| ÖZELLEŞTİRMELERDEKİ BÜYÜK TEHLİKE-Eski Merkez Bankası Dış İlişkiler Genel MDR UYARDI Eski Merkez Bankası Dış İlişkiler Genel Müdürü Altıer uyardı: Yabancılara satılan kuruluşlardan kâr transferi ekonomiye darbedir Habis ur gibi tehlike büyüyor. Bu dış borçlanmadan daha tehlikeli TÜRKİYE’NİN stratejik değerdeki kurumları birer birer özelleştirilirken, özellikle yabancılara satışlar büyük bir tehlikeyi de beraberinde getirdi. Son olarak PETKİM’in Kazak-Rus-Ermeni ortaklığındaki TransCentralAsia Petrochemical Holding Ortak Girişim Grubu’na satışıyla, sorunun boyutları tartışmaya açıldı. Yabancılara satılan kuruluşlardan ufak ufak başlayan yurt dışına kâr transferinin birkaç yıl içinde Türkiye’yi büyük bir sıkıntıya sokacağı uyarısında bulunan Eski Merkez Bankası Dış İlişkiler Genel Müdürü Selahattin Altıer, “Tehlike habis ur gibi büyüyor. Bu konu borç faizlerinden bile daha tehlikeli. Yabancıya satışta ürkütücü noktaya gelindi” dedi. </B>
Tercüman’a konuşan Altıer, özelleştirme sırasında özellikle yabancılara satılan kurumların ülkeye zararının yıllar geçtikçe daha fazla ortaya çıkacağına dikkat çekti. </B> Habis ur gibi</B>
Stratejik değerdeki kurumları alan yabancı sermaye sahiplerinin, kârlarını Türkiye’de yatırıma dönüştürmek yerine ülkelerine götüreceğini belirten Altıer, şöyle konuştu: “Sadece 2005 yılındaki kâr transferi 1 milyar dolar oldu. Bu rakam, daha önceki 10 yılın toplamından bile daha fazla. Ülkemiz kısa bir süre sonra 15-20 milyar dolarlık kâr transferleriyle karşı karşıya kalacaktır. Türk Telekom gibi 6.5 milyar dolara satılan bir kuruluş, kendisini 3-4 yıl içinde amorti edebilecek kârlar kazanıyor. Borç ödendikten sonra elde edilecek tüm gelirler yurt dışına götürülebilir. Kâr transferinin önünü alacak bir düzenleme de yok. Üstelik, bu kuruluşlar satılmış olduğundan belli bir süresi de yok. Kâr transferi süreklilik arz edebilir. Türk halkından alınan vergiler, ücretler, kâr transferi yoluyla yurt dışına götürülecek. Maalesef, özellikle orta ve dar gelirlinin sırtından ödenen, yüzde 70’i fakir halkın üzerinde olan vergiler ömür boyu ödenecek, elde edilen kârlar ise bu ülkeye yatırıma dönüşmeyerek yurt dışına çıkacak. Bu, ülkede büyük rahatsızlık yaratan dış borçlanmadan bile daha büyük tehlike. Habis ur gibi sorun giderek büyüyor. Bir an önce sermaye hareketlerinde sınırlayıcı ve düzenleyici önlemler ülke menfaatleri doğrultusunda alınmalıdır.”</B> Amorti süresi 15-20 yıl</B>
Dünyanın gelişmiş ülkelerinde yapılan özelleştirmelerde, yatırımların ortalama amorti süresinin 15-20 yılı bulduğuna dikkat çeken Altıer, oysa Türkiye’de bunun 3-4 yılı geçmediğini vurguladı. “Devlet, kurumları açık ihaleyle satsa da, gelişmeler gösteriyor ki bu mallar ucuza gidiyor. Türk Telekom, 6.5 milyar dolara satıldı. Kurumun sadece 2006 yılı kârı 2.8 milyar dolar. Şirketi alan yabancı firmanın payına düşen 1.5 milyar doları buluyor. Bunun içinde 2007 yılında yapılan aşırı zamlar da yok. Bu kadar değerli bir kuruluş, kendisini 3-4 yılda amorti etmiş olacak. Tehlike büyük” diyen Altıer, “Örneğin Türk Telekom, kökleri Osmanlı’ya kadar uzanan, Cumhuriyet’in kazanımı en büyük kurumlardan biri. Bunun sadece imkânları satılmıyor. 80 yıllık birikimler de gidiyor. Bunlar satılıyorsa, yol, fabrika, savunma imkânları olarak ülkeye kazandırılması lazım” değerlendirmesini yaptı. </B> |