| Demokrasimizin iki ölçütü: Zina ve 301 Türkiye’de “son dönemde geçerli olan demokrasi ve hukuk anlayışını” anlamak için, Kamer Genç’i linç girişimine, Sayın Başbakan’ın bu linç uygulamasına karşı tutumuna ya da Türkiye aleyhinde bildiri yayınlamaları için Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne kimlerin baskı yaptığına filan bakmanız gerekmiyor.
Bunlar da çok önemli ama “son yıllardaki demokrasi anlayışını ve uygulamasını” anlamak için, iki konuya bakmak yeter. Bu iki konu ne derseniz, biri Ceza Kanunu’nun yapılış aşamasındaki
“zina maddesi” krizi, diğeri de “TCK 301. madde süreci.”
Tabii “siyasal iktidarın demokrasiyi nasıl anladığını ve uyguladığını anlamak yeter” diyorum ama bazı liberal(!) aydınların(!) baktıkları gibi bakarsanız, iş yine farklılaşır, o da başka.
Yeni Ceza Kanunu yapılırken Hükümet “zina” maddesinin getirilmesi için ısrarcı oldu. Hatta bu nedenle yasa rafa kaldırıldı. Sayın Başbakan, bu konudaki ısrarının haklı(!) nedenlerini AB Komiseri Verheugen’e anlatmak için Avrupa’ya gitti. Sonra bir baktık, Verheugen ve Sayın Başbakan televizyon önünde. Verheugen
çok kızgın. Aynı akşam, Meclis
derhal toplanıp Yeni Ceza Kanunu’nu (zina maddesi olmadan) kabul etti. Bu ilk örnek.
İkincisi de bunun kadar kötü, hatta belki daha da kötü. Hatırlayın, Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde değişiklik yapılması isteği, birkaç yıl önce gündeme gelmişti. Bir türlü bu maddeyi tartışmaların tam ortasında yer almaktan kurtaramamıştık. Dava açma aşamasında, savcıların maddeyi yorumlama biçimlerini değiştirememiş, bu yorumlama biçiminin ve çok kolaylıkla dava açıldığı inancının, “uluslararası camiada” tartışılmasını engelleyememiştik. Üstelik diğer hukuklar açısından bakarsak, “devletin organlarına ya da alametlerine” hakareti cezalandıran yasal düzenlemeler bulunmasına karşın, Türkiye’de olduğu kadar “geniş bir koruma alanını” içermediği, “Türklük” gibi bir kavram olmadığı açıktı. İşte tam bu sırada, bundan 2.5 yıl önce CHP Milletvekili Zülfü Livaneli, “demokrasi anlayışı” çerçevesinde katkıda bulunmak amacıyla, bir değişiklik önerisi sundu.
Siyasal iktidarın Meclis temsilcileri gündeme almadı, ilgilenmediler bile. Bunun dışında değişik sivil toplum örgütleri öneriler getirdi. Siyasal iktidar yine ilgilenmedi bile. Hatta Bahçeşehir Üniversitesi ve TÜSİAD birlikte bir çalışma düzenledik. Çalışmaya Türk, Fransız, Alman, İngiliz akademisyenler de katıldı. Herkes kendi ülkesindeki uygulamaları anlattı. Hatta bu çalışma üzerine de bir ÖNERİDE bulunduk. (27. 12. 2007 tarihli
Vatan’daki yazım) Siyasal iktidar yine hiç oralı bile olmadı.
Ve bu arada sürekli olarak, “301 konusunda gerekli çalışmaların yapıldığı, zamanı gelince gündeme alınacağı” söylendi durdu. İki yıldan fazla bir süre bu çalışmalarla(!) geçti. Ve malum gelişmeler sonucunda, AB temsilcilerinin desteğini almak için, TCK
301 konusunda (sözüm ona) iki yıldır sürdürülen çalışma, Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı tasarı olarak karşımıza çıktı. Yeni tasarıda ne yapılmıştı? Davaya izin verme yetkisi Cumhurbaşkanına tanınmıştı.
Hem de Anayasa’da Cumhurbaşkanı’na çok yetki tanındığını söyleyen AKP’nin iktidarı döneminde, o partiye ait olan bakanlık ve onun bakanı tarafından. Ancak iş bununla kalmadı. Daha kötüsü de oldu. Aynı partinin EZİCİ çoğunluğa sahip olduğu Adalet Komisyonu’nda, “yetki Cumhurbaşkanı’ndan alınarak tekrar eskiden olduğu gibi Adalet Bakanlığı’na verildi.” ŞAKA GİBİ.
Aynı partinin bakanı tarafından sözüm ona 2 yıldan beri çalışılan yasa metni, aynı partinin ezici çoğunluğa sahip olduğu komisyon tarafından değiştiriliyor. Hem de yasa hiç uygulanamadan, kabul bile edilmeden. Hem de Adalet Bakanlığı’nda iki yıldan beri(!) sürdürülen çalışmalar dikkate alınmayarak. Hem de aynı partinin milletvekilleri tarafından. Hem de bakan orada dururken. Ve bizden beklenen de liberal aydınlar(!) gibi yapmamız. Bunları hiç sorgulamamamız, sadece demokrasimizin geldiği noktaya şaşmamız ve kayıtsız, koşulsuz desteklememiz. Süheyl Batum 24.04.2008 vatan gazetesi
__________________ KİMbİliR bELkİ dOĞmaMIs MeLEkLEr rOLündEYim ReArKarNaSyOn Bu KaLBi SÖKÜP gElDİM LAkİN bEdeN eMAneTTiR gÖlGeYE yÜReğİm HaYaTA iNAt MASUM Bİ COCUK iSTe.... immortal_anqel |