Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar

Duyurular

İslami Bilgi Ve Kaynaklar Başlı başına bir kültürel birikim gerektiren güzel dinimizin müstesna incelikleri, hayat görüşü ve yaşanışı üzerine sayfalar dolusu bilgi, doküman ve paylaşımın yeraldığı gönül ferahlatan bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #31 (Daim)  
Alt 20.11.07, 11:45
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb Ce: Salavat-ı şerifeler Bölümü (Delal-i Hayrat Şerhi[Kara Davut])

SALAVAT



"Allâh ve melekleri Peygamber'e çokça salât ederler. Ey mü'minler! Siz de O'na çokça salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin." (el-Ahzâb, 56)

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in şânını yücelten âyet-i kerîmelerden biri de budur. Hem Allâh'ın, hem de meleklerin Rasûlullâh Efendimiz'e salavât getirmeleri, onun Allâh katındaki değerini ortaya koymaktadır.

Allâh'ın, Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e salavât getirmesi, "ona merhamet etmesi, şan ve şerefini yüceltmesi"dir.



Meleklerin Rasûlullâh'a salavât getirmesi de, aynı şekilde "Onun kadr u kıymetini anıp, yüce mertebelere erişmesi için Allâh'a niyazda bulunmaları" demektir.

Allâh Teâlâ âyet-i kerîmede, kendisinin ve meleklerin Rasûl-i Ekrem'e salavât getirdiklerini hatırlattıktan sonra, kullarına hitâben:

"-Ona -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bizim gibi siz de salât ü selâm getirin, saygıların en yücesiyle O'nu yâdedin." buyurmaktadır.

* * *

Abdullâh bin Amr -radıyallâhu anh-'dan gelen bir rivâyette Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

"Kim bana bir defa salât ü selâm getirirse, bu sebeple Allâh Teâlâ da ona on misli merhamet eder." (Müslim)

Hadîsin bazı rivâyetlerinde, Hazret-i Peygamber'e salavat getiren kimseye, Cenâb-ı Hakk'ın on defa merhamet edeceği müjdesine ilâveten, o kimsenin on günahının bağışlanacağı, manevî derecesinin on derece daha yükseltileceği de haber verilmektedir. (Nesâî)

Ashâb-ı Kirâm'dan Ebû Talhâ el-Ensârî'nin anlattığına göre, birgün Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- mütebessim bir çehreyle Ashâb-ı Kirâm'ın yanına geldi ve Cebrâil -aleyhisselâm-'ın kendisine şu müjdeyi getirdiğini haber verdi:

"-Muhammed! Ümmetinden biri sana bir salât getirdiğinde benim onun günahlarının bağışlanması için on defa istiğfar etmem, o kimsenin sana bir selâm getirmesi hâlinde de benim ona on selâm vermem seni sevindirmez mi?" (Nesâî)

Görüldüğü gibi Hazret-i Peygamber'e salât ü selâm getirmek, Allâh'ın rahmetini ve rızâsını kazanmaya vesîledir. Bu sebeple her fırsatta Rasûl-i Ekrem Efendimiz'e salât ü selâm getirmelidir.

İbn Mes'ûd'dan gelen bir rivâyette de Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyururlar:

"Kıyâmet gününde insanların bana en yakın olanları, bana en çok salât ü selâm getirenleridir."

Bir başka hadîs-i şerifte ise, Evs b. Evs -radıyallâhu anh-'dan rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"-Günlerin en fazîletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salât ü selâm getiriniz; zîrâ sizin salât ü selâmlarınız bana sunulur." buyurunca, Ashâb-ı Kirâm:

"-Yâ Rasûlullâh! Vefât ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman salât ü selâmlarımız sana nasıl sunulur?" diye sordular. Bunun üzerine Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"-Allâh Teâlâ, peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı." buyurdu. (Ebû Dâvud)

Hadisten de anlaşıldığı gibi Peygamber Efendimiz'e gönderilen salavâtlar ona takdim edilir. O da bu selâmları alır.

Bu bulunmaz fırsatı kaçırmamak için ona her fırsatta salavât getirmeye gayret etmelidir. Ayrıca hadîste Cuma gününün fazîletinden de söz edilmiştir. Bu sebeple Rasûl-i Ekrem'e Cuma günü daha çok salât ü selâm göndermeli ve böylece Cenâb-ı Hakk'ın rızâsını kazanmaya çalışmalıdır.

Rasûlullâh'a salât ü selâm getirmek sûretiyle kazanacağı mânevî ecre önem vermemiş, kendini elde edeceği büyük bir sevaptan mahrum bırakmış kimseler hakkında Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-:

"Asıl cimri, yanında adım anıldığı hâlde bana salâvât getirmeyen kimsedir." buyurmuştur.

* * *

Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e çokça salavât getirebilmek için O'nu çok sevmeliyiz. Zîrâ insan sevdiğini dilinden düşürmez; O'nu her fırsatta anar. Rasûlullâh Efendimiz'in dindeki ve Allâh katındaki yerini ve önemini gerektiği şekilde kavrayamayanlar, "Ben Allâh'ı daha çok seviyor ve her fırsatta O'nu anıyorum; ayrıca Hazret-i Peygamber'i anmaya ne gerek var?" diye düşünebilirler.

İnsanın en fazla sevip sayması gereken şüphesiz Allâh Teâlâ'dır. O'na beslenecek muhabbeti ve hürmeti bir başka muhabbet ve hürmetle kıyaslamak elbette mümkün değildir. Bununla beraber Allâh Teâlâ, Rasûl-i Ekrem'e beslenecek sevgi ve saygının önemini Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle hatırlatmaktadır:

"Ey Rasûlüm, insanlara de ki: Eğer Allâh'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın." (Âl-i İmrân, 31)

Allâh katında böylesine üstün yeri olan bir peygamber, elbette sevilmeye, sayılmaya ve her fırsatta anılmaya lâyık bir kimsedir.

Müslümanlar hayatı ve yaşama biçimi olduğu kadar duâ ve ibâdeti de Allâh'ın Rasûlü'nden öğrenirler. Her işte olduğu gibi duânın da bir âdâbı ve usûlü vardır.

Birgün Rasûlulllâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, namazdan sonra Allâh'a hamd etmeden, Peygamber'e salavât getirmeden duâ eden bir adamı işitti. Bunun üzerine:

"-Bu adam acele etti." buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve:

"-Biriniz duâ edeceği zaman önce hamd ü senâ etsin, sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin." buyurdu. (Ebû Dâvud, Nesâî)

* * *

Peygamber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- salavât-ı şerîfe'nin fazîletini bildirdiği gibi kendisine nasıl salavât getirileceğini de haber vermiştir.

Nitekim Ahzâb Sûresinin 56. âyeti nâzil olunca, sahâbe Peygamber'e başvurarak nasıl salât getirileceğini öğrenmek istediler ve bunu Efendimiz'e sordular. Rasûl-i Ekrem Efendimiz, kendisine bu suâl sorulduğu zaman sükût buyurdu. Ya âdeti üzere o konuda vahiy gelmesini bekledi veya bu suâle en uygun cevâbı verebilmek için düşünme ihtiyacı hissetti. Sükûtun uzaması, Rasûlullâh'ı yorup üzdüklerini zanneden sahâbileri endişeye sevketti ve:

"-Keşke bu suâl sorulmasaydı, Rasûlullâh Efendimiz de üzülmeseydi." diye aralarında konuştular. Çok geçmeden Rasûlullâh şu salavâtı tavsiye buyurdu.

"Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte alâ âl-i ibrahim ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed, kemâ bârekte alâ âl-i İbrahim, inneke hamîdun mecîd. (Allâh'ım! İbrahim'in âline rahmet ettiğin gibi Muhammed'e ve âline de rahmet et. Allâh'ım! İbrahim'in âline hayır ve bereket lutfettiğin gibi Muhammed'e ve âline de hayır ve bereket ihsân et. Şüphesiz Sen övülmeye lâyık ve yücesin.)

Demek ki, Efendimiz'e salavât getirirken Cenâb-ı Hakk'a şöyle duâ etmiş oluyoruz:

"Yâ Rabbi! Rasûl-i Ekrem'in nâmını, şânını hem dünya, hem de âhirette yüce kıl. Onun getirdiği İslâm dinini bütün cihâna yay ve bu dini dünya varoldukça yaşat. Ona âhirette ümmetine şefâat etme hakkı ver ve kendisine sayısız sevap ihsan eyle!"

Salât ü selâm böylesine derin manalar ihtivâ ettiğine ve faydası hem bize, hem de bütün müslümanlara ulaştığına göre, salavât-ı şerîfe getirme husûsunda cimrilik etmemeliyiz.

Bir gün Ubey b. Ka'b -radıyallâhu anh- Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e sordu:

"- Yâ Rasûlallâh! Ben sana çok salavât-ı şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir?".

"- Dilediğin kadar yap." buyurdu.

"- Duâlarımın dörtte birini salavât-ı şerîfeye ayırsam uygun olur mu?" diye sordum.

"- Dilediğin kadarını ayır. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur." buyurdu.

"- Öyleyse duâmın yarısını salavât-ı şerîfeye ayırayım." dedim.

"- Dilediğin kadar yap. Ama daha fazla yaparsan senin için hayırlı olur." buyurdu.

Ben yine:

"- Şu hâlde üçte ikisi yeter mi?" diye sordum.

"- İstediğin kadar. Ama artırırsan senin için iyi olur." buyurdu.

"- Öyleyse duâya ayırdığım zamanın hepsinde sana salavât-ı şerîfe getirsem nasıl olur?" deyince:

"- O takdirde Allâh bütün sıkıntılarını giderir ve günahlarını bağışlar." buyurdu." (Tirmizî, Kıyâmet, 23)

* * *

Velhâsıl âyet ve hadîs-i şeriflerde bildirildiği üzere salavât-ı şerîfe getirmenin pek çok faydaları vardır. Bunları kısaca özetleyecek olursak:

1- Salavât, Ahzâb Sûresi 56. âyette belirtildiği üzere Cenâb-ı Hakk'ın buyruğuna itâattir.

2- Salavât, günahların affedilmesine vesîledir.

3- Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yolu ona salavât getirmektir.

4- Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-, kendisine salât okuyana mukâbelede bulunur.

5- Her salât getirenin ismi, Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'e arz edilir.

6- Salât ü selâm okuyan kimse, Allâh ve Rasûlü'nün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih etmiş olduğu için, O'nun ahlâkıyla ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazîlete erer.

7- Rasûl-i Ekrem'in kendisine olan muhabbeti arttığı gibi, onun da Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'e olan muhabbeti devam eder ve katlanarak artar.

8- Allâh Teâlâ'nın Rasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- ile bize ihsan ettiği lutuflar, sayıya gelmeyecek kadar fazla olmasına rağmen, salât ve selâm ile Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem-'in üzerimizdeki hakkını çok az da olsa ödemeye çalışmış oluruz.

9- Allâh Teâlâ'nın rahmetinin üzerimize inmesine vesîledir.

10- Salavât unutulan sözün hatırlanmasına sebep olur.

11- Salavât duâların kabûlüne vesîledir.

12- Yine salavât kıyâmetin o zor gününde arşın gölgesinde gölgelenmeye vesîledir ki, hadîs-i şerif'te şöyle buyurulur:

"Kıyamet gününde üç kişi Allâh'ın arşının gölgesinde gölgelenir:

1- Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi.

2- Benim sünnetimi ihyâ eden kimse.

3- Benim üzerime çok çok salavât getiren kimse."

Rabbim cümlemizi salavâtın özüne ulaşıp, Peygamber ahlâkıyla ahlaklanmayı, O'nun 23 yıllık nübüvvet hayatından lâyıkı vechile hisseler almayı ihsan eylesin!.. Aminn
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #32 (Daim)  
Alt 28.11.07, 12:26
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb Ce: Salavat-ı şerifeler Bölümü (Delal-i Hayrat Şerhi[Kara Davut])

Ey Rabbimiz! Bizi dalaletten, bidr17;atlardan, belalardan, kötülüğe sevk eden nefsin şerrinden koru. Bizi bir an olsun nefsimizle baş başa bırakma.

Ey Rabbimiz! Bizi kabir azabından, kıyamet günü azabından, cehennem azabından ve kahrının azabından koru.
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #33 (Daim)  
Alt 05.12.07, 11:05
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb Salat-ı Tefriciye

İmamı Kurtubî Hazretleri şöyle buyurmuş: "Bir kimse, çok önemli bir işinin veya önemli bir dileğinin gerçekleşmesini, ya da üzerinde devam edip duran büyük bir belanın üzerinden çekilip gitmesi (kalkması) için "Salât-i Tefriciye"yi (4444) defa okuyup, bu mübarek Salâtü Selâm ile Yüce Peygamberimizi vesile edinse, hiç şüphe ve tereddüt yoktur ki, Yüce Allah, okulunun istek ve muradının olması için hayırlı bir sebeb yaratır ve ona muradını verir."


"Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ Seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihil ukadü ve tenfericu bihil-kürebü ve tukdâ bihil-havâicu ve tünâlü bihir-reğâibü ve hüsnül-havâtimi ve yustaskal ğamâmu bivechihil Kerîm ve alâ âlihî ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin bi adedi külli ma'lûmin lek."

"Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed'e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O'nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O'nun hürmetine elde edilir. O'nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah'ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et."
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #34 (Daim)  
Alt 10.12.07, 11:11
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb sabah ve akşam giren kardeşlerimiz bu salavatı getirsinler

esselamu aleyküm aziz can kardeşlerim,akşam ve sabah okuncak salavat aşağıdaki gibidir,inşALLAHu Rahman akşam ve sabhları siteye girdiğimizde salavat bu salavatı getiririz.....

euzu billahimineyşeytanir recim bismiALLAHir Rahmanirrahim

***fealem ennehü lailahe ilALLAH***
3 defa okunur ve en son okuyuşta ***muhammedün resulALLAH***
denir..

***fealem ennehü lailahe illALLAH***
***fealem ennehü lailahe illALLAH***
***fealem ennehü lailahe illALLAH muhammedün resulALLAH***

ALINTIDIR
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #35 (Daim)  
Alt 08.01.08, 12:12
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb Getirelim Muhammed Mustafâ’ya Salavât

Getirelim Muhammed Mustafâ’ya Salavât 07/01/2008 - 09
Musa TEKTAŞ Hz. Muhammed Mustafâ (s.a.v), korunmuş, zahirî ve batinî günahlardan, haram ve kötü işlerden beri kılınmıştı. O masumların masumu, günahsızların günahsızıydı. İsmet sıfatını taşıyan Peygamberler silsilesinin hakanıydı.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mirac'a götürüldüğü gecede şunları anlatmıştı:
"Ben Kâ'be'nin avlusunda Hatîm kısmında -belki de Hıcr'da demişti- yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında idim. Derken bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı -Bu sözüyle boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı kasdetti.- Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi imanla (ve hikmetle) dolu, altından bir kab getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi (imanla) doldurulup tekrar yerine kondu…”
O, Allah’ın seçtiği biriydi. O sevenlerin her zaman yâriydi. O, âşık gönüllerin bitmeyen şiiriydi.
Kalbi, Peygamber (a.s.) aşkıyla dolu birçok üstad şair, onu medhetmekte âciz olduklarını bildikleri halde en müstesna beyitleri onun için kaleme aldı. Mustafâ redifli gazeller, Peygamber-i zişânın ismi şerifine hürmeten yazıldı.

Güzellik Seninle Kemâle Erdi
Zâtî (1471-1546), 16.yüzyılın ileri gelen şairlerindendi. Türk edebiyatında sayı olarak en çok gazeli o yazdı. Zâtî, bir na’tında onun güzel vasıflarını şöyle dile getirdi. (Bu âciz kölesine de anladığı kadar açıklamak düştü):

Mushaf-ı hüsnünde hatm olmuş letâfet Mustafâ
Nitekim ol Fahr-i Âlemde nübüvvet Mustafâ
(Ey, Muhammed Mustafâ, Kur’an senin güzel yüzünde toplanmıştır. Güzellik seninle kemâle erdiği için âlemin övüncü olarak nübüvvet mührü sana verildi, Peygamberlerin sonuncusu sen oldun.)

Mahşer-i fürkatte dil yandı bi-hakkı Çâr Yâr
Biz günehkâr ümmete eyle şefâat Mustafâ
(Günahın bizi senden ayrı düşürdüğü mahşer gününde ateşlere yanan halimize “Dört Halife”nin hatırı için bak. Ogün bize şefaat et, bizi cehennemliklerin içinden seçip, cennet ehlinin içine kat.)

Eşiğinde fikr-i ruhsarunla hâb almış gözüm
Görürem olmuş mekânım bâğ-ı cennet Mustafâ
(Ey sevgili, kapında yüzünü düşünmekten gözlerim uykuya varmış. Rüyamda yerimin cennet bağında olduğumu gördüm.

Çok şükür öldüm dirildim görmeyince ölmedim
Dediler ol kâmete gâyet kıyâmet Mustafâ
(Seni ölümden sonra görmeyi bekleyemedim. Ölümü göze aldım. Ölüp dirilmiş gibi öbür dünyaya gidip geldim. Senin için öldüm, senin için dirildim. Nefsimi öldürdüm, sünnetinle hayat buldum. Seni görmek nasip oldu. Bana senin huzurunda yeniden can bulurken, sana ihtiram etmek ve ayağa kalmak emredildi ey seçkin Peygamber.)

İç işigün taşına itün gibi başın koya
Zâtî’nin ger var ise başında devlet Mustafâ
(Ey Mustaf , eğer bu Zatî bahtlı bir kimse ise, senin eşiğine baş koyan, kapıda bekleyen bir köpeğin ola. Senin civarında sadık bir kelbin olarak kalayım. Civarından ayırlmayayım. O zaman kendimi en şanslı kişi kabul edeceğim.)

İsmi Mehmed olan şiirde Muhyî (?-1611) mahlasını kullanan bir başka, yüreği Muhammed Mustafâ aşkıyla yanan şairin na’tında beyitler inci gibi dizildi. (Bu na’tın mısralarından da şu ifadeler sezildi):

Arz et cemâlin göreyim ey mâh-ı tâbân Mustafâ
Ref’ et nikâb-ı rûyunu şems-i dırahşân Mustafâ
(Ey şekçin Peygamber! Karanlık zulmetle dolu gece gibi hayatıma arz et de parlak ayışığı gibi cemalinin güzelliğinin nurunu göreyim. Her taraf aydınlansın. Yüzündeki perdeyi kaldır da, dünyama ışık veren güneşim ol.)

Hakk’ın sen oldun mazharı sensin kamunun rehberi
Seni seven olur velî gevherlerle kân Mustafâ
(Allah’ın sevgilisi oldun, O’nun katında en yüce nimetlere sen eriştin. İnsanların, cinlerin hatta peygamberlerin bile kılavuzu oldun. Seni sevenler hakiki cevher hazinelerini bulmuş olurlar. Çünkü cihanın incisi seçkin Peygamber sensin.)

Eren sana erdi Hak’a aşk zencîrin boyna taka
Tâ Hak cemâline baka ey nûr-ı sübhân Mustafâ
(Sana kavuşanlar Allah’a vasıl oldular. Çünkü Rabbimiz “Rasule itaat eden Allah’a itaat etmiş olur” buyuruyor. Seni gören Hakk’ı görmüş olur. Sen İlahî vuslatın kapısısın. Hakk’ın cemalini seyretmenin anahtarı, Allah’ın nurundan yaratılmış olan seçkin/Mustafâ senin elindedir.)

Seninle oldu âfitâb gönderdi sana Hak kitâb
Âşıklara feth oldu bâb ey derde dermân Mustafâ
(Güneş güzelliğini senden aldı. İnsanları aydınlatan Kur’an-ı Kerim sana verildi. Âşıklara muhabbet kapısını açıp dertlerine derman olan, ızdıraplarını dindiren, yaralarına merhem süren sensin ey arınmış Nebi.)

Medh eylemek seni muhâl meddâhın oldu zülcelâl
Muhyî kuluna kıl visâl ey hakka mihmân Mustafâ
(Seni Allah övdüğü için insanların kelamıyla, şiirle, nesirle kitapla, yazıyla, medhetmek, anlatmak, tarif etmek imkansızdır. Hiçbir kul buna güç yetiremez. Ey Allah’ın arşında konuk ettiği, Mirac’a yükselttiği seçkin elçi! Muhyî kuluna ihsanda bulun da sana kavuşmayı nasip et.)

Şânı Yüceltilmiş Seçkin Nebiye Salât ü Selâm

Osmanlı şuarasından olan Abdülahad Nûrî (1594-1650) büyük bir aşkla şu beyitleri kaleme aldı. (Peygamberin ehl-i beytinin âciz kölesi de okuyup anlamaya çalıştı

Ey habîb-i Hak kerîmü’ş-şân Muhammed Mustafâ
Nâzenîn-i hazret-i Yezdân Muhammed Mustafâ

(Ey Allah’ın sevgilisi, ismi, şerefi, şânı yüceltilmiş olan seçilmiş ve övülmüş elçi. Yarattıklarının içinde Hakk’ın en çok değer verdiği, isteğini reddetmediği, duasını kabul ettiği Peygambersin. Allah Teâlâ, Ahzâb Sûresi 56. âyette şöyle buyurudu: “Allah ve melekleri, Peygambere çok salât ederler. (Onun şerefini gözetmeye, şânını yüceltmeye özen gösterirler.) Ey müminler! Siz de O’na salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” Âyette de belirtildiği üzere Peygamber Efendimize çok salât ve selâmda bulunmak ilahî emirdir.
Allah’ın salâtı, rahmet etmek ve kulunun şânını yüceltmesidir. Meleklerin salâtı, Peygamber’in şânını yüceltmek, müminlere bağış dilemesidir. Müminlerin salâtı ise, duâ anlamındadır. Allah, bütün müminlere, peygamberlerine salât ve selâm getirmelerini emretti ve ona saygı göstermelerini istedi. “Allâhümme salli alâ Muhammedin.” demek salât, “Esselâmü aleyke eyyühen-nebiyyu” demek selâmdır.)


Ravza-i cennet gülüsün "lî-ma’Allah" bülbülü
Canlara cânân cihâna cân Muhammed Mustafâ
(Ya Hz. Muhammed (s.a.v) “Benim Allah ile öyle bir vaktim vardır ki; oraya ne bir mukarreb melek ne de gönderilmiş bir nebi öyle bir yakınlığı elde edebilir.” buyurmuştun. Cennet bağının gülsün. En yüce sırları dillendiren muhabbet bülbülüsün. Canlara sevgili, dünyaya hayat veren seçilmiş, övülmüş Peygambersin.)

Bûy-ı enfâsun mutayyeb etti nâsût ehlini
Doldu âlem ravh ile reyhân Muhammed Mustafâ
(Güzel nefesinden çıkan lahûti kokular bütün âlemi ve ölü gönüllere can verip etrafı gülistan etti. Bütün âlemi reyhan kokusuyla şereflendiren seçilmiş, arınmış övülmüş Rasulsün. Hz. Enes (r.a): “Rasulullah’ın mübarek vücutlarından çıkan güzel kokudan daha iyisine ne miskte ne de anberde kokladım.” buyurdu. Âlemlerin Efendisi hayatında vücudu güzel kokular yaydığı gibi vefatından sonra da sünneti ve mübarek kabirleri güzel kokular yaydı. Yine Hz. Enes: “Rasulullahın kabri cennet bahçelerinden bir bahçedir.” derken Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma Validemiz, babasının mübarek kabrine yüz sürerek söylediği mersiyede şöyle diyordu: “Hz. Muhammed(s.a.v)’in kabrinin toprağını koklayanın, kıyamete kadar başka bir şey koklamasına gerek yoktur.”)

Zâtunı meddâh olan ol hazret-i Hak olıcak
Nice bilsün kadrüni insan Muhammed Mustafâ
(Allah’ın övdüğü, değer verdiği, ‘habibim’ dediği zatının esas değerini insanlar ne bilsin. Senin fazilet ve kemâlinin hududu yoktur. Seni medhedenler ancak ölü ruhlarını canlandırırlar. Yine de seni hakkıyla medhedemediklerini bilirler. Çünkü senin üstünlüğün sonsuzdur. Ümmetin seni medhettikçe kendi acziyetini daha iyi fark eder. İnsanoğlu senin gerçek değerini bilmekten ve anlamaktan âcizdir ey Mustafâ.)

Ümmet üzre ulu minnetdir vücûdun ni'metdir
Cümle halka rahmet-i Rahmân Muhammed Mustafâ
(Ümmetinin üzerine rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderilmen, dünyayı şereflendirmen en büyük nimettir. Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de, seni insanlara örnek göstermiştir. Kalem Sûresi’nin, 4. âyetinde “Ve sen elbette yüce bir ahlâka sahipsin.” buyurmuştur. Senin âlemlere rahmet olarak gönderildiğin de bizzat Kur’ân-ı Kerîm’de, Enbiyâ Sûresi, 107. âyetinde: “(Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” diye zikretmiştir. Hz. Muhammed Mustafâ rahmet peygamberidir... Suçlu suçsuz herkes O’ndan medet isteyecek ve kıyamet gününde, O’nun rahmet kanatların altında bir yer bulmaya çalışacaktır. Şanlı Peygamberin dünyaya gelişi, insanlık için bir rahmettir. Esirgeyen Rabbizimin kullarına bir ihsanıdır.)

Âlüne ashâbuna, ezvâcuna etbâuna
Hâzır olsun ravza-ı rıdvân Muhammed Mustafâ
(Senin aile fertlerine, silsile yoluyla kan bağıyla sana mensup olanlara, etrafında toplanıp sohbetine katılanlara, nikahın altına aldığın zevce-i tahirtına ve yolundan giden sana uyan ümmetine cennet hazır olsun. Cennetin Rıdvan kapısı senin razı olduğun, bu sayılanlar için giriş noktası olacaktır. Sana bu dünyada iken uyanlar ve yakın olanlar gerçek âlemde senin ihsanına uğrayacaklardır seçilmiş Peygamber.)

Nûri miskîni unutma Rabb-ı izzet hakkıçün
Ey nebîler hizbine sultân Muhammed Mustafâ
(Bu Nurî isimli fakir ümmetini de bu dünyada ve mahşer gününde, sana olan muhabbetindin dolayı hatırlayıp şefaat et. Nebiler güruhunun sultanı olan önder vasıflı kişi. Bütün peygamberler, Hz. Muhammed Mustafâ’nın irfan deryası karşısında bir avuç su gibidir. O’nun ilmi yanında bir nokta gibidirler. O’nun resullere layık hikmeti yanında bir hareke gibi kalır.Bu sebeplerden anlaşıldığı gibi Peygamberler topluluğunun sultanı Hz. Muhammed Mustafâ’dır.)

Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya

Neccarzâde Şeyh Rızâ (1679-1760)Peygamberimizin Mirac mucizesini, onun seçkinliğini bir na’tının şu beyitlerinde dillendirdi. Bize de yine anladığımız kadarıyla açıklamak düştü:

Leyletü’l-esrâ haremden eyleyip geşt ü güzâr
Zulmet-efrûz-ı dücâ oldu Cenâb-ı Mustafâ
“Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammed’i, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren O zatın şanı yücedir, bütün eksikliklerden uzaktır. Gerçekten, herşeyi işiten, her şeyi gören O’dur.”(İsra, 1.) İsra (Mirac) hadisesinde Hz. Peygamber (s.a.s) "Burak’a bindim, Beytü’l-Makdis’e vardım" buyurmuştu. Efendimiz oradan göğe yükseltildi; nebiler ve meleklerle görüştü. Cennet ve cehennemi, daha başka işaretleri gördü. Nihayet beş vakit namaz emri ile aynı gece döndü. Karanlık geceyi vakarlı bir zaman dilimi yaptı seçilmiş elçi.)

Verdi mişkat-i risâlet Mescid-i Aksâ’ya fer
Muktedâ-yı enbiyâ oldu Cenâb-ı Mustafâ
(Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi. Oraya manevî ışıklar saçtı, her tarafı risaletin nuru kandil kandil aydınlattı. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Şekçin Peygamber (s.a.v) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.)

Eyledi çeşmin mücellâ Kuhl-i “mâzâga’l-basar”
“Len-terânî”den rehâ oldu Cenâb-ı Mustafâ
(Allah’ın cemâlini görmesi gözünün parlaklığın artırdı.
Mâzâğa’l-basar: “Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.” (Necm, 17) Müfessirler bu ayeti şöyle tefsir ettiler; Göz şaşmadı - onu gören Resûlullah (s.a.s)’ın gözü kaymadı, şaşıp da sağa sola bir eğri bakmadı ve aşmadı - görmek haddini tecavüz edip de yanlış bir görüş de görmedi - akılların şaşacağı, gözlerin kamaşacağı hayretengiz şeyler görmekle beraber ne şaştı, ne de aştı; kemal-i dikkat ve sıhhat ile tesbit edip müşahede etti. Birincisi edebini, ikincisi kuvvetini beyandır. Razî dedi ki: Hz. Musa (a.s)’ya olduğu gibi olmadı, zira onda cebel düpedüz olmuş; Hz. Musa (a.s), saika ile yıkılmış ve binaenaleyh nazarı kesmiş bayılmış idi. Lâkin Hz. Muhammed (s.a.s) sarsılmadı.
Len terânî: “Musa tayin ettiğimiz vakitte gelip de Rabbi ona hitab edince: "Ya Rabbi" dedi. "Göster bana zatını, bakayım Sana!" Allah Teala şöyle cevap verdi: "Sen Beni göremezsin. Ama şimdi şu dağa bak, eğer yerinde durursa sen de Beni görürsün!" Derken Rabbi dağa tecelli eder etmez onu un ufak ediverdi. Musa da düşüp bayıldı. Kendine gelince dedi ki: "Sübhansın ya Rabbî, her noksanlıktan münezzeh olduğun gibi, dünyada Seni görmemizden de münezzehsin. Bu talebimden ötürü tövbe ettim. Ben ümmetim içinde Seni görmeden iman edenlerin ilkiyim!” (A’raf, 143.) Hz. Musa (a.s)’da, Allah’ın kelamını işitince onun şevk ve neşesi içinde, Rabbini görme iştiyakı uyandı. Allah Teala dünya gözü ile zatını göremeyeceğini bildirdi. Cennetliklerin Allah’ı görmek şerefine erecekleri ayet ve hadislerle sabittir. A’râf Sûresi, 143. âyetinde Hz. Musa’ya hitaben: “Beni kat’iyyen göremezsin.” Mealinde belirtildiği gibi, olmadı, Hz. Muhammed Mustafâ perdeleri aşıp Allahu Teâlâ ile görüştü. )

Ve bu yazının sonuna, iki Peygamber âşığının aşk dolu mısralarından iki örnek almak artık bize vazife oldu.


Yanar kalbe devâsın sen bulunmaz bir şifâsın sen
Muazzam bir sehâsın sen dilersen rûnümâsın sen
Habîb-i Kibriyâsın sen Muhammed Mustafâsın sen
Cemâlinle ferahnâk et ki yandım yâ Resulallah
Yaman Dede (1887-1962)


Derdmendim yâ Resûlallah, devâ ol derdime,
Destgîr ol, yâ Habîballah, bu âsî mücrime!..
Sen şefâat kânı varken, yalvarayım ben kime?
Ben Resûl-i Kibriyâ’nın bülbül-i nâlânıyım,
Mücrimim gerçi, cemâl-i Mustafâ hayrânıyım!..
Ali Ulvi Kurucu (1920-2002)

Getirelim Muhammed Mustafâ’ya salavât:
“Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed.”
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #36 (Daim)  
Alt 23.02.08, 11:29
adnan_18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili
 
Üyelik Tarihi: 23.08.07
Şehir: ist
Yaş: 19
Mesajlar: 5.143
Karizma Puanı: 568
adnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond reputeadnan_18 has a reputation beyond repute
Lightbulb PeYGaMBeRiMiZe SaLaVaT GeTiRMeK üZeRiNe

Bilindiği üzere Efendimiz (sas) Hazretleri’nin adı anıldığında duyan her Müslüman’ın salavat getirmesi ihmal edilmez bir görevi, unutulmaz bir vefa borcudur.

O kadar ki, O’nun irşadıyla var oluş hikmetini anlayan her Müslüman’ın üzerine bu salavatın ömründe bir keresi farz, sonrakileri vacip, tekrarlarda ise sünnet olduğu bildirilmiş, salavatın terki ise şefaatten mahrumiyete sebeptir, denmiştir.

İyilik gördüğü kimselere iyilik etme minnettarlığı duyan, hatta bir kahvenin kırk yıl hatırını sayan insanlar, ebedi hayatını kurtarmaya vesile olan Resulüllah’a da (sas) elbette minnettarlık duyacak, adını duyunca büyük bir hürmet ve sevgiyle salavat getirecek, böylece gösterdiği bu bağlılıkla da şefaatine nail olacaktır.

Nitekim Ahzab Suresi ayet 56’da Rabbimiz de salavat getirmeyi emretmektedir:

–Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na tam bir teslimiyetle salat ve selam edin!.

Bu ayetin emri gereği olarak ömürde bir defa salavat getirmek farz, sonraları her ilk duyuşta vacip, aynı yerde tekrarlanmalarda ise sünnet olduğu ifade edilmiştir. Anlaşılan odur ki, getirilen salat–ü selamdan hem Rabbimiz, hem de melekleri razı olmakta, ayrıca melekler salavat getirenlere de dua etmekteler. Hadis kitaplarında görüyoruz ki, Efendimizin (sas) Cennet’teki makamının yükselmesine sebep olan salavatı okuyan insana melekler, “Allah da senin makamını yükseltsin!” diye dua etmekte, öteki melekler de bu duaya amin demekteler. Salavat getiremeyene ise, “Allah da senin makamını yükseltmesin!” diye tepki göstermekte, öteki melekler de bu tepkiye amin diyerek iştirak etmekteler. Demek ki, Efendimizin (sas) adını duyunca salavat getirenler meleklerin hayır duasını alır, getirmeyenler ise bedduasına maruz kalırlar. Ayrıca, Peygamberimiz (sas) de, adını duyduğu halde salavat getirmeyen vefasız ümmetine kırılmakta, bunu da “burnu sürtülsün!” sitemiyle dile getirmektedir.

Salavatın çeşidi sayılamayacak kadar çoktur. Bunların en meşhurları da namazlarda tahiyyattan sonra okuduğumuz, “Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” ile “Sallallahü aleyhi vesellem” salavatlarıdır. Manaları şöyle özetlenebilir:

–Rabbimizin rahmeti, meleklerinin istiğfarı ve bizim de selamımız Efendimiz Hazreti Muhammed ve ailesi üzerine olsun.

Bu gibi salavatlar Efendimize has bir dua olduğundan O’na mahsus duayı Rabbimiz reddetmez.

Bu niyetle bizler de özel dualarımıza redde uğramayan salavatla başlar, salavatla bitirirsek iki makbul dua arasına aldığımız duamızın kabul olacağını ümit ederiz.

Okuma ve yazmalarda ise Efendimizin (sas) adı geçince açıkça:

–“Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed” yahut da “Sallallahü aleyhi ve sellem” demek en güzeli olduğu gibi, yazanların salavatın baş harfleriyle (asm) yahut da (sas) şeklinde işaretlemeleri de salavatı hatırlatmak demektir. Ancak yazıda bu gibi salavat getirme işaretleri çoğalınca okuyanlar bazen zorlanmakta ve maksadının aksine, hürmet için konan işaretler bazen hürmet zedelenmesine de sebep olmaktadır. Böyle bir hürmet eksilmesine sebep olmaktansa işaretleri azaltıp okuyanın irfanına bırakmakta isabet olsa gerektir.

Efendimize getirilen salavat, günahının affına sebep denemez. Çünkü O’nun böyle bir durumu söz konusu değildir. Makamının yükselmesine vesiledir. O yüzden Efendimizin makamını kimse tahmin ve tespit edememektedir. Çünkü her saniye, iyiliğine sebep olduğu ümmetinden nehirler gibi salavat duaları akmakta, böylece yükselmenin hiç durmayıp kıyamete kadar da devam edeceği anlaşılmaktadır.

Tarihi bir saygı örneği:

Sultan Mahmud Gaznevi, Muhammed adındaki hizmetçisine her defasında çok sevdiği bu Muhammed adıyla hitap ettiği halde bir defa da babasının ismiyle hitap eder. Buna üzülen hizmetçi, neden çok sevdiği güzel ismiyle değil de babasının ismiyle çağırdığını sorunca Sultan’dan şu cevabı alır:

–Ben her defa abdestli bulunuyor, o yüce ismi abdestle söylüyordum. Bu defa abdestim yok! O mübarek ismi abdestsiz ağzıma almaktan utandım!

Mübarek ismi duyduğu halde gönlü kıpırdamayan salavat tembellerine ithaf olunur.


Ahmet Şahin
__________________
"Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Dini Konular > İslami Bilgi Ve Kaynaklar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim