| Kadın Erkeğin Bir Parçasıdır KADIN ERKEĞİN BİR PARÇASIDIR Muhterem müslüman hanımlar... Biliyorsunuz ki birçok İslâmî kaynakta kadının, Âdem (as)'ın bir kemiğinden halkedildiği beyân edilmektedir. Peki bunun anlamı nedir? Neden Rabbimiz kadını bu şekilde yaratmak istedi? O tıpkı Âdem (as)'i yarattığı gibi Havvâyı da yoktan vâr etme kudretine sâhip değil miydi? Elbette sâhipti. Fakat her âyeti ile insanlara sembolik dilden, gerçek hayâtı çıkarmalarını sünnet edinmiş olan Rabbimiz, bu hareketle de insanlara bir şey anlatmak istemiştir. Kemik insanın en mühim organıdır. Tüm içorganlar, kemiğe tutunmuş durumdadır. Dışta ise insanın eti kemiğe, derisi ise ete tutunmuştur. İskelet kelimesi Türkçemize de mecâzî anlamda "öz, esas, temel" kelimelerinin yerine geçmiştir. İşte kadının, erkeğin kemiğinden yaratılışındaki anlamlardan bir tânesi de budur. Kadın erkeğin bir parçasıdır. Hem de en önemli parçası... İskeleti, özü, temeli, esâsı... Bu sebepten hiçbir kadın, hiçkimse tarfından aşağılanamaz. Dînimize nifak sokmak isteyen güçler tarafından iddiâ edilen "İslâm kadına değer vermemektedir" şiârı tamâmen yalan ve müslüman erkek ve hanımlara zarar veren bir görüştür. Örnekler sizi aldatmasın. Verilen hiçbir kötü örnek bize İslâmı anlatmaz. Çünkü İslâmda kötülük yoktur. Kadınlarına zulmeden erkeklerden verilen örnekler; bize İslâm'ın kadın üzerindeki baskısını değil, tamâmiyle o kişilerin münferit cehâletini nakletmektedir. KADIN GÜLDÜR Kadın Âdemden yaratılmıştır. Âdem de topraktan yaratıldığına göre kadın; mahsüldür. Ve ona en çok yakışan tâbiriyle; "Hakk'ın işlediği toprakta yetişmiş nâdide bir güldür." KADIN ERKEK EŞİT MİDİR Muhterem hanımlar... Rabbim adâletlidir. Bundan şüphe etmek ne haddimizdir ne de hakkımız... Çünkü her örnekte Rabbimizin eşsiz adâletinin resmini görmekteyiz. Fakat adâlet eşitlik demek değildir. Kadın ve erkek arasında kesin adâleti sağlayacağından asla şüphe etmediğimiz Rabbimiz, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerin de hayırlı bir temele dayandığını açıkça beyân etmektedir. Rabbim erkeği fıtraten koruyucu, kadını ise muhtaç yaratmıştır. Sebepleri ise erkeğin kadınlardan daha merhametli ve soğukkanlı, kadınların ise erkeklerden daha duygusal ve çalışkan olmasıdır. Erkek kadından daha merhametlidir. Çünkü kadın fıtrat olarak "intikam almak" gibi bir hissiyat sâhibidir. Bu erkekte de vardır ama dizginlenebilir boyuttadır. Kadında dizginlenememesinin sebebi ise az önce bahsettiğimiz "duygusallık" kavramıdır. Kadın duyguları ile haraket ettiğinden dolayı bâzı durumlarda adâletli ve merhametli, bâzı durumlarda ise hiddetli ve kararsızdır. Erkek ise duygu yönünden eksik yaratılmıştır. Bü yüzden erkeği ve çocuklarını duygu yönünden yoğuran yegâne kişi kadınlardır. "Yuvayı dişi kuş yapar" Çünkü yuvayı ayakta tutan; kadın ve erkek arasındaki duygusal bağa yaslanır. Ve bu bağı sağlamlaştırmak erkeğin asla yapabileceği bir iş değildir. Güzel söz söylemeyi becerebilmek, kırgınlıkta gönül alabilmek, gülümseyince erkeği mestebilmek ancak kadınların uzmanlık alanıdır. Bunlar kadının ve erkeğin üstünlüklerini değil fıtrî özelliklerini yansıtmaktadır. KADININ HAKLARI Rabbim hiçbirşeyi amaçsız yaratmadığı gibi kadın ve erkeğe de bâzı sorumluluklar yüklemiştir. Kadın ve erkeğin iki tür sorumlulukları vardır. Birincisi; Rabblerine karşı olan sorunmluluklarıdır. Bunlar bilinen emirler, yasaklar, ibâdet, şükür vb. sorumluluklardır. Kadın ve erkeğin birbirlerine karşı sorumlulukları ise aynı zamanda Rabblerine karşı olan sorumluluklarıdır. Çünkü her iki taraftan Rabbimizin istediği şeyler vardır ve bu bizlerin yüküdür. Herşeyden önce erkek lîder yaratılmıştır. Birçok kavme, ülkeye, mezhebe, cemaate, orduya lider vasfı ile hükmedenler erkeklerdir. Bu, erkeklerin işgüzarlığı değildir. Çünkü bu gelenek târih boyunca süren bir gelenektir ve erkeklerin fıtrî bir özelliği olmasının yanı sıra, yükümlülüğüdür. Ve bir lîder itaat görmelidir. Tıpkı bir ülkenin başkanı, ülkesinin refâh seviyesini yükseltmek ve ülkesini her yönden ileri düzeylere taşımak için bâzı haklar ediniyor ve bu hakların başında da "hükmetme" geliyorsa, erkek de âilede hüküm merciidir. Bunu sebebini yukarıda kısaca anlatmıştık. (merhamet soğukkanlılık kavramları) Fakat, nasıl bir hükümdar, ülkesini iyi yönetmediği zaman halk tarafından isyân edilerek tahtından indirilebiliyorsa, erkek de Allâh'ın emrettiği gibi hükmetmeyip kadına zulmettiği zaman kadının da erkeğe itaat etmeme hakkı doğar. Örneğin bir erkeğin sorumluluklarından biri, (kavga olmadığı müddetçe) kadını yatakta yalnız bırakmamaktır. Eşini yatağında yalnız bıraktığı için peygamberimiz tarafından azarlanan sahâbenin örneği kaynaklarla sâbittir. Eğer ki erkek kadının rızâsı olmadığı hâlde başka bir yerde kalmak isterse (örneğin arkadaşlarıyla geç vakte kadar zaman geçireceğini veyâ falanca yere bir geceliğine tâtile gideceğini söylemesi) kadına şikâyet hakkı doğar. Başka bir örnek olarak, erkek kadına Allâhın yasakladığı ve hoşnut kalmayacağı birşey teklif ederse, (örneğin; namazı terketmesini istemesi, haram olan bir işi yapmasını istemesi) bu konuda kadın erkeğe itaat etmemekte tamâmen özgürdür. Bâzı görüşler vardır ki; "Kadın zulüm gördüğü için bu tip durumlarda kadın itaati bozmamalıdır. Çünkü bu günahın yükü erkeğin üzerinedir." Kısmen doğru... Bu hareketinden dolayı erkek kadının günahı mislince günah sâhib olur. Ayrıca Allâhın hükümlerinin olduğu yerde hüküm koymak istemesi yönünden onu "tağut" sınıfına sokarak küfre girmesine sebep olur. Fakat bu, kadının günâhını azaltmaz. Çünkü Rabbimiz bu konuda kadına gereken yetkiyi vermiştir. "İtaat etmemek" Ne yapabilir? En iyi ihtimalle evden topralanıp, alelacele ailesinin yanına yâhut güvenilir bir dostunun yanına sığınabilir. Eğer bu imkânları da yoksa, feryâd ederek müslüman insanlardan yardım talep edebilir. Mutlaka sesini duyacak bir insan çıkacaktır. Eğer gücü bunların hiçbirine yetmiyorsa, bu esârete girer ve yük kadının üzerinden kalkar. Kadın erkeğinden merhamet görmelidir. Eşine merhamet etmeyen bir erkek, Rabbinden de merhamet göremez. Ona iyilikle emretmeli ve ona güzel sözler söyleyerek iltifat etmeli. Canını yakmamalı, ihtiyaçlarından mahrum bırakmamalı, onu korumalı ve ona yardımcı olmalıdır. Bunların hepsi kadının haklarıdır. Lütfen eşlerinize bunları anlatınız. Peygamberimizin eşlerine nasıl hoşnutlukla davrandığını ve eşlerinin kendisinden nasıl râzı olduklarını hatırlatınız. KADININ SORUMLULUKLARI Dediğimiz gibi kadının yegâne yükümlülüğü itaat etmektir. Allâh'ın yasakladığı ve hoşnut olmayacağı emirlerin dışındaki pozitif veyâ nötr her türlü emre itaat etmek zorundadırlar. Kocalarının iffetini, malını ve çocuklarını esirgemek zorundadırlar. Eğer ki bir kadın, kocasının hakkında (en yakınları bile olsa) başkalarına şikâyette bulunuyorsa, ailevî ve mahremî konularını ifşâ ediyorsa, onun malını tasarruf etmeyip onun rızâsının dışında alışveriş yapıyorsa, herhangi bir şeyi kocasından gizliyorsa (ki birçok kadın çocuklarını korumak amacı ile erkeğine yalan söyleyip bu tavırla çocuklarına iyilik yaptıklarını zannetmektedirer) ve kocasının yapmasını yasakladığı şeyleri yapıp, yapmasını emrettiği şeyleri yapmıyorsa, büyük bir günâha girer. Ve bu günâh sâdece bir tâne değildir. Bir: Kul hakkı
İki: Kocaya itaatsizlik
Üç: Allâh'a itaatsizlik
Dört: Yalancılık Kadın bu hatâlara düşmediği sürece Allâhın da yardımı ile huzurlu ve sağlıklı bir evlilik hayâtı sürebilir. Böylece kadın ve erkek, Allâhın kendilerine vâ'dettiği ve güzel davranışlar ile sıkılaştırılmış sevgi bağları ile çevrelenirler ve hem birbirlerini hem de Rabblerini râzı ederek O'nun cennetine alınlarının akı ile girerler. |