| Yiğitin hikayesi Konu : YİĞİTİN HİKAYESİ - KISSADAN HİSSE ...
>
> İşte YİĞİT`nin hikayesi
>
> Hikaye bu ya;
>
>
> Vaktiyle ANADOLU`nun bir yöresinde tüm çevreyi titreten,
> astığı astık,
> kestiği kestik bir YİĞİT varmış.
>
>
> Boylu, poslu ve çok da yakışıklıymış ama hiçbir
> kıza gönül vermediği
> gibi kızlara bağlanırım diye mümkün mertebe soygunlar
> dışında
> köylerden de uzak durmaya çalışıyormuş.
>
>
> Gel zaman git zaman, bizim YİĞİT şeytana uymuş ve bir
> gece şehre yalnız
> inmiş.
> Şehrin ileri gelen zenginlerinden bir Rum, YİĞİT` i
> korkudan evinde
> ağırlamış .
> Zengin Rum`un güzel ve işveli kızını gören bizim
> YİĞİT, kıza deli gibi
> tutulmuş.
>
>
> Sabah dağa dönen YİĞİT in günleri artık, hep kızı
> hayal etmekle
> geçiyormuş.
> Adamları ile eskisi kadar ilgilenmediği gibi, artık
> soygunlara da pek
> iştahlı katılmaz olmuş.
>
>
> Dağda otoritesinin azalacağından korkan YİĞİT, kızı
> babasından istemeye
> karar vermiş.
> Öyle ya; Kızın babası zengin..
> Evlenip şehre yerleşirse, hayatı kurtulacak ve dağda
> ihtiyarlamak
> zorunda kalmayacak.
> Kızı istemiş ama kız, ailenin tek kızı olduğu için
> ve babasının
> şartları varmış.
>
>
> Kızın babası:
> -"İlk şartım; Madem benim damadım olacaksın. O
> zaman bizim gibi
> kültürlü, medeni olmalısın. Önce bıyıklarını
> keseceksin ve dağda
> bir ay bıyıksız olarak YİĞİTlik yapacaksın.
> Sonra diğer iki şartımı da yerine getirirsen kız
> senin!" diye şart
> koşmuş.
>
>
> Bizim YİĞİT celallenmiş
> -"Bıyıksız YİĞİT mi olur lann?" diye
> bağırmış, kızmış ama adam Nuh der
> peygamber demezmiş.
> Kızı kaçırmayı düşünmüş ama kız da babasının
> sözünden çıkmıyormuş.
> YİĞİT ne yapsın?
> Tek çare babayı memnun etmekten geçiyormuş.
>
>
> Güç de olsa bıyıkları kesmiş. Ama bu kez dağda
> otoritesi sarsılmaya
> başlamış..
> Adamları: -
> -" YİĞİT im bu ne iştir?" derlermiş.
> YİĞİT; bir kıza tutulduğunu ama babasının kızı
> vermek için bu şartı öne
> sürdüğünü söylese de adamları inanmazlarmış.
>
> Bir ay sonra kızın babasına gitmiş ve ilk şartı
> yerine getirdiğini
> söylemiş.
> Kızın babası, bu kez;
> -" Senin niyetinin ciddi olduğunu anladım. Benim
> kızım için çeyiz dizmem
> gerek.
> Dağdaki tüm altınlarını bana getireceksin. Nasıl olsa
> kızımı aldığında
> benim mallarımın tamamı senin olacak." demiş.
> YİĞİT çaresiz dağa çıkıp, adamlarının hisselerine
> düşen altınları borç
> olarak alıp. Sözünde duracağının nişanesi olarak da
> tüfeğini arkadaşlarına verip, tabancası ile şehre
> gelmiş.
>
>
> Kızın babasına paranın tamamını vermiş.
> Kızın babası da:
> -" Nikah yapılmadan evimde oturamazsın. Söz
> yüzüğü takma törenine kadar
> benim bahçıvanım Yorgo ile kulübesinde
> kalırsınız."
> diyerek YİĞİT`i Yorgo`nun kulübesine göndermiş.
>
>
> Yorgo da çam yarması gibi bir herifmiş ama YİĞİT`den
> çekinirmiş.
> Yorgo ile YİĞİT bir müddet aynı kulübede
> yaşamışlar.
> Aradan bir süre geçtik ten sonra YİĞİT kızın
> babasının karşısına
> dikilerek;
> -"Söz takma töreninin hala niye
> yapılmadığını" sormuş.
> Kızın babası da:
> -"Yarın bir ziyafet veriyorum. Şehrin tüm ileri
> gelenleri katılacaklar.
> Sen de o toplantıya katılacaksın ve herkesin önünde
> benden
> kızımı istersin. Ben de herkesin şahitliğinde kızı
> sana veririm.
>
>
> Kimse bana kızını korkudan verdi demez." demiş,
> YİĞİT de kabullenmiş.
>
>
> Ama arkadan üçüncü şart gelmiş;
> -"Sen dağda yaşamaktan insan içine pek
> çıkmamışsın. Böyle kaba konuşma
> ve yürüme ile olmaz. Benim kız sana yürümeyi ve kibar
> konuşmayı öğretsin de; bizi törende mahcup etme!"
> demiş.
>
>
> YİĞİT için son şart çok ağır gelmiş, ama kızı
> almak için tek yol bu
> kalmış.
> Kızdan vazgeçse dahi, artık dağa da çıkamayacakmış
> çünkü dağdakiler de
> alacaklarını isteyemek için YİĞİT'i
> beklemektelermiş..
>
>
> Çaresiz, son şartı da kabul etmiş ve ne kadar ağır
> gelse de; kızdan
> yürüme, kibar konuşma derslerini almış..
> Ertesi akşam konakta büyük bir ziyafet başlamış..
> Şehrin tüm ileri gelenleri, hatta YİĞİT in dağdan
> gelen arkadaşları
> toplanmışlar.
>
>
> Bizim YİĞİT de şehirliler gibi giyinmiş.
> Görünüşü, duruşu, konuşması
> itibariyle artık eski YİĞİT gibi değilmiş. Davete
> gelen
> konuklar gözlerine inanamamamış.
>
>
> YİĞİT yemek esnasında olabildiğince kibar görünmek
> için kırıta kırıta
> yürüyerek kızın babasının önüne gelmiş ve
> "Ben YİĞİT olarak, herkesin şahitliğinde
> kızınıza talibim." demiş.
>
>
> Kızın babası ise:
> -" BENİM İB... YE VERİLECEK KIZIM YOK! "
> diye kestirip atmış.
>
>
>
>
> Galiba AB yolunda YİĞİT(!) gibi olacağız.
> *
> " Terörle mücadele yasasını değiştirin. "
> dediler.
> Yasayı değiştirdik, terörle mücadele edemez hale
> geldik.
> Artık teröristler, İstanbul`da, Mersinde, İzmir`de,
> Kısacası her yerde yürüyüş yapar hale geldiler.
> Şu anda Amerika'da veya Avrupa'da;
> El kaide yandaşları, Usame Bin Ladin resimleri ile
> gösteri yürüyüşü
> yapabilir mi?
> Oysa biz, hala da şehitler veriyoruz.
>
> *
> " 48 saatlik gözaltı süreniz uzun kısaltın."
> dediler.
> 24 saate düşürdük.
> Kendileri ise Londra Metro saldırılarından sonra 28
> güne çıkardılar.
>
> *
> " İfade özgürlüğünü genişletin ."
> dediler.
> Atalarımıza sayıp sövenleri yargılayamazken,
> O. PAMUK `un davasının hangi kanuna dayanarak
> düştüğünü açıklayabilecek
> hukukçu var mı?
> Kendileri "Ermeni soykırımı olmamıştır"
> diyenleri yargılayabiliyorlar.
>
> *
> " Dil özgürlüğünü genişletin." dediler.
> Genişlettik, Kürtçe, Zazaca kursları açtık.
> Kendileri (Hollanda) sokakta başka dillerin
> konuşulmasını yasaklamaya
> çalışıyorlar.
>
> *
> " Her türlü şartı yerine getirseniz dahi,
> Sizin ülkeniz ve nüfusunuz çok büyük olduğundan,
> Son kararda AB nin hazmetme kapasitesine göre
> (İngilizcesi tam bu anlamı vermiyor ama gazetelerde bu
> şekilde tercüme
> ediliyor.)
> Sizi alıp almayacağımıza karar vereceğiz."
> diyorlar.
>
> Kahin değilim ama yaptıkları çalışmalara göre,
> Türkiye AB`nin tahmini müzakere süreci sonunda
> Küçülmüş iki Devlet veya Federasyon olacaktır.
>
> İnanmayan Sayın Osman DİYADİN` in Ben şehit miyim,
> Hain mi?.. adlı
> kitabını ve
> 3 Şubat 2006 TEMPO dergisini okusun.
> Adamlar Diyarbakır Kürtlerin başkentidir diyebiliyorlar.
> Artık hangisini hazmedebilirlerse onu alırlar.
> "Peki ya bu kadar verdiğimiz sivil - asker
> şehitlerimiz?" diye sormayın
> Nasıl olsa onlar Türk` tü (!)
>
> *
> "Güney Kıbrıs Rum Kesimi için;
> Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanıyın, yoksa giremezsiniz!
> " diyorlar.
> Bizimkiler yakında tanıyacaktırlar. Daha doğrusu
> tanımak zorundadırlar.
> Tanıdığımızda ise;
> KKTC`den vazgeçtiğimiz gibi, bağımsız bir ülkenin
> toprağını da silah
> zoru ile
> 33 sene işgal altında tutmuş olacağımızdan(!) 33
> yıllık işgal
> tazminatı ödeyeceğiz.
> (Louzidiu davası benzeri)
> Yetmedi;
> 1973 Barış harekatında ölen Rum askerleri için dahi
> tazminat
> ödeyeceğiz.
> Tüm bu tazminatları ödeyebilmek için herhalde
> Trakya`yı versek yine
> ödeyemeyiz.
> "Ya bizim şehitlerimiz?" diye sormayın.
> Nasıl olsa onlar Türk` tü (!)
>
>
> *
> " Ermeni soykırımını biz tanıdık. Siz de
> tanıyın, yoksa giremezsiniz!"
> diyorlar.
> Haklı olmamız veya bizim insanlarımızın soykırıma
> uğramış olması önemli
> değil.
> Önemli olan onların tanımış olmaları.
> Yoksa, "Sizi aramıza almayız." diyorlar.
> Diyelim ki tanıdık;
> Bu kez de haksız yere katil millet olarak damgalanacak ve
> korkunç
> tazminatlar ödeyeceğiz.
> Tazminatların peşinden toprak talebi de gelecek.
> Ermenilerce şehit edilen atalarımız mı?
> Nasıl olsa onlar Türk` tü (!) )
>
> *
> " Azınlıklar ve Din özgürlüğünde adım
> atmalısınız! " dediler.
> Henüz biz adım atmadan Misyoner radyolarını kurdular
> İstanbul`dan dinlenebilen Müjde FM, her gün 24 saat
> Hıristiyanlık
> propagandası yapılıyor.
> Aynı derginin (TEMPO) 51. sayfasında da Watch Tower
> İncil ve Dua
> Örgütünün verilerine dayanarak Türkiye`de 1679
> Protestan
> misyonerin görev yaptığını,
> 243 kişinin Hıristiyanlaştırılıp vaftiz edildiği
> belirtiliyor.
> Hepimiz bir gecede Hıristiyanlaşsak bile bizi aralarına
> kabul etmezler.
>
> *
> " Özelleştirmeleri hızlandırın." dediler.
> Biz kıçımızdaki donumuzu bile satmaya kalkışıyoruz.
> Atatürk Samsun`a çıktığında Madenler yabancılarda
> idi,
> Şehir hatları yabancılarda idi,
> Demiryolları, sanayii yabancılarda idi.
> Hatta T. ÖZAKMAN Şu Çılgın Türkler kitabında;
> Konya`dan askeri birliği taşıyan trenin makinistinin Rum
> olduğunu,
> Türklere bu işin öğretilmediğini yazar.
> Artık kesinlikle eminim ki, biz de YİĞİT`nin akıbetine
> uğrayacağız..
>
> Unutmayın sakın Hayat bumeranga benzer.
> Yaptığınız iyi kötü her şey, bir gün size geri
> döner.
Sevgilerimle.
>
>
>
__________________ BİLMEDİĞİN KONULARDA EN İYİ KONUŞMAK, HİÇ KONUŞMAMAKTIR.
Konu enko tarafından (26.08.08 Saat 22:22 ) değiştirilmiştir.
|