![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Blogs | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Duyuru |
| Kişisel Gelişim Sinir dili programlaması, hafıza geliştirme veya beyni eğitmeye yönelik diğer bilimler ve eserlerinin paylaşıldığı bir bölüm. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| ||||
| Bakış Açısı BAKIŞ "Neye baktığımız değil, nasıl baktığımız önemlidir." BAKMAK ayrı, görmek ayrıdır. İsabetli bir bakış melekesi kazanmayanlar, gerçekleri göremezler. Kur'an-ı Kerim, "Onları sana bakar görürsün; hâlbuki onlar görmezler!"53 ayetiyle bakmak ve görmenin aynı olmadığına dikkat çeker. Neye baktığımız değil, nasıl baktığımız önemlidir. Meselâ, hem mümin hem de kâfir aynı âlemde yaşar, aynı şeylere bakarlar. Fakat netice çok farklıdır. Mümin bütün âlemi ve içindekileri Allah'a bir alâmet olarak görürken kâfir aynı şeyleri "tabiat eseri" olarak değerlendirir. Kur'an'ın şu ayeti, bu gerçeği gayet veciz bir şekilde ilân eder: "Göklerde ve yerde nice ayetler (ibretler, harikalar...) vardır ki üzerine uğrarlar, yüz çevirip geçerler!" Pek çok insan, zahire [dış görünüşe] müptelâdır; "Onlar, dünya hayatından bir zahir bilirler."55 ayeti, bu gerçeği bildirir. Dış görünüşe aldanan bir bakış, gerçeği göremez. Meselâ, görünüşte yağmur buluttan, meyve ağaçtan, çocuk anne babadandır; gerçekte ise Allah bu neticeleri o sebeplerle göndermektedir. Yoksa, çocuğunun resmini çizmekten âciz bir anne, her hücresiyle, her azasıyla bir kudret harikası olan o çocuğu nasıl yapsın; şuursuz ağaç, o güzelim meyveleri nasıl meydana getirsin; cansız bulut, yeryüzünde hayatın devamına vesile olan o yağmur damlalarını muhtaç yerlere nasıl göndersin? Pencereye bakmakla pencereden bakmak aynı şey değildir. Pencereye bakanlar lekeleri görürler, pencereden bakanlar ise güzellikleri seyrederler. İki adam, hapishane penceresinden dışarıya bakarlar; biri çamuru görür, diğeri yıldızları...56 Hapse düşen iki masum mahkûmdan biri haksız yere hapse atılmanın ıstırapıyla yanar tutuşurken diğeri "Beşer zulmeder, kader adalet eder." diyerek vaktini değerlendirir, hapishaneyi "Medrese-i Yusufiye" olarak görür, mahkûmları iç âlemlerinde hürriyete kavuşturacak irşatlarda bulunur. Anlatılır ki Hz. İsa, havarileriyle bir köpek leşinin yanından geçerlerken havariler köpeğin pis kokusundan, tüylerinin bozulması gibi kötü görünümlerinden söz etmişler. Hz. İsa, şu ifadesiyle onların gözünden kaçan noktaya dikkat çekmiş: "Bakın, ne beyaz dişleri var!" İstanbula ilk defa giden biri, yolda birine adres sorar. İçki müptelâsı olan muhatabı, birtakım kumarhane ve meyhanelerle o adresi tarif eder. Bu tarife göre bulamayan adam, bir başkasına aynı adresi sorar. Dindar bir zat olan muhatabı, mescitlerle, camilerle adresi anlatır. Yarısı dolu bir bardak iki kişiye gösterilip ne gördükleri sorulmuş, Biri "Yarısı boş bir bardak görüyorum," derken, diğeri "Yarısı dolu bir bardak görüyorum." demiş. Bir profesör, tahtaya beyaz bir kâğıt yapıştırıp ortasına siyah bir nokta koymuş, ardından öğrencilerine "Ne görüyorsunuz?" demiş. Hepsi "siyah bir nokta" gördüklerini söylemiş. Profesör şu anlamlı değerlendimeyi yapmış: "Hayret, hiçbiriniz koskoca beyaz kâğıdı göremedi!" Bu iki misal gibi, aynı dünyada yaşayan insanlar olarak âleme ve olaylara bakışımız farklılık arzetmektedir. İşte, toplum bir cihette "yarısı boş bardak" veya "siyah bir nokta"dır; ama diğer cihetle, "yarısı dolu bir bardaktır, o siyah noktayı kuşatan beyaz kâğıttır. Dolayısıyla, aynı toplumu hem bir rezalet toplumu, hem de bir fazilet toplumu olarak takdim etmek mümkündür. Devamlı menfî yönleriyle takdim ettiğimizde muhataplarımızı ümitsizliğe sevketmiş, onların şevk ve heyecanlarım söndürmüş oluruz. Toplumun manevî dinamikleri olan mürşitlerin, eğitimcilerin bu noktayı gözden uzak tutmamaları gerekir. Gerçi onlar kendi âlemlerinde bardağın yarısının boş olduğunun farkındadırlar; siyah noktadan gafil de-ğirdirler; yani toz pembe bir dünyada olmadıklarının idraki içindedirler; fakat muhataplarına şefkaten müspet cihetleri nazara verirler, yara açmadan irşat ederler. Mahkûm, sadece demir parmaklıklar arkasındaki değildir; gerçek mahkûm, zahirin hapishanesinde maddeye takılıp kalan kişilerdir.
__________________ ![]() Kişisel Mükemmelliğe ulaşmak için Buraya Tıklayın! İngilizce öğrenmek için Buraya Tıklayın |
| ||||
| Ce: Bakış Açısı böyle bir konu yetim kalmasın bende kendi kaliteme uygun bir hikaye ile süslemek istedim nacizane ![]() Arjantinli ünlü golfçü Robert Vincenzo yine bir ödül kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş. Ardından kulübüne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının yanına doğru yürümüş. O sırada yanına bir kadın yaklaşmış. Vincenzo'yu kutladıktan sonra ona küçük bir bebeğinin olduğunu, bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını, onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatmış bir çırpıda. ![]() Kadının anlattıkları Vincenzo'yu çok etkilemiş. Hemen çek defterini çıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın bir bölümünü yazıp imzalamış. Çeki kadına uzatmış. O sırada kadına "umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" demiş. ![]() Ertesi hafta Vincenzo kulüpte öğle yemeğini yerken Golf Derneğinin bir üyesi yanına yaklaşmış ve" otoparktaki çocuklar; "geçen hafta siz turnuvayı kazandığınız gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" "demiş. "Evet , bunun nesi garip?" demiş Vincenzo. "Garip değil tabii ki " demiş adam. "ama size bir haberim var.O kadın bir sahtekarmış.Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış." Vincenzo şaşkınlıkla; "yani ölümü bekleyen bir bebek yok mu?" demiş. "Yok" demiş adam. "İşte bu hafta duyduğum en iyi haber!" demiş Vincenzo. İşte buna bakış açısı farkı diyoruz. Kimi parasını kaybettiğine üzülür ama kimi de Vincenzo gibi ölümü bekleyen bir bebek olmamasına sevinir. Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir. SEÇİM BİZLERE AİTTİR...
__________________ besiktaslı´ait bütün Konuları bul Tohum saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın! Hey gidi küheylan, koşmana bak sen! Çatlarsan, doğuran kısrak utansın! -----------------------------Kendinizi PAHALI Zannetmeyin, Hepinizin İNDİRİMLİ Günlerini Biliyorum ----------------------- [Linkleri Sadece Ziyaretçiler Görebilir. Buraya Tıklayarak Ziyaretçi Olabilirsiniz] |