Köşe YazılarıKendi fikrini kendisi üretenlerin bölümü. Makalelerinizi, denemelerinizi veya fikir yazılarınızı paylaşın, okurlarınızla ve yazarlarla faydalı diyaloglar kurun.
Mustafa Mutlu [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] Tarikattan korkan parti kapatılmaya müstahaktır!
Üç gün kaçayım, ülkenin telaşından uzaklaşayım dedim; ne mümkün? Haberi çok uzaklardayken duydum:
Birlikte defalarca “haber”e gittiğim, gözünü budaktan esirgemeyen, meslek etiğine, namusu kadar bağlı iki muhabir kardeşim İlker Akgüngör ve Alper Uruş, Türkiye’yi din devletine dönüştürmek isteyen tarikat mensuplarının hedefi olmuş... Suçları da çok ağırmış(!) hani:
Tarikat şeyhinin yüksek duvarlarla, tel örgülerle çevrili evinin fotoğrafını çekmek!
Tam 18 kişi birden yürümüş üzerlerine!
İşin ilginci Cumhuriyet Savcısı da bu saldırganların ifadelerini alıp, birkaç saat içinde serbest bırakmış.
Buna da şükür...
Hiç değilse İlker’le Alper suçlu bulunup içeri tıkılmamış ya!
***
Gerçi bu şeriatçılara yakın bir gazeteye bakarsanız, bizimkiler kesin suçlu!
Çünkü duvarın üzerine çıkarak fotoğraf çekmişler... Böylece özel hayatın dokunulmazlığını hiçe saymışlar!
Be densizler!
Gidip gördünüz mü ki o duvarı; böyle yayın yapıyorsunuz?
Üzerine çıksanız bile, nah inersiniz... O kadar yüksek!
Tamam; o yobazlarla aynı kaba ediyorsunuz, anladık...
Ama kuldan korkmuyorsanız, Allah’tan korkun!
18 kişinin, eli fotoğraf makinesiyle dolu bir muhabirin üzerine yürümesini, onu dövmesini, hastanelik etmesini nasıl içinize sindiriyorsunuz?
Sizin erkekliğiniz bu mu?
Sizin dindarlığınız bu mu?
Sizin insanlığınız bu mu?
***
Benim derdim sakallı, cüppeli, takunyalı yobazlarla değil; onları bu kadar yüreklendiren iktidar partisiyle!
Çünkü onlara o oturdukları sokağa “Cumhuriyet Çıkmazı” tabelasını asma gücünü ve cesaretini bugünkü iktidar veriyor!
Biliyorlar ki AKP iş başında olduğu sürece, kendilerine bu dünyada ölüm yok!
***
Ey İçişleri Bakanı ve ey Başbakan!
İstanbul’un ortasında “kurtarılmış şeriat bölgesi” kuran, sokak isimlerini kafalarına göre değiştiren, gazeteci dövdürten bu çetenin ayrıcalığı ne?
İşlerini yaparken saldırıya uğrayan arkadaşlarımıza bir kuru “geçmiş olsun”u neden çok görüyorsunuz?
Laik, demokratik cumhuriyeti yıkmak için çalışan o saldırganları neden kınamıyorsunuz?
Ben söyleyeyim:
Çünkü desteklerini kaybetmekten korkuyorsunuz!
Her şeyi bir kenara bırakın; sadece bu olaya gösterdiğiniz “hoşgörü”, partinizin gerçek yüzünü sergilemeye yetti de arttı...
***** HAKLI!
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Beykoz’un Çavuşbaşı Beldesi’nde sokaklara verilen isimlerde “art niyet olduğunu sanmadığını” söylemiş.
Adam haklı:
Tarikatçılar artık niyetlerini saklamıyorlar ki...
“Laik, demokratik cumhuriyeti yıkmak” onların “art” değil, “açık” niyeti!
*****
GÜNÜN SORUSU
Avrupa Birliği Komiseri Olli Rehn, “Laikliğin denetimini ombudsman yapsın” demiş...
İyi de bu “ombudsman”ın AKP’li olmayacağını kim garanti edecek?
*****
Dindar adam yasaya karşı hile yapar mı?
Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, geçen yılın 17 Nisan günü bir açıklama yaparak, “Dindar cumhurbaşkanı seçeceğiz” demişti!
Dediği oldu:
Bugün Çankaya Köşkü’nde namazında niyazında, dindar mı dindar bir Cumhurbaşkanı oturuyor...
Peki; dindar bir insan yasaların arkasından dolanarak menfaat sağlar mı?
Bu uyanıklık dinimizce günah sayılmaz mı?
***
Şimdi “Dindar Cumhurbaşkanı”nın, “ticari zekâlı” mahdumunu Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın şirketinden sigortalı göstererek “yasaya karşı hile” yaptığı iddia ediliyor!
Kesinlikle katılmıyorum bunu söyleyen münafıklara!..
Ama herkes de benim kadar saf değil ne yazık ki!
Dün VATAN’ın internet sitesinde bir anket düzenlendi ve katılımcılara “Naylon sigorta iddiasında Gül haklı mı, haksız mı” diye soruldu...
Saat 18.00 itibarıyla katılımcıların yüzde 85,6’sı “haksız” olduğunu öne sürdü...
Ne kadar ayıp!
Hiç “Dindar Cumhurbaşkanı” haksız olur mu, hak yer mi?
Olsa olsa yanlış anlaşılma olmuştur!
Bu kötü niyetli(!) vatandaşlarımızı şiddetle kınıyorum!