| Ergenekon mu Engizisyon mu? AKP'nin iddianamesiz Ergenekon soruşturmaları, demokratik bir ülkenin adaletinden çok orta çağın yobazlık simgesi katolik engizisyon mahkemelerini andırıyor. Adam fikren karşı mı, yolla Engizisyon'a...
Eskiden, henüz din konusunda saf iken hep hayret ederdim, en eskimiş, en abuk sabuk, bilimle en çok çelişen dini dogmalar ve efsaneler nasıl hala tutunabilir, nasıl hala insanların beyinlerini işgal edebilir diye... Örneğin nasıl oluyor da hala bazı insanlar başörtüsünün Allah'ın emri olduğuna inanır? Nasıl olur da bazıları hala dini yaratılış mitolojilerine sanki gerçekmiş gibi kelime kelime inanır? Hiç mi biyolojiden anlamazlar, hiç mi belgesel seyretmezler, fosil nedir evrim nedir hiç mi bilmezler?
İşin sırrı Engizisyon'da... Her türlü eleştiriyi ve karşı fikri Engizisyon baskısıyla susturmakta... O zaman insanları en abuk subuk, akla ve mantığa en aykırı fikirlere inandırabilir ya da inanmış görünmeye zorlayabilirsin. Unakıtan’ın deyimiyle “sıkıysa karşı çık bakalım”.
AKP’nin çekirdek cemaatine bir bakın, sıkıysa bir bayan olarak başörtüsü giymeyin, sıkıysa alkollü içki için, sıkıysa herhangi bir dini dogmayı eleştirin, sıkıysa oruç tutmayın; derhal cemaatten afaroz edilirsiniz. AKP’nin amacı bu cemaat düzenini bütün Türkiye’ye yayarak otoritesini genişletmektir. Bu yolun varabileceği tek bir hedef vardır: İslamofaşizm! Başinda da Erdoğan ve Fethullah benzeri din baronları...
Gerçi bütün bunların dinin özüyle bir ilgisi yoktur, dinin etik özü doğru, dürüst ve merhametli olmaktır. AKP’nin yaptığı ise tıpkı orta çağın katolik papazları gibi otorite ve çıkar için dini kullanmak, aslında bir tür nitelikli dolandırıcılıktır. Fakat hiç soruşturmadan her söylenene inanmaya hazır cahil ve saf dindarlar olduğu sürece AKP benzeri fırsatçı din baronları da mutlaka olacaktır.
Geleyim tekrar Ergenekon meselesine... Olabilir, belki birkaç albay bir araya gelip bir takım darbe komploları kurmuş olabilir. Ama AKP bundan yararlanıp Ergenekon’u bir Engizisyon’a dönüştürmeye, kendisine karşı çıkanlar üzerinde korku salmak için kullanmaya girişti. Özellikle de aydın görüşlü Atatürkçüler üzerinde (sanki bütün Atatürkçüler darbeci), çünkü dini dogmalara dayalı dinci otoritenin en büyük düşmanı özgür ve aydın düşüncedir. Bakın yukarıdaki resme, katolik papazları Galileo’yu boşuna Egizisyon’a göndermediler.
Mustafa Tümener, Temmuz 2008
__________________ Şeref ve namustan yoksun milletler ergeç hürriyet ve bağımsızlıklarını kaybederler.
Eğer bir millet özgür olacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar.
| Kuzey Kurtları|| Osman Ağa|| Atamtürk| |