![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Duyurular |
| Şiirler Satırlarına gözyaşı ve hüzün bulaşmış şiirlerin sayfası. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... Bir adı vardı ve adı aşktı Sevgiydi yumak yumak öpücük gibi konan yanağa Bir tat bir dokunuştu usulca kalbime Onun adı aşktı aşk Sevgisiydi zamansız, zamansızlığa kadarda severdi Öpücük sıcaklığında buğusu kalırdı yanaklarımda Sarıldığı kadar kaybolurdum kalbinde Kalbi kadarda sıcaktı sarılışı Bırakılması güç ayrılması imkansız Sonsuzca sürmesini istediğim bir evrendi Dokunduğu kadar damakta kalırdı tadı Hiçbir zaman bıkmadığım bir film gibi sanki İzledikçe heyecanlar içinde savrulduğum Hiç bitmesin….Hiç gitmesin Yanımda olsun diyip te uçmasından korkmak gibiydi Sevmelerim sonsuzluktu ve o sonsuzdu içimde büyüyen Bu sanaydı ve senin adın aşktı aşk. |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... ![]() seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM... masamda ki kum saati seni hatırlatıyor düşen her kum tanesi yokluğunda döktüğüm gözyaşımda olsa gökyüzünden kayan her yıldızı ellerimle tutuyorum yeter ki senin dileklerin kabul olsun ve mutlu ol diye sen mutluysan bende mutluyum üzüm gözlüm yıldızları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM bir telaş sardı yüreğimi oyun oynamayı seven çocuklar misali kendi ellerimle sana kağıttan gemiler yapıyorum adını “aşk gemisi” koydum gözbebeklerinde yüzdürüyorum kahverengi gözlerinde hayatı mavi görmeyi seviyorum maviyi sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM her yağmur yağdığında kendimi bu şehrin sokaklarına atıyorum şemsiyemi asla almam yanıma her gün ıslanan sokak çocuklarına havam olmasın diye onların şemsiyesi benim ellerimdir… yeter ki onların saç telleri ıslanmasın, çocuk gülüşleri solmasın… onların gözlerine bakınca gülüşün gelir aklıma yüreğinin altında aşk’tan sırılsıklam olmak en güzel duygu yağmurları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM çocukluğumda; bir tepeye çıkıp uçurtma uçurtmayı çok severdim uçurtmamın ipini asla uzun bırakmazdım gökyüzünde tellere takılmasın diye uçsun ama yakınımda uçsun yeterdi bana sen benim çocukluğumda ki uçurtmam gibisin yüreğimin tepesine oturttum seni istediğin yerde ol ama yüreğimden uzaklaşma uçurtmaları sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM yedi tepeli İstanbul daha bir güzel seni gördüğüm zaman… bir tepesinde değil her tepesinde sen varsın o yüzden daha çok seviyorum İstanbul’u denizi daha mavi, yeşili daha yeşil seni özlediğim zaman… İstanbul’u sevdiğim gibi… seni seviyorum… SeNi SeViYoRuM... SENİ SEVİYORUM |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... sen bir mektuptun eğik şapkalı, mahalle postacısının bana hiç zaman getirmediği. ama sen benim özlediğim,beklediğim yolunu gözlediğimdin. ben hep onun sokak başından dönüp bana uğramasını düşlerken o taka külüstür, devlet malı bisikletiyle hep es geçti beni.. hafifce gülerek ve ne beklediğimden habersiz. sense hep, yıllardır içimde büyüttüğüm toz kondurmadığım bir umut. şimdi postacım da yok, bende o sokakta değilim. tükürükleyerek yapıştırdığımız zarflarda demode artık. artık ilişkiler elektronik. acabaların içinde belkide bir tuş sesinde ekran başında melonkolik. sana benzer, sen olmayan senliklerde seni bulabilme çabaları içinde yitik. |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... Aslında denizler mavidir bilir misin ya da biraz yeşil... Griye bulanmış sulara , siyaha bulaşmış derinliklere deniz demeye dilim varmıyor benim. Varnalının kızıyım ben. Geldiğim yer Suyun öte yakası. Kanım ayak uyduramıyor kasvetine Anadolu'nun. Hüzün kokusu alıyorum buram buram dağlarda uçuşan martılardan.Düşlerimdeki bembeyaz martılar; dünya barışının beyaz güvercinlerine inat, huzurla yüzerlerdi bir zamanlar, maviliğinde içimin denizlerinin... Artık içimi temelli terk ettiklerini keşfetmiş bulunuyorum.Zaten çoktan, çağdaş resimden çıkarılıp atıldı bulutların kenarına iliştirilen martı siluetleri.Şimdi tuvallerden siyah kargalar sarkıyor salkım saçak. Sebebini merak ettim bir süre ve sonunda çözdüm.Entelin biri açıklayıverdi sıvazlayarak keçi sakalını. "Martılar çöplüklerde uçmaya alıştılar denizi terk ettiler….ve onlar artık çevre kirliliğinin bir simgesi" dedi ve asla resme giremezlermiş kirlenmiş beyaz giysileri ile.Nasıl mantık ama! Tüm yaşamım boyunca; bu tür keskin ve zeka ürünü tanımlamalar yapabilmeye özenmişimdir. Oysa ki fazla zeki biri değilim. Bu yüzden içim sızlayarak martıların giysilerini temizleyebilmeyi düşlüyorum.Hala! Denizimin kokusu..denizimin kıyısı… mavisi.. biraz da yeşili….nerede şimdi ? Hışırtısını dinleyemediğim dev dalgaların. Yüzümde serpintisi dolaşamadığında tuzlu rüzgarın ve başlıyorum usuldan. Yaşam bu mu ya da başka bir deyişle bu yaşamak mi, diye. Hem bilir misin ki balıkların sesi çok neşelidir aslında. Ağız dolusu seslenirler birbirlerine kaygan derilerine tutunmuş yaşamlarının gücü yettiğince. Denize düşme talihsizliğine uğramış bir simit parçasını paylaşmaya çağırırlar birbirlerini. Ve bu seslenişle bilirler ki her boyda balık gövdesi icabet edecek bu çağrıya. Ve yine bilirler ki büyük balık küçük balığı yutar. Ama seslenişleri donmaz dudaklarında. Islak gövdelerindeki kıpırdaşma; yaşam kavgasının erdemine dönüşüp yüzgeçlerinde soluklanır ve belki de; son bir kuyruk darbesine takılır kalır. Ama ne gam. Sudaki yaşamda gam yoktur bilir misin? Yeter ki suyun içinde olmaması gereken bir nesneye tutunmasın yazgıları. Bir olta iğnesine kanmak ve çırpınmak, gergin misinayı sallayarak. Yazgıları değildir aslında. Ya da olmamalı. Şimdi kirli ve pis bir kentteyim. Sevda, paslı iğnesine takmış zokayı… Misina gergin. Yazgım bu değil aslında. Ya da olmamalı. Bana ait olmayan havalarda soluk almayı bilmiyorum. Ben Rahimdeki suyun usta dalgıcıydım. Şimdi ise; yüreğimdeki cenin, yüzgeçlerine sevdalı bir pirhena gibi, akciğer solunumuna geçmeyi reddediyor. Çok net olarak görüyorum ki; kıyılarımda sarı çizmeleriyle suya girmiş adamlar var. Ellerinde; kirli soluk ışıklarıyla göz kırpan gemici fenerleri ve ağırlaşmış ağlar, çığlıklar atıyorlar.O Sarı çizmeli adamlar var ya Varnalının kızı;işte o adamlar…Büyük balık küçük balığı yutar kuralını bile bozdular.Şimdi ise eğri büğrü gövdeleri ve kirli elleriyle ördükleri ağlarını topluyorlar. Ağlar gergin ve ağır. Yarı bellerine kadar suya girmiş adamlar sarı çizmeli.Ağlarında ise ; balıklar var. Sana, asla yanıtlamak zorunda olmadığın son bir soru daha sevdiğim. Balıklar da ağlar…. Bilir misin? |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...Birazdan sabah olacak...Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... ister inan.. ister inanma.. SenLe DoLuyum ben haLa... ister inan .. ister inanma.. aynı heyecan.. bende haLa.. Su mu sandın Yuregimi.. DokuLsun Bir Cırpıda.. mummu sandın Sevgimi.. sonu versin bir SoLukta.. su dersen Okyanus benim GonLum ates Dersen Gunes omRum.. unutuLmaz SevgiLim.. Sevgim..! unutamadan oLurum..! ister inan ister inanma.. SenLe doLuyum ben haLa.. güL mü sandın yuregimi sonuversin SogukLarda gül mü sandın sevgimi bitiversin karanlıkta gül dersen dort meVsim benim GuLum Zaman Desen Sonsuz omrum.. unutuLmaz SevgiLim.. Sevgim! |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... ısıkLı bir agac gibi bakısıyor gozlerin öyle nazLı öyle sıcak sevecen bir baska dunyasın sen bagrında miLyonLarLa oyle buyuk hosgoruLu Sevecen sevecen Bembeyaz bir dunyada senLe yasamak varken boyLe uzaK kaLmak Gucume gidiyor.. senin verdiklerini senLe paylasmak varken seni sensiz yaSamak icime sinmiyor geL sevecen Don sevecen sevmeyi senden Ogrendim Ben.. Sevmesini Ogrendim ben... |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... aşksız yaşamaktan bulanık yüreğim ah eder kirlenmiş mi herkes dilsiz gezer kim kimi dinler mızrapta inleyen teller benim sevdamı söyler uzat gülüşünü gönül pınarım sana aksın hovardaca harcadım hayatı artık huysuzum Kerbelada unutuldum bir sevgiye susuzum gölgeli telaş sardı her yanımı uykusuzum uzat dizini başımı dayayıp dinleneyim çatlayan bir serap oldu hayatımda ne oldu adrese varmayan pulsuz postaya döndü soldu içimde kendimi dolaşırım yollar yoruldu uzat ellerini tutsana beni çok bitkinimgünler askıda kuruyan yaprak yaşamıyorum kırılmış narin çiçeğim mutsuzluk saçıyorum başkaldırdım anılara kendimden kaçıyorum uzat bakışını yoktan gelip tüme varayım tek sende kalayım SERDAR SAN |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... Seninle Olmak Vardi... . Simdi Seninle Olmak Vardi Gülüm Seninle Demlemek Zamani, Geçen Günlerin Inadina Seninle Yasamak Bugünü, Yarini... Baskaldirmak Bakislarimla Kör Bir Vakit, Bin Hinç Ile Sarilmak Bogazina Çaresizligin Bogmak, Parçalamak 'Cizz' Etmeden Yüregim... Ve Bütün Engellere Ragmen Döküp Ortaya Ne Varsa, Ne Varsa Yakmak Sensizlige Ait... Çekip Aralamak Zaman Perdesini Umutlarin Gözlerinden Yol Geçirmek, Bir Adima Indirmek Mesafeleri Son Bir Sansimi Denemek Önümde Atesten Barikat, Arkamda Kulak Asmadigim 'Dur' Ihtari. Soluk Soluga Kosmak Sana Beni Sana Getirmek... Simdi Seninle Olmak Vardi Gülüm... . Ali Yasar |
| |||
| Ce: KeLiMeLeRiN DaNsI... Azrail Ey Azrail ! Bilirim, bu sözlerim çok yersiz, Neden böyle ansızın, geliverdin habersiz ?... Ne olurdu üç beş yıl, önce haber verseydin. Hiç değilse rüyama , bir kerecik girseydin... Aşk,meşk,derken, dünyadan bir türlü kopamadım. Senden özür dilerim, hazırlık yapamadım... Görüyorsun yanımda , ne valiz var, ne bavul. Uykum öyle ağır ki ; ne zil duydum, ne davul.. Yaşım yetmiş olsa da, gör ki; fıkır fıkırım. Bu cümbüşlü âlemi , ben nasıl bırakırım?.. Hani bir söz vardır ya ; ''Yaş yetmiş, işi bitmiş.'' İnan ki, bu bir yalan , bunu diyen halt etmiş... Ey Azrail ! Dur biraz , sana yalvarıyorum . Yasal haklarım için ; bir avukat arıyorum... Hayallerim, düşlerim, yarım kalan işlerim. Estetik yapılacak, daha burnum, dişlerim. Elli yaşımda ancak, voleyi vurabildim. Hortumlar sayesinde, holdingi kurabildim... Gerçi ucuza verdim, şerefin kilosunu. Ama böyle kazandım, şu uçak filosunu... Ey Azrail ! Ne olur, bozulmasın pazarım. Sana şöyle yüklüce, bir çek bile yazarım... Şu masmavi havuzlu, sarayıma baksana. O daracık mezarda, yazık olmaz mı bana?.. Bazen çoluk çocuğa, içimden kızıyorum. Ölmemi bekliyorlar, inan ki; seziyorum... Arkamdan göstermelik, iki damla gözyaşı. Bir de şöyle büyükçe, yaldızlı mezar taşı. Tahmin ediyorum ki; mevlid de okuturlar. Ortalığı birazcık, gülsuyu kokuturlar. Araya reklam konur; bir ilahi aryası. Mevlid bitince başlar, dedi-kodu furyası. Etlerim, kemiklerim, didik didik edilir. Ben az gelirsem eğer, köklerime gidilir... Ey Azrail ! İnan ki, hazırlığım yok daha, Hele şu din konusu, çok karışık bir saha. Bazı büyük abiler, köşeleri tuttular. İrtica diye diye, beni de korkuttular. İlâhiyat adına ; ekranda iki kaçık. Kimlerin kuklaları oldukları apaçık. Alim zalim karıştı, renkleri seçilmiyor. Velisiz kaldı sokak; deliden geçilmiyor. Bu cinnet kervanına, kocabaşlar dahiller . Tuz bozulmuş, ne yapsın bizim gibi cahiller ?.. Henüz daha gündemde, ne oruç var, ne zekat. Ne Kur'an'la tanıştım, ne de kıldım bir rekat. Gönül desen, henüz genç, daha haccım duruyor. Nerde bir taze görsem, kalbim küt küt vuruyor. Edemedim bir türlü, şu nefsimi terbiye. Ortalıkta ne görse; tutturuyor ver diye. Ey Azrail ! Bilirim, gelince beklemezsin. Tükenen vadelere, saniye eklemezsin. Bu satırlar boş geçen, bir ömrün hikayesi. İbret alanlar için, son pişmanlığın sesi... Bilmem ki, bir duvarda, bu mütevazi çaba; Bir küçücük pencere, açacak mı acaba?.. |
![]() |
|
| Etiketler |
| dansi, kelimelerin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|
| | ||||
| Konu | Yazar | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Küsmesin Kelimelerin | missenis | Aşıklar Diyarı | 1 | 06.06.08 17:30 |
| Kelimelerin bilmediğiniz anlamları | >> M£®T << | Geyik Muhabbet Ve Komedi | 19 | 19.07.07 16:22 |
| Inanilmaz Dans! Yüzyilin Dansi! | Haktan | Geyik Multimedia | 2 | 14.02.07 19:12 |
| Işik Dansi | galicya | Konusuz Konular | 0 | 18.01.07 16:25 |