Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar

Duyurular

İslami Bilgi Ve Kaynaklar Başlı başına bir kültürel birikim gerektiren güzel dinimizin müstesna incelikleri, hayat görüşü ve yaşanışı üzerine sayfalar dolusu bilgi, doküman ve paylaşımın yeraldığı gönül ferahlatan bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 24.02.07, 12:40
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 11.01.07
Yaş: 72
Mesajlar: 3
Karizma Puanı: 0
veysi irdam is on a distinguished road
Evlilik Ve Nikah

devam ve bekası, huzur ve sükûnu, saadet ve mutluluğu da insan çiftlerinin bir araya gelmesiyle, karı-kocanın bir çatı altında birleşmeleriyle mümkündür. İnsansız dünya, bir şeye yaramıyacağı gibi hanımsız bir hayat da bir şeye yaramaz.
E Dünya hayatı; şeref ve değerini, canlılık ve şenliğini insanla bulur. İnsan hayatının sasen her şey çift yaratılmıştır: Gece-gündüz, yaz-kış, kuru-yaş, ruh-beden, dünya-âhiret, cennet-cehennem hep çifttir. Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
,,İbret alasınız diye (Allah) her şeyi çift çift yaratmıştır.“
Kâinatın nizam ve düzeni, bu çiftlerin yanyana gelmesine, birbirlerini takip etmesine veya tamamlamasına bağlıdır. İşte erkek-kadın da bu ciflerden biridir. Bunlar da yanyana gelir, birbirlerini tamamlar, evlilik hayatını, ailenin mutluluğunu temin ederler ve nihayet insan neslini devam ettirirler.
Bunun için, ilk insan olan Hz. Adem, yaratılır yaratılmaz, eşi Havva da yaratılmıştır. Adem Aleyhisselam ilk baba olduğu gibi, Hz. Havva da ilk annedir. Geçen sayfalarda da işaret ettiğimiz gibi, Cenab-ı Hakk, Hz. Adem'i topraktan yaratmıştır. O'na yâr olmak üzere, Hz. Havva'yı da meydana getirmiştir. Fakat Havva'yı topraktan değil de Adem Aleyhisselam'ın vücudunun bir tarafından yaratmıştır. Bundaki hikmet, karı-koca arasında sevgi ve saygıyı sağlamaktır. Çünkü, kadın erkekten ayrı ve ona yabancı değildir. Kadın erkeğin bedeninin bir gücü ve onun bir parçasıdır. Tarihte ilk karı-koca bunlar olmuştur. Ve bütün insanlığın soyu, bunlara ve bunların meydana getiridiği aileye dayanır. Ve işte bu itibarladır ki, her insan kardeştir.
Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
,,Ey o bütün insan kümeleri! Rabb'inize karşı gelmekten sakının ki, sizleri tek bir şahıstan yarattı ve o bir şahıstan da eşini halk etti ve ikisinden birçok erkek ve dişiler yarattı (ve dünyaya yaydı)..."
,,Sizi topraktan yaratması, O'nun (Allah'ın) varlığının delillerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız. İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler (hanımlar) yaratıp aranızda sevgi ve merhamet var etmesi, yine O'nun varlığının ayetlerindendir. Bunda düşünen millet için dersler vardır.“
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de şöyle buyurur:
,,Kadın, bir kaburga gibidir. Kadın bir eğri kaburgadan yaratıldı. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın! Kırılması da talaktır."
Demek oluyor ki; ilk babamızın asıl maddesi; hamur ve çamuru topraktır. İlk anamızınki ise, ilk babamızdan kopma bir parçadır. Çift olarak yaratılmaları da birbirlerini sevme, sayma, bir araya gelip aile çatısını kurma, birbirlerine ısınma ve tamamlama hikmetine dayanır.
Fakat, erkek ile kadının bir araya gelmesi gelişi güzel değildir; Kayıtsız, şartsız değildir. Herkesin keyfine göre değildir. Bu hususta kaideler konmuş, kanunlar vazedilmiş, bir düzene konmuştur. Tabiattaki diğer bütün çiftler de öyle değil mi?!. Hepsi bir düzene, bir kanuna bağlı; rastgele bir şey yok, başı boş bırakılmamış. Her birinin hareket ve görevi bir ölçüye bağlanmıştır. Serseri, gelişi güzel bir şeye tesadüf edilmiyor. Yaratanın koyduğu kanunlara göre çalışıyor her şey. Çünkü âlemin düzeni böyle olmasına bağlıdır. Aksi halde ne olurdu? Düzen bozulur, anarşi meydana gelirdi.
Erkek-kadın münasebetleri de tesadüfe bırakılsaydı, herkesin keyfine bırakılsaydı, kâr yerine zarar, saadet yerine felâket getirirdi, neslin devamı yerine neslin inkırazına sebep olurdu.
İşte, bu sebeple nikâh meşru kılınmıştır. Her iki tarafın rızası alınır, şahidler çağrılır, merasimler yapılarak etrafa duyurulur; gelin ve güveyinin kimler olduğu, kimin kime verildiği belli olmuş olur ve nihayet ortada kimsenin şüphesi kalmaz...

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 20.09.07, 11:20
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.138
Karizma Puanı: 572
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb Nişanli çiftler Kendi Aralarinda Nikah Kiyabilirler Mi

abdulazız bayındır

NİŞANLI ÇİFTLER KENDİ ARALARINDA NİKAH KIYABİLİRLER Mİ?

Soru - Nişanlı çiftlerin haram işlemeksizin bir araya gelerek ko­nuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan dinî nikahın, dinî ölçüle­rimize göre geçerliliği nedir? Nişanlılıkla birlikte kıyılan dinî nikah, nişanlıların cinsel arzu ve eylemlerine meşruiyet kazandırır mı?

Cevap - Nişanlı çiftler arasında kıyılan nikah, tam bir nikahtır. Bununla nişanlılık dönemi biter, evlilik dönemi başlar.

Yalnız kaç-göçün önlenmesi ve nişanlı çiftlerin haram işlemek­sizin bir araya gelerek konuşabilmeleri ve gezebilmeleri için kıyılan ayrı bir nikah çeşidi yoktur. Bir tek nikah vardır ve o nikah kıyılınca evlilik dönemi başlar. Artık kızla erkek birer nişanlı çift değil, evli çift olmuş olurlar.

Bu nikahtan sonra erkek karısını kendi evine götürme hakkını elde eder. Kadın, kocasının evine gitmemek için, yalnızca mehr-i muaccelinin (yani peşin olarak ödenmesi şart koşulan mehrin) ödenmemiş olmasını engel gösterilebilir. Bundan başka hiç bir şey ileri sürülemez. Çeyiz bitmedi, nişan töreni ya da düğün töreni yapı­lacak gibi engeller ileri sürülemez. Eğer düğün yapılacaksa derhal ya­pılır ve koca karısını evine götürür.

Mehir, bilindiği gibi erkeğin karısına vermek zorunda olduğu bir maldır. Tarafların anlaşmasına ya da örfe göre bir kısmı peşin bir kısmı da daha sonra ödenebilir. Tamamının peşin olması veya ta­mamının daha sonra ödenmesi şartını koşmak da caizdir. Nikah sı­rasında mehrin tamamının veya bir kısmının peşin olması şartı geti­rilmişse kadın, kocasına teslim olmak için bu şartın yerine getiril­mesini isteyebilir. Bu şart yerine gelince kadının ileri sürecek bir şeyi kalmaz. Kadının babası, kardeşleri ya da ailesinden herhangi bir fer­din bir şart ileri sürme hakkı yoktur. Genellikle düğünlerin gecikti­rilmesi taraflar arasında bir çok sürtüşme, anlaşmazlıkların sebebi olur. Bu geciktirmeye kız ve oğlan değil çoğunlukla nikahtan sonra hiç bir yetkisi kalmayan kız ve oğlan tarafları sebep olurlar. Onlar bu davranışlarıyla günahkar olurlar. Kocasının evine gelmek istemeyen bir kadın babasının veya kendisinin evinde kendisini kocasına tes­lim eder. Bundan kaçınırsa “naşize” olmuş yani kocasına karşı çıkmış olur.

Eğer erkek eşini kendi evine götürmek istemiyorsa bu durumda karısının nafakasını ödemesi gerekir. Nikah kıyılmış ama henüz dü­ğün yapılmamış olması bunu engellemez. Çünkü nikahla düğün bir arada olur.

Bu nikahtan sonra evliliğin bozulması halinde tamamen bo­şanma ile ilgili hükümler geçerli olur.

Nişanlılık konusundaki uygulamalarda büyük yanlışlıklar ya­pılmaktadır. Nişan, ilerisinde evlenmek üzere verilen sözden ve ya­pılan bazı törenlerden ibarettir. Bu dönemde taraflar birbirini iyice tanıma fırsatı elde ederler. Birbirleri hakkında tam bir kanaate sahip olduktan sonra hemen nikah kıyıp düğünü yapmalıdır. Nikah, evli­liğin fiilen gerçekleşmesi demektir. Bundan sonra evlilikle ilgili bü­tün haklar ve sorumluluklar başlar. Nikahtan sonra tarafların birbi­rini hala nişanlı kabul etmelerine imkan yoktur. Öyleyse bu konuda çok dikkatli davranmalı, nikahı düğün sırasında kıymalı ve düğünü asla geciktirmemelidir.[1]

Ömer Nasuhi BİLMEN hocamız, rahmetullahi aleyh’in belirtti­ğine göre Mâlikî ve Şafiî mezhepleri, yalnız kaç-göçü önlemek, ama erkeğin karısını evine götürememesi ve onunla cinsî ilişkide bulu­namaması gibi şartlarla kıyılan nikah sahih bir nikah değildir! Mâlikî mezhebine göre bu nikahı birleşmeden önce feshetmelidir. Şafiî mezhebine göre bu şartı kız tarafı koşmuşsa nikah batıl yani geçersiz olur.[2]
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Nikah Tazelemek galicya İslami Bilgi Ve Kaynaklar 1 23.01.07 00:03
DerMarr nikah tazeledi F.€rs Basketbol 0 19.10.06 15:06
Nikah masasında buluştular Juventus|F.C Türkiye Gündemi 1 24.08.06 22:48
Hastanede nikah kıydılar Juventus|F.C Türkiye Gündemi 0 23.08.06 15:35
Nikah nasıl kıyılır? Zaferli Kişisel Gelişim 0 21.08.06 18:49


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 14:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.0 Release Candidate 2
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0