Şeyh Ahmed’in Vasiyetnamesi Efsanesi Şeyh Ahmed’in Vasiyetnamesi Efsanesi Adı, “Şeyh Ahmed’in vasiyeti”. Şeyh Ahmed diye tesmiye olunan kişi, bazen Efendimiz’in (s.a) Medine’deki kabrinin türbedârıdır, bazen de mescidin hatibi olur. Ne zaman yaşadığı, tarihi bir kimliğe sahip olup olmadığı muğlaktır. İslâm dünyasında ne zaman bir kriz zuhur etse, ortalığa “Şeyh Ahmed’in vasiyeti” denen bu ilginç metin yayılıverir. Meselâ 1. Dünya Harbi yıllarında henüz internet haberleşmesi olmadığı için bu garip mektup, “şapirograf” teknolojisiyle teksir edilerek el altından sağa sola dağıtılırdı. Bunlardan bir nüshayı, rahmetli halamın Ahmediye, Kesik Baş Destanı, Mevlid-i Şerif, Evrâd ve Yunus Divânı gibi kitap ve risâleleri sakladığı kara üzüm sandığında gördüğümü hatırlıyorum. Vasiyetnâmenin klasikleşmiş bir metin akış şeması vardır. Buna göre Şeyh Ahmed bir cuma gecesi namazdan sonra uykuya dalar ve rüyasında Harem-i Şerif tarafından “Ya Şeyh Ahmed” diye bir nidâ işitir. “Lebbeyk” nidâsıyla o sese doğru teveccüh eden Şeyh Ahmed, Efendimiz’in şahsıyla karşılaşır ve onun ağzından Şeyh Ahmed’e bazı mesajlar nakledilir. Tarihçilerimizden Prof. Dr. Ali Birinci, “Tarih Yolunda-Yakın Mazînin Siyâsî ve Fikrî Ahvâli” isimli eserinde her devirde yasaklanmış bir risâle olarak “Vasiyetnâme” hakkında etraflı bilgi sunuyor. Buna göre metin ilk defa 1896 (1314) yılında görüldü ve hemen yasaklanmış olmasına rağmen halk arasında rağbetle karşılanarak “Halk İslâmı” nezdinde en çok okunan üç-beş eser arasında yer buldu. Meşrutiyet yıllarında Vâsiyetnâme’nin Arapça nüshasının Mısır’da da basıldığı ve dağıtıldığı anlaşılıyor. Risâle, II. Meşrutiyet’in kısa süren çok partili hayat denemesinde, siyasi çekişmenin bir aracı olarak da kullanılmış ve devrin iki ünlü yazarı Hüseyin Cahit Yalçın ve Lütfi Fikri Bey arasında sert polemiklere yol açmıştı. Yakın tarihlerde Hürriyet yazarı Oktay Ekşi, 17 Ağustos depremi ertesinde gördüğü bir Şeyh Ahmed vasiyetindeki, “Depremde 16 bin kişi öldü, bunların içinden Müslüman çıkmadı’’ ibâresine haklı olarak köpürmüştü. Şeyh Ahmed Vasiyetnâmesi’nin 150 sene boyunca tazelenen bir metin olarak saf Müslüman gönüller üzerinde yaptığı etkiyi tahlil etmek mümkün; zira bu metin, Efendimiz’in ağzından aktüel hâdiseler hakkında bir ikaz mâhiyeti taşıyor. Adı ve kimliği bile belirsiz birinin gördüğü rüyâya dayanılarak bir mânâda uydurma hadis imâl edilmesi, metnin muhtevâsına câzibe katıyor ama nihâi planda bu risâlelerin gri propaganda eseri olduğu ve Müslümanlar arasında zihin karışıklığı yaratmak gayesine yöneldiği tartışılamaz. Bir buçuk asır boyunca saf gönüllü Müslümanların, “Kütüb-i Sitte” gibi güvenilir Hadis mecmuâlarından istifâde etmek yerine, uydurma olduğu su götürmez propaganda risâlelerine itibar etmesi de, uzun uzadıya üzerinde durulması lâzım gelen bir hicrân mevzuudur. Ezcümle, çoğaltılması ve başkalarına da ulaştırılması hakkında lânet hükümleri de ihtivâ eden bu gibi karanlık metinlere asla itibar edilmemesi gerektiğini ihtar edenler kervanına biz de katılmış olalım. (Ahmet Turan Alkan, Aksiyon Dergisi, 2005)
__________________ "Allah'ı dost edineni dost edineceğime,
Allah'a düşmanlık yapana düşmanlık
yapacağıma dair Allah'a söz verdim."
Konu akifim tarafından (20.09.07 Saat 18:37 ) de değiştirilmiştir..
Sebep: yazı rengi düzenlendi..
|