
16.04.07, 19:20
|
 | Forum Vekili | | Üyelik Tarihi: 08.02.07 Şehir: Hakkariden Edirneye Yaş: 38
Mesajlar: 2.417
Karizma Puanı: 308 | |
| Ce: Awp-snİper Elektromanyetik bomba kısaltılmış adıyla e-bomba, tek bir tuğlayı kırmadan ve tek bir damla kan akıtmadan tüm bir kenti yere yıkabileceğinden mükemmel bir silah. EMP, devresel dairelere ekstra gerilim yükleyerek tüm hassas aletleri yok edebilecek arızalara sebep veren elektromanyetik pulstur. Amerikan medyasında son dönemde çıkan haberlere göre, bizzat Başkan Bush’un direktifi doğrultusunda oluşan özel ekipler, müdahaleyle birlikte Irak’a karşı bazı bilgisayar operasyonları düzenleyebilecekler. ABD Dışişleri Bakanı Donald Rumsfeld’in gazetecilerin sorunlarını yanıtlarken, operasyonda can kaybının sanılandan düşük olacağını, “elektronik savaş yöntemleri” sayesinde işlerinin kolaylaşacağını söylemesinin ardında yine siber savaş faktörünün olduğu anlaşılıyor.
Elektronik bombalar, aslında Körfez Savaşı’nda ve Bosna savaşında kısıtlı derecede kullanılmıştı. (Bosna savaşında bir sırp elektrik santralinin ve bazı radarların EMP silahıyla susturulduğu söyleniyor.) E-bombalar, koordinasyonu sağlayan bilgi sistemleri ve enerji kaynakları gibi bir savaşta stratejik öneme sahip noktaları felç edebilme özelliğine sahip. Bir süredir deneme aşamasında olan bu bombalar sadece ABD ordusunun yeni nesil oyuncakları arasında yer almıyor; Hindistan, Pakistan, Çin ve daha bir çok ülkenin askeri araştırmaları arasında bu silahlar en üst sıraları işgal ediyorlar. E-BOMBANIN DOĞUŞU
E-bomba arkasındaki teori, ilk kez 1925 yılında nobel ödüllü Amerikalı fizikçi Arthur H. Compton tarafından ortaya atıldı. Compton, düşük bir atom sayısına sahip atomlar içine çok yüksek derecede enerji içeren bir foton akımı ateşlendiğinde bir elektron akımı fışkırması gerçekleştini kanıtladı. Böylece e-bombaların yolu açılmış oldu. Her ne kadar Compton, silah inşa etmekten ziyade atomlar üzerinde çalışmak için böyle bir fikirle ortaya çıksa da, kötü adamlar yine işbaşındaydı.
E-bombanın ilk tohumları ise 1950’li yılların sonlarına doğru Compton’ın teorisinin gerçek gücünün anlaşılmasıyla atıldı. 1958’de nükleer silah tasarımcıları Pasifik Okyanusu simalarında hidrojen bombaları patlattılar. Patlamalar öyle kuvvetli gama ışınları yarattı ki, bu ışınların atmosferde bulunan oksijen ve hidrojenle birleşmesiyle binlerce kilometrelik, elektronlardan oluşan bir tsunami dalgası ortaya çıktı. Bu kuvvetli elektron dalgasıyla Havayi’deki sokak lambaları söndü ve ta Avustralya’ya kadar bir çok yerde radyo iletişimi 18 saatlik bir kesintiye uğradı. Bu olaydan sonra Birleşik Devletler “elektromanyetik darbe” (EMP) üzerinde projeler geliştirmeye başladı.
Bu bomba patlayınca her şey bir göz kırpması kadar kısa bir zaman içinde olup bitecek. Evinin içinde kendi halinde oturan biri önce uzaktan keskin bir çatırtı duyacak. Muhtemelen bu sesi bir şimşek veya yıldırım sanacak. Ama o bunları düşünene kadar, uygar dünya en az 200 yıl önceye, elektriğin henüz keşfedilmediği yarı karanlık dönemlere geri dönecek. Floresan ışıklarıyla televizyon ekranları, düğmeleri kapatıldığı halde korkunç bir şekilde parlamaya başlayacak. Elektrik ve telefon kabloları o kadar ısınacak ki, plastik kaplar eriyip, ozon tabakasını yanmış plastik kokusu dolduracak. El bilgisayarlarıyla MP3 player’ların pilleri aşırı yüklenecek ve bu aletler elle tutulmayacak kadar ısınacak. Bilgisayarlar kül olacak, içlerinde sağlam en küçük bir bilgi kırıntısı bile kalmayacak. Radyolar, telefonlar, telsizler ve hatta dizel motorlu birkaçı dışında akla gelebilecek bütün makineler bir daha çalışmamak üzere susacak.
Bu sırada insanların tırnağına bile bir şey olmayacak, ama insanlık kendini göz açıp kapayıncaya kadar 200 yıl geride bulacak..... . Neredeyse etrafımızdaki her şeyin elektrikle çalıştığı bir çağda yaşadığımız düşünülürse, böyle bir yöntem kilesel bir yıkım yaratmak için ideal |