Gündemden arta kalan önemli bir konu vardı. Ertuğrul Özkök’ün Bulgaristan’da Hak ve Özgürlükler Partisi ile Türkiye’deki DTP arasında benzerlik kurması ve buna dayanarak Tayyip Erdoğan’a “Acaba o partinin zihniyetine gelse DTP, onlarla da bir koalisyon olabilir mi?” diye sorması üzerine Erdoğan’ın “Parlamentonun tarihine baktığımız zaman, birbiriyle hiçbir zaman bir araya gelemeyecek denilen partiler bir araya gelmiştir. Yani 74; Bülent Ecevit... O dönemde bildiğiniz gibi, işte Milli Selamet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milliyetçi Cephe hükümetlerini oluşturdular, o dönemlerde biliyorsunuz. Normalde sorulduğu zaman bunların hiç bir araya gelmesi mümkün değil denilirdi. Ama bunlar oldu, bunlar yaşandı. Şartlar yarın neler gösterir. Bunun için şimdiden erken konuşup da kilitlemek yanlış olur diye düşünüyorum. Demokrasinin içerisinde çareler tükenmez deniliyorsa. Birçok çareler de çıkabilir bu arada. Onun için sabırlı olmakta fayda var” diye cevap vermesinden bahsetmek istiyorum.
Erdoğan’ın bu sözlerle DTP ile koalisyona açık kapı bıraktığı anlaşılıyordu. Ancak ertesi gün tepkiler üzerine DTP ile koalisyon yapmayacaklarını söyledi.
* * *
Konu, “seçim pusulası” nı açıkladığı toplantıda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a soruldu. (Baykal’ın seçim pusulası üzerinde ayrıca duracağız.)
Baykal, “Erdoğan’ın birbirinden tutarsız sözler sarf ettiğini” belirterek şöyle cevap verdi:
“Bulgaristan’daki Hak ve Özgürlükler Partisi’yle Türkiye’deki DTP arasında hiçbir paralellik yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bu iki oluşum arasında paralellik arayışı içine girerse o hiçbir şey bilmiyordur. Bu çok büyük bir haksızlıktır. Birilerini siyasi muhatap haline getirmek için onu örnek göstermeye kalkması çok yanlıştır. Çok vahim bir manzara, çok yanlış bir iş yaptı Sayın Başbakan. Bu, Sayın Başbakan’ın terör tehdidini bile doğru dürüst anlayamadığını ortaya koyan bir manzaradır.”
* * *
Aslında Baykal’ın bahsettiği haksızlık, öncelikle Ertuğrul Özkök’ün zihnindedir. Tayyip Erdoğan da bu haksızlığa ortak olmuştur.
Şunu tespit edelim: Bulgaristan’daki Türkler adı üzerinde “Türk” tür! Bulgarlar, Hıristiyan olduktan sonra Slav kültürüne teslim olmuş eski bir Türk kavmidir ama artık onlar başka bir millettir. Kısacası, Bulgaristan’daki Türkler azınlık durumundadır. Türkiye’deki Kürtler ise azınlık değildir. Kürtler anayasal olarak da tarihi olarak da Türk Milleti’nin içindedir.
Bulgaristan’daki Türkler azınlık oldukları halde kurdukları parti bir etnik azınlık partisi değildir. Türkiye’deki DTP ise anayasal olarak azınlık olmadıkları halde, Kürtleri azınlık haline getirme ve bu azınlığa başka bir devlet kurma hareketinin partisidir. Gerçi Aysel Tuğluk’un son açıklaması Türkiye’nin birliğinden, hatta Misak-ı Milli’den yanadır ama, şimdilik bu siyasi bir taktik olarak kabul edilmiştir. Bütün DTP’liler aynı görüşü içtenlikle savunsa, mesele ortadan kalkıyor zaten!
Bulgaristan’daki Hak ve Özgürlükler Hareketi ile ilgili olarak da Jivkov dönemine uzanan değerlendirmeler yapılabilir ama bunun zamanı değil!
* * *
“DTP’nin terör örgütü ipoteğinden kurtulması” güzel bir temennidir de Baykal’ın belirttiği gibi “Terörle ilişkisi artık saklanamaz halde olan siyasetler, demokratik gelişmemize hiçbir olumlu katkı getirmeyecektir.”
Baykal, bu sözlerle doğrudan DTP’nin PKK ile ilişkisini hatırlatıyordu. Ardından gelen “PKK, DTP adaylarının olmadığı yerde AKP’ye oy verilmesini istedi” haberleri ise tabloyu tamamlıyordu!
Açıkça görülüyor ki koalisyon seçimden sonraya bırakılmamış, şimdiden kurulmuştur.