Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu
Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Genel > Hukuk Bölümü

Duyurular

Hukuk Bölümü Adli olaylar ve sorunların karmaşık teferruatı, soğuk duvarlı mahkemelere intikal etmeden sıcak bir ortamda yardıma açılsın isteyenler için uygun bir bölüm.

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Gösterim Modu
  #1 (Daim)  
Alt 13.04.08, 00:28
عاكف ار - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Forum Vekili

 
Üyelik Tarihi: 30.11.06
Şehir: Istanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 4.584
Blog Başlıkları: 2
Karizma Puanı: 531
عاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond reputeعاكف ار has a reputation beyond repute
Âdliye

İnsanlar arasındaki anlaşmazlıklara ve ihtilâflara bakıp, yargı fonksiyonunu yerine getiren devlet organı. Eskiden bu göreve kazâ denirdi.

Adâlet konusu son derece hassas bir meseledir. Cenâb-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de bu hususu şöyle beyan etmektedir: "Allah size emanetleri (kamu görevlerini) ehil (ve erbab)ına vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allah bununla (emaneti ehline vermeyi ve adâletle hükmetmeyi emretmekle) size gerçekten ne güzel öğüt veriyor! Şüphe yok ki Allah(u azimü'ş-şan, sözlerinizi ve hükümlerinizi) hakkıyla işiticidir, (bütün yaptıklarınızı) hakkıyla görücüdür." (en-Nisa, 4/58) Görüldüğü gibi adâlet konusu oldukça geniştir. Fakat dikkati çekecek nokta, ayet-i kerîmede Allah adil olmanın şartının emaneti (yani toplumdaki görevleri) ehil insanlara vermekle gerçekleşeceğine işaret etmektedir. Bundan da anlaşılıyor ki, adâlet müessesesi olan adliye, ancak adâlet kavramını tam olarak gerçekleştirebildiği takdirde toplumda gerçek rolünü oynayabilir.

İslâm, Arap yarımadasında ortaya çıkmadan evvel, gerçek adâletin temsilcisi olabilecek bir devlet olmadığı gibi, adâleti gerçekleştirecek bir yargı organı da mevcut değildi. Kabîleler arasından seçilen hakemler, kendi usûllerine göre hüküm verirlerdi. Ellerinde, hangi konulara ne tür hükümler verileceğine dair yazılı bir kaynak yoktu. Aynı zamanda, verilen hükmün tatbiki için herhangi bir icra kuvveti mevcut değildi. Hüküm, kabilenin güç ve nüfûzuna göre ya tatbik ediliyor veya güçlü taraf haksız da olsa kendisini haklı çıkarıyordu.

Hz. Peygamber'in İslâm devletini kurmasından sonra ortaya koyduğu yazılı anayasa, birçok meselede olduğu gibi adâletin sağlanması noktasında da o zamana kadar gerçekleştirilemeyen bir hâkimiyet tesis etmekteydi. O döneme kadar, kendi haklarını güçleri nisbetinde almaya çalışan kabileler; Medine anayasasından sonra kendi haklarını belirlenmiş bir otoriteden isteme durumunda kalıyorlardı. Bu otorite İslâm devlet başkanı olan Halife idi. Kur'an ve Hadis, en büyük hukuki ve adli otorite kabul edildi. Bu iki ana kaynaktan çıkacak hükümlere itiraz söz konusu değildi.

Kur'an'ı Kerim'de kazâ fonksiyonunu hâkimlerin ifa edeceği belirtilmişti. Kadı bu görevlerini yerine getirirken, bazı memurlar çalıştırırdı. Bunların görevleri, statüleri ve maaş durumları açıkça belirtilirdi.

İslâm adliye teşkilâtında hâkimlerin tek başlarına bir hüküm verme durumu var ise de heyet usulüyle de hükümler verilmesi hakkında müspet görüşler öne sürülmüştür. Osmanlı devletinde Hâkim'in yanı sıra, bir heyetin varlığı ve bu kimselerin çeşitli sahâlarda uzman insanlardan teşekkül eden ve kararlarda etkili olan bir yargı görevlileri vardı.

Hz. Peygamber kendi döneminde yargı görevini bazı sahâbilere bırakmaktaydı. Bu dönemde yeni fethedilen topraklara vali tayin ediliyordu. Bu valiler idarî işlerle birlikte, adlî ve kazâi işlerden de sorumlu bulunuyorlardı. Bu kimselerin İslâm fıkhını çok iyi bilen kimseler olması dikkati çekiyordu. Hz. Peygamber tayin edilen valilere, idare ve diğer kanunlar hakkında bilgi veriyordu. Kendisi ise son karar mercii olarak mühim rolünü ifa etmekteydi. Hz. Peygamber'in adlî müesseseyi ahiret ve dünya ile alâkalı hükümlerle etkin bir duruma getirmiş olduğunu biliyoruz. Bu durum dört büyük halife döneminde de aynı şekilde devam ediyordu. Halîfeler hem hâkim ve hem de idareci olarak görevlerini ifa ederlerdi. Hz. Ömer'in Ebu Musa el-Eş'arî'ye göndermiş olduğu kazâi talimatnâmenin İslâm adliye tarihi açısından büyük bir önem taşıdığı kaynaklarda belirtilmektedir. Halife Ömer İbn Abdülaziz, idarî ve mahkeme işlerinde yenilik getiren halifelerden biriydi. Abbâsi halifelerinin bugünkü Adâlet Bakanlığı tarzında "Kadı'l- Kudât" lık ihdas ettiğini ve Harun Reşid döneminde buraya meşhur âlim ve Hanefî mezhebinin önde gelen fâkihi Ebû Yusuf'un tayin edildiği görülür.

Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde de aynı tür müesseselerin biraz geliştirilerek devam ettirildiğini görmekteyiz. Osmanlı devletinde daha beylik döneminden itibaren başlayan kadılık müessesesi, âlimlerin tayin edildiği bir mevkî idi. Sultan I. Murad zamanında Kadıaskerliğin (kazasker) tesis edildiği görülür. Daha sonra Kadıaskerlik ülke sınırlarının genişlemesi ile Anadolu ve Rumeli Kadıaskerliği olmak üzere ikiye ayrıldı.

Devletin idari bölümlenmesi olarak eyâlet, sancak ve daha alt birimler olan kaza ve nahiyelerde kadılıklar kurulmuştu. Kadılar aynı zamanda siyasî idarenin de başkanı durumundaydılar. Böylece hem idarî ve hem de hukukî otoriteyi temsil ediyorlardı. Büyük şehirlerde meselelerin biraz daha fazla oluşu sebebiyle birden fazla mahkeme bulunur; ayrıca kadılara yardımcı olarak "Naibler" görev yaparlardı.

Bunun dışında adlî meselelerden sayılan ve devletin en büyük organı olan Divân-ı Hümâyun'da halkın bazı şikâyetleri dinlenir, hal yoluna koyulurdu. Bu arada özellikle devlet bünyesindeki hukukî problemlerin Divânda tartışılıp hâl yoluna koyulduğu bilinmektedir. Divân-ı Hümâyun, aynı zamanda bir yüksek mahkeme vazifesini de görürdü. Buna, daha önceki dönemlerde devlet başkanlarının başkanlık ettiği "Divânü'l Mezalim" adı verilmekteydi. Ülkenin çeşitli yerlerinde verilen mahkeme kararlarına itiraz durumu burada yeniden gözden geçirilirdi. Divânü'l Mezalim'de veya Osmanlılar dönemindeki Divân-ı Hümâyun'da alınan kararlar hemen infaz edilirdi. Zamanla Divân'ın önemi azaldı. Özellikle padişahların Divân toplantılarına katılmaması, bu müessesenin ciddiyetine gölge düşürdü.

Osmanlı Devleti'nde, merkezî otoritenin zayıflamasından sonra bilhassa taşrada çeşitli yolsuzluk, hırsızlık ve isyanlar çıkmıştı. Padişahlar bunların ortadan kalkması ve adâletin tesis edilmesi için kadılara " adâletname" denilen fermanlar göndererek, halka iyi davranılmasını istemişlerdir. Bu tür teşebbüsler, adâletin gerçekleşmesi ve zulmün hafiflemesi noktasında önemli etki sağlamıştır.

Sultan Mahmud devrinde başlayan Batıcı hukuk çalışmalarından sonra " hukuk'ta Batı tarzında düzenlemeler görüldü. Adlî teşkilât da bu doğrultuda İslâmî esas ve şekilden uzaklaşarak Batı'nın bir kopyası haline geldi.

Yalnız, Batı'dan en önemli farkı; toplumdaki problemleri çözemeyen iğreti bir müessese olarak varlığını sürdürmesiydi.
__________________
Türkiye İmparatorluğu -
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #2 (Daim)  
Alt 15.04.08, 14:23
Yeni Üye
 
Üyelik Tarihi: 13.04.08
Şehir: Evden xD
Mesajlar: 36
Karizma Puanı: 21
ecemsu<3 is on a distinguished road
Ce: Âdliye

payLaŞım için SağoL (:
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Go Back   Payidar.NET - Bilgi ve Paylaşım Forumu > Genel > Hukuk Bölümü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri
Gösterim Modu

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Yazar Forum Cevaplar Son Mesaj
Adliye Telefonlari Rehberi !!! adnan_18 Hukuk Bölümü 0 03.09.07 00:13
Adliye Telefonları Rehberi [ €m€l ] Hukuk Bölümü 3 25.04.07 20:54


Tüm Zaman GMT +2 Olarak ayarlı. Saat: 00:59.


Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0