Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Eğitim, Öğretim & İş Dünyası > Eğitim, Öğretim Genel > Kitap Özetleri

Duyuru

Kitap Özetleri Türkce Kitap Özetleri. Ödevlerinizde yardımcı olacaktır size.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
  #1 (Daim)  
Eski 04.12.07, 16:25
-*Kuzey*- - ait Avatar
Kuzumm =))
 
Üyelik Tarihi: 15.07.06
Şehir: Antalyalı
Yaş: 21
Mesajlar: 7,721
Blog Başlıkları: 2
Karizma Puanı: 855
-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute-*Kuzey*- has a reputation beyond repute
Arrow Gelİbolu, Yenİlgİnİn Destani

KİTABIN ADI GELİBOLU, YENİLGİNİN DESTANI
KİTABIN YAZARI NIGEL STEEL VE PETER HART
YAYINEVİ VE ADRESİ

SABAH KİTAPÇILIK GÜNEŞLİ / İSTANBUL
BASIM TARİHİ
KİTABIN YAYIM MAKSADI GELİBOLU ÇIKARMASINDAKİ YANLIŞ ASKERİ VE POLİTİK KARARLARA, ASKERİN KORKU, UMUT VE ÖZLEMLERİNE, DÜŞMANLARIN BİRBİRLERİNİ ANLAMADAN KURDUKLARI DOSTLUK İLİŞKİLERİ İLE EMİR KOMUTA ZİNCİRİNİN GETİRDİĞİ KAÇINILMAZLIKLARIN ÇELİŞKİLERİNE YER VERMEK.

KİTABIN ÖZETİ :

Osmanlı İmparatorluğu, Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla beraber, tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen, Almanlara yakınlığıyla tanınan Enver Paşa ve Talat Bey’in iktidarda söz sahibi olmasıyla birlikte güçlü Alman ordularıyla birleşerek, eski gücüne kavuşma hayallerinin peşinden koşmaya başlamıştı. Almanların Boğazlardan Akdeniz’e gönderdiği iki geminin Türk donanmasının kontrolünden sorumlu olan İngiliz Denizcilik Heyeti yerine, gemilerle gelen Alman Amirali Wilhem Souchan’ın emrine verilmesi sonucu Almanya kendisine yeni bir müttefik daha bulmuş oluyordu.

Bu esnada İngiliz filosu bir Türk torpidobotunun Çanakkale Boğazı’ndan çıkmasına izin vermedi, Türkler de Boğazlar’ın kapatıldığını ilan ettiler. Bunu takip eden günlerde Rus kıyılarının Boğazlardan geçen iki gemi tarafından bombalanmasını müteakip, 31 Ekim’de Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf Devletlerine karşı savaş ilan etti. İngilizler de bu esnada boş durmayarak 3 Kasım’da Seddülbahir ve Kumkale’yi bombaladı. Bombalanan tabyaların kontrolü için de 29 ncu Tümen Ege’ye gönderildi.

19 Şubat ve takip eden günlerde İngiliz gemileri Boğaz tabyalarını dövmeye başladı. İlk izlenimler “çok olumlu ve gurur vericiydi”. Boğazlar’a girip de tabyalara doğrudan ateşe başlandığında, bataryaların hiçbir şey olmamış gibi karşılık vermesi, daha önce yapılan bombardımanın etkisi olmadığını gösterdi. Tahrip ekiplerinin Kumkale ve Seddülbahir’deki tabyaların imhası için yaptıkları çıkartma, güçlü Türk direnişi sonucu kırıldı. Türkler çok büyük moral kazanmışlardı.

Daha sonra meşhur 18 Mart saldırısı başladı. Tabyalarla zırhlılar arasında adeta bir düello yaşanıyordu. On gün önce Türk mayın gemisi Nusret’in döşemiş olduğu yirmi hatlık mayın bütün dengenin yok olmasına neden oldu. Ardarda üç zırhlı batmış, bir çoğu hasar görmüştü. Böylelikle filo geri çekilmek zorunda kalmış ve Boğaz’ın gerçek savunucusu olan mayınlı alanlar olduğu gibi kalmıştı. Savaşın bu en yoğun deniz harekatlarından birinde Kraliyet Donanması yenilmişti.

Bu yenilgi sonrası Çanakkale Boğazı’nı yararak geçme yerine, Gelibolu Yarımadası’na büyük bir çıkartma yapılması karara bağlandı. Böylece savaş bir deniz savaşından kara savaşına çevrilmiş oldu. Çıkartma planları hemen tamamlandı. Fransızların desteğinde 29 ncu Tümen çıkacaktı. Asıl çıkartmayı Avusturalyalılar ve Yeni Zelandalılar yapacaklardı. Kıyıda su bulunup bulunmayacağı sürünceme konusuydu. Bu tartışmaya da Hindistan’dan ve Rusya’dan gönderilen katır birlikleri son verdiler.

Gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra, harekat başladı. Gemilerden ayrılan filikalar kıyılara yaklaşıyordu, ancak karşılığın çok çabuk ve ani gelmesi, filikaların mesafelerini koruyamamalarına ve çoğunun yanlış yerlere çıkmasına neden oldu. Karada da durum pek farklı değildi. İlerleme esnasında çoğu asker, kendi arkadaşları tarafından vuruldu. Daha sonra şaşkınlık ve karmaşa atlatılınca karşı saldırı başladı. Türkler 261 rakımlı tepeye doğru püskürtülüyordu. Buradaki Türkler geri çekilirken karşılarına durumu daha net görmek için gelen Mustafa Kemal çıkmıştı. Kendisine cephanelerin bittiğini söyleyen askerlere, ”Süngü takıp, yere yatmalarını” emretmiş ve blöfünde başarılı olmuştu. Avusturalyalı askerler durdurulmuş ve bir daha ilerleme hızlarını yakalayamamışlardır.

Gelibolu’daki siper savaşları, savaşın asıl korkunç yüzünü gözler önüne seriyordu. Siperlerin önü cesetle doluydu. Cesetler çürümüş, kurtlanmış ve etrafa berbat bir koku yaymıştı. Ölüler eksilen kum torbalarının parçaları oluyorlardı. Savaşın bütün bu insan kayıplarına değip değmeyeceği her zaman tartışılabilecek bir konu olarak kalmıştır.

Bütün bu yapılan savaşlar neticesinde önemli bir ilerleme olmamış, bir iki tepe, birkaç ileri karakol alınmış, karşılığında binlerce ölü verilmişti. Aslında kayıptan başka hiçbir şey yoktu. Bunda da Gelibolu’daki kötü şartların rolü çok büyüktü. İçecek ve kullanılacak su sıkıntısı, yiyecek sıkıntısı ve hastalıklar gün geçtikçe sağlam insanları bile ölüme sürüklüyordu. Tuvaletin olmayışı, sineklerin etrafa mikroplar saçması sonucu dizanteri de baş göstermişti. İhtiyaç olan malzemelerin zamanında gelmemesi veya yeterli olmaması felaketi arttırıyordu. Yaralılar geriye, gemilere taşınıyorlardı. Fakat artık gemilerde yaralılar için ne yazık ki yer kalmamıştı.

Kasım ayı gelmiş ve havalar sertleşmeye başlamıştı. Aşırı yağmurlar sele dönüşmüş, fırtınalar ve buzlanma nedeniyle birçok asker donarak ya da boğularak ölmüştü. Artık savaşın sonuna gelinmiş, çekilme için gizli planlar yapılmaya başlanmıştı. Sonunda İngiliz kabinesi toplanarak, kaçınılmaz olana boyun eğdi: Gelibolu boşaltılacaktı. Boşaltma işlemleri geceleri ve gizlice yürütüldü. Geride işe yarar bir şey bırakmamaya gayret edildi. İlk etapta Suvla, en son olarakta Seddülbahir ile Anafartalar boşaltıldı. Hiç kimse Gelibolu’dan ayrıldığına pişman değildi. Ama içlerinden çok azı buna gerçekten sevinebiliyordu. Bu durumda geride bırakılan arkadaşlarının rolü çok fazlaydı.

İngiliz olsun, Avusturalyalı, Yeni Zelandalı, Fransız, Hintli, Kuzey Afrikalı veya Türk olsun, Gelibolu’da savaşmış tüm askerler korkunç bir deneyimden geçmişler ve bir çoğu kendilerinden beklenenin en iyisini yapmışlar.
__________________
Korkutma Beni
Korkularla Yıkadım Zaten Bunca Yıl Yüreğimi
Terketme Beni
Hiç Hazır Değilim, yoksa Kim Tutar Ellerimi
Ağlatma Beni
Hiçbir Gözyaşı Söndüremez Bu Ateşi
Gitme...



Mavi gecenin sessiz perisi
Ellerinde yüreğim bir kar tanesi
Resminin altında gözyaşımın izleri
Vakitsiz gidişine kalbimin serzenişi
En büyük zaferi ömrümün, bir prensesi sevmekti
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Geri Dön   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Eğitim, Öğretim & İş Dünyası > Eğitim, Öğretim Genel > Kitap Özetleri


Konuyu görüntüleyen(ler): 1 (0 üye ve 1 ziyaretçi)
 
Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Göç Destani GOLDBERK Türk Tarihi 0 07.09.07 12:41
Manas Destani GOLDBERK Türk Tarihi 0 07.09.07 12:40
Mete Destani GOLDBERK Türk Tarihi 0 07.09.07 12:38
Türeyiş Destani GOLDBERK Türk Tarihi 0 07.09.07 12:37
Bozkurt Destani The_Rasmus34 Türk Tarihi 2 15.07.06 18:35


Şuan saat: 09:15 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 RC8