Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Genel > Köşe Yazıları

Duyurular

Köşe Yazıları Kendi fikrini kendisi üretenlerin bölümü. Makalelerinizi, denemelerinizi veya fikir yazılarınızı paylaşın, okurlarınızla ve yazarlarla faydalı diyaloglar kurun.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 01.09.07, 09:57
Forum Canavarı

 
Üyelik Tarihi: 23.07.06
Şehir: KızıLCaHaMaM
Yaş: 31
Mesajlar: 888
Karizma Puanı: 172
ByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond reputeByPRoMiL has a reputation beyond repute
ByPRoMiL - MSN üzeri Mesaj gönder ByPRoMiL isimli Üyeye Skype üzeri Mesaj gönder
Huma kuşu ve Halveli Mustafa’nın dönüşü


Huma kuşu ve Halveli Mustafa’nın dönüşü




Köyünden ayrılalı 14 yıl olmuştu. Üzerinde sağlam denilecek hiçbir kıyafeti yoktu. Ayağındaki çarık, ayaklarının toprakla ilişkisini kesmeyi bırakalı aylar olmuştu. Günlerdir yürümekten takati kesilmişti. Köyünü uzaktan gördüğünde vakit ikindiden akşama dönmeye başlamıştı. Adımlarını daha da yavaşlattı.
Mevsim, “son tomus” dedikleri ağustostu. Köyün bağlarından geçerken, yeni olgunlaşmaya başlayan üzümlerden yedi. Atıştırdığı üzümler açlığını bastırma yerine midesini daha çok kazımıştı. Ama köyü uzaktan gördüğü andan itibaren açlığını unutmuştu bile.
Uzayıp gitmiş saç ve sakalları, pejmürde kıyafeti ile köye girmeyi gururuna yediremedi. Sırtında içi günler önce boşalmış bir çantası ve elinde baston gibi kullandığı bir kılıcı vardı. Silahındaki mermi bittiğinde göğüs göğüse muharebe ettiği kılıcı. Hayatta kalmasını sağlayan sağlam dostu…
Yürürken geride bıraktığı günleri, ayları, yılları düşündü. Her geçen gün bir öncekini aratan meymenetsiz günler... Muhaberebelerle, esaretle geçmişti çoğu. Birinci Harb-i Umumi biteli artık aylar olmuştu.
Birliği terhis edildikten sonra, Amman yakınlarından Pervari’ye dönüşü aylar aldı. Günlerce aç susuz kaldığı oldu. Üzerinde yırtılıp giden kıyafetlerinin yerine yenisini bulamadığından yolculuğunun büyük kısmını yarı çıplak sürdürdü. Kafasından çileli günler film şeridi gibi geçerken ezan sesini duydu.
Adımlarını daha da yavaşlattı. Köyünde en son duyduğu ezan sesini hatırlamaya çalıştı. Hiçbir hatıra bulamadı. Acaba kendisi ile birlikte askere alınanlardan gelenler olmuş mu idi?
Yatsı ezanı biteli çok olmuştu. Artık, bağların arasından çıkıp 14 yıl önce bıraktığı köyüne dönebilirdi. Yanından ayrıldığında karısı henüz iki aylık hamile idi. Fatma’nın “gününün geçtiğini” daha anasına bile söylememişlerdi. Bakalım anası, gelininin aşeridiğini ne zaman farkedecek diye düşünmüşlerdi.
Elini kulağına attı, dertli bir uzun havaya başladı.
“Huma kuşu yükseklerden seslenir, seslenir. Yar koynunda bir çift suna beslenir, beslenir”
Artık 30’una merdiven dayamış olan Fatma namazını kılmış yatmaya hazırlanıyordu. Birden uzaklardan hayal meyal duyduğu sese kulak kabarttı.
Bu sesi çok iyi tanıyordu. Artık “gelinlik çağa” gelmiş olan kızı Emine’ye seslendi.
- “Emine bu babanın sesi.”
Heyecanını tutamamış kızı ile paylaşmıştı. Ama Halveli Mustafa Pervari’den ayrılalı yıllar olmuştu. Üstelik ondan tek bir kez mektup gelmişti. Yeni bir cepheye giderken kumandanları mektup yazabileceklerini söylemişti. Ondan sonra Halveli Mustafa’dan 10 yıldan bu yana ne bir mektup, ne bir haber gelmişti.
Fatma kızına söylememeli miydi yoksa? Halveli Mustafa’nın hayatta olduğunu da nereden çıkarmıştı? Bunları düşününce kızına söylediğine pişman oldu. Fatma o anda utancından yüzüne kanın hücum ettiğini hissetti.
Emine ses vermeyince, “iyi bari duymamış” dedi kendi kendine. Ama içini bir heyecan kaplamıştı. Bu ses gerçekten Halveli Mustafa’nın sesi idi. “Huma kuşu”nu ondan daha güzel kimse söyleyemezdi.
Uyumaya hazırlanan Emine’ye başka hiçbir şey demedi. Birara sesin yaklaşmakta olduğunu hissetti. Ama bir süre sonra ortalığı derin bir sessizlik kapladı. Ne huma kuşu vardı ne Halveli Mustafa’nın sesi.
Aradan kim bilir belki yarım saat, belki bir saat geçmişti. Evin dış kapısından “küt küt” sesler geldi. Bu vuruş, Halveli Mustafa’nın kapıyı çalma şekli idi. Kapıya koştu. Öbür odada yatan kaynanasına haber vermek bile aklına gelmedi.
Korkan ve heyecandan titreyen bir ses tonuyla “kim o” diye sordu. “Benim” diyen Halveli Mustafa’dan başkası değildi. Fatma kapıyı açtı, kocasını içeri aldı. 14 yıllık bir hasretle kucakladı.
Sarıldığında kekelemeye başladı. Ne dediğini, titreyen sesiyle neler söylediğini ise hiçbir zaman hatırlamadı.

Halveli Mustafa zayıflamıştı. Fatma, kocasının zaten fazla uzun olmayan boyunun sanki daha da kısalmış olduğunu hissetti. Yıkanmayalı belki aylar olmuştu. İçeri geçince sırtına giyecek bir şeyler istedi.

Sabah olduğunda Emine, evde bir adam görünce anasına çıkıştı. Bu adam kim oluyordu da evlerine geldi böyle? Halveli Mustafa, Emine’nin, “Bu adamın ne işi var?” deyişini içerden duydu.
“Kızım” diye yanına çağırdı, ama 13 yaşındaki Emine bir türlü yanına yaklaşmıyordu. Yanına doğru yürümeye başladığında ise kaçmaya başladı. Annesi, Emine’yi gelen adamın babası olduğuna ancak kayın babasının yardımıyla ikna edebildi.
***
Halveli Mustafa’nın öyküsünün tüm bu ayrıntılarını nereden mi biliyorum?

Bu dönüş hikayesini uzun kış gecelerinde, babası, kendi daha anasının karnındayken giden babaannemden defalarca dinledim çocukluğumda.
Babaannem, babasının hikayesini her defasında ayrı bir duygu seli ile paylaşırdı… olayı kimi zaman annesinin, kimi zaman da babasının ağzından anlatararak…
Geldiği günün sabahında babasını ilk gördüğündeki tepkisini paylaşırken ise hep utanırdı. Ben de çocukluğumun verdiği haşarılıkla, “Emine ana, baban geldiğinde anana ne demiştin? Hele bir defa daha anlat” diye üstüne üstüne giderdim.

Babam ise hâlâ 56 yaşında kaybettiği dedesinin türküsünü söyler sık sık. Hüzünlendiğinde bir kenara çekilir ve mırıldanmaya başlar.
“Bu nasıl kuş imiş de yuva yapmamış, yaptığı yuvayı tamam etmemiş…”


___________
Birinci Dünya Savaşı'nda şehit düşen büyük dedemin kardeşi ve büyük dedem Halveli Mustafa anısına. (Fotoğraf Halveli Mustafa'nın 1941 yılında çekilen resmi.)
__________________


вєη вιя gαяιρ αşıк, єℓιм∂є çαтαℓ кαşıк, αşкı ує∂ιм вιтιя∂ιм ѕαηα кαℓ∂ı вυℓαѕıк...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Genel > Köşe Yazıları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Mustafa Kemal’in ilk kalp krizi Ali Babacan Mustafa Kemal Atatürk 2 29.08.07 13:10
Güneri Civaoğlu’nun Yazısı: Zina Konusunda “U” Dönüşü ULUHAKAN Türkiye Gündemi 8 09.08.07 16:35
Mehmet Akif’in Mustafa Kemal’e güveni عاكف ار Mustafa Kemal Atatürk 1 01.08.07 20:49
Mustafa Kemal’in saraya çıkmak istemesi عاكف ار Mustafa Kemal Atatürk 3 20.04.07 23:35
Mustafa Denizli Persepolis’i bıraktı SportMan Süper Lig 0 21.11.06 10:54


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 03:17.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Beta 1
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0