYDEKAL (Köy Değişim ve Kalkınma ) programı ile köy fonları modeli geliştirip tarımı ve tarım gelirlerini dünya standartlarının üstüne çıkaracağız. • Teknolojik gelişme, dünya ekonomisinde rekabet edebilmek için giderek daha büyük yatırımları gerektiriyor. Herkesin bu kaynağı yok. Öyleyse teknolojik gelişmeye önem vermek, yerel kaynakları güçlendirmek gerekiyor. Eğitim reformu yapmaya, varlıkların yeniden değerlendirilmesine imkan sağlayarak yeni sermaye yaratılmasına öncelik vermeye; işletmelere, yönetimsel konularda ve pazar bulmada destek vermeye başlayacağız. • Ekonomiler sıcak para hareketleriyle, dış dünyadaki dalgalanmalardan olumsuz etkileniyorlar. Bunun için gerekli kaynağı içeriden sağlayarak, bu hareketlere ihtiyacı azaltacağız; bu amaçla yerel ve kırsal alanlarda üretimi teşvik edeceğiz. Hem ülke içinde hem de ülke dışında pazar bulmalarına yardımcı olacağız. • Turizmi geliştirmeye büyük önem vereceğiz. Özel sermayenin altından kalkamayacağı teknoloji geliştirme ve yerel kalkınma alanında gerekli büyük projeleri gündeme getireceğiz. • Batı'nın ekonomik modellerini ve paradigmalarını kopya etmekten, böylece aynı sorunları yaşamaktan, Batı'nın yaşam tarzını ve tüketim modellerini taklit etmekten vazgeçeceğiz Milli hatta yerel değerlere sahip çıkacağız. • Bugün hükümetin yaptığı gibi değil, KOBİ’lere ve tüm reel sektöre; kayırmadan yan-yandaş kollamadan faizsiz kredi sağlayacağız.. Yatırımların önünü açarak ve istihdam sağlayacak politikalarımızı hayata geçireceğiz. Bu çareye başvuracağımız zaman bunalımdan çıkmışsınız demektir. KOBİ’ler bir ülkedeki üretimin yüzde 90’ını ve istihdamın yüzde 90’ını yapar. KOBİ’ler bir ülkenin girişimci hazinesidir. Ve gelir dağılımında çok önemli rolleri vardır. Orta sınıf denilen bu grubu daima koruyacağız ve kollayacağız. • Geç kalmadan yapılacak şey, ucuz döviz ateşini besleyen sıcak para girişini caydırmaktır. Bunun için de reel faizler mutlaka düşürülmelidir. Cari açığı büyüten gereksiz ithalat frenlenmelidir. Kur gerçekçi düzeye taşınarak yerli girdiye dayanan ihracat teşvik edilmelidir. Sanayi yeniden korunup, istihdam yaratması şartıyla, iç pazarla desteklenmelidir. . Yatırım, Üretim ve istihdamın önünü tıkayan şu andaki vergi sistemi, Ciddi ve adil bir vergi reformu ile yeniden yapılandırılmalıdır.. SONUÇ Türkiye’nin kurtulması için IMF’den kurtulmak, IMF’den kurtulmak için de AKP’den kurtulmak şarttır. Zira AKP, IMF’nin taşeronluğundan başka hiçbir iş yapmamaktadır. Türkiye, IMF’yi Arjantin ve Brezilya’dan çok daha kolay sırtından atar; tarım, sanayi ve milli işletmelerimiz üzerindeki Demokles’in kılıcı ve kotalardan da çok daha rahat kurtulur. Yeter ki çözüm milli olsun... Gerçi Milli çözümlere gözünü yuman kartel medyası ve hükümet, milli modelleri ne kadar örtbas etmeye çalışırsa çalışsınlar güneş balçıkla sıvanmaz...Milletimiz; köy köy kasaba kasaba dolaşan ve milli çözümler üreten kendi içinden çıkan dahi evlatlarını bulacaktır. Arjantinliler kadar yüreği ve akılları olmadığı için IMF’den kopamayanların, Türkiye’ye ve Türk Milletine verecekleri hiçbir şey yoktur. Bundan sonraki her adımları, Türkiye’yi biraz daha batırmaktır… Zerre kadar iman, izan ve vicdan sahibi olan hiçbir vatan evladı, bu batışa müsaade edemez, göz yumamaz. Bunun için vesayet altında olmayan bağlantısız ve bağımsız milli bir hareketin iktidarı gereklidir.. Bu iktidar Büyük Birlik Partisi iktidarı olacaktır.. Bunu biz yaparız.. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat ağırlıklı rekabetçi, verimliliği esas alan sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma modeli ile bunu başaracağız.. Programımızla, projelerimizle, kadrolarımızla hazırız… 21 Kasım 2008 |
![]() |
|
| Konuyu Toplam 1 Kullanıcı okuyor. (0 Kayıtlı kullanıcı ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bürokratik Cumhuriyetten Kurtulmak Gerek | yerli-alperen | Türkiye Gündemi | 0 | 18.05.08 11:24 |
| Kurtulmak istiyorsan sultanımızı üzme | suri | İbretli Hadiseler | 2 | 17.01.08 21:12 |
| Haramdan Kurtulmak | TroubleD | İslami Bilgi Ve Kaynaklar | 1 | 14.10.06 13:48 |