İslami Bilgi Ve KaynaklarBaşlı başına bir kültürel birikim gerektiren güzel dinimizin müstesna incelikleri, hayat görüşü ve yaşanışı üzerine sayfalar dolusu bilgi, doküman ve paylaşımın yeraldığı gönül ferahlatan bir bölüm.
Güngör Mengi Vatan gazetesinin başyazarı, laiklerin üstadı bir başyazardır.
Ömrü irticayla mücadele ile geçmiş, ailecek irticayla mücadelenin ön saflarında yer alarak haklı bir ün kazanmıştır.
Kendisi çok demokrat bir insandır.
Son kriz zamanında seçim sandığı ortada görününce [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]ve irtica tehlikesine karşı yürütülmesi gereken mücadelenin startını vermiştir. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ] Yeni efendim Mayolu kuvvetleri devreye sokmak istiyor.
Evet bu büyük buluşundan ötürü zaten her zaman takdir ettiğimiz büyük üstadımızı bugün daha bir çılgınca alkışladık. Zira şimdiye kadar askeri darbelerle önlenmeye çalışılan irticaya karşı asla silah bir çözüm olmamıştır. Onu engelleyebilmek ancak mayo gibi büyük bir güıün devreye girmesiyle yapılabilir.
Evet bu müthiş güç devreye sokulduğunda ortada irtica-mirtica diye bir şey kalamayacaktır.
Yalnız kendisi bu operasyonun detaylarını vermemiş, bizde karınca kararınca bir katkıda bulunalım dedik ve kaleme sarıldık.
Mayolu kuvvetler:
Aziz efendiler irtica sizin öyle sandığınız gibi basit bir tehlike değildir. [Sadece kayıtlı Üyelerimiz Linkleri görebilir. ]engellemenin en kesin yolu onu mayolu kuvvetler ile yenmektir.
Mayolu kuvvetlerin karşısında hiçbir güç duramayacağı gibi irticada duramayacak kendiliğinden yok olup gidecektir.
Nasıl mı olacak işte böyle:
Mayolarımızla deniz kenarında başlayan bir yürüyüşle irticayı protesto edeceğiz.
Bu protestoyu izlemeye herkes gelecektir. -garantili-
Mayo bir nevi bir ayrım olacaktır kim irticanın yanında kim karşısında şıp diye ortaya çıkacaktır.
Bu ahali mayoları ile şehirleri dolaşacak “haydi sende katıl bu coşkun sele ” denilerek ahalinin bu mayolu kuvvetlere katılmaları sağlanacaktır.
Bilindiği gibi mayoyu irticacılar giyemez.
Onlar haşema giyerler biz bunuda göstermek için sembolik olarak bir gurup haşemalıyıda beraberimizde gezdireceğiz ve halka kararınızı verin “mayo mu haşema mı ” diyerek onları tercihe zorlayacağız.
Elbette halkımız bizim yani mayoluların yanında yerini alacak ve irticaya tokat gibi bir cevap verecektir.
Biz böylelikle safları belli edeceğiz mayosunu alan gelecek, alan gelecek bir görsel şölen olacaktır bu laik Türkiye’mizin imajını şıp diye düzeltecek, ülkemizi çarşaflıların sarmadığı saramayacağı tüm dünya tarafından görülecektir.
Bu görsel şölen sadece Türk televizyonları tarafından değil tüm dünya televizyonları tarafından canlı canlı yayınlanacağı için- garanti veririm- bu halklı mücadelemiz herkes tarafından görülecek anlaşılacak ve daha öyle yok demokrasiymiş, yok muz cumhuriyetiymiş gibi abuk sabuk açıklamalar yapılmayacaktır.
Bu olayı izleyenler kesin kararını vereceklerdir. ve bu başlattığımız süreç izmirden başlaycak erzurum karstan çıkacak yürüdüğü heryerden irticayı söküp atacaktır.
Doğu Perinçeğin son günlerde İsviçreye gidip,
ceza almasını Türk basını görmezden geldi. Ama ben gelemezdim.
O yüzden destanını yazmaya karar verdim. Türk basınınada örnek olsun. Hanlar hanı Sadık hanın bir erkek evladı oldu. Han, büyük bir şölen verdi bu şölene herkesi çağırdı Dede Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı. Kulağına onuncu yıl marşı okundu,sıra ismi söylemeye geldi. Dede Korkut “bunun ismi ne olacak?” diye sordu. Baktılar çocuk yerinde durmaz, gah sağa döner gah sola dönerdi. Gah şimale, gah cenuba dönerdi,gah şarka gah garba dönerdi Etrafta bir mubahase başladı.Bu çocuk zahir pek yerinde duramayacak. Onu yerine sabitleyecek bir isim koyalım dediler.Yönlerden isim koymaya karar verdiler. Dede Korkut güney ismini salık verdi.Ama her kafadan bir ses çıkıyordu.Kimi şimal olsun der, kimi cenup kimi şark der kimi garp derdi. Sonra ortak yol bulundu çocuğun adı “merkez” olsun kendi karar versin dediler. Onuncu yıl marşı eşliğinde “merkez” ismini verdiler Merkez Perinçek efsanevi bir kişiydi. 3 gün süt içti, dördüncü gün içmedi Bana aslan sütü getirin dedi.. Üç yaşında mahllenin çocuklarından çeteler kurdu, liderliğini yapmaya başladı. Her gördüğü üç kişiden bir örgüt kurardı.Sen yardımcı, sen muhasebe, sende getir-götür deye teşkilatını kurardı Okul onun kurduğu çetelerle doluydu.Hatta kendiside unuturdu; hangi çeteyi kendi kurdu. Okulda herkes ona reis diye hitap ederdi. Mavi boncuk çetelerinin bir birinden haberleri olmaz birbirlerine karşı çatışırlardı İşbu Merkez perinçek, merkezde bulunmaktan sıkıldı Benim merkezle işim olmaz, ben fevkalade protest bir kişiliğim.Benim muhalefet etmem lazım.Ben günümü elalemin yanlışlarını savunmakla geçiremem. En kolayı eleştireceğim bir yerde olayayım.Nede olsa kimse bana birde sen yapta görelim demez; o hataya düşmezler. Ben muasır medeniyet diye bahsettikleri batıyı kendime kıble seçtim. Benim adım bundan sonra Merkez değil Batı perinçek. Bu duyuruyu bütün çetelerine söyledi. Bundan sonra beni arayan batı yamaçlarında arasın”dedi Perinçek bir müddet batı felsefesi, mantığı, psikolojisi,tarihi okudu. Ama çok okumadı, 4 sayfa okudu-herbirinden bir sayfa- vesselam Hemen olayın derinliğini anladı.Batı medeniyeti; keser medeniyetidir.Yani ” hep bana ” medeniyetidir. Sömürgeye dayanır. Batı kimi sömürecek kendini değil, elbette kendinden olmayanı. Öyleyse beni sömürecek deyü fikrettti . Bir hayli vakit geçti - geçmedi batı ismini beğenmedi. Yedikleri de bir şeye benzemiyordu zaten.Bıktı, tiskindi, iyrendi. O günlerde “şimal” güneşi parıldıyordu.”işte bu benim aradığım olabilir” dedi. “Batının sömürgesine “kuzey” engel olurmu acaba?” dedi O güneşin parıltısına kendini kaptırdı. Burada yarım bıraktığı rus klasiklerinin giriş bölümlerinin de etkisi olmuş olabilir O gün çetelerini tekrar topladı. Dedi” bundan sonra ben batı perinçek değil, kuzey perinçeğim Bu böylece biline, beni seven benle gelsin. Gelmeyeni döve döve getiririm O gün tüm çeteleriyle birlikte kuzeye iltihak etti. Kıbleyi kuzeye ayarladı.Akşam radyo haberlerini “bizim radyo”ya ayarladı. Rus aksanı ile Türkçe okunan haberler onun tek haber kaynağı idi Yıllarca onu dinledi,dinledi,dinledi. En sonunda bir gerçeğin farkına vardı; Hiç bir şey anlamıyordu. Çünkü spiker çok kötü konuşuyordu. Bu spikerin Türkçesinden hiç ama hiç bir şey anamıyordu. Bu arada bir şeyi daha farketti. Bu rusya neden bir çok Türk olduğu halde bu radyoda Türk spiker değilde Türkçenin anasını ağlatan bir rus spiker kullanıyordu. O önsezilerine çok güvenirdi.-bütün liderler öyledir- Bunun bir oyun olduğunu anladı. Aslında Rusya ile Batı bir oyun oynuyorlardı Kötü polis- iyi polis oyununda birinden kaçan öbürüne sığınıyordu Dünyayı aralarında pay etmişlerdi İşte o gün tekrar tayfasını topladı. Arkadaş ben kuzeyi de beğenmedim. Bu namertler bize oyun oynuyorlar. Ben; adımı, kıblemi, saatlerimi ve radyomun ayarını değiştiriyorum Orada kedilerin miyavlamalarını duydu. Kediler “mao, mao, mao” diyorladı. “Buldum” dedi “ben ayarlarımı maoya göre yapmalıyım” “Bu ilahi bir işaret” dedi. Kediler onu tastik ettiler “mao, mao, mao” dedilder. O da koroya katıldı “mao, mao, mao” Bundan sonra benim adım Doğu perinçek dedi Bir neçe yıl böyle devam ettikten sonra Çindende sıkıldı. Zira onların gözleri çekikti,hepsi birbirine benziyordu,arkadaşlarını karıştıryor bir türlü dün konuştuğu adamın kim olduğnu anlayamıyordu. Sanki hepsi bir milyar dörtyüzüzdü . Kime güveneceğini bilmiyordu. Ya hepsini tanıyor, ya da hiç birini tanımıyordu. Üstelik sadece alfabelerini öğrenmek 25 yıl alıyordu Hem de radyodaki spiker rus radyosundakinden daha kötü konuşuyordu. Vaktaki kuzeyde buzlar çözüldü. Doğudaki dev ufak bir delikten geçti.Hong kong isimli kara delik çini yuttu. Doğu Perinçeğin gözü açıldı. O sırada bir hamamda çamur banyosu yapıyordu Evraka, evraka nidlarıyla çamurdan çıktı. İlk gördüğü temiz suda yunarak fikrini dermeyan etti. Niçin elin rusunun,yecüc mecucunun peşinde koşayım. Bu bana yaraşmaz. Kendi milli kominizmamı kurayım dedi. Ulusalcılık adını verdiği bu deneyini Türkiyede uygulamaya karar verdi. Çetelerini tekrar topladı. Dedi “biliyorum, yine mi diyeceksiniz ama bu sefer iş ciddi.” Artık bunca yıllık kominizm tecrübemi Türk patentiyle kullanacağım. Yerli malı Türkün malı herkes onu kullanmalı Ancak bu işe insanları ikna etmesi bir hayli zor olacaktı. Yıllarca bekaalarda seminerler vermiş, batı,kuzey,doğu derken pek çok vukuatı olmuştu. Nasıl ikna edecekti insanları. Ceketin kolu her işin ise bir yolu vardı. Önce hafıza zayıflatma teknikleri öğrendi, Bu ulusalcılığı pazarlamalı idi Türkiyede. Bunun aslında rahmetli kominizmin yerel versiyonu olduğunu gizlemeli ve halkı ikna etmeliydi. Ne çileler çekti bunu için. Elma müptelası oldu - pek sevmezdi aslında- hemde kızılına. Hatta bunun ittifakını bile kurdu.
deplasmanlı miting ligi başlattı. bu çerçevede berlinde galatasaray maçı dışındada yürüneceğini gösterdi.Lozan seferine çıktı.İsviçreden beraat madalyası aldı.Yunanistanada yakın dostu Kemal alemdaroğlu ile bir çıkarma yaptığı söylenir halk arasında. İşte böyle tekrar Merkez perinçeğin Merkeze dönüş hikayesi böyledir. Rivayetler derlerki merkez perinçek ömrünün ahirinde bir Türk geleneğine iktidaen hacca gitmiş, sakal bırakmış ve namaza başlamıştır.Efsaneye göre hacda şeytan taşlarken büyük bir gürültü ile şeytana ait kaideler yıkılmış, sütunların olduğu yerden açık bir Türkçe ile “Sen de mi Brütüs” sözü iştilmiş, o sırada çıkan izdihamda Perinçek hayatını kaybetmiştir.kendisi orada gömülmüş, svehhabi anlayışına göre mezarlarda isim ve saire yazılmasının yasak olduğu için sevenleri tarafından mezarına belirleyici bir işaret olarak bir rüzgar gülü takılmıştır.oradan geçenler onun mezarını hemen tanır ve şeytanı çatlatan bu kahraman adamın ruhuna dualar okurlar Bu yıllarda ismini Güney Perinçek olarak değiştirdiğide söylenir. Böylelikle Dedem Korkutun öngörüsüde gerçek olmuş bir kez daha dedeliğin hakkını vermiştir