![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Forum Kuralları | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Mesajları | Forumları Okundu Kabul Et |
| Hikayeler, Olaylar ve Yazılar Başınızdan geçen veya başkalarının başından geçmiş olayları ve hikayeleri özgürce paylaşabileceğiniz ilginç bir bölüm. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Seçenekleri | Gösterim Modu |
| ||||
| Gündüz gözü fener yakıp sokaklarda durmadan: Tanrı'yı arıyorum!, Tanrı'yı arıyorum! diye bağıran deliden söz edildiğini duydunuz mu? Ne çok Tanrı'ya inanmayan vardı Onun bu feryatları gülüşmelere neden olduAcaba bir çocuk gibi mi kayıp oldu? diye sordu birisiSaklanıyor mu? Bizden mi korkuyor acaba? Göçmen mi? Sokaktaki halk birbirine bu soruları bağırarak soruyor ve gülüşüyordu Deli kalabalığın arasında karıştı ve kendisine gülen bu insanları şöyle bir süzdü"Tanrı nereye gitti?" diye bağırdı"Bunu size söyleyeceğim!" diye devam etti"Biz onu öldürdük" Papaz okulunda yetişen Nietzsche'nin aslında inkar ettiği ve öldürdüğü Tanrı, katolik ortodoks anlayışın ortaya çıkardığı papazların Tanrısı, yalnızca belli bir kesimin çıkarlarına hizmet eden taraf tutan bir TanrıAklı devreden çıkarıp insanları Hristiyanlık adı altında Tanrı adıyla sömüren kiliseye karşı verilen bir savaş "Hristiyanlık dünyayı kötü ve çirkin görmeye karar verince, dünya da kötü ve çirkin oldu" Bir putla savaşıyordu NietzscheTıpkı peygamberler gibi, o da kendi devrinin putlarını yıkmaya çabalıyorduPeygamberlerden farkı, yıktığı putların yerine ne koyacağını bilememesiydiVe işte bu yüzden yalnız yıkmakla yetindiYerine koyabileceği bir başka Tanrı daha yoktu, çünkü içinde büyüdüğü ortamın Tanrı anlayışı buyduHer ahlaklı insanın yapması gerekeni yaptı NietzscheYani yalanla ve sömürüyle savaştı Ancak içinde oluşan boşluğu berrak bir suyla doldurup gönlünü ferahlatabilmesi mümkün olmadıÇünkü o yalnızca raksedebilen bir Tanrı'ya inanabilirdi"Tanrı"yı öldürmekle yetindiÖldürdü ve yalnızlaştıÇünkü çok korkunç bir şeydi bu yaptığı baş edilmesi mümkün olmayan… "Tanrının ölümünü, büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştürmezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız" "Biz, katiller kendi aramızda birbirimizi nasıl teselli edebiliriz? Dünyanın bugüne kadar sahip olduğu en kutsal ve en güçlü şey kanlı bıçağımızın altında can verdiBizi bu kandan kim temizleyecek? Hangi su, bu kanı temizleyebilir? Bu suçun cezasını nasıl ödeyeceğiz? Hangi kutsal oyunu icat etmek zorunda kalacağız? Bu eylemin büyüklüğü bizim için fazla büyükYalnızca ona layıkmışız gibi görünmek için, bizim Tanrı olmamız gerekmez mi?" Sağlık sorunları yüzünden üniversiteden ayrılıp, göçebe hayatı yaşamaya başladıÜlke ülke, şehir şehir dolaşıp az da olsa huzur bulabileceği bir yer aradı durduAncak ne yaparsa yapsın dinmedi ruhunun ızdıraplarıÇünkü aslında kaçtığı kendi içindeki acıydı ve nereye giderse gitsin o acı da kendisiyle birlikte geliyor, söküp atması kurtulabilmesi mümkün olmuyordu Bütün bu içsel çilelere rağmen Tanrı'nın sevdiği bir kul olmalıydı NietzscheÇünkü Tanrı sevdiği ve öte dünyada kurtarmak istediği kulunun ruhuna öyle ızdıraplar verirmiş ki kulun arayışı hiç bitmesin ve sonunda kendi yolunu bulabilsinMutlak kurtuluşa erip, bir daha dünyaya hiç dönmesin "Bir gün bana şöyle dedi şeytan: "Tanrının dahi kendi cehennemi vardır, bu insana sevgisidir" Ve şöyle dediğini işittim geçenlerde: "Tanrı öldü, insana acımasından öldü Tanrı" İnsana ve evrene duyduğu sevginin, merhamet duygusunun, bu ıstıraba yol açtığı vehmine kapılıp vicdanına karşı düşman kesildiAcımasızlığı, sertliği yücelttiYani olmayı başaramadığı insan modeline tapınmaya başladı"Ümit kötülüklerin en büyüğüdür, çünkü işkenceyi uzatır" diyebilecek kadar karamsar bakmaya başladı hayataDünyanın gelmiş geçmiş en pesimist filozofu Schopenhauer'a bu denli hayranlık duyması belki de bundandıMerhametin ve ümidin en büyük düşmanıydı artık "Acıması, utanma nedir bilmezdi, benim en kirli köşelerime dek sokulmuştuBu son derece meraklı, aşırı sokulgan, aşırı acıyan Tanrı, ölmek zorundaydıO hep beni görüyordu, ya öc alacaktım bu tanıktan, ya da ölecektim! Her şeyi, insanı dahi gören Tanrı, ölmek zorundaydı! İnsan böylesi bir tanığın yaşamasına katlanamaz" Tanrı'yı gömüp mezarı başında uzun süre, yerine koyacak bir şey bulamamanın kahredici ağırlığıyla korkudan titreyen Nietzsche, sonunda aradığı şeyi bulmuştu"Üst insan" "Ah, buldum onu kardeşlerim! İşte, en yüce dorukta kaynıyor sevinç pınarı benim için! Burda, hiçbir ayak takımının benimle birlikte içemeyeceği bir yaşam var! Akışın nerdeyse pek yoğun geliyor bana, ey haz pınarı! Doldurayım derken, sık sık yeniden boşaltıyorsun kadehi" "İnsan, hayvan ile Üstinsan arasında gerili duran bir iptir, uçurumun üzerinde duran bir ipİnsanın büyüklüğü onun bir amaç değil de bir köprü olmasıdırİnsanda sevebileceğimiz şey ise, onun bir geçiş ya da düşüş olmasıdır" Aradığı şeyi bulmuştu bulmasına ama huzuru yine bulamadıVe hala aklıma geldiğinde beni hüzünlendiren o sahne yaşandı1889 yılının 3 ocağında; Torino'da Piazza Carlo'da yapayalnız yürürken bir at arabasının önünde arabadan inmiş bir kahya, yaşlılığından hızlı gidemeyen atları büyük bir acımasızlıkla dövüyorduAtlar haraket etmeden duruyorlardıAncak öylesine acı çekiyorlardı ki gözlerinden yaşlar geliyorduNietzsche dayanamayıp atlara doğru koşmaya başladı ve onların boyunlarına sarılarak dakikalarca ağladı Bu andan sonra bir daha kendine gelemedi. DelirmiştiJena Üniversitesindeki psikiyatri kliniğine kaldırıldıSonraki 11 yılının bir süresi bu klinikte, büyük bir bölümü de annesinin yanında geçti Annesinin ölümünden sonra, ömrünün son günlerinde kız kardeşi Nietzsche'yi yanına aldıArada bir Nietzsche'yi ziyarete gelen dönemin aydınlarının yüzüne boş gözlerle bakıyorduGeçen yıllar boyunca arkadaşlarının Nietzsche'nin ağzından duyduğu tek cümle şu oldu : "Dostlarım ben de zamanında iyi kitaplar yazmadım mı? " "Fakat acı çeken dostun varsa, acısına dinlenme yeri ol, sert bir yatak gibi ama, asker yatağı gibiOnun en çok böyle yararsın işine Ve dostun biri sana kötülük ederse, şöyle de: "Bana ettiğini sana bağışlıyorum; ama kendine ettiğini, onu nasıl bağışlarım!". Böyle buyurur her büyük sevgiO bağışlamayı da, acımayı da alteder Kişi yüreğini sıkı tutmalı, onu bir koyverdin mi, kafanı da pek çabuk kaçırırsın!"
__________________ ![]() 'Turkcheyi Türkçe Konuşarak mı Saklasak,Türkçe yi Turkche Konusharock mı Yasuck'la Suck?' Amerikan özentisi gençlerin içinde büyüyen 21 yy da , Türklüğüyle övünen ve onu korumaya çalışan size göre geri kalmışlardanım !! |
![]() |
|
| Etiketler |
| kanatları, olmalı, sevenin, uçurumu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Seçenekleri | |
| Gösterim Modu | |
|
|
| | ||||
| Konu | Yazar | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Çin'de kedinin kanatları çıktı | KuRt BeY | Garip Olaylar | 33 | 26.08.08 13:45 |
| Aşkın kanatları Mevlânâ'ya yükseliyor | Kültür | Kültür & Sanat Haberleri | 0 | 02.12.07 02:10 |
| Bir meleğin kanatları arasından sıyrıldım bu gece.. | m@r@l | Yazılar ve Hikayeler | 2 | 18.08.07 14:31 |
| Kanatları olanın, ayakları kaymaz | LaViNia | Yazılar ve Hikayeler | 0 | 30.09.06 11:03 |
| Kamu ve özel sektör uçurumu açılıyor ! | hakan3232 | Ekonomi, Borsa, Finans ve Yatırım | 0 | 27.09.06 18:36 |