Fransa Başkanı Laval Hakkında
"Başşehbender görevini yürütürken Paris'ten Ankara'ya gelmiştim. Atatürk, bir akşam yemeğinde Çankaya'da bulunmamı emretmişlerdi.
- (...) Firuz: Çingene herif ne yapıyor?..
Elini ovuşturarak:
- Kim efendim?.. dedim
Fransa Başbakanı Laval'i kastetmekte olduğunu tasrih buyurdular ve ilâve ettiler,
- Arkadaşlar, dikkat edin, bu meymenetsiz suratlı adam, müttefiklerine ihanet etti. Günün birinde memleketine de ihanet edecek ve bu ihanetin bedelini,
(esnesini işaret ederek) boynu ile ödeyecektir!
- (...)
Nitekim Laval, bu sohbetimizden on sene vatana ihanet suçundan dolayı divan-ı harbin idam kararıyla asılmıştır!...
Atatürk'ün müttefiklerine ihanetinden maksadı, İtalyanların, Habeşistan'ı istilâsı esnasında, Laval'in müteffiklerden ayrılarak Mussolini'yi tutmuş olması idi. Bu arada Mussolini'yi bahis konusu ederek:
- "Balkon nutuklarıyla bir millete cesaret enjekte edilemez... Bu adam bunu bile bilmiyor. Buraya gelsin, onu iyi bir Nafıa Nâzır'ı (
Bayındırlık Bakanı) yapayım. Yoksa müzik kültürü ile kaynaşmış olan İtalyan milleti'nin karakterini değiştiremez !.." demişlerdi. Hakikaten bu da, ilk Yaunan taarruzu ile tahakkuk etmiştir
Mussolin'i hakkındaki düşünceleri
Erdemit Orduevinde verilen yemekte, İtalya'daki olaylar konuşulurken, Atatürk şunları söyledi:
-"Mussolini bir maceraperesttir." Milletini bir uçuruma sürüklemektedir. Her tarafı sarılıyor...
Beni Roma'ya davet etti.
"Antalya'da görüşelim." cevabını verdim. Bu adam yüzünden çok şımarmış olan, milletine bir ders vermeyi çok isterdim...
Mamafih yakında bir küçük millet! Onlara lâyık oldukları dersi verecektir. Ve şunu hatırlatırım ki, Mussolini'yi kendi milleti linç edecektir. Bu sözlerimi kehanettir zannetmeyiniz.. Bunlar benim kendi görüşlerimdir. Yalnız sözlerime kat'iyen siyasî bir mana atfedilmemesini rica ederim. Biz kendi aramızda konuşuyoruz."
13 Nisan 1934 Gıyas YETKİN(1)
Yine, İtalyan faşist lider, Mussolini'yi kastederek:
"Ondan olsa olsa, bayındırlık bakanı olur." derdi.(2)
Atatürk ve İngiltere Kralı III. Edward
İngiltere Kralı Edward, 4 Eylül 1936 tarihinde, İstanbul'da Atatürk'ü ziyaretinde Ata'nın çok sigara içtiğini görüp:
- "Paşam sigarayı çok içiyorsunuz. Milletinize çok lâzım olduğunuz için hiç içmemelisiniz..." deyince
Atatürk: - "Zararı yok, icap ederse bu millet benim gibi binlercesini yetiştirir." der.
İngiltere Kralı Edward, onun ne kadar nadir bir insan olduğunu anlatmak için şu cevabı vermişti:
- "Burada ki binlerce kelimesi mübalâğadır Paşam."
4 EYLÜL 1936
İngiltere'nin eski başkanlarından D. Lloyd George Atatürk hakkında şöyle söylüyor:
“Yüz yıllardır nadir olarak dâhi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dâhi çağımızda Türk milletine nasip olmuştur.”
Evet İngiltere’nin eski başkanı D. Lloyd George çok doğru bir tespitte bulunmuştur. Tarihçilerin ekseriyeti, 20. yüzyıl’da yetişen üç lideri şöyle sıralarlar;
Atatürk, Lenin, Hitler… Bugün bunlardan sadece Atatürk’ün eserleri, fikirleri hâlen dimdik ayaktadır. Dünyadaki hiçbir başarıda tesadüflerin yeri yoktur. Atatürk’ün başarısı analiz edilirse; inanç, bilgi, çalışkanlık, dürüstlük, güvenilirlik, azim, cesaret ve kararlılık görülür. Dünyanın hayran olduğu, Allah’ın Türk milletine bir lütfu olan Ulu Önder Atatürk’e dinsiz, faşist ve diktatör gibi iftiraları atanları tanımak istiyorsanız, o kişilerin kim ve şecerelerinin ne olduğuna bakmanız yeter!
Gerçekten vatanını, milletini, dinini, devletini ve bayrağını seven hiç kimse Atatürk’e dil uzatamaz ve uzatmamalıdır…
Lâkin tarih boyu bir takım gafiller bilmeden de olsa, kasta dayanmasa da hainlerin uşaklık ettiği efendilere uşaklık ederler…
“Keşke” dememek için milletimizin her ferdinin büyük Atatürk’ü tanıması, anlaması manevî bir borçtur.